16. bölüm / 27
A ve Z16.Bölüm:Feda Et
Bölümler 27Şu an: 16.Bölüm:Feda Et
- 1 1.Bölüm:Yeni Yuva1.635 kelime
- 2 2.Bölüm:Dondurulmuş Çığlıklar1.179 kelime
- 3 3.Bölüm:Ceza1.789 kelime
- 4 4.Bölüm:Saçlar Anıları Saklar1.551 kelime
- 5 5.Bölüm:İlk Ölüm2.037 kelime
- 6 6.Bölüm:Güven2.162 kelime
- 7 7.Bölüm:Bilinçaltı2.478 kelime
- 8 8.Bölüm:Tanışma2.347 kelime
- 9 9.Bölüm:İntihar1.894 kelime
- 10 10.Bölüm:Veda2.302 kelime
- 11 11.Bölüm:Kayıp1.763 kelime
- 12 12.Bölüm:Arkadaşlık1.638 kelime
- 13 13.Bölüm:Şüphe1.650 kelime
- 14 14.Bölüm:Söz2.292 kelime
- 15 15.Bölüm:İki Can Bir Kurtuluş2.434 kelime
- 16 16.Bölüm:Feda Et1.812 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17.Bölüm:Umut2.156 kelime
- 18 18.Bölüm:Kan2.026 kelime
- 19 19.Bölüm:Kriz1.776 kelime
- 20 20.Bölüm:Kanayan Ruhlar2.083 kelime
- 21 21.Bölüm:Kaybolan Hayatlar2.410 kelime
- 22 22.Bölüm:Kaza2.121 kelime
- 23 23.Bölüm:İhanetin Eseri2.248 kelime
- 24 24.Bölüm:Şah Mat2.095 kelime
- 25 25.Bölüm:İkimizden Biri2.839 kelime
- 26 26.Bölüm:Küller ve Buzlar3.514 kelime
- 27 27.Bölüm:Hıçkırıkların Arasındaki Mühür3.193 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çocukları hep sevdim.Onların gözlerindeki masumiyet,dünyaya dair hâlâ umut olduğunu hatırlatır bana.Bir gün anne olmayı çok istedim.Küçük bir evi paylaşmak,yere dökülen süt için kızmamak,gece uykumdan uyanıp yanına koşmak...Hep bir 'benim' diyebileceğim,dünyadaki en saf sevgiyi taşıyacak bir can düşledim.Tek hayalim buydu bu karanlıkta,bir gün çocuğumun annesi olmak.
Bir gün parkta yürüyüş yaparken kırmızı bisikletinden yere düşen bir kız çocuğu gördüm.7-8 yaşlarındaydı.Yanına koşarak vardım.Avucunun içi soyulmuş ve kanamıştı,aynı şekilde dizleri ve kolları da.Kız avuçlarının içine üfleyerek yaranın üzerindeki tozları temizlemeye çalışıyordu ama canının ne kadar yandığı yüzünden belli oluyordu.
"İyi misin balım?Gel,gel yardım edeyim." Deyip onu kolundan tuttum ve hemen yanımızdaki banka oturttum.Kız bu sefer dizinin üzerindeki tozları elleriyle temizlemeye başladı.Dokunmamalıydı,yaralar enfeksiyon kapabilirdi.
"Dur dur,dokunma.Annen veya baban nerede?Hemen seni acile götürelim de yaranı temizleyip sarsınlar." Dedim elimdeki şişeden elime su döküp kızın yüzüne sürerken.Bacaklarındaki ve kollarındaki tozları da suyla temizlemeye çalıştım.
"Annem geliyor!" Dedi kız korkuyla.Mavi şortunu dizlerine kadar çekiştirip yarayı gizlemeye çalıştı ama yara hâlâ gözüküyordu.
