18. bölüm / 27
A ve Z18.Bölüm:Kan
Bölümler 27Şu an: 18.Bölüm:Kan
- 1 1.Bölüm:Yeni Yuva1.635 kelime
- 2 2.Bölüm:Dondurulmuş Çığlıklar1.179 kelime
- 3 3.Bölüm:Ceza1.789 kelime
- 4 4.Bölüm:Saçlar Anıları Saklar1.551 kelime
- 5 5.Bölüm:İlk Ölüm2.037 kelime
- 6 6.Bölüm:Güven2.162 kelime
- 7 7.Bölüm:Bilinçaltı2.478 kelime
- 8 8.Bölüm:Tanışma2.347 kelime
- 9 9.Bölüm:İntihar1.894 kelime
- 10 10.Bölüm:Veda2.302 kelime
- 11 11.Bölüm:Kayıp1.763 kelime
- 12 12.Bölüm:Arkadaşlık1.638 kelime
- 13 13.Bölüm:Şüphe1.650 kelime
- 14 14.Bölüm:Söz2.292 kelime
- 15 15.Bölüm:İki Can Bir Kurtuluş2.434 kelime
- 16 16.Bölüm:Feda Et1.812 kelime
- 17 17.Bölüm:Umut2.156 kelime
- 18 18.Bölüm:Kan2.026 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 19.Bölüm:Kriz1.776 kelime
- 20 20.Bölüm:Kanayan Ruhlar2.083 kelime
- 21 21.Bölüm:Kaybolan Hayatlar2.410 kelime
- 22 22.Bölüm:Kaza2.121 kelime
- 23 23.Bölüm:İhanetin Eseri2.248 kelime
- 24 24.Bölüm:Şah Mat2.095 kelime
- 25 25.Bölüm:İkimizden Biri2.839 kelime
- 26 26.Bölüm:Küller ve Buzlar3.514 kelime
- 27 27.Bölüm:Hıçkırıkların Arasındaki Mühür3.193 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ayaz (A):
Her geçen saniye cam kırıkları gibi tenime batıyor,her tik takta daha da kanıyordum.Kalbim ritmini unutmuştu;bazen hızla çarpıyor,bazen bir boşlukta asılı kalıyordu.Bilinçaltı görevi,sadece bir risk değildi...bir uçurumdu.Düşersen geri dönüşü yoktu.Ve o geri dönüşü olmayan bir yola girmişti.
Onu beklemek,karanlık bir odada nefessiz kalmak gibi.Pencere yok,ışık yok.Sadece içimde büyüyen binlerce 'ya geri dönemezse' yankısı...
Belirsizlik,gökyüzüne bakıp yağmurun ne zaman düşeceğini bilememek değil.O gökyüzü kararmış,yıldırımlar hazır,ama damla hâlâ inmiyor.Ve ben her an ıslanacakmışım gibi yaşıyorum.
Ve belirsizlik benim en büyük düşmanım olmuştu.Z şu an ne haldeydi bilmiyorum.Karşısına nasıl bir görev çıktı bilmiyorum.Geri dönecek mi yoksa onu orada kaybedecek miyim bilmiyorum.Bu bilinmezlik beni mahvediyor.
Ve işin en korkunç yanı,elimden hiçbir şeyin gelmemesiydi.O orada yaşam savaşı verirken benim ona yardım edemememdi.Tek yapabildiğim şey Allah'a yalvarmaktı.
Bu sonu gelmeyen bekleyiş göreve girmekten daha beterdi.Z'yi şimdi anlıyordum.Birinin hayatı için endişe etmek her şeyden daha zordu,daha ağırdı,daha acı vericiydi...
Zaman artık akmıyordu,sadece içimde eriyordu.Ve ben,içimde bir çöküntüyle her saniyeyi yutuyorum.Onu beklemek...karanlıkta bir kibritle yol bulmaya çalışmak gibi.Işık çakıyor,bir an için umut doğuyor,sonra karanlık daha da büyüyor.
Onu kaybedecek olma korkusuyla kendi içimde bir şeyi itiraf etmiş oldum.Uzun zamandır itiraf etmek istediğim ama emin olamadığım o duygu...Ama artık eminim.Bu duyguyu kanımın her damlasında hissediyorum.
Ben onu seviyorum...
Ve yeni yeni anlıyorum...
Korku,sevginin karanlık yüzüydü.Ve ben onu ne kadar çok seviyorsam,o kadar çok korkuyordum.Ama aynı zamanda,o kadar çok bağlıydım.
Çünkü eğer geri dönerse,ben artık sadece onu sevmeyeceğim.
