2. bölüm · BİR EV MESELESİ
Eğlenceli Kadın
“Herkesin sana güvenmemesi canını yakmaz. Ama ailenin sana güvenmemesi canını alır”
2.BÖLÜM
EĞLENCELİ KADIN
Suyumdan büyük bir yudum aldım. İçim birazda olsun ferahlarken sarışın çocuk konuştu. “Nasıl yani şimdi sen bizim burada olduğumuzu bilmeden mi buraya geldin?” Feyza’ya kötü kötü baktım. “Hayır sizin burada olduğunuzu biliyordum sadece sizin erkek değil kız olduğunuzu zannediyordum.” Ekin elini omzuma attı. “Tamam kızım sakinleş bakma kötü kötü” “Ben hayatımda böyle ters köşe görmedim” “Ya ama ne yapsaydım sana eğer erkek arkadaşlarımla yaşadığımı söyleseydim kabul etmeyecektin. Hem artık geldin buradan gidişin yok”
Kollarını birbirine sardı ve bana “yiyorsa git” bakışlarını attı. Bardaktaki suyu tamamen içtim ve orta sehpaya koydum. Televizyonda hala maç oyunu açıktı. “Senin cezan” Feyza vereceğim cezayı bekliyordu. Onunla ilk tanıştığımız zaman bir arkadaşlık ilişkisinde eğer birbirimize karşı ters bir hareket yaparsak birbirimize ceza vermemiz gerektiğini söylemiştim. Bunu sıkça birbirimize uygulamazdık çünki birbirimize karşı dikkatli olurduk.
“Senin cezan ki bu sadece bir cezalık bir mevzu değil biliyorsun. “ Beni başıyla onayladı. “Git ve benim eşyalarımı yerleştir. “ O eşyalarımı yerleştirmek için kalkarken bende koltukta daha da arkama yaslandım. “Bu arada tanışamadık ben Alya” Elimi sarışın çocuğa uzattım. O da elimi tutup sıktı. “Bende Cankut” Elimi elinden çektim. “Maç oynamayı severmisin Alya?” Cankut’un sorusunu cevapladım. “Yenilmeyi seviyorsan bende maç oynamayı severim”
Güldü ve orta sehpadaki oyun kolunu bana uzattı. Bakışlarım duvara dayalı olan koca kitaplığa kaydı. “Kim bu kadar çok kitap okur ki?” Kusar gibi bir hareket yaptım. Güldüler. Oyuna döndüm. “Asabi çocuk bunu duymasın” Omuz silktim. Kendime adam seçmek için karakter yerine girdim. Adamların hepsi esmerdi ve güç seviyeleri çok yüksekti. “İnsan bir sarışın ekler şuraya “ “Adam esmer seviyor” “Kimin bu kol?” Yeni yeni güçlendirilen bir adam buldum. O da esmerdi.
Ben adamımı seçmiştim Cankut yine aynı adamıyla oynuyordu. Sıra isim bulmaktaydı. Ne koysaydım acaba? “Bu kol bizim asabi çocuğun” Kaşlarımı kaldırdım. Aklıma gelen isimle hızlıca ismi girdim. Kartopu. Bana göre çok iyiydi. Maç hemen başlarken Ekin bana evle ilgili birşeyler anlatıyordu. Biz o kadar sıkı bir mücadele içine girmiştik ki artık Ekin’i duymaz olmuştum. Ben kalesine top attıkça o topu tutuyordu. Sonunda boş bulunduğu bir anı bulunca kaleye golü attım.
“Sonunda” Kolu yana attım. “Kızım sen nasıl maç oynayabiliyorsun ya?” Ekin beni kolunun altına aldı. “Aman salla gitsin sonunda oyunumuza katılacak dördüncü kişiyi bulduk. Yeni bir kol almanın zamanı geldi. “ Bitti!” Bağırarak içeriye giren Feyzayla irkildik. “Aferin köle. Şimdi akşama bize ne yapacaksın? “ Bu soruyu gülerek sordum. Çünki onun makarna dışında yemek yapmayı bilmediğini biliyordum. Bana şaşkınca baktım. “Kızım benden böyle bir şey isteme sizi zehirlerim ben” “Evet haklı denendi ve onaylandı. “
“Bize makarna yapacaksın bence gayet iyi bir yemek seçimi” Beni başıyla onayladı. “Cezam ne zaman bitecek?” “Ben ne zaman istersem” “O zaman yemeği şimdiden yapmaya başlayayım” O tekrar oturma odasından çıkarken bende diğerlerine döndüm. “Siz ne okuyorsunuz?” “Ben bilgisayar mühendisliği okuyorum. Ekin’de zaten benimle aynı bölümü okuyor. Sen ne okuyorsun?”