"Dur dur,yapma." Dedim kızın elini tutarak.Annesi yanımıza geldi ve:
"Yine mi ya?Yine mi?Sana kaç kere dedim yere düşüp kendini yaralama diye!Kaç kere dedim!" Diye bağırmaya başladı kıza.Kız yaralarının acısına ağlamamıştı ama annesinin onu azarlayışından dolayı gözyaşlarına boğulmuştu.
"Çocuk bu.Düşerler,yaralanırlar.Ona bağırmak yerine yaralarını birlikte sarmalısınız." Dedim sesimi sakin tutmaya çalışarak ama annesinin kızının kolunu hızla tutup sürüklemesiyle annesini durdurdum ve:
"Ne yapıyorsunuz ya?Kızınızın kolunun sıkarak tuttuğunuz bölgesi kanıyor.Yarası enfeksiyon kapabilir,acile götürmelisiniz." Dedim endişe ve sinirle.Kendi canından,kanından olan kızına nasıl böyle acımasızca davranabiliyor?Çocuğu olamayan insanlar onların yerinde olmayı ne kadar çok isterdi bilmiyorlar.Allah onlara çocuk veriyor ama bunlar bakmayı bilmiyorlar!
"Sen karışma işime.Başıma beladan başka bir şey değil bu çocuk!" Dedi kadın bana bağırarak.
"Karışırım işinize hanımefendi.Çocuğun canını acıtıyorsunuz!" Dedim sinirle bu sefer bende sesimi yükselterek.Çocuğun kolundaki yaralı kısma sanki bana inat daha çok bastırıyordu.
"Benim çocuğum o!Çocuk yaşında bana mı öğreteceksin çocuğa nasıl davranacağımı?Ben senin yaşındayken ikinci çocuğuma hamileydim." Dedi kadın itici bir tavırla.Hâlâ ne demek istediğimi anlamıyordu.
"Doğurmak marifet değil hanımefendi.Önemli olan en güzel şekilde bakmak ve eğitmektir.Ama siz bunu pek yerine getiremiyor gibisiniz." Dedim.Kadın kaşlarını çatıp dilini damağına üç kez vurdu ve bana ters ters bakarak:
"Terbiyesiz kız!Terbiye falan kalmamış bu gençlerde!" Deyip kızını sürüye sürüye gitti.Peşinden gitmek için adım attım ama arabasına binmesiyle olduğum yerde kaldım.
O an o çocuğun benim olmasını o kadar çok istedim ki.Ona düşüp kendini yaraladığı için bağırmak yerine yaralarına üfleyip,acısını en aza indirmek için masallar anlatmayı o kadar çok istedim ki.Çocuğu tanımamama rağmen çocuk düştüğünde içim cız etmişti.Bazı insanlar gerçekten anne-baba olmayı haketmiyorlardı.Doğru düzgün bakamayacağınız çocuğu doğurmamalısınız.Böyleleri çocuklarına travmalar bırakmaktan başka bir şey yapmıyorlar.
Bu çocuk büyüdüğünde de yara aldığı zaman hep ailesinden gizleyecek,bir sorun oldu mu hep kendini suçlayacak.Tehdit altında olduğunda ailesinden yardım isteyemeyecek.Her şeyini gizli saklı,içinde yaşayacak.Yaşadıklarını kimseyle paylaşamadığı için o yükün altında ezilip gidecek.
Biliyorum,belki bu durumu fazla abarttığımı düşünüyorsunuz ama çocuk psikolojisi ile ilgili çoğu şeyi araştıran biri olarak çoğu insanın bilmediği veya önemsemediği çoğu şeyi biliyorum ve gelecekte oluşacak senaryo maalesef bu.
Ben çocukları bu kadar çok seviyorken benden bir seçim yapmamı istiyorlar.Önümde bir çocuk var.Ve görev ikimizin hayatıyla ilgili.Burada hiçbir şey tesadüf değil.Onu buraya rastgele koymadılar.Biliyorlar.Ne hissettiğimi,ne hayal ettiğimi,neyi en çok korumak istediğimi...Biliyorlar ve beni de en hassas noktamdan vurmaya çalışıyorlar.
