31. bölüm · Allah'a Dönüş
Final
Telefon Defne’nin elinde titredi.
Ekranda Yusuf’un adı yazıyordu. Kalbi sıkıştı. Yıllardır böyle arandığında içini bir korku kaplamazdı ama bu kez başka bir şey vardı. Açmadan önce gözlerini kapattı.
“Defne…” dedi Yusuf’un sesi.
Bir an sustu.
“Zeynep… secdede vefat etti.”
Defne’nin dizleri çözüldü. Sandalyeye oturdu ama yere çökmüş gibiydi. Gözlerinden yaş aktı, sesi çıkmadı. Uzun süre sadece nefes aldı. Sonra fısıltıyla tek bir kelime döküldü dudaklarından:
“Şahitlik…”
Eşi yanına geldi, telefonu aldı. Defne ağlamıyordu artık; sanki içi derin bir boşlukla dolmuştu. Bir zamanlar hayatını değiştiren o kadın… Onu karanlıktan çekip çıkaran, Kur’an’la tanıştıran, sabırla dinleyen Zeynep…
Çocukları artık büyümüştü. Büyük oğlu üniversitedeydi, kızı hafızlıkta ilerlemişti, en küçükleri ise annesinin dizinin dibinde Kur’an öğreniyordu. Defne hepsini salona çağırdı.
“Zeynep teyzeniz,” dedi, sesi titreyerek, “Rabbine gitti.”
Çocuklar sustu. Hepsi o ismi biliyordu. Hikâyelerde, dualarda, annelerinin gözlerindeki minnettarlıkta hep Zeynep vardı.
Hep birlikte seccadeler serildi. Defne’nin eşi Kur’an okumaya başladı. Evde ayetler yankılandı. Defne gözlerini kapattı. Zeynep’in sesi kulağında gibiydi: ‘Kur’an sadece okunmaz Defne, yaşanır.’
Dualar uzadı. Her biri kalbinden geçenleri Allah’a sundu. Defne ellerini açtığında içi titriyordu ama kelimeleri sakindi.
“Allah’ım,” dedi,
“Zeynep’i affınla karşıla. Secdede aldığı canını, secdede verdiği ömrüyle şahit kıl. Onu Peygamberine komşu eyle.”
Sonra çocuklarına baktı.
“Bugün sadece bir insanı değil,” dedi, “bir yolu uğurluyoruz.”
Gece ilerledi. Defne yalnız kaldığında pencereyi açtı. Gökyüzüne baktı. Yıllar önce ateist bir genç kızken sorduğu sorular geldi aklına. O sorulara bağırarak değil, yaşayarak cevap veren Zeynep…
Defne ellerini tekrar açtı. Bu kez duası sadece Zeynep için değildi.
“Allah’ım,” dedi,
“İnsanlığa merhamet ver. Kalpleri katılaşanlara ayetlerini hatırlat. Gücü eline alanlara adaleti öğret. İnancı zorbalık sananlara, imanın ahlak olduğunu göster.”
Bir ayet fısıldadı dudakları:
‘Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.’
“Ya Rabbi,” diye devam etti,
“Rahmeti hayatımıza indir. İnsanlar birbirini düşman değil, emanet bilsin. Kadınlar incitilmesin, çocuklar korkuyla büyümesin. Savaşlar bitmese bile kalpler silah olmasın.”
Zeynep’i düşündü.
Bir kadın…
Bir secde…
Bir ömür…
“Allah’ım,” dedi son kez,
“Zeynep gibi yaşayanlar çoğalsın. Sessiz ama sağlam kullar ver bu dünyaya. Geriye iz bırakmadan, kalplere yön gösterenlerden eyle bizi.”
Defne gözlerini kapattı. İçinde bir hüzün vardı ama umutsuzluk yoktu. Çünkü biliyordu:
Zeynep ölmemişti.
Onun duası yaşıyordu.
Onun secdesi anlatılıyordu.
Onun Kur’an’ı, başka kalplerde okunuyordu.
Ve Defne o gece şunu anladı:
Bazı insanlar dünyadan gider…
Ama insanlığı biraz daha Allah’a yaklaştırarak gider.