“Bende tiyatro okuyorum. Siz hangi okulda okuyorsunuz? Ya da kaçıncı sınıfsınız?” “Biz Özyeğin üniversitesinde okuyoruz. Üçüncü sınıfız” Onlara şaşkınlıkla baktım. “Daha büyük görünüyorsunuz” Cankut elini havalı bir şekilde saçlarından geçirdi. “Kader bize pekte iyi davranmadı” Ekin onun ensesine bir tane yapıştırdı. Onun vurmasıyla oluşan ses odada yankı yapmıştı. “Abartma lan. Yediğin önünde yemediğin arkanda kader senin nerene kötü davranmış”
Telefonumun zil sesini duyunca arka cebimden telefonu çıkardım. Annem arıyordu. Onlar hala birbiri ile tartışırken ben yavaş adımlarla odadan çıktım. Mutfaktan Feyza’nın bana karşı sövme sesleri geliyordu. Ben mutfağa girince sustu. Mutfağın bahçeye çıkan kapısına doğru ilerledim ve bahçeye çıktım. Dışarıya çıkınca derin bir nefes alarak telefonu açtım.
“Bu telefon neden bu kadar geç açılıyor Alya?” Sesinden ne kadar endişelendiği anlaşılıyordu. “Boş bir oda bulup seninle öyle konuşmak istedim” “Geçtin mi? Neden iner inmez bizi aramıyorsun? Daha gittiğin ilk günden bize haber vermemeye başladıysan sonrasını düşünemiyorum Alya” “Saçmalama istersen unutmuşum anne. Eşyalarımı yerleştirdik Feyzayla. “ “Yinede bu telefon ben her aradığımda açılacak. “ “Tamam anne. Siz ne yapıyorsunuz?” “Baban sabahtan çıktı ev ve dükkan için ödediğimiz parayı emlakçıdan almaya gitti. Bende televizyon izliyorum. Bak kızım oralar yabancı yerler kendine dikkat et bizede haber et “
Bahçede dolaşmaya başladım. Gelirken kullandığımız patika yola doğru ilerlemeye başladım. “Tamam anne ben daha sınava çalışmaya başlamadan önce bunları söylemeye başlamıştın. “ “Kızım biz herşeyi senin iyiliğin için söylüyoruz. Sakın orada ders çalışmayı bırakma. Biz seni göremiyoruz diye ders çalışmamazlık yapma. “ Bahçedeki güllere doğru ilerledim. Kırmızı güllerin kokusu bahçeyi talan etmişti. Kırmızı gülün yapraklarını sevdim. “Sakın ha arkadaş ayağına gitme. Zaten çok müsaitsin o yollara girmeye”
Gülün dikeni parmaklarımı kanatırken ben sadece söylediği söze odaklanıyordum. “Kapat şu telefonu” Ona dememe rağmen telefonu ben yüzüne kapattım. Parmaklarımdan ufak ufak kan damlarken bu pekte canımı acıtmıyordu. Geldiğim yolu geri yürüyerek mutfak kapısına doğru ilerledim. Kapıyı açarak mutfağa girdiğimde Feyza telefonda birisi ile konuşuyordu. “Evet Melek Abla. Alya’da yeni geldi yanıma” Annem yine dayanamamış ve onu aramıştı.
Mutfak masasının yanındaki sandalyelerden birini çektim ve oturdum. Telefonu fırlatırcasına masaya koydum. “Tamam Meleğim benim. Alya bana emanet. “ Feyza telefonu kapatırken bende masadaki bakışlarımı ona çevirdim. “Ne diyor?” Bir sandalye çekerek yanıma oturdu. “Klasik Melek abla. Senin için endişeleniyor” Başımı iki yana sallayarak kafamı sandalyeye dayadım.
”Alya!” Sesiyle hızlıca ona döndüm. “Kızım elin kanıyor niye söylemiyorsun” Bakışlarım parmaklarıma değdi. Sadece birkaç damla kan akıyordu. Kolumdan tutarak beni ayağa kaldırdı. Musluğa doğru getirdiğinde vücudumu ben değil o kontrol ediyordu. Musluğu açarak parmaklarımdaki kanın suya karışıp akmasını sağladı. Ben parmaklarımı suya tutarken o da dolapları karıştırıyordu. Sonunda aradığını bulmuş gibi rahat bir nefes aldı.
Hızlı adımlarla yanıma doğru ilerledi. Elindeki yarabandını tezgaha bıraktı ve tezgahın üzerinde olan peçetelikten birkaç peçete kopardı. Elimi sudan çekerek peçeteyle parmaklarımı kuruladı. Peçeteyi tezhaga bırakırken yarabandını geri aldı. Paketin içinden yarabandını çıkararak parmaklarıma sardı. İşaret, yüzük ve orta parmağım yarabandı ile sarılıydı.
