BİR EV MESELESİ kitap kapağı

6. bölüm / 20

BİR EV MESELESİ

Son Noktası

Yazar: Ebru Ermeç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: Son Noktası

“Bil ki;ailenden nefret ediyorsan onları sevmek zorundasındır”

6. BÖLÜM

SON NOKTASI

Gözleri hala gözlerimdeyken kalp atışlarım onun tarafından duyulacak diye korkuyordum. Göğüsüm anın verdiği heyecanla hızla inip kalkarken o da benden farksız değildi. Gözlerinin içindeki bilinmez çukur beni ona çekiyordu. Daha onu tanıyalı iki hafta bile olamamışken aramızdaki bu çekimi anlamlandıramıyordum. Kendime gelmem gerektiğini fark ettiğimde sırtımı yatakta yukarıya doğru kaydırdım. Bu hareket bana pahalıya mal olmuştu. Gömleğimin açık olan yakası daha da açılmıştı. Bakışlarının hala yüzümde oluşu gerçekten bir kadına bedeni için bakmayacağına işaret ediyordu. Beni incelediği yerde kaşlarını yavaşça çattı. Bileğimdeki elini ağır hareketlerle çekerek parmaklarını yüzümde kulağıma yakın bir bölgede olan bene dokundu. “Ne yapıyorsun?” Sorumla elektrik çarpmış gibi elini hızla yüzümden çekti.

Bileklerimdeki elini çekince hızla birbirine yapışmış olan bedenlerimizi ayırdı. Bende yerimde doğruldum. İkimizde az önce yaşananları anlamlandıramıyorduk. Ve birbirimizle konuşmamaya devam edersek bu odadan çıkamazdık. “Biz seni iş başında zannederken sen uyuyorsun hayatımda bu kadar sorumsuz bir patron görmedim” Yataktan kalktım. “Düşüncesiz olduğumu kim söyledi. Hem bu sık yaşanmaz” Ona “yedim san” der gibi başımı sallarken konuştum. “İlk izlenim her zaman önemlidir. Fakat sen bana bugün uykucu bir patron olduğunu gösterdin” Odanın kapısını açtım ve odadan çıktım. “Bu konuyu tartışacağız eşyalarımı alıyorum bekle” Derin bir nefes aldım. Güzel yırtmıştım.

O yakınlığımız neydi öyle? Kalbime zarardı. Hayır saçma bir şekilde ona kapılmamalıydım. O benim patronumdu. Aynı zamanda ev arkadaşım. Ki benden yaşça büyüktü. Ben daha 18 yaşımdaydım. O ise 24. Aramızda altı yaş vardı. Bunu düşünmek bile saçma gelince hayal gücümün ne kadar saçma ilerlediğini düşündüm. Bunu düşünmek bile hataydı. Odanın kapısının kapanma sesini duyunca oraya döndüm. Üzerine kabanını geçiriyordu. Asansöre doğru ilerledim. “Gerçekten bir insan neden iş başındayken uyur ki?” “Herkes senin gibi yan gelip yatmıyor ben kendi işinin patronu olan birisiyim. Bu maroton bazen beni yorabiliyor” Asansörün zaten katta olan kapısını açtım. Ve içeriye girdim. “Ne alaka? Ayrıca benim yan gelip yattığımı kim söyledi. Ama senin böyle iş yerinde uyuman çalışanları kötü etkiler” “Nasıl kötü etkilermiş? Anlatın profösör hanım”

Asansör durunca kapısını açarak dışarıya çıktım ve soyunma odasına ilerlemeye başladım. “Bir kere motivasyonları düşer. Kendini onların yerine koy. Bir patronun var ama iş başında uyuyor. Sende aşağıda restorantla ilgileniyorsun. Düşünmezmisin bu restoran bir bizim değil herşeyiyle biz ilgileniyoruz diye?” Soyunma odasının kapısını açtım ve içeriye girdim. Kendi dolabıma doğru ilerledim ve kapağını açtım. Çantamı alıp koluma taktım ve telefonumu dolabın içinden aldım. Ekranı açınca görünürde annemden olan 93 dayımdan ise 20 arama ile karşılaştım. Bugün onlarla hiç konuşmamıştım ve saat geç olmuştu beni merak etmiş olmalıydı. Dolabın kapağını kapatarak odanın çıkışına doğru ilerledim.

