A ve Z kitap kapağı

9. bölüm / 27

A ve Z

9.Bölüm:İntihar

Vaveyla Yazarı: Nazlı Gökalp

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: 9.Bölüm:İntihar

Gece (Z)'nin annesi Meltem:

Balkonda oturmuş yağan yağmuru seyrederken kupamdaki kahvemi yudumluyordum.Saat gecenin dört buçuğuydu ve ben günlerdir gördüğüm aynı kabus yüzünden yine kan ter içinde uyanmıştım.Daha da uyku tutmamıştı.

Son günlerde uykularım parçalı.Her gece aynı karanlık,aynı bilinmezlik.Rüyamda bir odadayım.Boş,sessiz.Ama köşede bir çocuk silüeti var hep.Kim olduğunu bilmiyorum,yüzü bulanık.Sis perdesinin ardında kalmış gibi.Ama sesi...sesi net.

"Anne..."

O tek kelimeyle uyanıyorum her seferinde.Kalbim hızla çarpıyor.Ter içindeyim,ellerim titriyor.Ama nedenini bilmiyorum.Bu sadece bir rüya olamaz.İçimdeki boşluk her geçen gün daha da derinleşiyor.

Yağmur damlalarını seyretmeye öyle bir dalmışım ki eşimin balkona gelip yanıma oturmasını bile farketmemiştim.Omuzuma dokunmasıyla sıçradım.

"İyi misin hayatım?" Diye sordu Bülent.Yorgun gözlerimi onun sevgi dolu bakan gözlerine çevirdim.Koyu kahve saçlarımı geriye doğru attım.Derin bir nefes aldım ve kahvemi önümdeki sehpanın üzerine bıraktım.

"Uyku tutmadı." Dedim.Gördüğüm rüyalardan Bülent'e henüz bahsetmemiştim.Gördüğüm rüyanın anlamını internette uzun uzun araştırdım.İzlediğim bir filmin etkisinde kalmış olabilirmişim veya bir olaydan çok etkilenmiş de olabilirmişim.Ama bunların hiçbiri bana mantıklı gelmemişti.

"Yine kabus mu gördün?" Diye sordu Bülent.Kafamı usulca aşağı yukarı sallayarak onu onayladım.Bülent ayağa kalktı ve elini bana uzattı.

"Hadi gel,uykunu almalısın.Sen uykuya dalana kadar saçınla oynarım.Bu seni iyi hissettirdiği için belki kabus görmezsin." Dedi Bülent.Gülümsedim ve bana uzattığı elini tuttum.Odamıza doğru ilerledik.Yorganın altına girdim,Bülent saçlarımı bağladığım tokayı nazikçe saçlarımdan sıyırdı ve parmaklarını narince saçlarımda gezdirdi.Gözlerimi sıkıca yumdum ve aynı rüyayı görmemeyi diledim.

...

Bu sefer nefes nefese uyanmamıştım.Bülent'in taktiği işe yaramıştı.Gün ışığı penceremden içeri sızıyordu,sabah olmuştu.Esnerken soluma döndüm,Bülent işe gitmişti.Ben de hemen yataktan kalktım ve banyoda işlerimi halledip mutfağa doğru ilerledim.Küçük bir kahvaltı hazırlayıp kahvaltımı yaptıktan sonra bilgisayardan öğrencilerimin sınav notlarını sisteme girmeye başladım.Bugün haftasonu olduğu için okul yoktu.

İşlerimi hallettikten sonra kitaplığımı düzenlemeye karar verdim.kitapları teker teker raftan indirdim,rafın tozunu aldım ve kitapları tek tek yerine yerleştirdim.Kitaplardan biri kayıp düşünce diğerleri de onunla beraber kayıp yere düştü.Oflayıp yere düşen kitapları yerine koyarken düşen kitaplardan birinin içinden bir kart çıktığını gördüm.Elime alıp ne olduğuna baktım.Bu bir doğum günü kartıydı.Ön kısmında bir çocuk ile bir annenin resmi çizilmişti,bir çocuğun elinden çıkan bir resimdi bu.Kartı ters çevirdim ve arkasında bir çocuğun el yazısıyla yazılmış yazıya baktım.

"Doğum günün kutlu olsun anneciğim.Seni çok seviyorum."

Bir an kalbim duracak sandım.Boğazım düğümlendi.Sanki ciğerlerime biri taş bastı.Gözlerim doldu,ama neden ağladığımı bilmiyorum.Kartı göğsüme bastırdım.Bir anda başım feci bir şekilde ağrımaya başladı.Gözlerim kararıyordu,başım patlayacak gibiydi.İçimden bir ses...yok,bu benim sesim değildi.Zihnimde yankılanan bu ses bir kız çocuğuna aitti.