İnsanın bu hayatta yaralarını saracak birisine sahip olması çok güzel bir duyguydu. Her anlamda. O peçeteyi çöpe atarken bende sandalyeme geri oturdum. O kahve yapmak için hazırlık yaparken ben konuşmaya başladım. “Ee Feyza hanım nasılsınız? Okul nasıl gidiyor?” Güldü. “Gitmiyor. “ “Diğer soruma cevap alamadım. “ Derin bir nefes aldı. “Pekte iyi olduğum söylenemez. Geçen gün abimi aramışlar beni sormuşlar.” “Hala telefonlarını açmıyormusun?” “O telefonu açarsam eski ben olurum ve bu zamana kadar yaşadıklarımı tek kalemde silemem” Elinde kahve kupalarıyla masaya doğru ilerledi ve karşıma yerleşti. Önüme koyduğu kupa bardağını parmaklarım arasına aldım. “Haklısın. Bu saatten sonra yoluna bakmalısın” “İki gün sonra okullar açılacak. Nasıl hissediyorsun?” Kendisinden bahsetmeyi hiç sevmezdi. Özelliklede ailesinden.
“Heyecanlı değilim. Sadece saçma sapan insanlarla muhatap olmak istemiyorum” “Okullarımız yakında değil. Yoksa hep beraber olurduk. “ Bizde şans olsa doğmazdık zaten” Feyza İstanbul Medipol Üniversitesinde işletme bölümü okuyordu. Ne kadar arkadaş olsakta birbirimize çok zıttık. Kahvemden bir yudum aldım. “Ee varmı birileri?” Feyza’nın sorduğu soruyla ona göz devirdim.
“Beni hak edecek kimse yok bu dünyada. Ayrıca sevgili işlerini sevmiyorum. Sende var mı birileri?” “Okulda çok yakışıklı çocuk varda onlar kesmiyor beni” Güldüm. Kahvemden bir yudum daha aldıktan sonra konuşmaya başladım. “Sana zahmet verdik. Bizimkileri biliyorsun. Çok fazla endişeleniyorlar. “ Masadaki elimi tuttu. “Biliyorum canım onları anlıyorumda. Bu devirde kimseye güven olmuyor. İnsanlara elini versen kolunu kaptırıyorsun” “Aman ya çıktım geldim ya oradan buraya artık az da olsa kafam rahat olur”
Güldü. “Buna ikimizde inanmadık ama neyse “ Kahvemden son yudumu da alarak kupayı masaya bıraktım. “Feyza iyi hoşta bu evde sadece senle ben yokuz ya da evde bulunan diğer kişiler kız değil. Annemler bunu fark ederse naneyi yeriz biliyorsun. Ayrıca Ekin hariç hiçbirini tanımıyorum” Derin bir soluk aldı. “Farkındayım Alya. Ama olan oldu bir kere ben zaten hep senin yanındayım. Bizimkilerden sana bir zarar gelmez. Onları senelerdir tanıyorum o tarz insanlar değiller. Tabi sen onları tanımadığın için güvenemiyor olabilirsin ama eminim ki yakın zamanda bu önyargın kalkacaktır”
“Peki Asabi çocuk dediğiniz kim?” Feyza tam soruma cevap verecekken içeriye dolan müzik sesi ile yerimizde sıçradık. Cankut elinde renkli bir hoparlörle mutfağa giriş yaptı. Tarkan’ın beni çok sev şarkısı ve elinde bir anahtarla mutfağa giriş yaptı. “Sevdanı bulmak yıllar sürdü. Hoşgeldin gönlüme kaderim güldü“ Hoparlörü masaya bıraktı ve bana doğru ilerledi. Elini uzatarak öne doğru eğildi. “Bu dansı bana lütuf edermisiniz Leydim?” Güldüm elimi elinin içine yerleştirdim. “Memnuniyetle”
“Tut elimden beni çok sev kimseye verme. Seveceksen ömürlük sev bir günlük sevme” Bir elini belime dolamıştı ve elim avuçlarının içindeydi. Ama avuçlarımızın arasında bir anahtar vardı. “Geçte olsa bu eve geldin. Bende diğerlerine bırakmadan en gösterişli şekilde anahtarını vereyim dedim. İyi yapmışmıyım?” Heyecanlı heyecanlı konuşarak sorduğu soruya hayır desem ağlayacak gibiydi. “Sanırım bundan daha iyi anahtar verme töreni olamazdı” Benden ayrıldı ve hoparlöre doğru ilerledi.
Giderken anahtarı avucumun içine bırakmıştı. İki tane kilidi açılan anahtar vardı. Birisi evin kapısını açıyordu. Peki diğeri nereyi açıyordu? Anahtarlığın başında bir balerin figürü vardı. Üzerinde ise küçük harflerle “Evin yeni kraliçesi “ yazıyordu. Şarkı değiştiğinde hızlıca yanıma gelerek elimi tuttu. Contra- Islak Kum Bi aralar taparak dinlediğim bir şarkıydı.