O önde ben arkada restorantın çıkışına doğru ilerledik. Annemleri şuan arayıpta onların yanında rezil olmak istemiyordum. Hayatım boyunca çoğunlukla ailesinin kısıtlayıcı yapısını başkalarına göstermeyen bir insan olmuştum. Ne kadar yakınım olursa olsun eğer bir yere gitmeme ailem izin vermeyecekse sanki o yere ben gitmek istemiyormuşum gibi davranırdım. Arkadaşlarımı zor durumda bırakmak ve onların benim yerime düşünmesini sağlamak istemezdim. Daha önce böyle bir durum olmuştu ama bana pahalıya mal olmuştu. Eski bir arkadaşım bana yolun en başında bu konuda çok yardımcı olmuştu. Ama ben her zaman onu zor duruma düşürmeme taraftarıydım. O bu durumun önemsiz olduğunu söyler ve beni kendisinin deyimiyle hapishaneden çıkarırdı. Ama insanoğlu yapısı gereği bir süre sonra bundan sıkılıyordu. O da sıkılmıştı. Ve bir süre sonra benim ailemin kısıtlamalarıyla uğraşmayacağını söyleyip gitmişti. O saatten sonra hayatıma çoğu kişi girmeye çalışmıştı ama ben kimseyi arkadaşım olarak yanıma almamıştım. Ta ki Feyza ile karşılaşana kadar. Feyza farklıydı. Yine onunla vakit geçirirken beni idare etmemesini söylüyordum ama beni dinlemiyordu. Ve bu onu iyi bir arkadaş yapıyordu.Bu konulardan bahsetmesem bile bana hep alternatif yollar bulmuştu. Bazen evden kaçmak isterdim o zamanlar bile bana yardım ederdi. Bir keresinde arkadaşımın ailesinin yanında kalacağım ayağıyla onların bizim memleketteki bir evlerinde kalmıştım. Bu zamana kadar ki hayatımın tek huzurlu gecesiydi. Tabiki bizimkilerin buna izin vermesi için yalanımızın dinamiğini iyi atmıştık.

Küpeli çocuk eğildiği yerden kalkarak son kez dükkanın kapısını kontrol etti ve bana doğru ilerlemeye başladı. “Bizi almaya gelecekler” Onu başımla onayladım. Yan yana duramadığımız için karşı karşıya duruyorduk. Birkaç dakikalık sessizlik ona fazla gelmiş gibi tam konuşacakken duyduğum müzik sesi ile irkildim. “Seni çöpe atacağım poşete yazık!” Cankut’un cırtlak sesini duyunca aynı anda yüzümüzü buruşturduk. Araç restorantın önünde durunca Cankut ağzını yayarak konuştu. “Pişt güzellik. Yaklaşta nur yüzünü göreyim. Merak etme sokak ortasında dolanmayız. Bana geçeriz ya sıkıntı yok. Canım hiç öpmiyim ya” Ona senden adam olmaz bakışlarımı attım ve arabanın etrafından dolanarak arka koltuğa geçtim.

Küpeli çocukta yerine geçince Cankut kargalara taş çıkaran sesi ile bizi yolculuğa davet etti. Aramızda Feyza olduğu için kulaklık alamıyordum. Küpeli çocuk bana yandan bir bakış attı ve omuzlarını indirip kaldırdı. Bu yapacak bir şey yok demekti sanırım. Gerçekten yapacak bir şey yoktu artık yol boyu Cankut’u dinleyecektik. Neden şarkı söylemeyi bu kadar sevdiğini bilmiyordum. Belkide çocukluktan gelen bir alışkanlıktı. Sevdiğim şarkı çalmaya başlayınca radyoya uzanıp sesi fulledim.

