14. bölüm / 31
Allah'a DönüşBölüm 14
Bölümler 31Şu an: Bölüm 14
- 1 Bölüm 1222 kelime
- 2 Bölüm 2255 kelime
- 3 Bölüm 3266 kelime
- 4 Bölüm 4360 kelime
- 5 Bölüm 5371 kelime
- 6 Bölüm 6374 kelime
- 7 Bölüm 7406 kelime
- 8 Bölüm 8304 kelime
- 9 Bölüm 9234 kelime
- 10 Bölüm 10288 kelime
- 11 Bölüm 11300 kelime
- 12 Bölüm 12419 kelime
- 13 Bölüm 13295 kelime
- 14 Bölüm 14390 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 Bölüm 15394 kelime
- 16 Bölüm 16379 kelime
- 17 Bölüm 17355 kelime
- 18 Bölüm 18365 kelime
- 19 Bölüm 19414 kelime
- 20 Bölüm 20340 kelime
- 21 Bölüm 21293 kelime
- 22 Bölüm 22292 kelime
- 23 Bölüm 23260 kelime
- 24 Bölüm 24342 kelime
- 25 Bölüm 25273 kelime
- 26 Bölüm 26270 kelime
- 27 Bölüm 27298 kelime
- 28 Bölüm 28313 kelime
- 29 Bölüm 29319 kelime
- 30 Bölüm 30265 kelime
- 31 Final373 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Havva Nur’un vefatı ani oldu.
Bir sabah namazına kalkamamıştı. Kalbi, yıllarca başkalarına sabrı, teslimiyeti ve Allah’ı anlatan o kalp, sessizce durmuştu. Ne uzun bir hastalık, ne vedaya hazırlanma… Sadece bir an.
Zeynep haberi aldığında konuşamadı. Telefonu kapattıktan sonra uzun süre olduğu yerde kaldı. Ağlamadı. Gözlerinden yaş gelmedi. Ama göğsünün tam ortasında bir boşluk açıldı. Sanki biri içinden bir sütunu çekip almıştı.
Havva Nur, ona yol göstermişti. Sadece sözle değil, hâliyle. Şimdi o hâl yoktu.
Cenaze günü hava ağırdı. Gökyüzü bile suskundu. Zeynep siyah giymedi. Havva Nur’un sevmediğini biliyordu. Açık renk bir eşarp taktı. Sessizdi.
Defne de geldi.
Kalabalığın arasında durdu. Ne yapacağını tam bilmiyordu. Ama Zeynep’in yanında olmak istemişti. Onu bu hâlde ilk defa görüyordu. Güçlü değil, öğretici değil… Sadece üzgün.
Cami avlusu doluydu. İnsanlar Kur’an okuyordu. Sesler birbirine karışıyordu ama karmaşa yoktu. Aksine, bir düzen vardı. Ayetler ardı ardına yükseliyor, sonra tekrar yere iniyordu.
Defne ilk defa bu kadar çok Kur’an sesini aynı anda duyuyordu.
Ve ilk defa rahatsız olmadı.
Zeynep dudaklarını kıpırdatıyordu. Yüksek sesle değil. Tanıdığı ayetleri okuyordu. Defne fark etti: Zeynep ağlamıyordu ama sesi titriyordu. Her ayeti sanki Havva Nur’a teslim eder gibi okuyordu.
Defne’ye bir mushaf uzatıldı. Tereddüt etti. Sonra aldı. Açtı. Nereye bakacağını bilmiyordu. Ama sayfayı kapatmadı.
İmam tekbir aldığında herkes saf tuttu. Defne geride durdu. Ama gözlerini Zeynep’ten ayırmadı. Zeynep başını eğmişti. Omuzları hafifçe sarsılıyordu.
Cenaze namazı bittiğinde Kur’an okumaları devam etti. İnsanlar dağıldı ama ayetler kalmıştı.
Defne Zeynep’e yaklaştı.
“Ben…” dedi, durdu. “Ne diyeceğimi bilmiyorum.”
Zeynep ona baktı. Gözleri kızarmıştı ama bakışı sakindi.
“Bir şey demene gerek yok,” dedi. “Kur’an zaten söylüyor.”
Defne yutkundu.
“Bu insanlar neden bu kadar… sakin?” diye sordu. “Ölüm var ama panik yok.”
Zeynep mezara baktı.
“Çünkü biz ölümü son sanmıyoruz,” dedi. “Geçiş sanıyoruz.”
Defne sustu. Uzun süre mezardan ayrılmadı. Toprağın üzerine atılan her kürekle birlikte içinin de ağırlaştığını hissetti. Ama bu ağırlık karanlık değildi. Derindi.
Dönüş yolunda Defne konuşmadı. Zeynep de zorlamadı.
Ama akşam Defne mesaj attı.
“Bugün sen Kur’an okurken… sanki sen yas tutmuyordun da, birine emanet ediyordun.”
Zeynep cevap yazmadı hemen. Sonra tek bir cümle gönderdi:
“Acıyı Allah’a emanet edince, insan taşımak zorunda kalmıyor.”
Defne o gece uzun süre uyuyamadı. Havva Nur’u hiç tanımamıştı. Ama onun vefatı, Defne’nin içinde bir kapı aralamıştı.
İlk defa şunu hissetti:
Bu din sadece cevap vermiyordu.
Bu din, acıyı da taşıyordu.
Ve Zeynep…
Zeynep Kur’an’ı sadece okumuyordu.
Kur’an, onun içinden konuşuyordu.
Bölüm etkileşimi
