3. bölüm · Allah'a Dönüş
Bölüm 3
Zeynep kadınların arasına karışmıştı ama kimseye ait değildi. Oturduğu sandalyede beden olarak vardı, ruhu ise kapının eşiğinde duruyordu. Konuşan kadını ilk anda fark etmedi bile. Sesi ne yüksek ne de yumuşaktı; sanki doğrudan insanın içine konuşuyordu.
“Bazı günahlar vardır,” dedi kadın, “insanı Allah’tan uzaklaştırmaz. İnsanı kendinden uzaklaştırır.”
Zeynep başını kaldırdı. Gözleri konuşanı aradı. Kürsüde siyah örtülü, sade giyimli bir kadın vardı. Yüzünde ne sertlik ne de sahte bir şefkat… Sadece derin bir sükûnet.
“İnsan kendinden kaçtıkça,” diye devam etti kadın, “Allah’a sığındığını zanneder. Oysa Allah, kaçtığımız yerde değil; yüzleştiğimiz yerde durur.”
Zeynep’in boğazı düğümlendi. Kalbi hızlandı. Sanki biri onun yıllardır sakladığı bir odayı açmıştı.
Sohbet bittiğinde kadınlar dua etti, ağladı, sarıldı. Zeynep yerinden kalkamadı. Ayakları onu taşımıyordu. Herkes dağıldıktan sonra yavaşça kürsüye yaklaştı.
Kadın onu fark etti. Bakışlarıyla durmasını söyledi. Yaklaşmasına gerek yoktu.
“Bir şey mi soracaksın?” dedi.
Zeynep konuşamadı. Dudakları titredi. Sonunda sadece şu cümle döküldü:
“Bazı günahlar… gerçekten affedilmez mi?”
Kadın gözlerini kaçırmadı.
“Affedilir,” dedi. “Ama affın yolu rahattan geçmez.”
Zeynep yutkundu. “Ben çok yoruldum.”
Kadın başını hafifçe eğdi. “Yorgunluk güzel bir yerdir,” dedi. “İnsan orada ya çöker ya değişir.”
Sessizlik oldu. Uzun bir sessizlik.
“Adın ne?” diye sordu kadın.
“Zeynep.”
“Ben Havva Nur.”
O isim Zeynep’in zihninde kaldı. Eve döndüğünde bile. Aynanın karşısında dururken bile.
O gece yine seccadeyi açtı. Dizlerinin üzerine çöktü ama bu kez ağlamadı. Sadece düşündü. İlk defa gözyaşı dökmeden secdede kaldı. Bu daha ağırdı.
Havva Nur’un sesi kulağında yankılandı:
“Bazı yollar dua ile değil, yürüyerek aşılır.”
Zeynep o an anladı.
Allah’a dönmek için önce insana doğru yürümesi gerekiyordu.
Ve bu yol, onu Meryem’e götürecekti.
Korktu.
Ama ilk defa kaçmadı.