“Yok anladım bize karada ayrılık yok”
“Buralarda benden başka kürkçü dükkanı yok”

Sesim mükemmel olmasada kötü değildi. Bende şarkıya eşlik etmeye başladım. “Hani bizi tanıştıranlar mutsuzken ortada yok. Bizde böyle aşkın şiddeti merhamet yok” Bakışlarım benimle beraber şarkıya eşlik eden Feyza’nın yanındaki adama kaydı. Beni izliyordu. Bakışlarını fark ettiğimi anlayınca gözlerini kaçırdı. Hareketlerim durgunlaştı. Bugün yaşadıklarım flim şeridi gibi gözümün önünden geçerken derin bir nefes aldım ve arkama yaslanıp Feyza’nın kulağına eğildim. “Annemler sana ne dedi?” Bakışlarını kısa bir an bana çevirdi daha sonra kulağıma eğildi. “Onlara okuldan gelince çok yorgun olduğunu hemen ders çalıştığını daha sonra ise yemek yedikten sonra uyuya kaldığını söyledim. “ Rahat bir nefes verdim. “Dipnot dersin başında uyuduğunu” Yüzünü avuçlarım arasına aldım ve alnına derin bir öpücük kondurdum.

“Kızım varya sen tam benliksin ha” Cilveyle omzunu omzuma vurdu. Anneme kızın uyudu dersen neden uyudu diye sorardı ama kızın ders çalışırken uyuya kaldı dersen sevinirdi. Onun umrunda olan benim belimin acısı değildi ders notlarımdı. Bazen gerçekten gözüme acımasız geliyorlardı. Ve onlardan nefret ediyordum. Ama insanoğlu ya nefret ettiği herşeyi daha çok seviyordu.

Araba sonunda bir marketin önünde durduğunda araçtan indik. Ben ve Feyza önden giderken diğerleri alışveriş arabası almaya gitmişti. “Saol Feyza. Ama bunu kendine yapma kuzum. Bir süre sonra bundan sıkılacaksın” Elini dostane bir şekilde koluma koydu. “Asla sıkılmam Alya. Senin benim için diğerlerinden farkın yok. Ve biz seninle çoğu şeyi beraber atlattık” “Sizin evde kaldığım geceyi hatırlıyormusun?” Kahkaha attı. “Unutur-” Hızla bir şey tarafından itilmem ve havaya uçarak düşmem bir olmuştu. Bunlar beş saniye içinde yaşanırken düştüğüm yerin alışveriş arabası olduğunu fark ettim. Cankut’un sürdüğü bir alışveriş arabası.

Ağzından motor sesi çıkarmayı bırakarak konuştu. “Tatlı kısmı bizim. Asabi çocuk mutfak işleriyle ilgilenecek. Domatesi bile senden iyi seçtiğine eminim. Diğerleride deterjan filan alacak geriye biz kaldık. “ Araba sesi çıkararak beni hızla yan rafa yönlendirdi. “Şimdi söyle bakalım ne yer bunlar?” “Şimdi şöyleki ben herşeyi yerim Feyza’da. Ama Ekin çilekli şeyleri sevmez. Asabi çocuğunda beyaz çikolataya alerjisi var. Daha doğrusu onun içindeki bir şeye ama ne bok olduğunu bilmiyorum yani sen beyaz gördüğün herşeyi al” Onu başımla onayladım. Raflara uzanarak adını okumadığım çikolataları yanıma atmaya başladım. Tam bir çikolataya daha uzanacakken durdum ve arabaya koyduğum çikolataların içeriğine bakmaya başladım.

Erken zamanda katil olmak son yapmak istediğim şeydi. Bir süre sadece çikolata ve tatlı birşeyler almıştık. Kasaya doğru ilerlerken diğerleride Avmnin diğer tarafından ellerinde ağzına kadar dolu alışveriş arabalarıyla geliyordu. Orta yolda buluştuğumuzda akla gelen ilk soruyu sordum. “Hesabı nasıl ödeyeceğiz?” Feyza konuşmaya başladı. “Normalde diğerlerine kalsa senin ilk ev alışverişin diye sana hiçbirşey aldırtmayacaklardı ama seni bildiğim için buna izin vermeyeceğini biliyorum. O yüzden herkes girdiği reonda aldıklarını ödesin. “Ama böyle küpeliye daha fazla mal oluyor” Hepsinin bakışları bir ben bir küpeli arasında gidip geldi.

