9. bölüm · BİR EV MESELESİ
Geri Dönüş
“Dersleri çocuklarından çok önemseyen ailelere...”
9. BÖLÜM
Geri Dönüş
İki gün. İki gün geçmişti bana benden etkilendiğini söylediği zamanın üzerinden. O gece bende kalmıştı sabah ise hiçbirşey olmamış gibi kahvaltı etmiştik. O günden sonra işe gelip giderken yine beraberdik ama o konu bir daha asla aramızda açılmamıştı. Sanırım bu meseleyi bana bırakmıştı. Bugün annemlerin geldiği gündü. Feyza ile beraber annemleri bekliyorduk. Beraber akşamüzeri gelecekleri için yemek hazırlamıştık. Feyza’nın önüme bıraktığı kupa bardağı parmaklarım arasına aldım. Sağıma oturdu ve bana bakmaya başladı. Gözümü kırptım. “Derdin ne?” der gibi. Kupasını masaya bıraktı ve tamamen bana döndü. “Bir kaç gündür konuşamıyoruz. Pars sende kalmış iki gün önce” Kahvemden bir yudum aldım ve onu başımla onayladım. “Sence de yanında kalması bir tuhaf değil mi?” Sorduğu sorudaki imayı anlamamak için aptal olmak lazımdı. Kupayı masaya koydum ve konuşmaya başladım. “İşten çıktıktan sonra beni eve bıraktı. Bende kahve içmeyi teklif ettim.” Beni başıyla onayladı. “Sonrada yorgun olduğunu eve geçeceğini söyledi bende geç saatte yorgun şekilde araç kullanmaması için burada kalmasını teklif ettim” Gülerek beni başıyla onayladı ve kahvesini içti.
“Sence de kimsenin evinde kalmayan Pars’ın senin evinde kalması tuhaf değil mi?” Bakışlarımı ondan çektim ve bardağıma çevirdim. “Ben birkaç hafta dahi olsa sizinle aynı evde yaşadım. “ Bakışlarımı mutfakta gezdirdim. “Ayrıca burası sizinde eviniz.” Güler gibi bir ses çıkardı. “Kızım ben bu adamı doğduğu andan beri tanıyorum. Bu adamın bez taktığı zamandan beri ben hayatındayım. Onun bir bakışından anlarım ben onu.” Derin bir nefes aldım. “Yani Feyza neyi ima ediyorsun?” Kupa bardağımı aldım ve kahvemi içmeye başladım. “Bir şey ima etmiyorum. Ama bu hareketler Pars’ın defterinde farklı anlaşılır. Yani kuzum bu adam sana aşık” Son dediği cümle ile içtiğim kahvede boğulurken bardağımı kendimden uzaklaştırdım ve elimle kalbime vurdum. Sırtıma vurarak konuştu. “Helal helal” Yerine tekrar yerleştiğinde konuştum. “Saçmalama Feyza.Arkadaşım olmasını geçtim herşeyden önce o adam benim patronum. Sakın ha! Böyle bir şeyi Cankutların yanında filan söyleme. Bak arkadaşlığımız bitsin istemiyorum”
Sonunda ciddi olduğumu görmüş olmalı ki konuştu. “Tamam ben zaten onu öylesine söyledim. Merak etme hiçbirinin yanında mevzuyu açmam” “Konuşma da zaten çünki ortada bir mevzu yok” Birkaç dakika sadece sustuk. O tam konuşacakken zilin çalma sesi ile ayağa kalktım. “Geldiler” Derin bir nefes aldım ve üzerimdeki sweetin kollarını indirdim. Ben önde o arkada mutfaktan çıktık. Kapının önüne gelince kapıyı açtım. Annem ve babam yüzlerindeki somurtmuş ifade ile bana bakıyordu. Kocaman gülümsedim ve anneme doğru ilerledim. Kollarımı ona sardım. “Oy canım anam benim nasılda özlemişim” Söylenmeleri hiç gecikmedi. “Bırak beni yılışık” Güldüm ve yanağını öperek onu bıraktım. Babama döndüm ve ona da kocaman sarıldım ama o annemin aksine bana sıkıca sarıldı. “Nasılsın kızım?” “İyiyim babacım. Hadi içeriye geçelim” Babamdan ayrıldım. Onlar valizleri alıp içeriye geçerken bakışlarım kapıdaki Feyza’ya kaydı.
