15. bölüm · BİR EV MESELESİ
Tiyatro Salonu
Rol yapmak için önce bir şeyleri kendine saklamayı öğrenmelisin”
15. BÖLÜM
Tiyatro Salonu
Elimin altındaki kedinin tüylerini severken veterinerin dediklerini dinliyordum. “Kısa zamanda iyileşme gösterdi. Ayrıca kendisi çok uslu bir kedi” “Evet öyledir. Her hangi bir sorun yoksa onu alabilirim değil mi?” “Evet tabiki” Gülümseyerek elimi uzattım. “O zaman size iyi günler” Elimi sıktı. “Size de” Veterinerin yanından ayrılarak çıkışa doğru ilerlemeye başladım. Odadan çıkınca rahat bir nefes verdim. Küpeliye olan itirafımdan sonra herşey hızla ilerlemişti. Sabaha kadar mekanda eğlenmiştik. Ben içmediğim için diğerlerine de içki içirmemiştim. Sabah uyandığımızda hepimiz mekanın saçma salak köşelerinde uyuya kalmıştık. Hatta Cankut tuvalette klozetin kapağının üzerine kafasını koymuş bir şekilde uyuya kalmıştı. Sabah toparlanınca otele dönmüş ve hızla duşa girmiştik. Sonra da valizleri hazırlayıp hava alanına gitmiştik. Uçaktan indiğimizde gece saatlerinde olduğumuz için hepimiz fazla yorgunduk. Evlere girer girmez sızıp kalmıştık. Bugün önce sabahki derslerime gitmiş sonra da kar topunu veterinerden almaya gelmiştim. Veteriner, restoran ve okulum aynı cadde üzerindeydi. Bu cadde çok işlek olduğu için aradığınız herşeyi burada bulabilirdiniz. Ben hala küpelinin sevgilim olmasına inanamıyordum. O benim için yolun başından beri arkadaştı. İlk gün sevgili olduğumuzu diğerlerine söyleyip söylememe konusunu tartışmıştık. Ben onlardan bir şey saklama taraftarı değildim. Uzun süre bu meseleyi bilmezlerse bize darılabilirlerdi. O da bu durumu söylemeyi bir sorun olarak görmemişti.
Restorantdan içeriye girince sıcak hava yüzüme çarptı. Dışarısı fazlası ile soğuktu. Asansöre doğru ilerlerken Esmayla karşılaştım. Kısa zamanda buradaki yakın arkadaşım olmayı başarmıştı. “Bizimkinin sahiplenildiğini duymuştum ama sen olman şaşırttı doğrusu” Güldüm. “Burada ortalıkla dolaşıyordu sahibi olmadığını fark edince bende onu evlat edindim.” Gülümsedi. “Arka tarafa gelmiyormusun?” “Yukarıda ufak bir işim var. Sonra geleceğim” Asansörün kapısını açarak içeriye girdim. Katın düğmesine bastım. Aynadaki aksimle göz göze gelince hızla elimle saçlarımı düzelttim. Asansör kata gelince kapıyı açarak dışarıya çıktım. Odasının önüne doğru ilerlerken kalbimde durduramadığım bir heyecan belirdi. Onu her gördüğümde böyle oluyordu. Hızlı kalp atışlarım arasında kapıyı çaldım ve kulpunu çevirerek içeriye girdim. Masanın başındaydı sanki dışarıya çıkacakmış gibi ayakta duruyordu. “Rahatsız mı ediyorum?” Güldü. “Sen ancak ve ancak beni mutlu edebilirsin” Yanına doğru adımlarken elimdeki kedi çantasını masaya koydum. “Çocuğumu veterinere almaya gittim. Geri işe geleceğim için senin yanına bırakayım dedim ama” Bakışlarım üzerinde gezindi. Üzerinde yarışma tarafından Türkiye’ye gelecek olan özel dikim önlük vardı. İlk defa üzerinde görüyordum.