Ben onun için yaşamayı seçeceğim.
Ve eğer onu kaybedersem,kendimi de kaybederdim.Onu kaybetmek sesimi sonsuza kadar yutacak bir sessizlik gibiydi.
Onu kaybetmek hayatımın sesini kısmak gibi olurdu.Ve ben o sessizlikte boğulurdum.
Şu kısacık zamanda,bu cehennemde benim cennetim olmuştu o.Ve ben aslında onu kaybetmekten değil,onsuz kalmaktan korkuyordum.Onun gülüşünden,güzel gözlerinden mahrum kalmaktan korkuyordum.
Stresle sağ bacağımı sallıyor,gözümü camdan ayıramıyordum.S'de olduğu gibi hoparlörden yankılanan alarm sesi,yanıp sönen kırmızı ışık,herhangi bir şey olmasın diye dualar ediyordum.S'nin karşısına ne çıkmıştı da öyle yaralanmıştı?Vahşi bir hayvan mı,bir yaratık mı?Ve en önemlisi Z'nin karşısına ne çıkmıştı?Onun en büyük korkusu neydi?
"Şu yüz ifadenle var ya...sanki sınav haftanda dört sınavdan kalmışsın da biri fizikmiş gibi duruyorsun.Bırak şu durgunluğu!" Dedi R yanıma oturup.Sesini neşeli çıkarmaya çalışıyordu ama kendisi de tedirgindi,hissedebiliyordum.
"Bak sana bir şey diyeyim mi?Z kesinlikle başaracak.Hatta büyük ihtimalle şu an görevinde karşısına çıkan birilerine 'bu da kim ya?' deyip kafa atıyordur.Sen ise burada melankoliye bağlamışsın,kendini Hollywood senaristi gibi hissediyorsun.Bir dur!" Dedi R gülerek.Derin bir nefes aldım ve verirken konuştum:
"Nasıl durayım R?O iyi mi kötü mü bilmiyorum.Ona yardım edemiyorum.Onun yanında olmak istiyorum ama olamıyorum..." Dedim gözlerimi karşıdan ayırmayarak.
"Seni çok iyi anlıyorum ama kendine gelmen lazım.Bir şey olacaksa da sen sağlam duracaksın.O kız dönerse seni paramparça değil,ayakta görmeli.Eğer kendine gelmezsen,seni kendi yazdığım romantik dizime koyarım.Adı da şu olur:'Aşkın Kıyısında,Gözleri Dolmuş Ama Burnunu Çekmeyen Adam.' ."
Kahkaha attı,ben gülmemek için kendimi tuttum ama dudaklarım kıpırdadı.O da bunu hemen yakaladı:
"İşte bu!Bak,gülüyorsun.Ağlamıyorsan,gül.Gülmüyorsan da ben seni güldürene kadar peşindeyim.Seçimini yap,kaçamazsın..." Dedi R.Bu söylediğine tebessüm ettim.R,Alper'e çok benziyordu.Herkesi her durumda güldürebiliyordu.İnsanları mutlu etmek için elinden geleni yapıyordu.
"Nasıl yapıyorsun bilmiyorum ama insanları her zaman mutlu etmeyi,güldürmeyi,iyi hissettirmeyi başarıyorsun.Nasıl yapıyorsun bunu?" Diye sordum ona.R keyifle gerindi ve:
"Meslek sırrı A'cım.Yılların tecrübesi.Peki sen en boktan durumda bile Leonardo Dicaprio gibi havalı ve yakışıklı olmayı nasıl başarıyorsun?Dicaprio'nun da büyük hayranıyımdır bu arada." Dedi R.Bu söylediğine güldüm ve gözlerimi karşı odadan ayırıp ona çevirdim.
"Bizimki de Allah vergisi R'cim." Dedim ve güldüm.R ile konuşurken kendimi eski günlerdeki gibi hissediyordum.Alper ile sohbet ederkenki samimiyeti ondan alabiliyordum.R tam bir şey diyecekken bize doğru gelen C'nin konuşmasıyla söyleyeceği şeyi yuttu ve ona döndü.
"Bu ne hâl böyle A'cım?Sen başkalarının hayatı için endişelenir miydin ya?" Dedi C alaycı bir şekilde gülerek.Ellerini yavaş yavaş birbirine vurup alkışlamaya başladı ve:
"Oscarlık oyunculuk sergileniyor burada." Dedi.Ayağa kalktım,yavaşça onu omzundan ittim.