“Kuzum farkındamısın bilmiyorum ama adam restoran sahibi hani zincirli filan ve senin şuan aldığın malzemenin üç beş katı her gün restoranta geliyor. Diğerleri de Ekin’i onaylayarak ona destek verdi. “Yinede ben hesabı ortak ödeme taraftarıyım. Siz ödemeseniz bile” “Kızım diğerinide istersen sen ödersin çok takma kafana” Küpeli çocuğada destek verdiklerinde son konuşmamı yaptım. “Bir dahakine hala sizinle aynı evde yaşıyor olurmuyum bilemiyorum. O yüzden hesabı beraber ödeyeceğiz” Birkaç saniye hepsi sustu. Bu ihtimali sanki hiç düşünmemiş gibilerdi. Beni hep burada kalacağım zannediyorlardı.

“Tamam” Kasaya doğru ilerlerken artık arabadan inme vaktinin geldiğini anladım. Kasanın yanında durduğumuzda sıçrayarak arabadan indim. Onlarla alışveriş yapmak bile eğlenceliydi. Onlara alışıyordum hemde çok çabuk. Kasadaki görevli kadın yemek malzemelerini geçirirken aynı zamanda Ekin’i süzüyordu. Tek kaşım otomatikmen havaya kalkarken kızı izliyordum. Kollarını sirkeleyerek üzerinde zaten dar olan gömleğin göğüs dekoltesini açmıştı. Ekin’in yanına yavaş adımlarla ilerledim. Yanına gelince beni kolunun altına aldı ve bir abi şefkatiyle başıma öpücük kondurdu. Tabi kasiyer kız bunu yanlış anlamıştı. Ekin bir bana bir kıza bakarken bakışlarımı ikisi dışında her yerde gezdirdim.

Küpeli çocuk ile göz göze gelince ne yaptığımı anlamış gibi sırıttı. Hoşuna gitmişti. Sonunda malzemeler bitince söylediği tutar ile gözlerim yerinden çıkar gibi oldu. Gerçekten gelsem asla tek başıma kalkamayacağım bir fiyattı. Elim refleksen koluma gittiğinde çantamın olmadığını fark edince diğerlerine döndüm. “Arabadan çantamı alıp geleyim öyle ödeyelim” “Ya da ben senin yerine de ödeyeyim sonra sen bana parayı atarsın” Feyza’yı başımla onayladım. “İnsan bir aman kardeşim senin paran cebinde kalsın ben ödeyeyim der nankör” Cankut’un Feyza’ya bakarak söyledikleri ile onunda cevabı gecikmedi. “Öyle desem bile o para en sonunda benim hesabıma girecekti. Onu iyi tanıyorum o yüzden parayı ne olursa olsun bana verirdi.”

Poşetlerden elime dört tane aldım ve çıkışa doğru ilerledim. Diğerleride eline dörder tane poşet alınca poşetler ellerimize tam yetmişti. Arabanın önüne gelince Ekin anahtarı binbir zorlukla çıkararak arabayı açtı. Bagaja doğru ilerlerken diğerleride sürü halinde arkamdaydı. Bagajın kapısı otomatik olarak açılırken elimdeki poşetleri bagajın bir köşesine dikkatlice koydum. Ellerimi silkeledim. Parmaklarıma baktığımda poşetin izinin çıktığını fark ettim. Diğerleride ellerindeki poşetleri yerleştirirken hızla öne doğru ilerledim ve sürücü koltuğunun yanındaki koltuğun kapısını açtım.

Sesi duyan Cankut hızla öne gelirken ben çoktan yerleşmiş kemerimi bile takmıştım. Parmağını tehditvari bir şekilde salladı. Baş parmağını boynuna yaklaştırdı ve keser gibi bir hareket yaptı. Ona dil çıkardım. Ekin sürücü koltuğuna geçerken ensesine bir tane geçirince irkilsede tekrar parmağını sallayarak arkaya bindi. Ben gülerken o somurtarak arkaya oturdu. “Bir kerede arkaya otursa ölecek sanki” Feyza’yı başımla onayladım. Çocuk gibi omuz silkti. “Banane bir dahakine orası benim. Sakın yerime göz dikme” Ona göz devirdim ve radyoya uzandım. Açılan şarkı yol boyunca Cankut’un baağırarak söylediği şarkı olunca hızla şarkıyı durdurdum. Tabi Cankut çoktan bağırarak söylemeye başlamıştı. Telefonumu arabaya bağlarken şifreyi girmesi için telefonu küpeli çocuğa uzattım.