Yanına doğru ilerledim ve önünde durdum. Parmaklarım adının yazılı olduğu yerde gezindi. “Yakışmış” Bakışlarım ona çıktığında dikkatle beni izlediğini fark ettim. Kolunu belime doladı ve beni kendine çekti. “Mutfağa ineceğim. Ama seni görünce yanından ayrılasım hiç gelmiyor” Kollarımı boynuna doladım. “Sen aşağıdaki işlerini hallet bende işimin başına döneyim” Kafasını omzuma yasladı. “Bugün çalışmasak olmaz mı?” Güldüm. “Bu soruyu benim sana sormam gerekmiyor mu?” “Patron sensin” Kalbim hızla çarparken göğsümde aynı hızda yükseliyordu. İşaret parmağını kalbime dokundurdu. “Şunun bu kadar hızlı atmasına ben sebep oldum ya. Bana bu dünyadaki en güzel şeyi verdiğinin farkında değilsin” Gülümsedim. Kafasını boynuma gömdü ve derin bir soluk aldı. “Ben burada kalsam olmaz mı?” Çocuk gibi çıkan sesi ile gözlerim doldu. Onun sevgisi benim gözlerimi dolduruyordu. Onu bir gün kaybetmekten çok korkuyordum. “Hadi işimizin başına dönelim” Kollarımı boynundan indirdim ve arkamı dönerek kapıya doğru yürümeye başladım. “Hemen kaç hiç durma tamam mı?” “Tamam” Kapıyı açtım ve dışarıya çıktım. Kedi için yukarıya birini göndereceğine emindim. Asansörün önüne gelince kapıyı açarak içeriye girdim. Hemen ardımdan o da içeriye girdi ve katın düğmesine bastı. “Akşam bizimkilerle konuşuyoruz değil mi?” “Evet. Bu durumu erkenden bilmeleri daha iyi.” “Peki sen ne dersen o” Asansör durduğunda yanağıma kocaman bir öpücük kondurdu ve kapıyı açarak dışarıya çıktı. “Aram!” Gülme sesini duyduğumda benimde yüzümde bir gülümseme oluştu. Ardından bende dışarıya çıktım ve eşyalarımı bırakmak için odaya doğru ilerledim. Bu meseleyi zamanı gelince anneme de anlatmam lazımdı. Ondan birşeyler saklamayı sevmiyordum. Zaten hayatım boyunca ilk defa adam akıllı bir ilişkim olduğu için bana sorun çıkarmazdı.....
....
Arabanın klimasından gelen sıcak hava kaslarımın rahatlamasına sebep oluyordu. “Sence nasıl tepki verecekler?” Usta bir hareketle direksiyonu çevirirken bakışlarını saniyelik bana döndü. “Çok fazla tepki vereceklerini sanmıyorum. Sen de kasma bu kadar. Zaten sana aşık olduğumu biliyorlardı. Yani onlara sürpriz olmaz. Ama Feyza’ya sürpriz olabilir. Sen bu meseleyi ona açtın mı?” Kafamı olumsuzca sağa sola salladım. “Hayır konuyu hiç ona açmadım. Ama o seni bana çok kez açtı” “Hmm nasıl açtı?” Sesi fazlası ile eğlenir çıkmıştı. “Bana senin çok iyi birisi olduğundan yan yana gelince çok yakıştığımızdan bahsetti. Ama ben oscarlık bir performansla onu kınadım ve böyle bir durumun asla gerçekleşmeyeceğini söyledim. “ Dizlerimin üzerindeki elini avuçları arasına aldı ve bana döndü. Dudakları elimin yüzeyine temas edince içimden bir elektriklenme geçti. “Ben istediğim herşeyi alırım” Avucumu avucunun içinden çıkarmadan vites topunu kavradı ve yanan yeşil ışıkla vitesi değiştirerek aracı sürmeye başladı. Birisi ona bundan çok fazla etkilendiğimi söyleyebilirmiydi? Eğer eli elimin üzerinde olmasa ellerimin titremesini fark edebilirdi. Elim vites topu ile onun elinin arasında sıkışmıştı. Bakışları kısa bir an bana döndü. Sokak lambalarının ışıkları yan profiline vururken olduğundan daha yakışıklı duruyordu. Telefonumu cebimden çıkararak hızla kamerayı açtım ve üst üste fotoğraflarını çekmeye başladım.