O anda büyük bir suçluluk duygusu bedenimi esir aldı. Ailesi ile arası iyi değildi. Hatta onlarla görüşmezdi bile. Bense onun karşısında annemle babama sarılıyordum. Kıskanmamış olduğuna emindim ama içindeki ukde canını yakmış olmalıydı. Annemler üzerlerindeki montları çıkararak askılığa asarken içeriye geçtim ve kapıyı kapattım. Annem çantasını da astıktan sonra Feyza’ya döndü ve kocaman sarıldı. Feyza’nın kolları havada kalırken gözlerinin dolduğunu görmüştüm. Oturma odasına doğru ilerledim. Babamda arkamdan gelirken onları o anda yalnız bıraktık. Karşılıklı koltuklara oturduk. Babam etrafı incelerken bende heyecanla ne diyeceğini bekliyordum. Bir süre sonra konuştu. “Ev gerçekten güzelmiş” Öne doğru eğildim ve babama baktım. “Baba annemin aklında ne var?” Bakışları kısa bir an kapıya değdi kimsenin gelmediğine kanaat getirince bana baktı. “Annene kalsa hemen burada ev tutalım diyor. Bende çok isterim ama işler birbirine karıştı. Oradaki anlaşmaları bozarak burada dükkan açmaya kalksam adımız çıkacak. Hem hepsi eşim dostum ben bunu göze alamam” Bakışlarım kararsızca yaşlı yüzünde dolaştı. “O zaman annemi ikna edeceğiz. “ Beni başıyla onayladı.”Sen şu olayı baştan anlatmaya başlasana” Tam konuşacakken içeriye annemlerin girmesi ile sustum. Babam ayağa kalktı. “Bu evde balkon var değil mi?” Onu başımla onaylayarak ayağa kalktım. Beraber oturma odasından çıkınca askılıktaki çantasına doğru ilerledi. Mutfaktaki küçük balkonun kapısını açtım ve içeriye girdim. Babamda arkamdan geldi. Balkondaki sandalyelere karşılıkla oturduk. Tütün sarmak için malzemelerini çıkarırken konuştu. “Anlat” Derin bir nefes aldım ve yalanımı söylemeye başladım.
“Buraya ilk geldiğim zamanlar kızlarla çok iyi anlaşıyorduk. Ama sonra evin düzeni bozulmaya başladı. Gerek yemek gerekse temizlik konusunda üzerime gelmeye başladılar. Bende eğer düzeni bozarlarsa gitmelerini söyledim. Bu ilk hafta devam etti. Onlar durmayınca bende yeni ev arayışına girdim.” Bakışlarını kısa bir an yaptığı işten çekti. “Bize haber vermeden” Bakışlarımı kaçırdım. “Bu ev Feyza’nın teyzesinin evi. O üst katta oturuyor bende kiracısıyım. Yani yine yabancı birilerinin yanında değilim. Hem evin kirasıda uygun. Orada verdiğim paradan sadece ufak bir miktar fazla ödeme yapacağım. Zaten taşınalı uzun zaman olmadı. Taşındığım günün akşamında size söyledim” Sigarasını yaktıktan sonra konuştu. “Neden bize daha önce söylemedin?” Yorgun gözlerle babama baktım. “Çünkü buraya gelirdiniz baba. Annemi bilmiyormusun sanki yerinde durmaz hemen yanıma gelirdi. Birde hemen buraya yerleşmenizi sağlardı.” Birkaç saniye sessiz kaldık. “Annenin ne kadar kısıtlayıcı bir kadın olduğunu biliyorum Lina. Annenin aksine kısıtlayıcı bir ebeveyn olmamaya çalışıyorum. “
O sigarasını içtiği yerde bende bakışlarımı balkondan dışarıya çevirdim. Sokak lambalarının aydınlattığı sokaklar pek güzel bir manzara sunmasada hayalimdeki eve şuan sahip olamayacağımı bildiğim için bir şey yapamıyordum. “Ama bize yalan söyleme kızım” Dışarıda olan bakışlarımı babama çevirdim. “Burada dışarıdasın ne kadar bir telefon uzağında olsakta sana istediğimiz anda ulaşamıyoruz. Bazen uyuya kalıyorsun aramalarımıza cevap veremiyorsun. O zaman Feyza kızıma ulaşıyoruz ama şimdi bu evde teksin Feyza’da yok. Başına en ufak bir şey gelse ya da uyuya kalsan annen sen uyanana kadar meraktan ayılıp ayılıp bayılır” Son dediğine beraber güldük. “O yüzden en azından kendine bir ev arkadaşı bulmanı isterim. Feyza’yı yanında kalmaya ikna edersen bizde o zaman sana zorluk çıkarmadan gideriz ama yanında birisi kalmazsa işte o zaman annen seni burada tek başına bırakmaz” “Dışarıda soğukta oturacağınıza gelin içeriye!” Annemin bağırmasının ardından babamla yerimizden kalktık ve balkondan çıktık.