Elimden tutarak beni bir ile bir geri sallıyordu. Dans etmeyi seven bir insan olduğumu söylemişmiydim. Hatta bir ara bizimkilerden gizli kursa bile gitmiştim. “Şişelerin dibindekiler gibi biter sandım ama sürecek şarkın. Bir ömür sana mahkum etse beni adaletinle yargın. Adını yazsam sahilimin ıslak kumlarına denizler gider mi suyuma. Görünmem senden başkasına iki gözüm ama”
Biz Cankut’la kahkahalarla dans ederken şimdiden onunla iyi anlaşacağımızı anlamıştım. Kolunu uzatarak beni koluna yatırdı ama gücü beni taşımaya yetmeyince ikimizde yere düştük.
“Ananı sikim ya!” İkimizinde aynı anda söylediği sözlerle Ekin ve Feyza gülerken onlara kötü kötü baktım. “İnsan bir gelir kaldırır ya. Siz nasıl arkadaşsınız?” “Biz o kadar iyi arkadaşız ki siz yere düştüğünüzde gülüyoruz” Ekin şarkıyı kapattığında ona kötü kötü baktık. “Acıktığınızı umuyorum” İkimizde aynı anda kalkarken kafalarımız birbirine çarptı. “Ya sikicem ama ha!” Yine aynı anda söylediğimiz kelimelerle Feyza konuştu. “Birlerdi iki oldular başımıza “ Sonunda sakince yerden kalktığımızda mutfaktan çıkarken konuştum. “Yemekleri oturma odasına getirirsin Feyzacım” Cankut’la ben oturma odasındaki koltuklara yerleşirken Ekin ve Feyza ellerinde tabaklarla buraya geliyorlardı.
Cankut televizyondan flim seçerken bende tabaklarımızı aldım. Kimseyi beklemeden makarnamı yemeye başladım. Feyza spagettiyi çok güzel yapıyordu. Zaten tek iyi yaptığı yemekte buydu. Orta sehpadaki kolamı alarak bir yudum içtim. Cankut flimi açarak arkasına yaslandığında flimin jenerik müziğinden neyin geldiğini anladım” Kırgın Çiçekler” İğrenir gibi söylediğim isimle güldü.
“Kemalim yapmaz” “Kemalin yaptı Mesude” Diğerleride yanımıza yerleştiğinde koltuğa sığdık. “Hayatımda şu flimden nefret ettiğim kadar hiçbirşeyden nefret etmemişimdir.” “Neden?” “Çünki Eylül mal” Cankut’la aynı anda söylediğimiz şeyle ona döndüm ve yumruklarımızı tokalaştırdık. Cankut flimi dondurdu. “Eylül aptal annesini bir türlü ikna edemiyor” Onu başımla onayladım.
“Yani şahsen ben öyle bir durumda olsam Kemal’i döverdim farz edelim ki tek dövemiyorum o yurttaki kızlar ne bokuma yarıyor onlarla dövmeye giderdik. Ya da bu askerler polisler ne işe yarıyor onların yanına giderdim” “Ama adam hep inkar ediyor polis nereden bilecek bunun öyle bir şey yaptığını?” Ekin’in savunmasına göz devirdim. “Ekin sen salaktın daha da salak olmuşsun. Sen ne zaman gördün bir katilin öldürdüğü maktulü ben öldürdüm diye dolaştığını. Yani az akıl mantık olsa ki gerçekte bu işler böyle yürümüyor Kemal çoktan hapise girmişti”
“Ya da şey mesela bir tiyatro oyunu sahnesi var. Eylül orada babasının ona dokunduğunu herkes önünde söylüyor oradaki hiçbir akıllı çıkıpta demiyor ki ya kızım senin baban sana fanfinfon yapmış hemen onu şikayet edelim. Saçmalık ya sezon boyunca onları kınamaktan bir hal oldum. İşin tuhaf yanı kimsede bu işe el atmıyor. Töbe haşa benim karşımda öyle bir şey olacak da ben susacağım” Ağzımda yemekle Cankut’u onayladım.
“Birde en sinirlileri asabileri Songül derler anasını satayım o bile hiç bir şey yapmadı. Ama varya Türkiye Türkiye olalı böyle cringe dizi görmedi. Bide birbirlerinin eski sevgilileriyle sevgili oldular. Aga bunlar hangi kafada?” Cankut bağdaş kurarak hızlıca bana döndü. “Ay bak sana ne anlatacağım. Şimdi bu bizim evin diğer üyesi varya asabi çocuk ha işte onunda böyle bir hikayesi var” “Eğer arkadaşlarının eski sevgilileriyle çıktı dersen terk ederim bu evi” Elimdeki makarna tabağıyla gider gibi ayağa kalktım.