Onu çektiğimi anlayınca gülümsemesi daha da büyüdü. “Birinin izinsiz fotoğrafını çekmenin nasıl suç cezalarına çarptırılacağını biliyormusun?” Telefonumu cebime tekrar sıkıştırdım. Araba sonunda yavaşlayarak durduğunda elimi yanağına yasladım. “Eğer suçumun cezasını sen vereceksen herşeye kabulüm” Güldü. Yanağını geriye çekerek avuç içime öpücükler kondurmaya başladı. Bu gıdıklanmama sebep olunca kahkaha attım. Elimi geriye çektiğimde bakışlarının gülüşümde takılı kaldığını fark ettim. Benim bakışlarımda onun gülüşüne kayınca daha derin gülümsedi. “Eskiden seni güldüğün zamanlar izlediğimde benim gülüşüme bu kadar derin bakmazdın. Şimdi tuhafıma gitti” “Belkide hep gülüşüne derin derin bakmak istemişimdir” Çantamın omzumdan düşen askısını düzelttim ve aracın kapısını açarak dışarıya çıktım. Serin hava vücudumun titremesine sebep oldu. Bizimkilerle konuşmuş ve dışarıda yemek yemeye karar vermiştik. Arabanın etrafından dolanarak yanına doğru ilerledim. Önüne geçtiğimde elini belime koyarak beni yürütmeye başladı. “Şimdi biz hep böyle mi yürüyeceğiz?” “Aslında farklı yöntemlerde kullanabiliriz” “Ya neymiş o?” Güldü. “Seni kucağıma alabilirim”
Dükkandan içeriye girince sıcak hava dalgası her yerimi sarmaladı. Cankut elini sallayarak bize yerini belli ederken Ekin elini başına vurarak bu yaptığını kimse fark ediyormu diye etrafı kolaçan etti. Bu hallerine güldüm. Feyza’nın yanına geçince Aram’da karşıma oturdu. Kabanımı üzerimden çıkardım ve sandalyemin arkasına astım. Çantamı da yanına astığımda onlara döndüm. “Bizde daha yeni yemekleri sipariş ettik” Burası uzun zamandır ünlü olan bir hamburgerciydi. Kollarımı birbirine sardım. “Bakın şimdi-” Aram eli ile Cankut’u susturdu. “Bu sefer biz birşeyler anlatacağız kardeşim” Cankut’un bakışları değişirken buz gibi bir sesle konuştu. “Bir şey mi oldu kardeşim?” Konu onların başına gelecek herhangi bir durum olduğunda tanıdığımız bildiğimiz Cankut gidiyor yerine dünyanın en ciddi insanı geliyordu. Aram ile göz göze geldik. Güven vermek istercesine gülümsedim. “Bizim size söylememiz gereken bir şey var” “Siz?” “Alya ve sen” Onları başıyla onayladı. Bu kadar ağır çekime gelemeyeceğim için hızla konuşmaya başladım. “Biz Aram ile sevgiliyiz” Kısa süreli bir sessizlik oldu. “NE! PARS PORNO FLİM ÇEKERKEN Mİ YAKALANMIŞ?” Cankut’un dedikleri ile ben kahkaha atarken Aram onun ensesine vuruyordu. İkiside yerine yerleştiğinde bakışlar ikimiz arasında gidip geldi. “Ne zamandan beri?” Feyza soğuk tutmaya çalıştığı sesi ile konuştu. “Şampiyonluk kutlamasını yaptığımız geceden beri” “Yani iki gündür bize söylemiyorsunuz?” “Siz bize Cankut ile sevgili olduğunuzu söylediniz mi ki?” Ekin’in başı hızla Cankut’a dönerken tehditvari bir tonda konuştu. “Ne diyorsunuz siz?” “Ya benim Feyza’ya aşık olduğumu sağır sultan bile duydu kardeşim. Onun da bana karşı birşeyler hissettiğini öğrenince hemen onunla konuştum. Zaten bizimkiside şampiyonluk kutlamasında oldu.” Aram elini saçlarının arasına daldırarak karıştırdı. “Ne kutlamaymış arkadaş. Sen kendine birilerini buldun mu Ekin?” Alayla karışık bir şekilde konuşmuştu. “Bende iki gündür bir kızla konuşuyorum” Feyza tükürüğünde boğulurken Aram onu sakinleştirmeye çalışıyor Cankut ve bende deli gibi gülüyorduk. Gözlerimizden yaşlar gelirken elimi karnıma bastırdım ve yerimde doğruldum. “Pardon boşluğuma geldi de” “Kız kim abi?” Ekin Feyza’nın burnuna vurdu. “Bana sinirli sinirli konuşma daha senin hatta sizinde hesap vaktiniz var”
