16. bölüm / 31
Allah'a DönüşBölüm 16
Bölümler 31Şu an: Bölüm 16
- 1 Bölüm 1222 kelime
- 2 Bölüm 2255 kelime
- 3 Bölüm 3266 kelime
- 4 Bölüm 4360 kelime
- 5 Bölüm 5371 kelime
- 6 Bölüm 6374 kelime
- 7 Bölüm 7406 kelime
- 8 Bölüm 8304 kelime
- 9 Bölüm 9234 kelime
- 10 Bölüm 10288 kelime
- 11 Bölüm 11300 kelime
- 12 Bölüm 12419 kelime
- 13 Bölüm 13295 kelime
- 14 Bölüm 14390 kelime
- 15 Bölüm 15394 kelime
- 16 Bölüm 16379 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 Bölüm 17355 kelime
- 18 Bölüm 18365 kelime
- 19 Bölüm 19414 kelime
- 20 Bölüm 20340 kelime
- 21 Bölüm 21293 kelime
- 22 Bölüm 22292 kelime
- 23 Bölüm 23260 kelime
- 24 Bölüm 24342 kelime
- 25 Bölüm 25273 kelime
- 26 Bölüm 26270 kelime
- 27 Bölüm 27298 kelime
- 28 Bölüm 28313 kelime
- 29 Bölüm 29319 kelime
- 30 Bölüm 30265 kelime
- 31 Final373 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi gün Defne yine geldi.
Bu sefer kapıyı çalarken tereddüt etmedi. İçeri girdiğinde yüzünde önceki günkü ağırlık yoktu ama derin bir düşünce hâli vardı. Gözleri etrafa daha dikkatli bakıyordu. Sanki artık sadece görmek değil, anlamak istiyordu.
Zeynep seccadenin başındaydı. Kur’an kapalıydı ama yanında duruyordu. Defne’ye baktı, gülümsedi.
“Bugün daha sakinsin,” dedi.
Defne başını salladı.
“Kaçmadım,” dedi. “O yüzden.”
Bir süre sessizce oturdular. Sonra Zeynep yerinden kalktı. Dolabın alt gözünden küçük bir bez kese çıkardı. Defne merakla baktı.
Zeynep keseyi açtı. İçinden paralar çıktı. Düzenli, tek tek sayılmış. Bozuk yoktu. Hepsi bilinçli bir birikimdi.
“Bunlar,” dedi Zeynep, “yıllardır biriktirdiklerim.”
Defne şaşırdı.
“Ne için?”
Zeynep derin bir nefes aldı.
“Umreye gitmek için.”
Kelime havada asılı kaldı. Umre.
Defne bu kelimeyi biliyordu ama hiç bu kadar yakından duymamıştı. Bir yer değil de bir çağrı gibi geldi.
“Artık hazır hissediyorum,” diye devam etti Zeynep. “Havva Nur vefat ettiğinde… kalbimde bir şey tamamlandı. Gitmem gerektiğini anladım.”
Defne yavaşça sordu:
“Orası nasıl bir yer?”
Zeynep gözlerini kapadı.
“Henüz görmedim,” dedi. “Ama Kur’an’da okuduğum her şeyin kalbinle temas ettiği yer.”
Defne sustu. Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi.
“Ben…” dedi, durdu. “Ben de görmek istiyorum.”
Zeynep ona döndü.
“Görmek mi?” diye sordu.
“Evet,” dedi Defne. “İnanmak için değil belki. Ama… hissetmek için.”
Zeynep başını salladı.
“Allah bazen önce hissettirir,” dedi. “Sonra inancı verir.”
Defne’nin sesi titredi.
“Oraya gitmek için Müslüman olmak mı gerekiyor?”
Zeynep açık konuştu.
“Evet,” dedi. “Ama bu bir şart listesi değil. Bu bir yöneliş meselesi.”
Defne gözlerini yere indirdi.
“Ben hazır değilim,” dedi. “Ama orayı merak ediyorum. Kâbe’yi. O insanların neden döndüğünü.”
Zeynep yumuşak bir sesle konuştu:
“Kimse hazır olarak gitmez,” dedi. “Herkes yolda hazırlanır.”
Defne uzun süre sustu. Sonra başını kaldırdı.
“Beni zorlamayacaksın, değil mi?”
Zeynep hemen cevap verdi.
“Asla,” dedi. “Ben sadece yolda olurum.”
Defne hafifçe gülümsedi.
“Ben de yolda olmak istiyorum,” dedi. “Nereye çıktığını bilmesem bile.”
Zeynep keseyi tekrar kapattı.
“Umre bir yolculuk,” dedi. “Ama asıl yol içerde.”
Defne ayağa kalkarken durdu.
“Zeynep,” dedi. “Eğer bir gün gerçekten inanırsam… bunun sebebi sen olmayacaksın.”
Zeynep baktı, sakin bir tebessümle.
“Biliyorum,” dedi. “Sebep Allah olur. Ben sadece tanık olurum.”
Defne o gün evden ayrılırken kalbi hızlı atıyordu. Umre kelimesi zihninde dönüp duruyordu. Bir yer adı olmaktan çıkmıştı artık.
Bir davet gibiydi.
Ve Defne ilk defa şunu fark etti:
Bu yolculuk, uçakla değil…
kalple başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