Cankut kolumdan çekti ve beni oturttu. “Ya öyle değil. Bu olay olalı dokuz ay filan oldu. Bizim bu çocuğun iki senelik ciddi bir ilişkisi vardı. Anakonda Reyhan. Bak şimdi biz ne kadar bu kızdan hoşlanmasakta bizimki buna abayı yakmıştı. Zaten bu çocuk öyle kolay kolay hayatına birilerini alan bir tip değil” Kaşlarımı kaldırarak kolamdan bir yudum aldım.
“Neyse bu kızı biz ne kadar sevmesekte ki kız şarkı söylemekten ve dans etmekten nefret ederdi. Bende sesimin güzel olduğunu savunmuyorum ama en azından eğlence anlayışım var. Kız bizim bile nedenini anlamadığımız bir şekilde bizim asabiyi terk etti. Tabi bizimki bize belli etmemeye çalışsada morali filan bozuktu. Sonra işte bu bize ben bir daha hayatıma kimseyi almayacağım filan dedi. Aradan bir iki ay filan geçti. Bu bize hayatında bir kız olduğunu ve onu çok sevdiğini söyledi. Tabi biz onun adına mutlu olduk. Çünki onun depresyon süreci hepimizi bunalıma soktu. “
Çatalıma makarnayı doladım. Bunu yaparken yarısı boşalan tabaktan tiz bir ses çıkmıştı. “Asıl bomba bizim bu yeni kız aslında Anakonda Reyhan’ın arkadaşıymış. Reyhan buna benim onunla işim bitti al istersen senin olsun demiş. Sanki tek kullanımlık peçete amınakoyim. Uzun lafın kısası aynı senaryonun bir değişiği bizimkinde yaşandı. O saatten sonrada kadınların aşkına asla inanmıyor ve çevresindeki hiçbir kadının onu annesi ve Feyza kadar seveceğine inanmıyor” Ağzım dolu dolu konuştum. “Adam haklı amınakoyim şahsen bende öyle bir şey yaşasam bende hayata küserim”
“Aynen kanka bu fikrini lütfen onunla paylaşma. Biz adamı toparlamaya çalıştıkça sen bu motivasyon konuşmasıyla onu hayattan bezdirirsin” Feyza’ya göz devirdim. “Bak Alya demişti dersiniz bu çocuğun karşısına birisi yine çıkacak ve onun kalbini çalacak. Çokta toplara girmesin yani” Cankut benim elimdeki boş makarna tabağını aldı ve tabakları mutfağa götürmek için ayağa kalktı.
“Ben bir kayınbabama yemek götürüp geliyom” Mükremin gibi kalçalarını sallayarak yürürken onun bu haline kahkahalarla güldüm. Biz bu çocukla baya iyi anlaşacaktık. Biz biraz daha sohbet ettikten sonra Feyza beni odama getirmişti. O kapıyı kapatarak dışarıya çıkınca odamı inceledim. Koca çift kişilik bir yatak vardı ve üzerine benim valizimde getirdiğim mor çarşaflar serilmişti.
Yatağın sol tarafında bir elbise dolabı vardı. Sağ tarafta ise uzun bir cam vardı cam duvarın sonuna kadar uzun değildi. Bir tuvalet aynası vardı. Hemen yanında ise beyaz bir puf koltuk. Odada farklı bir kapı daha vardı. Kapıya doğru ilerledim ve kapıyı açtım. Beyaz fayanslara sahip bir lavabo beni karşıladı. Lavabodan geri çıktım.
Elbise dolabına doğru ilerledim ve önüne gelince dolabın kapaklarını açtım. Feyza tüm eşyalarımı yerleştirmişti. Dolaptan koyu yeşil gecelik takımımı çıkararak hızlıca üzerime geçirdim. Saçımdaki tokayı çıkardım ve yere attım. Elimle saçlarımı karıştırdım. Yatağa kendimi attığımda telefonum titredi. Üzerimi değiştirirken yatağa fırlattığım telefonu sırtımın altından çıkardım.
“Oradaki evin konumu nasıl? Bana oranın konumunu atsana çevrede çok öğrenci evi var mı?” Annemin attığı mesaja üstten baktım. Telefonu yatağın bir köşesine fırlattım. Daha sonra kırıldı mı diye baktığımda sağlam olduğunu fark edince rahat bir nefes verdim. Annemler beni çok yoruyordu. Bunu çevreye güvenmedikleri için yaptıklarını söylüyorlardı ama bu artık çığırından çıkmıştı. Bu olay artık bana güvenmemeye geliyordu.