Şuan önce annemle daha sonra Feyzayla konuşmam lazımdı. Mutfaktaki masayı hazırladıklarını gördüm. Belkide konuşmalarımızı duymuşlardı. Yerlerimize oturarak yemeğe başladık. Ne olacak bilmiyordum. Feyza’nın en azından annemler gidene kadar beni idare etmesi gerekiyordu. Bunu yapardı. Ama annemler beni her aradıklarında onu isteyeceklerdi. Onu zor duruma sokmak istemiyordum. Bir düzeni vardı ve o düzenin benim yüzümden alt üst olmasını istemiyordum. Kafam o kadar karışıktı ki ne yapacağımı bilmiyordum. Birisine olanları anlatıp akıl almak istiyordum ama kiminle konuşabilirdim ki. Yemekler yendikten sonra oturma odasına geçmiş çay içiyorlardı. Bende mutfağı topluyordum. Son bardağıda makineye koyarak makinenin ağzını kapattım. Bakışlarım kapıya kayınca Feyza’nın beni izlediğini gördüm. Kapıdan doğrularak yanıma geldi.
Kolların etrafıma sarması ile ona sıkıca sarıldım. Gözlerimi sanki gerçeklerden kaçmak ister gibi kapattım. “Feyza” Sesimin tonundaki değişikliği o da fark etmiş olmalı ki bakışları bana kaydı. “Efendim” “Yoruldum sadece. Akşam” Bakışlarım kapıya kaydı. Annemlerin konuşma sesleri içeriden geliyordu. “Çocukların yanına gitmem lazım. Ama ikimiz beraber dışarıya çıkarsak annemler fark eder. Akşam saat on gibi bizimkiler yatar. Uykuları derin olduğundan sorun çıkmaz. Ben hemen çocukların yanına gider gelirim” Beni başıyla onayladı. Oturma odasına doğru ilerledim. Annemle babamın bakışları bize dönünce sustular. “Saat baya geç oldu. Kızım sen bizim yerimizi aç” Babamı başımla onayladım. “Yeriniz açık zaten. Misafir odasında” Babam ayaklanınca annemde arkasından ayaklandı. Onlar misafir odasına giderken bizde orta sehpadaki çay bardaklarını alarak mutfağa doğru ilerledik. Bardakları tezgahın üzerine koydum ve odama doğru ilerlemeye başladım. Odadan içeriye girince annemin tahmin ettiğim gibi beni yatakta beklediğini gördüm. Kapıyı arkamızdan kapattım ve yatağa doğru ilerledim. Feyza sağımda otururken annem karşımdaydı. “Anlat bakalım deli” Güldüm. Yorgunluk dolu bir gülümsemeydi. “Kızlarla son zamanlarda anlaşamıyorduk. Temizlik veya yemek konusunda haksızlık yapmaya başladılar. Bende bir daha öyle yapmamaları için onları uyardım ama beni dinlemediler. Daha sonra evden gitmem konusunda konuşmaya başladılar. Neymiş gelir gelmez düzenlerini bozmaya başlamışım ben yokken daha iyilermiş falan. En sonunda tartışınca bende ev arayışına girdim.” Bizi niye aramadın peki?” Ezberimde olan yalanları sıralamaya devam ettim.