"Senin için yaptım anne,güzel olmuş mu?"

Elimdeki kart yere düştü.İki elimle başımı tuttum.Geriye doğru sendeledim,sandalyeye tutunarak oturdum.Zihnimin duvarlarında yankılanan bu ses,bu anı...Anlamlandıramıyordum.

...

Akşam olmuştu.Kocam eve gelince yanına gidip oturdum.Bulduğum kartı ona gösterdim,ne hissettiğimi söyledim.

"Belki eski bir öğrencindir." Dedi Bülent.

"O zaman bana neden 'anne' diyor?" Diye sordum.

"Bazen hayal gücümüz bize oyun oynar,takma kafana daha fazla." Dedi ve kolunu boynuma dolayıp kafamı göğsüne bastırdı.Ama bu hayal değildi.Bu yazının altındaki sıcaklık,bu kağıdın üzerindeki koku...Bu bir gerçek.Ve ben onu tanıyorum.O küçük kızı tanıyorum ama kim olduğunu hatırlayamıyorum.

Bu gece kartı yastığımın altına koyarak uyuyacağım.Belki rüyama tekrar gelir.Belki bu kez yüzünü görebilirim.Belki bu kez adını duyabilirim.Ve o zaman,içimdeki boşluk bir nebze olsun dolar.

Çünkü bir şey biliyorum:Ben birini kaybettim ve kalbim hâlâ onu arıyor.

...

Kartı yastığımın altına koyarak yattım.Bir çocuğun el yazısıyla yazılmış bir satır bile bana neden bu kadar tanıdık geliyor bilmiyorum.Ama içimde bir umut vardı.Belki bu gece,belki bu kez biraz daha fazlasını görebilirim diye.

Gözlerimi kapattım ve kısa sürede uykuya daldım.

Yine o karanlık odadaydım.Ama bu sefer pencerenin yanındaki kız daha yakındaydı.Bulanıklık hâlâ vardı ama daha azdı.Kahverengi saçları beline kadar uzanıyordu.İnce yapılıydı,küçüktü.Ama gözleri...

Gözleri tanıdıktı.Sanki yıllardır içimde taşıyordum da şimdi ilk defa aynada kendime bakar gibi bakıyordum onlara.

Kız başını hafif yana eğdi,gözleriyle bana baktı.Gözlerindeki ifade...bir kırgınlık,bir sitem,bir özlem vardı.Ve sonra yine o ses.Ama bu sefer daha net,daha yakın,daha gerçek:

"Anne..."

Kalbim sıkıştı,yürümeye çalıştım ona doğru ama ayaklarım yerinden kalkmıyordu.O bana yaklaşmak istedi,bir adım attı ama birden yüzü yeniden silinmeye başladı.Hayır,hayır, hayır...

Bu sefer ağlamaklı bir sesle konuştu:

"Annem..."

O an yüreğim sanki ikiye ayrıldı.Nefes alamadım.Gözyaşlarım yanaklarımdan süzüldü.

Yaşlı gözlerimi yavaşça araladım.Göğsüm hıçkırıklarımın şiddetinden dolayı hızla inip kalkıyordu.Bülent hâlâ uyuyordu.Yatakta doğruldum,ter içindeydim.Kalbim deli gibi çarpıyordu.Nefes nefese kalmıştım,sanki saatlerce koşmuşum gibi.Ellerim titriyordu.

Çok gerçekti.Sesi,yüzü,gözleri...Tanıyorum onu,o kızı tanıyorum ama kim olduğunu bilmiyorum.Adı hâlâ yok.Hâlâ erişemiyorum ona.Ve bu belirsizlik,bu çaresizlik beni içten içe kemiriyor.

Yastığımın altına uzandım,kartı çıkardım.Avuçlarımın arasına aldım,sanki onu kaybetmemek ister gibi.Ben onu hatırlayamıyorum ama kalbim onu hâlâ unutmadı.

Gözüm duvarda asılı olan saate takıldı.Gece üçü biraz geçmişti.

İçimde garip bir huzursuzluk vardı.Kalbim henüz yatışmamıştı,ellerim hâlâ titriyordu.Uyuyamayacağımı biliyordum.Ama hepsinden önemlisi,içimde bastıramadığım bir dürtü vardı.

Depoya gitmeliyim.Oraya gitmeliyim ve bir şey...bir şey bulmalıyım.Bu kız sadece bir rüya değil.Değil,değildi işte.