"Git." Dedim sadece.Onun bu laflarına karşılık verecek durumda değildim.Z orada hayatı için savaşırken ben burada C ile kavga etmeyecektim.Beni her ne kadar kışkırtsa da istediğini eline vermeyecektim.Beni diğerlerine,özellikle Z'ye karşı vahşi biriymişim gibi göstermeye çalışıyordu.En ufak bir şeyde şiddet uygulayan sinir hastası gibi göstermek için elinden geleni yapıyordu.Amacına ulaşmasına izin vermeyecektim.
"Gitmezsem ne olur?Hazır Z yokken bir iki yumruk daha mı atarsın bana,ha?" Dedi bana doğru bir adım atarak.Yanımdaki R'de ayağa kalktı ve ikimizin arasına girmeye çalıştı.
"Bari Z orada hayatı için mücadele ederken yapma bunu." Dedim gözlerimi onun gözlerinden ayırmadan.C'nin dudağının bir kenarı alayla kıvrıldı.
"C,ortalığı karıştırma." Dedi uyarıcı bir sesle.
"Çok mu düşünüyorsun Z'yi ha?Senin ne kadar bencil biri olduğunu aramızda tartışmamıza gerek yok herhalde.Palavra sıkmayı kes A." Dedi C R'yi kenara itip bana doğru bir adım atarak.Sinirle yumruğumu sıktım.Gözleri elime kaydı,bana tekrar dönünce keyifle gülümsedi.B ve L de bizim olduğumuz köşeye doğru yaklaştı.
Seni kışkırtmaya devam ediyor Ayaz.Onu duyma,amacına ulaşmasına izin verme.
"Ne istediğini çok iyi biliyorum C.Ve onu sana vermeyeceğim." Dedim.Arkamı döndüm ve bir adım attım.Diğer adımı da atacaktım ki C'nin söylediği şeyle durdum.
"Z'ye 'buradan birlikte kurtulacağız.' diye söz verdin değil mi?Tıpkı 9 yıl önce bana verdiğin söz gibi.Zavallı Z...ona da ihanet etmeden önce onu uyarmalıyım."
C'nin bu sözleri bardağı taşıran son damla olmuştu.Dişlerimi sıktım,sert adımlarla C'ye doğru yürüdüm
"A..." B'nin ne diyeceğini dinlemeden direkt C'nin yakasına yapıştım.İki elimle onun tişörtünü ellerimin arasına aldım.Derin derin burnumdan soluyordum.
"Ben geri dönecektim!Asıl sen bana ihanet ettin!" Diye bağırdım ona sitemle.C kahkaha attı.Frank hızla yanımıza geldi ve:
"Ne oluyor burada?Bırak onu A!" Diye bağırdı.Ben gözlerimi C'nin gözlerinden ayırmıyordum.Sinirden bütün kaslarım titriyordu.C ise keyifle kahkaha atıyordu.Suradına yumruğu geçirmemek için kendimi olabildiğince sıkıyordum.
"Geri dönecektin,öyle mi?" Dedi C beni tekrarlayarak.Kafasını aşağı yukarı salladı.Gülüşü yavaş yavaş soldu.Yüzü ciddi bir ifadeye büründü.Gözlerinden sadece benim anlayacağım,sadece ikimizin anlayacağı duygular geçti.
"O gün geri dönmeyeceğini ikimizde biliyorduk.Bencil itin tekisin çünkü sen.Kendinden başka kimseyi düşünmeyen zavallının tekisin!Kendi götünü kurtarmak için başkalarını gözünü kırpmadan harcayan bir piçsin!İşte bu yüzden kesinlikle Z'yi uyarmalıyım." C bu sözleri suradıma tükürür gibi söylüyordu.Gözlerine nefretle baktım.Kendimi artık zaptedemiyordum.Yüzüne yumruğumu hızla geçirdim.B kolumu tuttu ama onu ittim.M korkuyla çığlık attı.
"A!Yeter!" Diye bağırdı Frank.C geri geri adımlayıp elini dudağına götürdü.Parmaklarının ucuna patlayan dudağının kanı geldi.Kafasını iki yana salladı ve kesik bir kahkaha attı.
"İşte sen busun!Kuyruğuna basınca nasıl da pençelerini gösteriyorsun." Dedi.O konuştukça içimde ona karşı olan geçmişten kalma öfke daha da büyüyordu.Ona doğru adımladım ve onu yakalarından tutup duvara yapıştırdım.Nefes nefese,dişlerimi sıkarak konuştum:
"O gece ihanete uğrayan tek kişi vardı.O da bendim!" Deyip elimi duvara vurdum.C gülerek kafasını iki yana salladı.