“Zaten son zamanlarda derslerle çok fazla uğraşıyorum. Sizide sıkıntıya sokmak istemedim. Zaten taşındığım günde sizi aradım. Bak bu binanın hepsi Feyza’nın teyzesine ait. Yani yabancının evinde de değilim. Hem kirada bana göre fazla uygun.” Annemin bakışları Feyza’ya kaydı. “Ama yinede güvenli değil. Hem tek başınasın. Kendi kendine iş yapıp taşınmışsın. Derslerin-” Hemen sözünü kestim. “Zaten oradayken derslere odaklanamıyordum. Biz sana endişelenme diye bir şey demedik ama kızlar psikolojik anlamda beni çok zorluyordu. En sonunda buraya taşınınca rahatladım. Her gün dersime düzenli gidip geldim eve gelincede yemek dahi yemeden derslerime odaklandım. Son zamanlarda derslere daha odaklanmaya başladım.” Gözleri yüzümde gezindi. Sanki yalan söyleyip söylemediğimi tartıyordu. Ona doğru uzandım ve yanağını öptüm. “Güldü ve kenara geçildi. “Tamam tamam ev meselesini daha sonrada konuşabiliriz. Bugün okuldan geldikten sonra yorulmuşsundur. E derste çalışınca erken uyu ki sabah erken kalkar ders çalışırsın”
İşte annem buydu. Benim iyiliğim için düşünülen her cümlesinin sonu dersle bitiyordu. Yüzümde buruk bir gülümseme oluştu. “Hadi git yat bizde yatıyoruz” Feyza’nın alnından öperek odadan çıktı. Canım arkadaşımın yüzündeki afallamış ifade böyle şeylere alışık olmadığını vurguluyordu. Yatağa uzanarak ona döndüm. “Babamla konuştum ve bana bir öneride bulundu.” Hemen toparlanarak bana döndü. “Ne dedi?” Derin bir nefes aldım. “Babam bu evde ne kadar ev bir tanıdığın evi olsada tek yaşamam taraftarı değil. Yani değiller. Babam eğer sen benimle yaşarsan annemin bunu sorun etmeyeceğini söyledi. Başta onlar gidene kadar yanımda kalırsın daha sonrada gidersin diye düşündüm ama annemler beni her aradığında seni isteyecekler. Ve sen yanımda olmayacaksın. “ Elimi alnıma koydum ve gözlerimi kapattım. “O zaman yanın-” “Sakın Feyza sen senelerdir bir düzen içinde yaşıyorsun iki günlük kız için gidipte taşınmayacaksın.” Ona doğru döndüm. “Ayrıca diğerleri buna ne diyecek. Düzenlerinin benim için bozulmasına göz yumacaklar mı? Ya da ben sizin öylece tüm düzeninizi bozarak yanıma taşınmanıza izin verecekmiyim?”
Yataktan kalktım ve tuvalet aynamın sandalyesine asılı olan kıyafetlerimi aldım. Üzerimdeki kazağı çıkardım. “Hallederiz bir şekilde. Gerekirse buraya taşınırız kızım ne olacak? Çocuklarında bir şey diyeceğini zannetmiyorum. Sweetin içinden kafamı çıkarınca rahat bir nefes verdim. “Ama ben bunu istemiyorum. Halledeceğim bu meseleyi” Altıma kot şortumuda giyince masanın üzerindeki telefonumu cebime attım. Feyza’ya doğru ilerledim. Yanağına kocaman bir öpücük kondurdum. “Uyu sen ben eve girerim her şekilde. Anahtarım yanımda olur zaten” Arkamı dönmüş giderken kolumdan tutarak beni durdurdu. “Onlara kızma olur mu? Onlar gerçekten seni düşünüyor” Güldüm. “Dışı seni içi beni be Feyzam” Kolumu elinden kurtardım ve sessiz adımlarla odadan çıktım. Kapıyı ardımdan sessizce kapatıp salona doğru ilerledim. Kapının önüne gelince durdum ve evdeki sesleri dinledim. Annemle babamın uyudukları için nefes sesleri geliyordu. Kapının üzerindeki anahtarı çıkardım ve sıkıca elimde tuttum. Elimi kapının koluna koydum kolu aşağıya indirdim. Ama kapı açılmadı.