Hamburgerler garsonlar tarafından masaya getirilirken birkaç dakika sussakta daha sonra konuşmaya devam ettiler. Kolama pipetini takarken konuştum. “Ee kim bu kız?” “Şimdi şöyle” Hepimiz onu dikkatle dinlerken gerildiğini hissettim. “Şimdi bize Wanda Nara diyecek iyi izleyin” Küçük bir kahkaha attı ve konuşmaya başladı. “Bu kutlamayı yaptığımız gece pizza siparişi verdik ya biz. İşte on da pizzayı getiren kıza tutuldum. Ama nasıl güzel bu kız. Böyle dup duru bir güzelliği var. O arada numarasını aldım. İki gündür konuşuyoruz öyle işte” “Sen flörtleşmeyi de mi bilirdin ya? Biz seni hep bir ortama girdiğinde her yere aşağılayıcı bakışlar atmandan tanıdığımız için kusura bakma” Feyza’nın dediğine hepimiz gülerken Ekin somurtuyordu. “Ya tamam üzmeyin Ekoyu. Eko şimdi sende o kızı ayarla kendine şöyle hep beraber altılı date yapalım tamam mı?” Pipeti dudaklarım arasına alarak kolamı içmeye başladım. O sırada Aram ile göz göze geldim. Bana gülümseyerek bakıyordu. Kollarını birbirine sardığı için pazuları daha da şişmişti. Bakışlarım kolundaki bıçak dövmesine kayınca aklıma beraber dövmeciye gittiğimiz geldi. O dövmenin anlamı neydi?
....
Yüzünü tekrar geriye iterken çenesinden tutarak onu kendime çevirdim. “Ya bi dur. Sanki seni sirk maymununa çevireceğim alt tarafı pudra” “Erkek adama yakışmaz” Burnunu parmaklarım arasına aldım. “Sus bence” Fırçayı yüzünde dolaştırırken huylanarak geriye çekildi. Güldüm ve dudaklarımı yanağında kocaman bir ruj izi bırakacak kadar yanağına bastırdım. Dudaklarımı yanağından çektiğimde kırmızı rujun yanağında bıraktığı izle karşılaştım. Dudaklarımda büyük bir gülümseme oluşurken sandalyesini çevirerek bana döndü. “Varya senin o dudaklarını” “Ee” Sesim alaycıl çıkmıştı. “Öperim kadın” Yüzünü yüzüme yaklaştırırken duyduğum sesle hızla ondan uzaklaştım. “Sıradaki gösterim adı Aşk Düğümleri Alya Lina Dalkıç’tan.” “Tam zamanını buldu bunlarda” “Hadi hızla sahneye çıkmamız lazım.” Onu kollarından tutarak ayağa kaldırdım. Bakışlarım aynadaki yansımalarımıza kaydı. İkimizinde üzerinde eski zamanlardan kalma birer kıyafet vardı. Siyah belden oturtmalı pileli bir elbise vardı üzerimde. Korsesi o kadar sıkıydı ki göğüslerim olduğundan daha da büyük görünüyordu. Onun üzerinde ise siyah kumaş bir pantolun üzerinde ise eski dönemden kalma kırmızı tüllü bir kazak vardı. Sahneye çıkmak için dışarıya adımladık. Sahneye çıkmadan önce kolundan tuttum. “Sadece doğaçlama yapacağız sevgilim” “Sana uyacağım bir tanem” Sahneye çıktığımızda ödev teslimi vereceğimiz hoca ve gösterilerini bitirmiş öğrenciler bizi alkışladı.