Küpeli çocuk yanında Feyza onun yanında ise Cankut oturuyordu. Cankut telefonuma uzanıp almaya çalışsada Feyza onu itiyordu. Telefonumu tekrar bana uzatınca hızla sakin bir müzik açtım. Durum leyla. Bu şarkı bana tuhaf şeyler hissettiriyordu. Hepimiz yorgunduk. Kimimiz okuldan gelirken kimimiz ise işten geliyordu. Ve onun sesi ile birleşmiş şarkılar başımızın gerçekten etini kemiriyordu. Ne kadar hepsinin yüz ifadesinden bu şarkı söyleme olayından hoşlanmadıkları belli olsada hiçbir zaman ağızlarından bununla ilgili kötü bir şey söylediklerini duymamıştım. Sanki bilerek ona izin veriyor gibilerdi.

Şarkı arabanın içini doldururken sessizlik hakimdi. Cankut bile sessizdi. Bakışlarım dışarıya kayınca düşünceler yine beynimi esir almaya başladı. Ne yapacağım diye düşünmekten yorulmuştum. Ben böyle değildim ama bir haftada değişmiştim. Eskiden hiçbirşeyi umursamazdım. Etrafımda ne yaşanırsa yaşansın bir durum benim sorumluluğum altında olsa bile onunla uğraşmazdım. Ama şimdi durum farklıydı. Bir kere o evden çıkmıştım. Ve bu saatten sonra kendi hayatımı kurmadan o eve dönmeyecektim.
Araba durunca geldiğimiz yere baktım geçen sefer küpeli çocuk ile geldiğimiz dondurmacıydı. Emniyet kemerini çıkardım. Hep beraber dışarıya çıktık. Dondurma arabasına doğru ilerlerken Cankut bizi şaşırtan kısa sessizliğinin ardından konuşmaya başladı. “Bir daha sakın oraya oturma. Yoksa” “ne yoksa? Ne yapacaksın Cankut?” Alayla sorduğum soruya alayla cevap verdi. “Tam popomun kalıbında bir koltuk alır oraya monte ederim. Bir daha da kimse o koltuğa oturamaz. Nokta” Başımı iki yana sallayarak güldüm. Deliydi bu çocuk. Feyza elindeki dondurmayı bana uzatınca elinden aldım. Hep beraber bir masaya geçtik ve kurulduk. Hava yavaştan serinlemeye başlamıştı. “Ee anlatın birşeyler” Bunu diyen Cankut’a şaşırarak baktım. “Normalde senin birşeyler anlatman gerekmiyor mu?” Sıkıntıyla nefes verdi. “İşler çok kesat ilerliyor. Dedikodu yok. Aynı zamanda bugün koltuğumu bir mora kaptırdım. Kesinlikle bende nazar var. Acil kurşun döktürmem lazım” Gözlerimi devirdim. “Peki ben anlatayım” Hepsi pür dikkat bana dönünce bir an gerilsemde anlatmaya başladım. “Bizimkiler az çok tanımaya başladınız. Ben hiç dışarıya çıkmasam bana neden dışarıya çıkmıyorsun demeyecek tipler. Bir gün ben artık bunalmışım bizimkilerden. Feyza’da dediki bizim sizin memlekette bir ev var. İstersen oraya geç birkaç gün kal kafa dinlersin. Annenlerede arkadaşımın yanına kalmaya gidiyorum dersin dedi.” “Ee anneler yedimi?” Cankut’un heyecanla sorduğu soruya güldüm.