Aklıma gelenle elimle alnıma vurdum. Bizimkilerin paranoyaklığından kapıyı kilitleyip yattığını unutmuştum. Hızla ayakkabılarımı giydim ve tekrar kapıya döndüm. Anahtarı kapının kilidine tekrar takarak kapının kilidini açmaya başladım. Yavaşça iki defa kapının kilidini açtım. Sonunda açılan kapıyla hızla dışarıya çıktım ve kapıyı sessizce kapattım. Asansöre doğru ilerledim ve tuşa bastım. Anahtarı cebime attım. Asansör gelince hızla binerek son kata bastım. Evden çıkmam benim için zor olmamıştı. Annemler uyurken pek ses duyan kişilikte değillerdi. Bunu gece yarılarından sabahlara kadar ders çalıştığım zamanlar anlamıştım. Asansör durunca kapıyı açarak indim ve hızla binadan çıktım. Sonunda caddeye çıkınca yürümeye devam ettim. Sanırım biraz konuşmaya ihtiyacım vardı. Geceleri sokakta yürümeye alışıktım. Sınava çalıştığım zamanlar geceleri karnım acıkıyordu evde yiyecek bir şey olmadığından dışarıya çıkıp markete gidiyordum. Yaklaşık on beş dakikalık bir yürüme mesafesinden sonra sonunda tanıdık bahçe kapısının önüne ulaştım. Demir kapıyı açarak bahçede yürümeye başladım. Sadece bir haftada bile burayı çok özlemiştim.
Evin kapısının önüne gelince zile bastım. Bir süre sonra kapı açıldığında karşımda küpeli çocuğu görmeyi beklemiyordum. “Sakar?” Şaşkın ifadesine güldüm. “Ee içeriye almayacakmısın?” Geriye çekildi. Hızla içeriye girdim ve ayakkabılarımı çıkardım. Kapıyı ardımdan kapadım. “Hoş geldin Evine” “Hoşbuldum evime” Bir eliyle ensesini kaşırken diğer eli ile içeriyi gösterdi. Sanırım bir anda habersizce gelmem onu şaşırtmıştı. Oturma odasından içeriye girdiğimde Ekin ve Cankut’un maç oynadığını gördüm. Arkalarına doğru sessizce ilerledim ve koltuğun üzerinden zıplayarak aralarındaki boşluğa oturdum. İkiside yerinden sıçrarken Cankut’un elindeki oyun kolunu yere düşürmesiyle güldüm. “Sen nereden çıktın ya?” “Annemin karnından” Ekin kolunu omzuma attı. “Annenler gelmiş duyduğuma göre. O evden nasıl çıktın kızım sen?” Saçımı omzumun üzerinden savurdum. “Üstün yeteneklerim sayesinde” “Beni görmeye geldin değil mi? Biliyordum beni bu hayvanlarla bırakmayacağını” “Havyan?” Küpelinin tek kaşını kaldırarak söylediğiyle Cankut yerine sindi. Güldüm ve ayağa kalktım. “Hepinizle uzun uzun vakit geçirmek isterdim ama vaktim yok. Cankut kalk seninle işimiz var”
Cankut sorgulamadan ayağa kalkarken Ekin konuştu. “Ne işi?” “Sanane kardeşim işimiz var işte” Cankut’un kolunu omzuma atarak söyledikleri ile küpeli çocuğun kaşları çatıldı. Onun bu haline güldüm ve Cankut’la oturma odasından çıktık. Merdivenleri çıkarken sonunda konuştu. “Diğerlerine hava attım ama ne işi?” “Konuşmamız lazım” Merdivenler bittikten sonra beni kendi odasının önüne getirdi. Kapıyı açarak önden girmem için geriye çekildi. İçeriye girdiğimde aslında içerisinin tamda onun ruhunu yansıttığını gördüm. Arabalı bir yatak vardı. Ve duvarlar çizgi flim karakterlerinin posterleri ile doluydu. Duvarın birinde kırgın çiçekler posteri görünce güldüm. Ben yatağın üzerine otururken o da çalışma masasının önündeki sandalyesini alarak karşıma oturdu. Ellerini birleştirerek öne eğildi. “Dinliyorum” Karşımda şakacı Cankut yoktu. “Annemlerin gönlü hala burada tek kalmama razı değil. Ve babam bana bir öneride bulundu. Eğer Feyza benimle yaşarsa annemin bunu okeyleyeceğini söyledi.” Tam o konuşacakken elimle onu durdurdum. “Evet diyeceksin ki onlar gidene kadar Feyza yanında kalsın sonrada gelir. Ama annemler her gün beni arayacaklar ve onu görmek isteyecekler. O yüzden ne yapacağımızı bilmiyorum. Düzeninizi bozmak istemiyorum.”