Ya o,ya da ben.Sadece ikimizden biri bu asansörden sağ çıkacak.Ya onu feda edeceğim ya da kendimi.Ya da belki başka bir çıkış yolu vardır.Belki ikimizi birden kurtarabilirim.Ama eğer yoksa...Eğer gerçekten birimizi feda etmem gerekiyorsa...ben ne yapacağım?
Hayır hayır...Bir yolu olmalı.Her zaman başka bir yol vardır,değil mi?
Görev:İki Can Bir Kurtuluş
Kulaklarıma dolan sesle kafamı yukarı kaldırdım.Bu ses nereden geliyordu böyle?Görevim bu muydu?Kafamı iki yana olumsuz anlamda salladım.
"Hayır!Bunu benden isteyemezsiniz!" Diye bağırdım kime,neye bağırdığımı bilmeden.Bir şey bulurum umuduyla elimi asansörün duvarlarında gezdirip incelemeye başladım.
"Bunu bize yapamazsınız!Başka bir görev verin bana!" Diye bağırdım tekrardan.Mina küçük adımlarla yanıma geldi ve:
"Kiminle konuşuyoysun Gece abla?Ne göyevi?" Diye sordu bana.Görev sesini o duymamış mıydı?
"Sen duymadın mı görev sesini?" Diye sordum ona.Kız boş gözlerle bana baktı ve:
"Hayıy duymadım.Oyun mu oynuyoyuz?" Dedi.Onu korkutmamak için daha fazla üstelemedim.
"Oyun değil ama korkma,tamam mı?" Diye sordum ona.Kız neşeyle güldü ve:
"Ben hiçbiy şeyden koykmam ki.Ben büyüyünce uğuy böceği olacağım.Kaya kedi ile heykesi koyuyacağım." Dedi kız.Ona kocaman gülümsedim ve elimle asansörün kapısına vurmaya başladım.Kapının altından sızan su yavaş yavaş yükseliyordu.
"Beni duyan yok mu?Çıkarın bizi buradan!Yanımda çocuk var lütfen!" Diye bağırdım.
Bilinçaltındasın Gece.Yapayalnızsın,kim seni duyabilir ki?
Haklısın iç ses.Başka birinin olması imkansız ama belki bağırırsam bir umut dış dünyadaki biri sesimi duyabilir.Duyamaz mı?
Gece...imkansız.
Yerdeki su yavaş yavaş yükselmeye devam ediyordu.Hızla üzerimdeki siyah tişörtü çıkardım ve suyun sızdığı kapının altına sıkıştırdım,bu bir nebze de olsa suyun buraya dolmasını geciktirecekti.Üstümde sadece yarım atletle kalmıştım.
Mina'ya döndüm,dizlerimin üzerine çömeldim ve onu kollarından tuttum.Kız hayal olamayacak kadar gerçekti.Teni,sıcaklığı,samimiyeti.Ona bakınca kalbimde bir şeyler canlanıyordu.Anne olma hayalim içimde daha da büyüyordu.
Bu kız hayal olamayacak kadar gerçekti.Burası gerçekti.Ve ben bu kızı asla feda etmeyeceğim.
Gece bu kız gerçek değil,bilinçaltı görevinin bir ürünü.Gerçek ile hayali birbirinden ayırt etmeli ve ona göre davranmalısın.
"Minacım,şimdi senden tek istediğim korkmadan beklemen.Ben ikimizi de buradan çıkarmak için uğraşacağım.Buradan kurtulacağız,tamam mı?" Diye sordum ona.Gözlerim doluyordu,hayır ağlamamalıydım.Ama neden burnumun diğeri sızlıyordu şu an?Neden ağlama hissi bedenimi sarıyordu,tüylerimi diken diken ediyordu?
