26. bölüm · Allah'a Dönüş
Bölüm 26
Dördüncü günün akşamıydı.
Zeynep telefonu eline aldığında acele etmedi. Mesaj atmak için bir sebep aramadı; zaten niyet yeterliydi. Yusuf’un verdiği kâğıttaki numarayı çevirdi, yazmaya başladı. Kısa, net, sade.
“Selamün aleyküm Yusuf Bey. Zeynep ben.”
Mesaj gittikten sonra telefonu masaya bıraktı. Bir dua mırıldandı. Cevap beklemekten çok, kalbinin sakinliğine dikkat etti.
Telefon kısa süre sonra titredi.
“Aleyküm selam Zeynep Hanım. Hoş geldiniz. Hayrınıza vesile olsun.”
Zeynep gülümsedi. Yazdı:
“Numarayı verdiğiniz gün söylediğiniz bir cümle aklımda kaldı. ‘Düşünmeden atılan adım bereketli olmaz’ demiştiniz.”
Bir süre geçti. Yusuf’un cevabı ağır ama yerindeydi.
“Evet. Çünkü bereket hızda değil, niyettedir.”
Zeynep yazdı:
“Ben de niyetle yürümeyi öğrendim. Allah aceleyi değil, istikameti seviyor gibi geliyor bana.”
Yusuf’un cevabı gecikmedi.
“Kur’an da öyle söylüyor aslında. Dosdoğru olmayı emrediyor. Hızlı olmayı değil.”
Zeynep bu cümlede durdu. Sonra yazdı:
“Dosdoğru kalmak zor. Ama mümkün.”
“Zor olduğu için kıymetli,” diye cevapladı Yusuf. “İnsan kalbini koruyarak yürürse, yol da onu incitmiyor.”
Zeynep’in içi ısındı. Mesajlar tatlıydı ama ölçülüydü. Ne fazla yakın, ne uzak. Yazdı:
“Buraya taşındığımda şehirden kaçtığımı sanmıştım. Meğer kalabalıktan çıkmışım.”
Yusuf cevapladı:
“Kalabalıktan çıkan insan, Allah’la daha net konuşuyor.”
Bir süre suskunluk oldu. Sonra Zeynep yazdı:
“Ben sohbetin Allah’ı unutturmamasını önemsiyorum.”
Yusuf’un cevabı netti:
“Ben de. Allah’ın anılmadığı yerde kalp de kalmıyor.”
Zeynep telefonu kapattığında saat ilerlemişti ama içi yorgun değildi. Seccadesini serdi. Kısa bir dua etti.
“Allah’ım,” dedi,
“sözü güzelleştir ama kalbi muhafaza et.”
O gece Yusuf da aynı duayı etti. Farkında değillerdi ama aynı kelimelerle değil, aynı niyetle.
Bu sohbet bir bağ kurmamıştı henüz.
Ama bir zemin oluşmuştu.
Ve ikisi de şunu hissediyordu:
Bu konuşma ne hevesliydi,
ne mesafeli…
Sadece
Allah’ı merkeze alan bir tanışmanın ilk adımıydı.