"Yıllarca kendine bunu söyleyerek vicdanını mı rahatlattın?" Diye sordu C.Yumruğum duvara yaslı gözlerimi ona diktim.İkimizin arasında kelimelere dökemediğimiz bir sürü duygu geçti.İçimde bir şey kanadı.Gözlerim yandı,dolmaya başladı.
"Bana bunu neden yaptın Kerem?" Dedim titreyen sesimle.Geçmiş hesaplaşmamızı burada yapacağımızı hiç düşünmezdim.Ve bu hesaplaşmanın bu kadar can yakacağını.
"Anlamıyorsun...Beni terk etmeseydin yapmazdım.Mecbur bıraktın." Dedi.Onun da gözleri doldu.
"Ben seni terk etmedi-" Cümlemi bölen şey Karen'ın elindeki tabletten gelen ötme sesiydi.S'de olduğu gibi...Hızla arkama döndüm.Karen telaşla tablette bir şeylere basıyordu.Frank onun yanına doğru yürüdü.Ben ise kitlenmiştim.Ona bir şey olmayacaktı,değil mi?O iyiydi,değil mi?
"Frank!Frank!" Diye bağırdı Karen Frank'e.Eli titriyordu,nefes nefeseydi.Bir eliyle yanındaki masadan destek aldı,gözlerini kapattı.Hızlı adımlarla yanına yürüdüm.Tablete baktım,anlamadığım terimler,sayılar vardı ve kırmızı ünlem işareti ötme sesiyle beraber yanıp sönüyordu.
"Ne oluyor?Neden tablet ötüyor?Z iyi mi?!" Diye bağırdım Karen'a.Karen beni duymuyor gibiydi,kimseyi duymuyor gibiydi.Kesik kesik nefesler alıyor,elinin içindeki tablet zangır zangır titriyordu.Dolu gözleriyle hızla Frank'e döndü.
"Onu çıkaracağız oradan!" Dedi kararlı ve titrek bir sesle.Frank ise onun aksine sakin bir sesle:
"Yapamayız." Dedi.Öfkeli bakışlarımı hızla ona çevirdim.Benimle göz teması kurmamaya özen gösteriyordu.
"Çıkarmak zorundayız.Orada işler yolunda gitmiyor.Frank o ölecek!" Diye bağırdı Karen.Gözünden bir damla yaş süzüldü.
Nefesim boğazıma düğümlendi.Kalbim atmayı unuttu sanki.Ölecek mi?Hayır...Hayır,bu olamaz.Bu bir kabus olmalı.Gerçek olamaz.İçimde çığlıklar kopuyor ama dışımda sadece sessizlik var.Ellerim titriyor,gözlerim bir noktaya saplanmış,hareket edemiyorum.O gidemez,gitmemeli.Daha ona söylemem gereken onca şey varken,daha doya doya bakamamışken gözlerine,gülüşünün sesini ezberleyememişken...nasıl olur da elimden kayıp gider?Ona bu kadar bağlanmışken,onu bu kadar çok seviyorken onsuz bir hayat...düşüncesi bile mideme saplanan bir bıçak gibi,nefesimi kesiyor.
"Frank!Onu bilinçaltı dünyasından çıkarmalıyız!" Diye bağırdı Karen gözyaşları içinde.
"Yapamayız!Önceden yaptığımızda ne olduğunu biliyorsun.Kendisi bilinçaltı görevini tamamlamadan çıkmazsa onu çıkarmamız onun hayatını kurtarmaz.Bunu çok iyi biliyorsun!" Diye bağırdı Frank Karen'ı kollarından tutarak.Z'nin olduğu odadaki hoparlörden alarm sesleri ötmeye başladı.Kırmızı ışık yanıp sönmeye başladı.Görebildiğim kadarıyla Z'nin herhangi bir yerinde kan veya yara yoktu S'de olduğu gibi.Nasıl ölüyordu o zaman?
"S'de de böyle olmuştu..." Dedi M titreyen sesiyle.Cama doğru bir adım attı,diğer adımında dizlerinin üzerine düştü.
"O...O gerçekten ölüyor!" Diye bağırıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.R hemen onun yanına çöktü ve bir şeyler söyledi.Herkesten ayrı bir ses çıkıyordu ama ben hiçbir şey duymuyordum.Kulaklarımda yankılanan tek ses Z'nin olduğu odadan gelen alarm sesiydi.Kulaklarım uğulduyor,başım dönüyordu.Hayır...hayır...Daha çok erkendi.
Onu sevdiğimi daha söyleyemedim.
O,hayallerini daha gerçekleştiremedi.
Daha çok erkendi...
