10. bölüm · Allah'a Dönüş

Bölüm 10

Bedirhan Korkmaz

Karar bir anda gelmedi. Büyük bir aydınlanma da olmadı. Zeynep bir sabah Kur’an’ı eline aldığında, sayfaları çevirmek istemediğini fark etti. Okumak değil, tutmak istiyordu. Sanki kelimelerden çok ağırlığına ihtiyacı vardı.
Havva Nur’a söylediğinde, ondan beklediği coşkuyu görmedi.
“Niye?” diye sordu sadece.
Zeynep düşündü.
“Unutmamak için,” dedi. “Kendimi.”
Havva Nur başını salladı.
“Kur’an ezberlemek,” dedi, “bilgi işi değildir. Yük almaktır. Taşımaya hazır mısın?”
Zeynep tereddüt etmedi.
“Hazır değilim,” dedi. “Ama kaçmayacağım.”
Bu cevap yeterli oldu.
Hafızlık dersleri küçük bir odada başladı. Ne kürsü vardı ne kalabalık. Bir masa, birkaç rahle, bir de sessizlik. Hocası yaşlı değildi ama yüzünde acele yoktu. İlk gün Zeynep’e uzun sureler vermedi.
Sadece birkaç ayet.
Ezberlemek sandığı kadar zor değildi. Zor olan, ayetleri içinde taşımaktı. Bazı ayetler diline dolanıyor, bazıları kalbine batıyordu.
“Allah dilediğini hidayete erdirir.”
Bu ayeti ezberlerken durdu.
“Ben mi diledim?” diye sordu kendine.
“Yoksa mecbur mu kaldım?”
Sonra şunu fark etti: Ayetler onu rahatlatmıyordu. Sınır koyuyordu.
Hatalı düşündüğünde bir ayet çıkıyordu karşısına. Kibirlenmeye yaklaştığında başka bir ayet susmasını söylüyordu. Kur’an, onunla konuşmuyordu. Onu düzeltiyordu.
Geceleri ezber tekrarları yaptı. Bazen ağzı sürçtü. Bazen bir kelimeyi atladı. Durdu, baştan aldı. Kaçmadı.
Bir gün hocası,
“Zorlanıyor musun?” diye sordu.
Zeynep başını eğdi.
“Taşıyorum,” dedi. “Ağır ama gerçek.”
Havva Nur onu izliyordu uzaktan. Bir gün şöyle dedi:
“Kur’an seni affetmez. Seni dönüştürür. Affı Allah verir.”
Zeynep artık bunu biliyordu.
Hafızlık ilerledikçe hayatı sadeleşti. Daha az konuştu. Daha az yargıladı. Ayetleri unutmamak için insanlara karşı daha dikkatli oldu. Çünkü taşıdığı kelam, davranış isterdi.
Bir akşam, ezberlediği ayetlerden biri diline dolandı:
‘Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.’
Zeynep o an şunu anladı:
Hafız olmak, Kur’an’ı ezberlemek değil…
Kur’an’ın seni ezberlemesine izin vermekti.
Yol uzundu. Bitmeyecekti belki. Ama artık yön belliydi.
Ve Zeynep, ilk defa kendini doğru bir yükün altında hissediyordu.