Ayaklarım beni depoya sürükledi.Kapıyı açar açmaz toz ve eski anılar gibi kokan soğuk hava çarptı yüzüme.Kutular,koliler...

Ne aradığımı bile bilmeden bir şeyler aradım.O kız çocuğuyla ilgili bir şeyler aradım,sabahki doğum günü kartı gibi.Ama hiçbir şey yoktu.

Boğazıma bir yumru oturdu.Dizlerim titredi.Karanlık çöktü üstüme bir an.Ama sonra aklıma bir şey geldi.

Kitap!Sabah bulduğum o kart bir kitabın içinden çıkmıştı.Belki o kitapların içinde başka bir şey daha vardır.

Hızla kitaplığa koştum.Teker teker açtım kitapları.Sayfalarını çevirdim,içlerini kontrol ettim.Umutla,çaresizlikle,inatla.

Her yer darmadağın olmuştu.En son elime eski,hafif yıpranmış bir hikaye kitabı geçti.Sayfalarına umutsuz bir şekilde göz gezdirirken aradan yere bir şey düştü.Bir kağıt.Küçük,katlanmış...

Titreyen ellerimle kağıdı yerden aldım,açtım.Gördüğüm şeyle nefesim kesildi.

"Canım annem,seni çok seviyorum."

Evet,yine o his.Ama bu kez sadece kalbim değil,beynim de cevap verdi.

Gözümün önünde bir görüntü canlandı.Saçları upuzun küçük bir kız kucağımda oturuyor.Saçlarını okşuyorum.O bana neşeyle bir şey uzatıyor.Bu kağıdı.Kocaman gülümseyerek elinden alıyorum ve okuyorum.

"Bende seni çok seviyorum Rapunzel'im."

Ve sonra bir çığlık.Beynimin içinden patladı sanki.

Anılar...
Sesler...
Yarım kalmış kelimeler...
Kesik kesik cümleler...

"Anne bak!Bende senin gibi yaptım."

"Çilekli olan benim!"

"Her yerim un oldu anne."

"Senin için yaptım anne,güzel olmuş mu?"

Gözümün önünden onlarca anı geçti ama hiçbiri tam değildi.Kesik kesik.Yarım kalmış bir film şeridi gibi.Sadece hisler netti:Sevgi,korku,özlem.Ve kocaman bir kayıp.

Kafamın içinde bir şimşek daha çaktı.Dayanılmaz bir acı.Sanki beynime bir bıçak saplanmış gibiydi.Başıma saplanan bu ağrıyla yere yığıldım.Dizlerimin üstüne çöktüm,ellerimle şakaklarımı tutuyordum.Yalvarır gibi inledim:

"Yeter...lütfen yeter..."

Kapıdan içeri eşim koşarak girdi.Beni yerde görünce panikledi.

"Sakin ol bi'tanem.Ne oldu sana?" Diye sordu yüzümü sıcak avuçlarının arasına alarak.

Zorlukla doğruldum.Titreyen elimdeki kağıdı ona gösterdim.

"Bak!Bu bizim çocuğumuz Bülent." Dedim ve yaşlı gözlerimle tebessüm ettim ve tekrarladım.Sesim fısıldar gibi çıkmıştı.

"Bu bizim çocuğumuz..."

Bülent kağıda baktı,yazıyı okudu.Sonra endişeli gözlerle yüzüme baktı,sonra tekrardan kağıda baktı.Yutkundu ve konuşmaya başladı.Sesi soğuk ve endişeli çıkmıştı.

"Bizim bir çocuğumuz olmadı ki Meltem." Sesi kararlı ve biraz ürkek çıkmıştı.İnanmıyordu,ya da inanmak istemiyordu.

"Oldu!" Diye bağırdım.Saçlarımı kulaklarımın arkasına aldım ve kendimi onaylar gibi kafamı aşağı yukarı salladım art arda.

"Oldu,ben hatırlıyorum.Gözlerimi kapattığımda sesini duyuyorum.Ellerini,uzun ipeksi saçlarını,gülüşünü...Hepsi,hepsi gerçek!" Dedim.

O da başını salladı.Sessizce oturdu karşıma.Ama gözlerinde artık sadece endişe vardı.

"Belki de bir psikolog ile görüşmelisin." Dedi ve devam etti:

"Bu gördüklerin,bu hisler seni mahvediyor.Sana zarar veriyor." Dedi.Bir psikolog...Beni bu anılardan arındırmaya mı çalışacaklar?Yoksa zaten silinmiş olanları daha da gömmeye mi?

"Hayır hayır,beni anlamıyorsun.Bana neden deliymişim gibi bakıyorsun?"