Onları seviyordum onlar benim bu hayatta en değer verdiğim kişilerdi ama üzerime çok fazla geliyorlardı. Dışarıdaki herhangi bir insana benden fazla güveniyorlardı. Yarından sonra ki gün okulum açılıyordu. Ders çalışmayı asla bırakmamam lazımdı. Hayallerim vardı gerçekleştirmek istediğim ve onlar gerçekleşmeden durmayacaktım.
Ne kadar uyumaya çalışsamda yeni bir evde ilk defa kalacağım için rahat değildim. Aşağıdan gelen bardak kırılma sesi ile yerimde sıçradım. Bunun çocuklardan birisi olduğuna emindim ama yine de gitmemde fayda vardı. Yataktan kalktım ve hızlı adımlarla odadan çıktım. Merdivenlerin başına gelince hızlı adımlarla merdiveni inmeye başladım. Merdivenler bitince mutfağa doğru ilerledim.
Ara salonun ışığı açıktı ve hafiften mutfağa vuruyordu. Üzerimdeki geceliğin omzu düşmüştü ama kimin umrundaydı. Mutfağa girdiğimde Cankut elini biz bezle sarıyordu. Biraz daha yaklaştığımda bu kişinin Cankut olmadığını fark ettim. Ani bir şekilde çığlık attığımda karşımdaki kişide hızlıca bana döndü. Ben tam tezgahtaki bıçaklara uzanırken kolumdan tuttu ve beni çekti.
Ben ondan ayrılmaya çalışırken bağırmak yeni aklıma gelmişti tam bağıracakken ağzımı sıkı sıkı kapattı. Geriye doğru ilerlerken ayağımın yerde kayması ile yere düştüm. Tabi beni tutan kişide üzerime düştü.
Merdivenden gelen patırtı sesleri ile artık eve hırsız girdiğine emin olmuştum. Bir anda mutfağın ışıkları açılınca gözlerim kamaştı. “Asabi çocuk?” Hepsinin hep bir ağızdan söylediği ile üzerimdeki bedene baktım. Bu kişi bana çok tanıdık geliyordu. “Küpeli çocuk?” “Sakar kız?” Sesi çok kalın ve boğuk çıkmıştı. Zaten açık olan omzum bu ani düşüşle daha da açılmıştı. “Kalk üzerimden” Nasıl bir pozisyonda olduğumuzu hatırlamış olmalı ki üzerimden kalktı.
Cankut’un uzattığı elini tutarak ayağa kalktım. Ben karşımdaki adamı incelerken o da beni inceliyordu. Yaklaşık 1.94 boylarında esmer siyah saçlı kahverengi gözlü bir adamdı. Elmacık kemikleri fazla belirgindi. Sağ kulağında bir küpe vardı. Parmaklarının üzerinde dövmeler vardı. Kollarında küçük dövmeler doluydu.
Ve bakışları fazla soğuktu. Normal bir insana göre fazla soğuk. “Ne oldu şimdi?”
Oturma odasındaki koltuğa oturunca rahat bir nefes verdim. “Su içeyim derken bardağı düşürdüm kırıldı. Kırıkları alayım derkende elimi kestim” Elini sallayarak diğerlerine gösterdi. Diğerleri açıklama bekler gibi bana döndüğünde konuştum. “Sesi duyunca aşağıya indim” Ekin gülerek konuştu. “Peki o pozisyonun sebebi?” Ona bakarak gözlerimi devirdim. “Ayağım kayınca yere düştük”
“Ha başka açıklaması yok yani” İmalı sesiyle ona alayla sırıtarak baktım. “Farzet ki var Ekincim. Bunun seni ilgilendiren kısmı?” Güldü. “Ha umut var diyosun yani” “Bu iş şakada kalsın bence herkes yerine gidip yatsın. “ Cankut mutfaktan çıkarken yanına aldığı sargı bezi ile küpeli çocuğun elini sarıyordu. Ayağa kalktım ve ben önde onlar arkada merdivenlere doğru ilerledik. Uykum gelmişti. Merdivenlerin önüne gelince çıkmaya başladık.
“Hala açıklama yok mu?” Ekin’in sesiyle tatlı bir şekilde konuştum. “Ekin dalağını sikerim senin sus da” Merdivenlerin sonuna geldiğimizde onların gülme sesini duydum. Ama bu sefer farklı bir ses tonu da onlara eşlik ediyordu. Arkamı dönmeden odamın kapısına doğru ilerledim ve kapıyı açarak içeriye girdim.
Kapıyı ardımdan kapatarak yatağa doğru ilerledim ve yatağa uzandım. Fazla uykum gelmişti. Çok fazla....
...