Arkadan eski zamanlara ait bir müzik çalarken bakışlarım ona döndü ve kafamla onay verdim. Hızla benden birkaç adım uzaklaştı ve elini uzatarak bağırmaya başladı. “Üzgünüm matmazel ama siz kalpsiz birisiniz. Duygularım karşısında gözleriniz kör, diliniz lal oluyor. Bu acı yüreğime ağır gelmeye başladı artık” “Peki size ne demeli?” Sesim tam bir cadı sesi gibi çıkmıştı. “Bana sevginin batağına düştüğünüzü söylüyor sonra ise yalanlarla bana hayal dünyası kurduruyorsunuz. Şimdi ben size nasıl inanayım? Önce kara batağa düştüm diyor sonra ise kalbimi kırıyorsunuz” “Aileniz yüzünden bunların hepsi. Benim gibi eve beş kuruş para getirmeyen adamı neylesinler. Aşktan gözün kör de olsa ben artık seni kabul edemem” Basamaklardan birine oturduğunda yanına doğru hızlı adımlarla ilerledim. “Önce beni sevdiğinizi söylüyor batağınıza beraber girelim dediğimde kabul etmiyorsunuz. Önce sizi öpmeme izin veriyor sonra da kaçıyorsunuz. Ailemin kararları beni yansıtmaz. Siz sadece tamam deyin ki yanınızda o batağa beraber gömülelim” “Olmaz. Erkek adam kadınına bakmıyor dedirtmem. Sen yeter ki mutlu ol” Ayağa kalktım ve elbisemin eteklerini tutarak arkamı ona döndüm ve yürümeye başladım. “O zaman bende başka birisiyla batağa girerim.” Kolumdan tutarak beni kendine çekmesi ile onunla burun buruna geldim. Sadece gözlerine odaklanmışken nerede olduğumu unutmuş gibiydim. “Olmaz. Benden başkasının batağına giremezsin” “O zaman seninle o batağa gireyim” “Olmaz. Benimle olamazsın ama başka batağa da giremezsin” Kolumu elinden kurtardım. “Sen önce ne istediğini öğren koca adam!”
Kolumdan tutarak beni tekrar yakaladığında kalp atışlarım dışarıdan duyulacak hale gelmişti. Bir yandan sahneye çıkmanın verdiği stres ve adrenalin diğer yandan ise onunla bu kadar yakın olmamın kalbime yaptığı zarar bana iyi gelmiyordu. Eli ile çenemi kavradı. “Aşkından korlara da düşsem seninle olmaz. Ama başkasıyla da olmaz” Baş parmağı dudağımın üzerinde gezindi. Bu rol işi fazla mı olmaya başlamıştı? Bu kış gününde hararet basmıştı. “Bu dudaklar benden başkasının tenine değerse ölüm fermanımı yazıldı bil” Ondan hızla uzaklaştım. “Sen önce ne istediğini öğren” Arkam dönük yürürken duyduğum alkış sesleri ile rahat bir nefes verdim. Bu gösterinin bittiğine dair verilen işaretti. Aram’ın yanına döndüm ve elinden tutarak sahnede kısa bir selam verdikten sonra arkaya geçtik. Arkadaki küçük hazırlanma odasına girince kendimi geniş koltuğa attım. Tabi bu elbise ile biraz zor olsada yapacak bir şey yoktu. Elbisenin yırtmacı açılırken ona bıkkın bir bakış attım. Bu tarz tiyatro gösterilerinde seyircilerin alkış sesini duyana kadar role devam ederdik. Çok uzun süreli bir tiyatro değildi ama yine de seyirciye güzel şeyler kattığına emindim. Masanın üzerindeki ıslak mendille yüzündeki pudrayı silmeye başladı. “Bak güzel iş ama bu makyaj bizi bozar. Şimdi bu bölümde okuyan erkekler makyaj mı yapıyor?” Güldüm. “Oho kırmızı ruj bile süren var” “Bende kırmızı ruj sürmek isterdim ama farklı bir şekilde” Kısık sesle söylediklerini duysam da duymamazlıktan geldim.