"Tamam,annemin bana koykmamam için hep söylediği şaykıyı söyleyebiliy miyim?" Diye sordu kız elindeki Barbie bebeğine sarılarak.Sol gözümden bir yaş düştü.Hızla sildim,burnumu çektim ve gülümsedim.
"Söyleyebilirsin tabikide." Dedim ve ayağa kalktım.Saçına bir öpücük kondurdum ve asansörün kapısına geri döndüm.Kapıyı açmak için ortadaki incecik boşluğa tırnaklarımı geçirdim ve bütün gücümle çekmeye çalıştım.Ama olmuyordu,bu kapıyı açabilecek kadar güçlü olmadığımı biliyordum zaten ama o kadar çaresizdim ki aklıma gelen en saçma,en mantıksız şeyi bile deniyordum şu an.
"Kapat gözünü minik kuşum
Gece geliy,seni sayay
Yıldızlay seni izleyken
Koykulayın uçay,uçay..."
Kızın ağzından dökülen bu melodiyle birlikte gözlerimi kapattım,nefesimi tuttum.Bu kadar saf ve masum bir sesin,boğulan bir kabusta yankılanması göğsüme hançer gibi saplandı.
Yere gözlerimi çevirdim.Zemini kaplayan su dizlerime kadar ulaşmıştı.Birazdan bu asansör tavana kadar suyla dolacaktı ve benim elimden hiçbir şey gelmiyordu.İkimizi de kurtarmalıydım ama nasıl yapacağımı bilmiyorum.
"Başka bir görev verin bana!İkimizi de kurtaracak bir görev!" Diye bağırdım kafamı tekrardan yukarı kaldırıp.Küçük kız annesinin ona öğrettiği şarkıyı mırıldanmaya devam etti olacaklardan habersiz.
"Annem dedi ki kayanlık
Biy oyun gibi geçey bak
Şaykını söyle,susma sakın
Kalbinde hep ışık vay..."
"Onu feda etmemi istiyorsunuz biliyorum ama bunu yapmayacağım!Onu da kendimi de buradan kurtaracağım!" Diye bağırdım tekrardan.Asansörün tavanındaki lamba titrek bir şekilde yanıp sönmeye başladı.Kulaklarıma tekrardan görev sesi doldu.
Zaman azalıyor!Ya kendini,ya da onu feda et!Buradan sadece bir kişi sağ çıkacak!
"Allah belanızı versin sizin!" Diye bağırdım bütün gücümle.Kız bu bağırışımla hafifçe sıçradı.Allah kahretsin!Kız zaten korkuyor bir de bu hareketlerimle onu daha çok korkutuyordum.
Bir anda tavandan da su fışkırmaya başladı.Yüzüm ve saçlarım tamamen ıslandı.Ve asansöre dolan suyun hızı da arttı.Asansörün düğmelerini tekrardan kurcaladım ama hiçbiri çalışmıyordu.
"Allah kahretsin!" Diye bağırdım duvara elimi vurarak.Bacağıma birinin dokunmasıyla hemen o tarafa döndüm.Mina korku dolu gözleriyle bana bakıyordu.Su seviyesi onun çenesine kadar gelmişti.Benim ise dizimin biraz üstüne kadar.Onun boyu çok kısa,çok küçüktü.Bunu nasıl farketmedim...
"Gece abla,ben yüzme bilmiyoyum!" Dedi küçük kız titreyen sesiyle.Ağzına su girmesin diye kafasını kaldırarak konuşuyordu.Gözümden bir yaş yukarıdan yüzüme fışkıran suya karıştı.
"Ben...ben çok özür dilerim." Dedim ve hemen ona arkamı dönüp yere çömeldim.Elimi omuzuma vurup:
"Gel,omuzuma bin.Benim boyum uzun."