“Kaşların arasından dom dom kurşunu değdi. Dom dom kurşunu değdi. Dom dom kurşunu değdi. Bir avcı vurdu beni. Bin avcı beni yedi”
Yastığı kulaklarıma iyice bastırsamda sabahın köründe açılan lanet şarkı kapanmıyordu. Yastığı kafamın altından çektim ve yere fırlatarak ayağa kalktım. Hızlı adımlarla odanın kapısına doğru ilerledim ve kapıyı açtım aynı anda karşı odanında kapısı açıldı ve küpeli çocuk dışarıya çıktı.
Bir an göz göze gelsekte onu umursamadan merdivenlerden hızlıca inmeye başladım arkamdan gelen ağır adım sesleri onunda geldiğinin habercisiydi. Merdivenler bittiğinde hızlıca oturma odasına giriş yaptım. Bir adet açtığı şarkıyla saçma sapan hareketler yapan Cankut ve uykulu gözlerle onu izleyen Ekin ve Feyza.
Koltuklara doğru ilerlerken Cankut beni gördü. Beni görünce halay çekmeye ve eli ile beni yanına çağırmaya başladı.
“Ah dedim ağladım eğdi yar boynun eğdi Allah kerimsin dedi hançer yarası değil dom dom kurşunu değdi”
Yanına geldiğimde elini bana doğru uzattı. Koltuğun üzerindeki kum yastığı aldım ve kafasına fırlattım. O acı ile bağırırken sesine benim sesimde karıştı. “Gerizekalı sabahın köründe bu ses ne ya. “ Koltuğun üstündeki küçük yastıkları ona fırlatırken eliyle kendini korumaya çalışıyordu. “Ya daha bu evdeki ilk günüm biraz insaflı davransanız” Küpeli çocuk rahatça koltuğa oturdu. “Uğraşma onunla. Ben artık o kadar alıştım ki yukarıdan aşağıya inene kadar sinirim geçti”
Onun yanına sinirle oturdum. Sırtımı arkama yasladığım zaman ayaklarım yere değmiyordu. Bunu gören Ekin güldü. “Ya bu nasıl koltuk ya. “ Sinirle söylediklerime kısıkça güldüler. Sabahları tam ayılamadığımı Feyza biliyordu. Bacaklarımı kendime çektim ve kollarımı etrafına sardım. Sabahları bir defa uyanınca bir daha uyuyamıyordum. Saçlarım tavus kuşu gibi etraftaydı. Feyza ve Ekin’de bir yere oturunca kısa süre önce müziği kapatan Cankut yanlarına yerleşti.
“Bugün ne yapalım?” Hem” Başıyla küpeli çocuğu gösteren Feyza’ya boş gözlerle baktım. Hala ayılamamıştım. “Uzun zaman sonra asabi çocuk bizimle biraz vakit geçiririz hep beraber” “Bize kahvaltı hazırla Feyza” Sözlerimle hepsi hayali bir şaşkınlıkla bana döndü. “Zehirlenmek için çok gencim” “Evimizde zaten bu görevi üstlenen birisi var” Güldüm. “Kim ?Cankut deme bayılırım gülmekten” Cankut bana küskünce baktı.
“Aşk olsun ama ya. Evde bu görevi üstlenen kişi” İki eli ile küpeli çocuğu gösterdi. Şaşkınlıkla ona döndüm. “Hadi canım” Bana boş boş baktı. “Aşçıyım ben” Şaşkınlığım hala yüzümdeyken önüme döndüm. “Neyse en azından artık leziz yemekler yiyeceğiz. Umarım elin lezzetlidir?” “Bunu kahvaltıdan sonra fark edeceksin” O kahvaltı hazırlamak için ayağa kalkarken bende ayağa kalkarak merdivenlere doğru ilerledim.
Merdivenleri çıkarken yeni hayatımın ilk gününün asıl geçeceğini düşünüyordum. Merdivenler bittiğinde hızlı adımlarla odama doğru ilerledim. Kapının önüne gelince kapıyı açarak içeriye girdim. Lavaboya doğru ilerledim. İçeriye girerek işlerimi halledip dışarıya çıktım. Elbise dolabıma doğru ilerledim. Dolabın kapağını açtım ve içinden rastgele bir kırmızı kısa kollu tişört ve siyah taytımı çıkardım. Hızlıca üzerimi değiştirdiğimde saçlarımın yarısını topuz yapıp altını salık bıraktım.
Ama bu topuz asla önemsenmiş bir şekilde yapılmamıştı. Komidinin üzerindeki telefonumu alarak kapıya doğru ilerleyip dışarıya çıktım. Merdivenleri inmeye başlayınca aşağıdan çocukların sesi geliyordu. Zilin çalma sesi tüm evi sardı. “Ben bakarım” Merdivenler bitince kapıya doğru ilerledim. Kapının önüne gelince kapıyı açtım. Ama karşımda görmeyi beklediğim yüz kesinlikle bu değildi.