Sıcak basmıştı. “Ben üzerimi değiştireyim daraldım bunun içinde” Güldü. “Yardım lazım mı?” Gözleri ile korseyi işaret etti. “Fazla sıkı gibi” Sırtımı ona döndüm. “Bence de sen yapabilirsin içeride birde bununla uğraşmak istemiyorum. “ Arkamdaki bedenini hissedince gerildim. Parmakları korsenin ipleri üzerinde dolaştı. Saçlarımı sağ omzumun üzerine bıraktı. Parmaklarının saçımın kapattığı sırtımdaki açık dekolteye değmesi ile irkildim. Yüzündeki sırıtışı buradan bile hissediyordum. Parmakları yavaşça ipe doğru ilerledi. Daha sonra ise ipleri yavaş yavaş çözmeye başladı. “Kaç düğüm var burada?” “53” Parmakları bir an durdu. “Evlendiğimizde gelinliğini bu tarz alma. O düğümü çözene kadar ruhumu teslim ederim galiba” Güldüm. Sıcak nefesi enseme vuruyordu. “Kim bilir” Kalbim çok hızlı atıyordu. Acaba o da böyle hissediyormuydu? Aşk böyle bir şeymiydi? Onun yanındayken kalbiniz çok hızlı atıyor ve yüzünüzdeki aptal gülümsemeye hakim olamıyormuydunuz? O zaman aşk güzel birşeydi. Düğümler bittiğinde korseyi üzerimden çıkardım ve odanın içindeki kabine doğru ilerledim. “Teşekkürler bir tanem” Güldü. “Senin o bir tanem diyen-” Kabinden içeriye girince cümlesinin devamını duymamıştım. Hızla üzerimdeki elbiseyi çıkardım. Ayağımdaki ayakkabılarıda çıkarınca rahat bir nefes verdim. Üzerime bebe mavisi kazağımı giydim. Altına ise siyah taytımı geçirdim. Siyah uzun botlarımı da ayağıma giyince saçlarımı hızla bir topuz yaptım ve çantamı alarak odadan çıktım.
Makyaj masasına doğru ilerlerken bir yandan da onu dinliyordum. “Bende bir üzerimi değiştireyim” Onu başımla onayladım. O kabine geçerken makyaj temizleme pamuğunu alarak masanın üzerindeki temizleme suyuyla ıslattım ve gözlerimi ovmaya başladım. Makyajımdan bir kırıntı kalmayana kadar yüzümü temizledikten sonra Aram kabinden çıktı. “Hazırmısın?” “Evet” Koltuğun üzerindeki kabanımı üzerime geçirdim. Bakışlarım tekrar ona kayınca masanın üzerine bıraktığım çantamı elinde tuttuğunu gördüm. Gülerek yanına doğru ilerledim. Çantamı elinden aldım ve kapıyı açarak dışarıya çıktım. Elini belime atarak beni ilerletti. “Ya biz ne zaman yan yana yürüyeceğiz?” Güldüm. “İmkansız gibi. Düşünsene öldüğümüz zaman mezarlarımızı yan yana değil karşı karşıya koyuyorlar” Eli ile belimi hafifçe sıktı. “Ölüm lafını ağzına alma” “Farzet ki aldım ne yapacaksın acaba? Ağzıma acı biber mi sürersin?” Gülme sesini duydum. “Aklının alamayacağı şeyler” Tiyatro salonundan çıkınca rahat bir nefes verdim. Okulun çıkış kapısına doğru ilerlerken sessizdik. Bir anda beni kucağına alması ile dudaklarımın arasından bir kahkaha döküldü. “Bende ne zaman yapacaksın diye bekliyordum?” Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. “Ne yapayım kızım. Sevgilim var ama yan yana yürüyemiyorum. Hem kimse sevgilimi kucağıma aldım diye bana bir şey demez, diyemez” Güldüm. Çıkış kapısına doğru ilerlerken kollarımı boynuna doladım ve başımı omzuna yasladım. “Hep böyle mi olacak?” “Hayatımın sonuna kadar seni kucağımda taşıyabilirim”