Bir süre bana baktı. “Aslında bu konuda Ekin’e gitmen daha iyi olurdu çünkü grubun en aklı selim olan kişisi o. Ama bana gelmende gözlerimi yaşartmadı değil.” Eli ile hayali göz yaşlarını sildi. Güldüm. “Biliyorum seni az çok tanıyorum da bir anda hayatımıza girdin ve başta biz seni çok fazla zor duruma soktuk. Yani aslında başına gelenlerin hepsi bizim yüzümüzden. O yüzden Feyza başta olmak üzere hepimiz senin iyiliğin için herşeyi yapmaya hazırız. Bu durumu nasıl düzeltebiliriz bilmiyorum. Ama elimden, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım. Belki bize çok güvenmiyor olabilirsin ama bize alıştığına eminim” Burukça gülümsedim. Bakışlarım dışarıya kayarken konuşmaya başladım. “Bundan seneler önce çok yakın bir kız arkadaşım vardı. Burcu. Albino hastasıydı. Çok uzun yıllar süren sıkı bir dostluğumuz vardı. Çok neşeli etrafına enerji saçan bir kızdı. Ben pek öyle değildim. Sonra bir gün dışarıya çıktık beraber gezdik eğlendik. Eve dönerken” Boğazımda oluşan yumruyu yutmaya çalışarak ona döndüm. “Bir kaza geçirdik. Bize araba çarptı ikimizde savrulunca ben onun üzerine düştüm. Ve onu kaybettik. O gittikten sonra kimseyi yanıma yaklaştırmadım. Feyza hariç. O kadar neşeli bir insandı ki hayaliydi tiyatro okumak. Ben onun hayalini gerçekleştiriyorum. Sonra onun hayali benim hayalim oldu. Yani konu size güvenmem değil konu benim bu hikayeyi birilerine anlatmaya hazır olmam. Çünkü ben her bu konu açıldığında o günü onunla geçirdiğim yıllarımı ve kaza anını hatırlıyorum.” Gözlerinden akan yaşlar yanaklarını ıslatırken bana bakıyordu. Gülümsedim. “Ee anlat bakalım” Arkasına yaslandı ve bakışlarını tavana sabitledi. “Ben yurtta büyüdüm. Bizimkilerle anaokulundan beri tanışıyorum. O zamana kadar hep ailemi merak etmişimdir. Bizimkilerle büyüyünce aslında onlarında benim gibi olduğunu gördüm. Ailesi ile iyi anlaşamayan Feyza ve Ekin. Ailesinden uzak yaşayan Pars. Onlarda bendendi. Bundan birkaç sene önce annemi buldum. Babam zaten ölmüştü. Ağlamadım ama ölmesine çünkü hayatıma hiç girmemiş bir insanın yokluğu canımı yakmazdı. Sonra annemi bulduk. İş yerine gittik.” Bakışlarını bana çevirdi ve buz gibi bir sesle konuştu. “Benim annem pavyonda çalışıyormuş Alya.” İstemsizce gözümden akan yaşlar durmuyordu.
“Benide oradaki itlerden birinden peydahlamış. Kalbime nasıl bir yük çöktü ama anlatamam kızım. Acıdı be” Ayağa kalkarak ona sıkıca sarıldım. Gözyaşları üzerimdeki sweeti ıslatırken yüreğinin acısını hissediyordum. “Teşekkür ederim” diye mırıldandım. “Ne için?” Ağladığı için sesi kısık çıkmıştı. “Bana güvendiğin için” Ondan ayrıldım ve göz yaşlarımı sildim. “Feyza’ya aşığım” Söyledikleri ile ona döndüm. “Hissettim. Bu meseleyi onlara anlatmam. Bana bunları anlattığınıda onlara söylemem. Feyza ile konuşurum. Ona belli etmeden” Ayağa kalkarak kolunu omzuma attı. “Diğerlerine bana anlattıklarını anlatmam. Sırrın benimle güvende” Eli ile yüzünü silerek odadan çıkmaya başladı. Ona ayak uydurdum ve odadan çıktık. Merdivenlerden inince oturma odasına girdim. “Benim artık kaçmam lazım. Saat geç oldu” Küpeli ayağa kalktı. “Ben bırakırım seni” İtiraz etmedim. Cankut alnıma bir öpücük kondurarak yanımdan ayrıldı. O koltuğa ilerlerken küpelide yanıma geliyordu bakışları bir an ona kaydı. Yanıma gelince kapıya doğru ilerledik. Ben eğilerek ayakkabımı giyerken konuştu. “Ağladınız mı siz?” Onu başımla onayladım. Eğildiğim yerden kalkınca o da ayağa kalktı ve askılığa ilerledi. Kapıyı açarak dışarıya çıktım. Ardımdan o da üzerine ceketini giyerken dışarıya çıktı.