“Tabikide yemezler malımı biliyorum ben. Dedim olmaz birkaç saat başka bir yerde olsam polise ihbar verecek tipler bunlar. Hallederiz filan dedi bu. Sonra bir gün eve kargo geldi. Feyza evin anahtarını bana kargolamış. Hermen aldım bizimkileride test kitabı kargosu gelmiş diye kandırdım.” “Ee anahtar sende kaldı eve gittin mi?” Ekin’in sorusu ile küpeli çocuk onun koluna vurdu. “Lan bir dur kız anlatıyor işte” Derin bir nefes aldım. “Bunu aradım ben. İşte bana planını anlattı. Anneme yakın bir arkadaşımın ailesinin yanında kalacağımı söyledim. Tabi hemen kabul etti. Onlarada bir kız arkadaşımın yanında kalacağımı söyledim. Annemleri bildikleri için buna pek karışmadılar. Sonrada eve gittim. Tabi ev uzakta. Ama varya size yemin ederim. Hayatım boyunca geçirdiğim en rahat ve en huzurlu geceydi. Kimse yok, ders yok, insanlar yok. Huzurlu bir geceydi yani”

“Sizinkiler nasıl arkadaşının ailesinin yanında kalmana izin verdi ben hala oradayım. Arkadaşının yanında kalamazmıydın?”Ekin’in sorusuna en uygun cevabı verdim. “Onun yanında kalsaydım soğuktan donardım” Kısa süreli bir sessizlik oldu. Biten dondurmama sarılı peçeteyle elimi sildim. “Başın sağolsun” Cankut’un dediği ile Ekin şaşkınlıkla bana döndü. “Öldü mü?” Onu başımla onayladım. Yine birkaç saniye sessizliğin ardından konuştu. “Başın sağolsun” Onu başımla onayladım. “Nasıl vefat etti?” Dudaklarımda acı bir tebessüm oluşurken konuştum. “Belki bir gün onun yerini doldurabilecek kadar değil ama hayatımda büyük bir yer kaplarsanız size anlatırım” Feyza bile bilmiyordu. Bakışları birkaç saniye değişirken birşeyi fark ettiler. Bana çok çabuk alışmışlardı. Ama ben sadece arkadaşlarıydım. Onların hayatlarını bilmiyordum acılarını, anılarını, hayata tutunma amaçlarını. Onlarda benimkisini. Farketmişlerdi. Aslında yakın arkadaşlar olmaya başlasak bile birbirimiz hakkında hiçbirşey bilmediğimizi.....
...
Aynada üzerimi incelerken ev bakma işini sürdürmeyi unutmamayı aklıma not ettim. Üzerime siyah kumaş pantolon onun üzerine ise mavi kumaş gömlek giymiştim. İlk üç düğmesi açık olan gömleğin düğmelerini restoranta gidince ilikleyeceğime emindim. Saçlarımı bu defa salık bırakmıştım. Yüzüme ise sadece krem sürmüştüm. Makyaj yapmayı sevsemde önemli yerler hariç fazla makyaj bana fena çarpardı. Üzerimde okulda hoşlandığı kimse olmayınca asla makyaj yapmayan ve ne giydiğine dikkat etmeyen kız ruhu vardı. Umarım bu hallerim hiç bozulmazdı. Çantamı koluma takarak ayağımda topuklu ayakkabıların sesi eşliğinde odadan çıktım. Tam o sırada karşı odanında kapısı açıldı. Kolunu kapının pervazına yaslayarak beni süzdü. Ve ıslık çaldı. “Bu güzelliğinizi neye borçlusunuz sakar hanım?” Oyununu devam ettirdim. “Her zaman ki halim küpeli bey” Güldü ve odasının kapısını kapatarak merdivenlere doğru ilerledi. Bende merdivenlerin önüne gelince eliyle ileriyi işaret etti. “Önden hanımlar” Nazikçe güldüm. Ve merdivenden inmek için koca bir adım attım.