Okuldan çıkınca soğuk hava yüzümüze çarptı. Aralık ayını bitirmek üzereydik. Tatilimizin başlamasına bir hafta kadar kalmıştı. Arabanın önüne gelince durdu. “Arabanın anahtarları cebimde” Elimi kabanının sağ cebine attım ve arabanın anahtarını çıkararak kapıları açtım. Yolcu koltuğunun kapısını açtı ve beni oturttu. Elleri yüzümü bulurken konuştu. “Donmuşsun kızım” Ellerini yüzümden çekerek kapıyı kapattı ve sürücü koltuğuna yerleşti. Hızla ısıtıcıyı açarken arabanın anahtarını ona uzattım. Bana doğru biraz kayarak ellerini yüzüme koydu ve iki yanağımı da öptü. “Az önce öpecektim de dışarısı soğuktu” Güldüm. “Sevgilisini de düşünürmüş” Arabayı çalıştırdı. “Ee yani.” “Şimdi sen şampiyonluğu kazandın ya” “Ee” “Zincir hayalin vardı. Sana teklif geldi mi?” Bakışları kısa bir an bana kaysa da geri yola döndü. “Benim kupayı kazandığım gün canlı yayında oynamadı. Burada daha sonra televizyonda vizyona gelecek. O yüzden sayılı önemli kişiler dışında kimse bunu bilmiyor” Onu başımla onayladım. “Yani bende o sayılı kişiler arasındayım?” Tatlı tatlı sorduğum soru ile bana döndü. “Sen her zaman o önemli insanlardan olacaksın” Araba kampüsten çıkarken ona doğru döndüm.
“Eğer zincirin olursa bir gün bana kendi mutfağında yemek yapmanı isterim” “Zincire ne gerek var. Bir gün restoranta gidelim. Sana güzel bir yemek yapayım. Varya parmaklarını yersin” Güldüm. “İnşallah” Telefonumun zil sesi arabayı doldurunca çantama uzandım. Çantamı açarak içinden telefonumu çıkardım. Annem arıyordu. Telefonu açarak kulağıma götürdüm. “Alo ne yapıyorsun kızım?” “Ne yapayım anne. Bugün ödev teslimi vardı onu teslim ettim şimdi de eve geçiyorum” “İyi iyi. Bizde aynı uğraşıp duruyoruz. Baban dükkanla ilgileniyor, bende televizyona bakıyordum. Şimdi senin tatilin ne zaman başlıyor?” Sıkıntılı bir nefes verdim. O sırada onunla göz göze geldik. Beni rahatlatmak ister gibi gülümsedi. Kısa bir gülümseme gönderdim ve telefona geri döndüm. “Haftaya diyorlar ama tam bilmiyorum. Ben zaten buralarda olacağım. Tekrar ara tatil geldiğinde yanınıza gelirim. Hem Feyza’yı da tek bırakmak istemiyorum.” “E onu da al gel kızım. Hatta Ekin’de gelsin. Bir şey olmaz” “Olmazda onların da burada işleri varmış o yüzden bu seferlik burada kalacağız” “İyi bakalım öyle olsun” “O zaman ben kapatayım daha sonra konuşuruz” “Tamam kızım” Telefonu kapattım ve çantamın içine fırlattım.
“Ne diyor?” “Tatilde gelip gelmeyeceğimi soruyor. Gelmeyeceğim dedim ama onların işi belli olmaz bir bakmışız buraya gelmişler” Telefonumun tekrar çalması ile çantamdan çıkararak aramayı yanıtladım ve telefonu kulağıma tuttum. “Ne yapıyorsun kızım?” “Ne yapayım dayı öyle uğraşıyorum. Sen?” “Bende aynı. Kız cimcime sen hala aynı evde mi kalıyorsun?” Güldüm. “Oho dayı sen nerede kalmışsın ya. Ben oradan taşındım bile. Bir apartmanda oturuyorum şimdi Feyza ile.” “Ve bu durumu en son dayına söylüyorsun. İnsan bir akşam yemeğine davet eder” Güldüm. “Tamam ya bir akşam yemeği sana feda olsun. O zaman diğerlerinide çağırıyorum hep beraber bir yemek yiyelim.” “Tamamdır cimcime akşama sizdeyim” Telefonu kapattım ve kilidini açarak watsaba girdim. Dayıma evin konumunu atarak ona döndüm. “Dayım akşam bize geliyor aşkım” Bakışları bana döndü. “Gelsin Aşkım” “Akşam ki yemekler ellerinden öper” Güldü. “İyi ki ben varım hayatınızda yoksa sizi düşünemiyorum” Güldüm. Allah onu benden almamalıydı....