Elindeki askeri yeşil ceketi omuzlarıma bıraktı. “Giy şunu üşüteceksin” Hava soğuk olduğundan ceketin kollarını hızla geçirdim. Ben önde o arkamda ilerlerken konuştum. “Yalnız biz bu işi böyle yürütemeyiz. Yanımda yürümeye alışman lazım” Gülme sesini duydum. Belimde hissettiğim hafif dokunuşla irkilsemde tepki vermedim. “En azından yabancı gibi yürümüyoruz” Güldüm. “Bu kış havasında neden şort giyiyorsun ki?” Omuz silktim. “Ben evde de böyleyim. Kışın hep kazaklarla dolaşırım ama altımda şort olur” “Delisin” Bir süre sadece sessizce yürüdük. “Neden hiçbirşey olmamış gibi-” “Neden aşçılık?” Sözünü kesmemle duraksadı. Bu konuyu konuşmak istemediğimi anlamış olmalı ki sustu. Derin bir soluk vererek konuşmaya başladı. “Aslında aklımda bu meslek yoktu. Eskiden sadece okumak için okurdum. Bir amacım yoktu yani. Sonra annemler benden uzakta olduğu için burda kendi işimi kendim görmeye başladım. Yemeğim dahil herşeyimle kendim ilgileniyordum. Sonra canım sıkıldığında, sinirlendiğimde veya çok mutlu olduğumda kısacası bir duyguyu doruklarında yaşadığımda yemek yapmaya başladım. Sonra da bu iş bende tutkuya dönüştü. Ve böylece Pars Aram Mutena kendisine restoran zincirleri kurdu.” Gülümsedim.
“Sanırım adını hiç söylemediğim için adını unutmuşum. Sen söyledikten sonra içimden ne ara unuttum adını diye geçirdim.” Güldü. “Gerçekten bana ne zaman adımla hitap edeceksin?” Bakışları ciddileşti. “Onu zaman gösterecek” Binanın yakınlarına gelince durdum ve ona döndüm. “Burada beni bırakabilirsin. Annemler uyuyordur yüksek ihtimalle ama yinede binanın önünde durmamak bizim için iyi” Ellerini eşofmanının cebine yerleştirdi. “O zaman seni bırakayım” Başımla onayladım. Ama ne o hareket ediyordu ne de ben. “Teşekkür ederim herşey için” “Hiçbirşey yapmadım ki” “O kadar şey-” Burnumun üzerine bıraktığı tüy kadar öpücükle duraksadım. Gülümsedi. “Görüşürüz” Arkasını döndü ve yürümeye başladı. Anın şokunu atlatarak arkamı döndüm ve binanın kapısının önüne doğru ilerledim. Ama beni izleyen adamdan habersizdim...
...
Kulağımdaki kulaklığı daha da kulağıma bastırarak yürüdüğüm yerde elimdeki kahvemi yudumladım. Masanın üzerindeki ses kayıt cihazının sesini yükselttim. Kafamı sallayarak sanki sesini dinlediğim hoca karşımdaymış gibi davrandım. “Alya!” Kahvemden kocaman bir yudum aldım. “Alya!” Ses kayıt cihazını elime aldım ve diğer ses kaydına geçtim. Odanın kapısının hızla açılması ile irkilerek gelene baktım. Annem gelmişti. Kulağımdaki kulaklığı çıkararak boynuma taktım. “Ne oldu?” “Sabahtan beri sana sesleniyorum kızım” Elimdeki kayıt cihazını masaya fırlattım. “Ders çalışıyordum. Ne var?” “Biraz konuşalım” “Ders çalışıyorum daha sonra” “Ev meselesini konuşmamız lazım” Sinirle soluk verdim. “Şu meseleyi açmayın” Kapıda durmak yerine içeriye girdi. “Bu evde tek yaşayamazsın” “Ya ne olabilir ya!? Başıma ne gelebilir benim ya!? Sal beni kadın sal” “Evlenirsen kocan seni salsın. Şuan benim gözetimim altındasın. Ve ben bu evde tek kalmana izin vermem” “Sen zaten bana güvensen şu şehre tek gelmeme izin verirdin” “Sana kaç defa söyleyeceğim biz sana değil çevreye güvenmiyoruz” Konuşmak için ağzımı açsamda geri kendimi durdurdum. Kalp kırmak istemiyordum. “Çık odadan” O odadan çıkarken hala konuşuyordu.