"Beni taşıyabilecek misin?" Diye sordu Mina.Uzun bir süre taşımak yoracaktı ama yapabileceğim başka bir şey yoktu.Omuzuma binmek zorundaydı.
"Tabikide taşıyabilirim!Ben uğur böceği kadar güçlü biriyim." Dedim sesimi neşeli tutmaya çalışarak.Kız yavaşça sağ ayağını omuzuma attı,ardından sol ayağını da ve omuzuma çıktı.Kollarını boynuma doladı,bende onun ellerini tutarak ayağa kalktım.
"O zaman sen benim uğuy böceğimsin!" Dedi kız neşeli bir sesle.Güldüm ama gülüşümün aksine içimde bir şeyler yanıyor,gözlerimden yaşlar akıyordu.
"Evet,uğur böceğinim." Dedim ve çaresizce beklemeye başladım.Onu asla öldüremezdim,bunu yapamazdım.
Gece...Senin için çok zor biliyorum ama burası bilinçaltı.Yani bu kız gerçek değil.Bu yüzden yaşamak için bunu yapmak zorundasın.
Yapamam...yapamam.Bu çok zor,çok ağır.Yapamam iç ses,bunu benden isteyemezler.Kendimi feda ederdim ama ona bunu yapamazdım.
Gece saçmalama!Onu feda edersen o gerçekten ölmeyecek ama sen gerçekten ölmüş olacaksın.Aklını başına topla ve doğru kararı ver!
Ya gerçekse?Ona dokunabiliyorum,onun sıcaklığını,samimiyetini,sevgisini hissedebiliyorum.Eğer bir hayal olsaydı içimde bir şeyler kırılır mıydı?Onun hayatı için bu kadar endişelenir miydim?Burada yaşanan her şey bu kız kadar gerçek.
Karen tam da bundan bahsediyordu Gece.Gerçek dünya ile bilinçaltını birbirine karıştırmamalısın.
...
Tavandan üzerimize yağan soğuk suyla üşümeye başlamıştım.Soğuktan ve korkudan titriyordum.Su göğsüme kadar ulaşmıştı.Dakikalar geçmişti,omuzlarımdaki kızı daha fazla taşıyamıyordum,gücüm bitmişti ama bırakamazdım.Duvara yaslanmıştım,sağ elimle duvardan destek alıyordum,sol elimle de kızın elini tutuyordum.Kız ise annesinin ona öğrettiği şarkıyı mırıldanmaya devam ediyordu.
"Biy gün uyanıysın güzel düşten
Annem sayay beni yeniden"
Gözlerimi kapadım.Kızın annesinin öğrettiği bu minicik şarkı,yüreğime kazındı.Anneliğin ne demek olduğunu iliklerime kadar hissettim.Bir çocuğun hayatından sorumlu olmak çok büyük bir şeydi.Şu an kendi hayatımdan çok onun hayatı için endişeleniyordum.Onu yaşatmak için kendimi bile feda edebilirim.
Benim annemin de bana söylediği benzer bir ninni vardı.Sözlerini hatırlayamıyorum.Lanet olsun ki şu an hatırlayamıyordum.Anneme sorsam bilirdi ama.Keşke hatırlayabilseydim,benimde ihtiyacım vardı.Bende korkuyordum...
...
Su boynuma kadar yükselmişti.Her nefesim sancılıydı,ciğerlerime çektiğim hava sanki cam kırıkları gibi yakıyordu içimi.Küçük kız hâlâ omuzlarımdaydı,beni bırakma dercesine boynuma sıkı sıkı sarılmıştı.Bacaklarım zangır zangır titriyordu,onu daha fazla taşıyamıyordum.Ellerimi asansörün duvarlarına yerleştirmiş,duvarlardan destek alıyordum.Tırnaklarım duvarları kazıyordu.Ve artık bir karar vermem gerekiyordu.
Doğru kararı vereceksin Gece.Bu bir görev.Gerçek değil.O bir hayal.
Gerçek...Hayal...