Ayağımın kaymasıyla yere düşecek gibi olsamda hızla beni tuttu. Yüzlerimiz fazlasıyla birbirine yakınken konuşmaya başladı. “Çok fazla sakarsın sakar” Kısık sesle konuştum. “Adımın hakkını veriyorum” Bakışlarımı ondan çektim. Hızla kollarını üzerimden çekti. Merdivenden bu sefer dikkatle inmeye başladım. Ona baktıkça dün gece gördüğüm rüya aklıma geliyordu. Beynim sanki bana oyun oynuyor gibi tüm yakınlaşma sahnelerimizi kafamda bir flim gibi oynatıp duruyordu. Ve bu bilinç altıma yerleşiyordu. Sahi biz neden bu kadar çok yakınlaşıyorduk? Merdivenler bitince bizi kapının önünde bekleyen topluluğa doğru ilerledik. Beni gören Ekin koca bir ıslık çaldı. Bu sayede diğerlerininde bakışları bana döndü.

“Vay vay Alya hanım. Bu güzelliğiniz halis mi?” Güldüm. Feyza yanıma gelerek yanağıma kocaman bir öpücük kondurdu. “Varya bugün tüm kampüsü kendine aşık edeceksin” Dedikleriyle diğerlerinin kaşları çatılırken gülerek konuştum. “Öyle bir düşüncem yok ama” Kapıyı açmalarıyla yavaş yavaş evden çıktık. Bahçede yürürken yorgunluktan başımın dönmesi ile bir an duraksasamda hemen toparladım ve onlara eşlik ettim. Cankut dünden sonra koşarak aracın önüne gitmiş ve ön koltuğu kapmıştı. Aracın önüne gelince bana arabanın içinden havalı havalı bakmıştı. Yol boyunca onu dinleyeceğimizi anladım. Arkaya binince. Ekin arabayı çalıştırırken Cankut’da radyoya uzanıyordu. Koluma dokunan elle ona döndüm. Elindeki kulaklığı aldım ve gülümseyerek kulağıma taktım.

Bunu neden yaptım bilmiyordum. Sadece bugün kulaklığımı yanıma almama rağmen canımın onun kulaklığını takmak istediğini biliyordum. Bir süre sonra şarkılar beni o kadar içine çekiyordu ki Cankut’un sesini duymuyordum bile. Araba üniversitemin önünde durduğunda kulağımdaki kulaklığı çıkararak küpeli çocuğa uzattım. Kulaklığı alırken parmakları parmaklarıma sürtününce içimde bir elektiriklenme oldu. Umursamadan araçtan indim ve okulumun önüne geldim. Ayakta durduğum yerde başım feci şekilde ağrıyordu. Çantamdan giriş kartını çıkardım ve turnikeye okutarak okula giriş yaptım. Bahçede yürürken aklıma gelenle duraksadım. Dünden sonra annemleri aramamıştım. Cebimden telefonumu çıkardım. Ve annemi aradım. Çaldı, çaldı ve açıldı. “Sonunda aramaya teşvik edebildiniz ha Alya hanım “ Sıkıntıyla nefes verdim. “Ay anne yemin ederim uyuya kalmışım. Dün zaten akşama kadar ders çalıştım sonrada yemeğe indim aşağıya. Yemekten sonra tekrar ders çalıştım. O sırada masada uyuya kalmışım. Kızlar beni uyandırmış yatağa yatırmış ama onu bile fark etmemişim ben” “İyi iyi. Sen masa başında uyuya kalacak kadar nasıl yorgun oluyorsun?” Merdivenlere doğru ilerlerken annemin sorusuna bir yalanla daha karşılık verdim.

“Valla derslerim zaten sabahları erken saatte oluyor. Birde yavaştan temele doğru gidiyoruz. Bir haftadır tekrarlarımda beraber gece geç yatmak zorunda kalıyorum. Uyku düzenim bozuldu biraz. Ama toparlarım” Sıkıntılı aldığı nefesle yine söyleneceğini anladım. “Biz orada olsaydık bu kadar yorulmazdın masa başında uyuya kalmaz aynı zamanda yemek derdiyle uğraşmazdın. “ “Annecim zaten aynı evde kaldığım kızlardan birisi aşçı. Benim yemek bilgimi biliyorsun zaten. Yemekleri o yapıyor” Bence ufak bir yalandan bir şey olmazdı. Pembe ve ufak bir yalan. “Yinede kıza çok yüklenmeyin kuzum. Hem yanında dura dura sende bir iş öğrenirisin belki ha?” Evet annecim küpeli çocuğun yanında kala kala çok güzel şeyler öğrenirim.