....
Salatayı da masaya koyarken mutfağa doğru bağırdım. “Dayı Aram hadi gelin sofra hazır” Odama doğru ilerledim ve masamın üzerindeki tabağı alarak kapıyı kapadım. Birkaç gün önce yediğim yemeğin tabağı odamda kalmıştı. Mutfaktan içeriye girince tabağı tezgaha bıraktım ve bu soğukta mutfağın balkonunda oturan dayımların yanına doğru ilerledim. Kapının yanına gelince adımı duymamla duraksadım. “Alya kırılgan bir kızdır. Sen bakma onun herşeye güldüğüne içini bir o bilir bir de Allah. Ailesini biliyorsun her konuda üzerine geliyor zaten ben uzun zaman sonra onu ilk defa sizinle içten bir şekilde gülerken görüyorum. Eğer onun bu ailevi sorunlarıyla başa çıkamayacaksan onu erkenden bırak” “Ben sizi anlıyorum efendim. Siz yeğeninizi korumaya çalışıyorsunuz ama ben ona aşık olmadan önce zaten ailesi ile olan problemlerini biliyordum. Ben onu bu durumu karşı sevdim. Ailesinin böyle olması onun suçu değildi. Kendisi bizi her zaman bu meselelerden uzak tutmaya çalışsa bile biz onu bırakmadık. Size söz veriyorum yeğeninize kendimden daha iyi bakacağım. Onu gözle gördüğüm tüm kötülüklerden koruyacağım” “Bak evlat ben senin gözlerinin içine bakınca ruhunun ne kadar temiz olduğunu görüyorum ama sizin aranızdaki yaş farkını ya da sizin sevgili olduğunuzu ailesi öğrenirse işler kızışabilir. Heleki ailesi bir zamanlar aynı evde yaşadığı bir adamla şimdi sevgili olduğunu öğrenirse olacakların senaryosunu ben bile aklımdan geçiremiyorum. O yüzden sen herşeyden önce kendini ablamlar buraya geldiği zaman yapacağın savunmaya hazırla. Çünkü yolun sonunda onlar herşeyi öğrenecek.”
“Ben onların öğrenme ihtimaline kadar herşeyi göze aldım. Onun sadece biraz zamana ihtiyacı var. Ailesi onu hep arıyor, darlıyor. Bu şekilde sıkıntıya giriyor. Ve bu onun kişisel hayatından derslerine kadar herşeyine yansıyor. Sizden tek isteğim ailesi ile onu bu kadar sıkmamaları konusunda biraz konuşmanız. Belkide sizin sözünüzü dinlerler” “Sen gerçekten bizim cimcimeyi seviyorsun evlat” Yüzümde bir gülümseme oluştu. “Ben sizin cimcimenin karanlık batağına düştüm.” Gözümden akan bir damla yaşla daha da gülümsedim. Belki de hayatımda ki tüm şansımı kullanarak ona sahip olmuştum. Pars Aram Mutena benim için her zaman hayatımın bir parçası olacak ve kalbimin dört odacığından birinin sahibi olacaktı....
Evetttt bir bölümün daha sonuna geldikk
Şimdi bugün size neler yaptığımı anlatacağım
Bugün sabah saat on bir buçukta uyandım sonra kahvaltı yapıp okula gittim sınava girdim ders sonu annem beni almaya geldi yani okula sadece sınava girmek için gittim. Sonra arkadaşımın yanına gittim kahve içtik konuştuk filan sonra arkadaşımın kuzeni ile beraber dışarıya çıktık. Bana ayakkabı bakmaya gittik birde o kendisine tişört filan baktı. Sonra eve geldim. Şimdi de kitaba bölüm yayimliyorum
Diğer bölümde görüşmek üzere
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm....⭐️🖤🖤