Artık ayırt edemiyorum.Suyun soğukluğundan beyin hücrelerim bile donmüş gibiydi,düşünemiyordum.Kalbim deli gibi çarpıyor ama neye göre çarpıyor?Bu kıza mı?Gerçek sanrılara mı?
Hayır...Bu kadar gerçek olamaz bir hayal.Teninin sıcaklığı,sesi,kokusu,korkusu...
Hayal o!Sadece bir yansıma.Yok öyle biri!Zihnindeki bir kurgu,bir simülasyon!Bu sadece bir görev.Görevi tamamla ve çık buradan.Tek yol bu Gece,lütfen!
"Sadece bir görev..." Diye fısıldadım.Sesim o kadar boğuktu ki kendim bile tanıyamadım.Omuzlarımın üzerindeki kız usulca başını başımın üzerine yaslamıştı.Bacaklarımda ve kollarımda güç kalmamıştı,yere düşmek üzereydim.
"Biliyor musun?" Dedim kıza,boğazıma bir yumru oturmuşken.
"Ben her şeyden çok anne olmayı istedim.Oyuncak bebeklerim vardı.Hepsine battaniyeler yapardım.Onları yatırır,uykudan önce şarkılar söylerdim.Sonra bir gün,annemin yanına gidip 'ben büyüyünce sen olacağım' demiştim.Annem gülüp saçımı okşamıştı. 'Benden daha iyi bir anne olacaksın' demişti."
Su çeneme kadar çıktı.Bacaklarım daha da titredi.Gözlerimden yaşlar ruhsuzca akmaya devam etti.
"Kendime söz verdim.Kendi çocuğuma sevgi dolu bir dünya vereceğim diye.Ama şimdi...şimdi..." Sesim çatladı,devamını getiremedim.Hıçkırıklara boğuldum.
"Ağlama Gece abla." Dedi kız üzgün bir sesle.Gözlerimi yumup sessizce ağladım.
"Seni bırakmak istemiyorum." Dedim ona.
"Hayal olsan bile...o kadar gerçeksin ki canım acıyor." Dedim hıçkırıklarımın arasından.
Senin kurtulman için onun gitmesi lazım!
"Ben istemiyorum..." Dedim titreyen sesimle.
"Ben...ben onun gibi bir çocuğa sahip olmayı o kadar çok istemiştim ki.Nasıl onu geride bırakabilirim?"
Bunu yapmazsan,ikiniz de öleceksiniz.Bu senin sonun olur!
Vücudum soğuk suyun içinde uyuşmuştu,hissedemiyordum.Boğuk bir sesle:
"Varsın sonum olsun." Diye fısıldadım.Ellerim iki yanda asansörün duvarlarına yaslı,dizlerimi büktüm ve kendimi suyun içine bıraktım.Ciğerlerim yanmaya başladı.Her şey bulanık.Gürültü sustu,sadece kalp atış seslerimi duyuyorum.Kızın elleri hâlâ boynuma sarılı.İç sesim çığlık atar gibi konuşmaya başladı benimle.
Dur!Saçmalama!Bu sadece bir hayal!Kendini öldürmeyi seçemezsin Gece!Kendini öldürme!Dur artık!
Ama ben artık duymuyorum.Sadece suyun soğukluğunu hissediyorum.Ve içimde küçücük bir umudu.
Karanlık yaklaşıyor.Sadece bir şey fısıldıyorum içimden.
Ölmek istemiyorum ama onun yaşamasını istiyorum.Hayal de olsa gerçek de olsa,kurtulsun yeter.
Bölümü beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın ♥️
Sizce Z gerçekten kendini feda edecek mi?
Siz Gece'nin yerinde olsaydınız kendinizi mi yoksa küçük kızı mı feda ederdiniz?
Yorumlarınızı merakla bekliyorumm ve sizi çok seviyorumm☺️
Bölüm etkileşimi