"Yorgunsun ve bu halin beni korkutuyor.Yarın bir psikolog ayarlarız sana,tamam mı?İyi olacaksın merak etme."

O an içimden bir şey koptu.Bana deliymişim gibi bakan bir adamla aynı evde olmak...Beni ben yapan bir parçayı hatırlarken yalnız kalmak...İşte bu daha çok canımı yaktı.

"Bana inanmak zorundasın Bülent.Ben deli değilim,bunların hepsi gerçek." Dedim kafamı iki yana sallayarak.

"Sana deli olduğunu söylemedim zaten.Merak etme,her şey düzelecek." Dedi Bülent ve titreyen ellerimi sıcak avucunun içine aldı.

Ben ona hayal kırıklığı ile bakarken birden farkettim,artık yalnızdım.Geriye sadece ben ve yarım kalmış bir hafıza vardı.Ama bu yarım parçalar bile,tüm gerçeklerden daha gerçekti.

Ama artık eminim.Bir şeyler silindi.Bir şeyler benden alındı.Ve ben bu işin peşini asla bırakmayacaktım.

Gece (Z):

"Ben...sadece...sakin kalmanı istiyorum A.Hepsi bu."

O an A'nın yüzü değişti. Öfkesi sanki içine aktı, yerini kırgın bir sessizliğe bıraktı. Gözlerinde ilk defa bağırmayan, susan ama daha çok şey anlatan bir ifade vardı. Kalabalık içinde sadece biz varmışız gibi hissettim ama aynı anda tüm gözlerin üzerimizde olduğunu da biliyordum.

Kimse bir şey söylemiyordu.C bir köşede susmuş,yüzünde sinsice bastırılmış bir memnuniyet vardı.Diğerleri sessizdi.Kimisi olan biteni izliyor,kimisi bakmamaya çalışıyordu.Bense sadece A'ya odaklanmıştım

Bana baktı.Uzun uzun,derin derin...ve sessiz.O sessizlik var ya,kelimelerden daha çok acıttı.Sanki "Sen de mi?" Diyordu bakışlarıyla.

"Anladım." Dedi kafasını aşağı yukarı sallayarak.Sesinden bile ne kadar kırıldığını anlayabiliyordum.

A'nın gözlerinde beliren o kırık bakış içime işledi.Dudakları kıpırdadı ama bir şey çıkmadı.O sessizlik boğazıma oturdu.Gözleri hâlâ gözlerimdeydi ama sanki artık bana bakmıyordu.Geriye bir adım attı.Sonra bir adım daha.Her adımında içimden bir şeyler kopuyordu sanki.

Bir şey yapmalıydım.Onu durdurmalıydım.Ama bedenim donmuştu.Düşüncelerim seslere karışmıştı.Ona bir şey demek istedim.Elimi uzatmak istedim ama elim yerinden kıpırdamadı.

Kapıya yürüdü.Elini kapının koluna attı.O an bir anlığına durdu.Sanki bir şey söylememi bekledi.Ama ben sadece sustum.

O an gözleri bana dönükken değil,sırtını döndüğünde daha çok acıttı canımı.Gitti.Sessizce.Ne bağırdı,ne kırdı döktü.Ama arkasından kalan sessizlik,en büyük patlamaydı.

Kapı kapandı.İçimde bir boşluk oluştu.Hemen ardından birileri fısıldaştı.Her şey devam ediyordu ama ben öylece kalakaldım.

Gözüm hâlâ kapıdaydı.A'nın ardından birkaç adım attım ama ayaklarım yerinden zor kalktı.Hava boğucu gelmeye başladı.Herkesin hâlâ orada olduğunu biliyordum ama artık kimsenin sesi net değildi.

Birkaç adım attım ardından,ama sanki ayaklarım ağırlaşmıştı.Yere çivilenmiş gibi hissediyordum.O odada,onun ardında kala kalmıştım.

Kalabalığın ortasında yapayalnızdım.Herkes odadaydı ama ben sanki sadece A'yla birlikte gitmiş gibiydim.

M sessizce yanıma yaklaştı.

"Onu,senin sakinleştireceğini sanmıştım." Dedi.Boğazıma bir şey düğümlendi.Ben de sanmıştım.Ama sanmak,yetmiyor bazen.

A'yı yalnız bıraktım.
Ve bundan nefret ettim.

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes çektim içime.Sonra ise gözümü açıp kapıya doğru ilerledim.Kapıdan çıkmam on saniyemi aldı.Ama içimdeki çatışma sanki saatlerce sürmüş gibiydi.A'yı yalnız bırakmak istemiyordum.Kırılmasına neden olduğumu bilmek...midemi bulandırıyordu.