“Dayı?!”
....
Orta sehpadan aldığı mendille alnındaki teri silerken suyundan son bir yudum alarak bardağı sehpaya bıraktı. “İşte öyle” Dayım İstanbul’da kargo işi yapıyordu. Onu son bir senedir görmüyordum çünki geçen yaz sınava çalıştığım için tatilde onların yanına gelememiştim. Dayım buraya kargo getirmişti. Tamamen tesadüf eseri bir görüşmeydi. Dayım ayağa kalktı ve bana kocaman sarıldı.
“Dayısının güzeli şimdi sen buradasın ya artık daha sık görüşürüz. Ama Alyam annen bu evde üç erkekle yaşadığını görmesin” Çekinmeden bunları onların yanında söylemesi beni biraz tuhaf hissetmeye zorlasada sustum. “Zaten sen onları tanımasan ya da güvenmesem buraya gelmezdin ama annenlerden bunu uzun süre saklayamazsın. Emin ol ki daha bir ay dolmadan seni ziyarete gelecekler. Ve o zaman sadece kendini değil. “Başı ile arkamdaki kişileri işaret etti. “Onlarıda zor duruma düşüreceksin. Bu meseleyi daha sonra seninle konuşalım” Dayım odadan çıkmak için hareketlenirken peşinden gittim ve kapıya kadar ona eşlik ettim.
“Ha bu arada kargoyu burada unutmuşuz” Yerde duran ağır kargo paketini kucakladı ve bana uzattı. Ona gülümsedim ve kapıyı kapattım. Ağır kargo paketiyle içeriye girdiğimde fısıltılı konuşmalarda kesilmişti. Kargo paketini masaya bıraktım. Üzerindeki isime baktım. “Pars Aram Mutena. Bu evde böyle isimli birisinin yaşadığını zannetmiyorum. Ayrıca Pars nasıl isim it ismi gibi. Kargo yanlış gelmiş. Dayım gitmeden götüreyim” Tam kargoyu alacakken Cankut kolumu tuttu.
“Kızım delimisin? Kargo bize gelmiş işte. “ Korgodaki ellerimi uzaklaştırdım. “Lan hanginizin adı Pars?” Hepsi eli ile küpeli çocuğu işaret ettiğinde bir süre duraksadım. Daha hala ayılamamıştım. Sonra aklıma ona hiç ismini sormadığım geldi. Ben şimdi çocuğa adının it ismine benzediğinimi söylemiştim? Elini bana doğru uzattı. “Pars ben. Pars Aram Mutena. Ama ailem adımın hiç it ismine benzediğini söylemedi. Adım daha çok güçlü, cesur, kuvvetli. Kaplan anlamını taşır”
Rezil olduk baba. Rezil olduk. Hayatımda daha bu kadar utanç verici bir olay yaşadığımı hatırlamıyordum. Aynı şey bana yapılsa şuan karşımdaki insan yaşamıyordu. Yeni evimdeki ilk günüm rezillikle başlamıştı. Bakalım ilerleyen bölümlerde. Pardon günlerde nelerle karşılaşacağım....
-SON-
Evettt uzun bir aradan sonra ben geldimmm
Şuan kitabı kimse okumadığı için yeni bölümü atamam bu kdr sürdü yoksa normalde bir gün aralıklarla bölüm atıyorum
Evet geçen bölümde başlattığımız etkinliği bu bölüm uygulamaya geçiriyorum
Bugün sabah saat dokuz buçuk gibi uyandım sonra kahvaltı yaptım. Daha sonra okula gittim bursluluk sınavı için belge almaya sonra onu alıp geldim yatağa girdim biraz müzik dinledim saat on bir gibi yataktan kalktım dersin başına oturdum. Saat bir de dersim bitti. Sonra kendime makyaj yaptım (klasik ben) canim sıkıldıkça yaparım bunu birde mezuniyetime kadar doğru makyajı arıyorum yaa neyse sonra maske yaptım.
Sonra tam kitaba bölüm yazmak için oturdum annem bime gidelim dedi sonra bime gittik. Bimde böyle anneler günü için küçük kaktüsler vardı. Dünde gözüme çarpmıştı kendime onlardan aldım aşağıya kaktüsün fotoğrafını bırakırım. Sonra geldim biraz kitaba bölüm yazdım derken aklıma hiç bölüm yayimlamadigim geldiii şimdide size yazıyorum öylee
Peki siz bugün ne yaptınız? Bu kitabı ne zmn okuduğunuz önemli değil neler yaptığınızı yazabilirsiniz.
Arkadaşlar buraya fotoğraf konulmuyormus sinir krizi
Neyse bir bölümün daha sonuna geldik diğer bölümde görüşmek üzere
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımmmm....⭐️🖤🖤