Kapıyı hızla kapatarak kilitledim. Kulaklığı tekrar kulağıma taktım ve yatağın üzerine zıpladım. Telefonumu alarak ilk müziğe tıkladım ve telefonun sesini sonladım. Gözlerimi kapatsamda düşünceler beynimi mahvediyordu. “Toprak yağmura ben sana aşık olduk yeniden.” Elimi saçıma atarak topuzumu bozdum. Duyduğum sesle kulaklığımı çıkardım. Etrafa bakarken sesin balkondan geldiğini fark ettim. Yüksek ihtimalle kuş gelmişti. Yataktan kalktım ve balkon kapısına doğru ilerledim. Gördüğüm yüzle duraksadım. Küpeli. Onun burada ne işi vardı? Hızla balkon kapısını açtım ve onu içeriye aldım. Yüzü kızarmıştı. “Dondum” Ellerimi kollarına uzatarak kollarını ovdum. “Ne işin var burada?” Bakışlarım kısa bir an odanın kapısına değdi. “Kovuluyormuyum?” Nefes nefese söyledikleriyle güldüm. “Saçmalama. Geç hadi” Yatağıma doğru ilerlerken arkamdan gelmediğini fark ettim. Ona döndüğümde ayaklarını işaret etti. “Çıkar balkona koy” O ayakkabılarını çıkarırken bende yatağa oturdum. Yanıma geldiğinde yatağa oturdu.
Gerçekten çok üşümüşe benziyordu. Yatağın üzerindeki yorganı kaldırdım. “Geç yat hadi” “Yok gideceğim zaten-” “Ya yat dedim işte. Buz gibi olmuşsun” Benden kurtuluş olmadığını anlayınca hızla yorganın altına girdi. “Sana bir sürprizim var” Ne der gibi başımı salladım. Ceketinin fermuarını açarken bana bakıyordu. Ceketinin içinden çıkardığıyla şaşkınca ona baktım. “Ciddi olamazsın” “Ciddiyim” “Şakamısın be adam sen?” Kollarımı boynuna dolarken gülerek bana sarıldı. “Ya çok teşekkür ederim” Yanağını derince öptüm. Yaptığımı onu öptükten sonra fark etsemde iş işten geçmişti. Bakışlarımı gözlerine çevirdim. Ona sarıldığım için saçlarım sakallarına yapışmıştı. Aramıza giren bir kafa ile hızla onu elime aldım. “Kartopum benim” Elimdeki kediye sıkıca sarılırken bakışlarımı ona çevirmedim. Bana onu getirmişti. Kartopunu...Burcumu....
Evettt bir bölümün daha sonuna geldikkkk
Sizce bölüm nasildiii????
Kitap hakkındaki ya şu böyle olsa daha güzel olurdu isimli eleştirileri buraya alayım lutfennn👉👉
Evet şimdi etkinliğimiz devam edecek ve ben bugün ne yaptığımı anlatacağım
Bugün sabah on buçuk gibi uyandım sonra kahvaltı yaptım. Annem beni çekmecemi temizlemek için gönderdi. Bilmiyorum sizde var mı ama ben herseyi ani diye saklayan bir insanim arkadaşlar. Ve bu öyle bir hal aldı ki çekmecede kulaklıktan tutun muma kadar var. Annem oranın pis olduğunu düşünerek beni temizlemeye yolladı. Onu temizledim sonra kaktusumu suladimmm. Sonra flim falan izledim gecen yazdan ruhun duymaz diye bir dizi vardı o çok güzel onu izledim birde siyah bere diye bir diziye başladım(dip not) sonra dusa girdim akşam kızartma almaya gittim eve geldim geri onunfilan yedik. Sonra kitaba bölüm yazdım şimdi bitti. Şimdide bölüm yayimliyorum
Bu arada kenarda bir sürü bölüm var sürekli okuyucuysaniz bana ne zaman bölüm geliyor deseniz ben akşamına bölüm atıyorum (dip not)
Evet bir bölümün daha sonuna geldikk
Diğer bölümde görüşmek üzere
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm....⭐️🖤🖤