Koridorda ilerledim.Aşağı kata inerek ortak salona geçtim.Tam da tahmin ettiğim gibi,A yemek masasının yanındaki koltuklardan birine oturmuştu.Sırtı dönüktü ama omuzlarının gerginliğinden anladım geldiğimi fark ettiğini.

"A." Dedim kısık bir sesle.Sadece adını söyleyebildim.Geri kalanı dilimin ucuna düğümlendi.

Dönmedi.Cevap da vermedi.Ama suskunluğu bile konuşuyordu.Bir adım attım ileri.

"Senin tarafındayım." Dedim ve devam ettim:

"Sadece...orada ne desem yanlış olacaktı." Dedim.Kafasını eğdi,bir anlık sessizlik oluştu.

"Senin sessizliğin her şeyden daha çok can acıtıyor." Dedi.İçime bir şey saplandı.Ne desem toparlayamazdım.

"Sana inanıyorum.Her zaman inandım ama o an orada ne söyleseydim eksik olacaktı." Dedim.Başını iki yana salladı.Gözleri görünmüyordu ama beden dili buz gibiydi.

"Onlar konuştu,sen sustun." Dedi ve devam etti:

"C beni geçmişimle boğarken,L beni plan dışı ilan ederken...Sen sadece izledin." Dedi.Bir adım daha attım.Sesim çatlamaya başlamıştı.

"Ben senin yanındaydım.Ama söylediklerimle değil, sessizliğimle zarar verdim...biliyorum." dedim.

Sonunda döndü bana.Gözleri bana değil,içimde bir yerlere bakıyor gibiydi.Ve işte o an...en kötüsü buydu.Öfke yoktu.Bağırma yoktu.Yalnızca sessiz bir kırıklık.

"Sen de sustuysan,farkın ne onlardan?" Diye sordu A.Cevap veremedim,çünkü haklıydı.Kalbim sıkıştı,salonun daraldığını hissettim.

"A...ben özür diler-" Bir çığlık sesini işitmemle cümlem yarıda kaldı.Yüksek,yırtıcı,çaresiz,iç parçalayıcı bir kız çığlığı.

A anında harekete geçti,ben de peşinden koştum.Merdivenleri üçer beşer çıktık,koridor boyunca yankılanan ayak seslerimiz o çığlığın hâlâ kesilmemiş hâliyle birleşiyordu.Kalbim boğazıma tırmandı.İçimde bir şey batıyor,dönüyor,çırpınıyordu.

Kapısı açık bir odanın önünde bir kalabalık toplanmıştı.Plan için çağırdığım ama gelmeyen kişilerden birinin odasıydı bu oda.A önü yararak içeri girdi.Ben onun hemen arkasındaydım.Gördüğüm manzara ayaklarımı yere mıhladı.Boğazımdan küçük,tiz bir çığlık koptu.

Bir kız,tavana asılmıştı.Vücudu hâlâ çok hafifçe sallanıyordu.Ayakları yerden birkaç santim yukarıdaydı.Yüzü...rengi gitmişti.Soluk.Gözleri açıktı ama boştu.

Odanın köşesinde başka bir kız bağıra bağıra ağlıyordu.Zıplayarak havadaki ipe yetişmeye çalışıyordu.Titriyordu,ağlıyordu.

"Hayır...hayır...hayır!Daha sabah onunla konuşmuştuk!Yardım edin!Lütfen!" Yalvarıyordu.

Etrafındaki herkes donmuştu.Ne bir adım atabiliyorlardı,ne de bir kelime edebiliyorlardı.A ile R koşarak kızı boynundaki ipten kurtardılar.Kızı nazikçe yere bıraktılar.A,parmağını kızın boynuna götürüp nabzını kontrol etti.Ama kızın öldüğünü hepimiz biliyorduk.

Ben...ben hâlâ eşikteydim.Ne yapacağımı bilmiyordum.Nefes almakta zorlandım.Midem bulandı.Gözlerim yaşlarla doldu ama akmadı.Boğazım düğüm düğümdü.

Bu...bu da birimizdi.

Bu kadar basitti.
Birimizin daha canı dayanmadı.
Birimizin daha çaresizliği,onu intihara götürdü.

Gözümüzün önünde kopan bir can,içimizde sessizce ölen onlarca parça bıraktı.

Burada sadece bedenlerimiz ölmüyordu,ruhlarımız da tek tek asılıyordu.

Bölümü beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın 💜

Lütfen bölüm hakkında yorumlarınızı belirtin.Benim için önemli olan bu💜

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

54okunma 11beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18