“Tamam anne. Şimdi derse gireceğim daha sonra konuşalım.” “Tamam kızım” Telefonu kapattım ve sınıftan içeriye girdim. Başım zangır zangır titrerken yanımdan geçerken omzuma çarpan kişiye ters bir şekilde baktım.”Kızım ders başladı geçsene yerine” Bunun Tiyatro kültürü hocamız olduğunu anlayınca hızla sıralara doğru ilerledim. Ve arkalarda bir yere oturdum. Çantamdan ses kaydediciyi çıkarırken hoca hemen derse geçmişti. Ses kayıt cihazını çalıştırdım ve çantamı önüme alarak kafamı arkasına gizledim. Başımı kollarımın arasına sardım ve uyumaya çalıştım. Gece boyu sadece rüya görmüştüm. Her uyanıp uyuduğumda onunla olan yakınlaşmamızı görüyordum. Sabaha karşı artık çıldıracak bir hale geldiğimde uyanık kalmıştım. O sahneler benim asla bilinç altıma girmemesi gereken sahnelerdi. Yaşanmaması gereken sahneler....

...
“Teşekkürler efendim afiyet olsun” Bir masanın yanından da ayrılırken başımın ağrısı ve topuklu ayakkabının ayağıma uyguladığı baskıyla ölüme yaklaştığımı anladım. Kapının yanına gelince içeriye giren kadına bakarak gülümsedim. “Hoşgeldiniz efendim. İsim soy isim alayım” Güldü. Normal bir gülüş değildi. Daha çok küstah bir gülüştü. “Adıma gerek yok canım.” Eldivenli eli ile etrafı gösterdi. “Buradaki herkes beni tanır. Mekanın sahibi olduğumu bilir” Tatlı tatlı gülümsedim. “Ama hanımefendi bu benim işim. Eğer isminiz listede yoksa sizi içeriye alamam üzgünüm” Yine küstah gülüşlerinden birini atarken. İçimdeki şeytan onu dövmem için beni dürtüyordu. Başımın dönmesi daha da artarken elimi resepsiyon kürsüsüne dayadım. “Alya hanım bir sorun mu var?” Bakışlarım küpeli çocuğa kaydı. Başım o adımı ilk defa söylediğinden mi dönüyordu yoksa yer ayaklarımın altındamı oynuyordu bilmiyordum ama bayılmama ramak vardı. “Hanımefendi randevusu olmamasına rağmen içeriye girmeye çalışıyor” En azından kurmak istediğim cümle buydu.

Ama kuramamış olmalıyım ki bana endişe ile yaklaşan onu gördüm. “İyimisiniz? “ Başım şiddetle dönerken gözümü kapayıp açtım. Ya da ben açtığımı zannettim. Vücudumun kontrolü benden giderken uçurumdan düşer gibi bana gelen hisle kendimi karanlığa teslim ettim. O karanlıkta beni bir çift kol sarınca nefes nefese gözümü yavaşça açtım. “Tamam güzelim tuttum seni” “Tut beni” Gözlerim tekrar karanlığa mahkum olurken bu sefer açılmadı...

Evettt ben geldimmm siz hala yoksunuz neyse moral bozmak yokkk

Bugün neler yaptığımı anlatacağım her zamanki gibi bugün ben sabah on buçukta uyandım biraz yatakta telefonla uğraştım sonra kalktım kahvaltı filan japtim teyzemler bizdelerdi onlarla oturup konuştum sonra ablam aradı görüntülü onunla konuştum kendisi Trabzon'a üniversite okuyor neyse sonra onlar gitti bende flim izlemeye başladım tabukise eşref rüya izledim dün ki oynayan bölümü sonra o bitti duşa girdim çıktım çiçeğini suladim sonra hemen bölümü yayınladım bu arada kaktusum büyümeye başladı bile umarım biz büyük bir aile olana kadar benimle beraber olur bu kaktüste

Evet bir bölümün daha sonuna geldikk diğer bölümde görüşmek üzere

Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm....⭐️🖤🖤

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

78okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…