Hızla Frank'e dönüp boğazına yapıştım.İki elimle boğazını var gücümle sıkıyordum.Onların suçuydu!Onun suçuydu!Frank tırnaklarını elime geçirip benden kurtulmaya çalışıyordu.Birilerinin beni geri çekmesiyle Frank elimden kurtuldu.Gözümden bir yaş düştü.İçimdeki öfke ve dayanılmaz acıyı bağırarak atmaya çalıştım.
"Çıkarın onu oradan!Çıkarın!" Diye bağırdım.Frank yerde öksürüp derin derin nefesler almaya çalışıyordu.Karen'a döndüm.Duvara yaslanmış,ağlıyordu.
"Sana yalvarırım onu oradan çıkar!Sana yalvarıyorum,ne olursun onu kurtarın.Daha onunla yeni tanışmışken gidemez,lütfen..." Dedim titreyen sesimle,gözyaşlarım terime karıştı.
"Yapamam..." Dedi Karen kafasını iki yana sallayıp.Ağlaması daha da şiddetlendi.Eliyle ağzını kapatıp yere çöktü.
Bende dizlerimin üzerine çöktüm.Tüm gücüm aniden çekilmiş gibiydi.Elimi yere vura vura ağlamaya başladım.
Allah'ım...Ne olur bir mucize olsun.Ben onsuz yapamam.
Gece (Z):
Soğuk su bedenimi yakıyordu.Nefes alamıyordum.Ölmek üzereydim.Gözlerimi kapattım ve ölümün beni kucaklamasını bekledim.Gözlerimin önünde A'nın yüzü canlandı.Annemin Rapunzelim deyişi yankılandı zihnimde.Bütün güzel anılarım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.Canım yandı.Hepsini içime kazıyarak bırakıyorum bu dünyayı.Boğazım yanıyor,ciğerlerim acıyordu.
Gece o kız gerçek değil!Hayal!Aileni düşün Gece!A'yı düşün!Sen ölürsen A da ölür!Sen kaybedersen A da kaybeder Gece!
Gözlerimi açtım.Gözüme takılan ilk şey bileğimdeki kırmızı bileklikti.Karen gerçekle bilinçaltını ayırt etmem için bağlamıştı bu bilekliği.Olur da her şey ters giderse bununla yolumu bulmamı istemişti.
"Eğer bilinçaltı dünyasının büyüsüne kapılırsan bu bilekliği görüp benim bağladığımı hatırlarsan o an bilinçaltı dünyasında olduğunu hatırlayabilirsin."
Yanlış tercihi yapmıştım.Bilinçaltı dünyası bana olmayan şeyleri gösteriyordu.Bunların hepsi hayaldi.Tek gerçek olan benim ölümüm olacaktı.
Evet!Evet Gece!Şimdi bu sudan kafanı çıkar ve gerçek olmayan o kızı öldür!
Suda çırpındım.Kafamı hızla sudan çıkardım.Su taşmıştı,ağzıma giriyordu.Soluk soluğa derin nefesler aldım,ağzıma giren sularla öksürdüm.Tavandaki led ışıklar yanıp sönüyordu.Önümü doğru düzgün göremiyordum.
O kızı öldürmek çok zordu.Kalbim güm güm atıyordu,ellerim titriyordu.Ama benim için her ne kadar zor olsa da bunu yapmak zorundaydım.
"Özür dilerim,özür dilerim,özür dilerim..." Sayısız defa bunu söyleyerek kızı omuzlarımdan indirdim ve suyun içine bıraktım.Hıçkıra hıçkıra sesli bir şekilde ağlamaya başladım.
"Özür dilerim,özür dilerim..." Durmadan ona bunu yaptığım için özür diliyordum.Gerçek değildi evet ama sonuçta bir çocuktu.Masumdu.Saftı.Temizdi.Ve ben hayatım boyunca asla kendimi affetmeyecektim.
Mina kolumu tırmalıyor,çırpınıyordu.Onu kafasından tutup zaptetmeye çalıştım.Ağlayışım daha da şiddetlendi.
"Özür dilerim!Özür dilerim!..."
Kızın kolumu tırmalayan elleri yavaşlamaya başladı.Ölüyordu...Ben bir çocuğun katili olmuştum.Ben bir çocuğu,küçücük çocuğu kendi ellerimle öldürüyordum.
Kendini suçlamayı bırak lütfen.O gerçek değil.O gerçekten ölmeyecek ama sen gerçekten ölecektin.
Kızın kolumu tırmalayan eli tamamen durdu.Bir anda tepemde yanan led ışıklar yanıp sönmeyi bıraktı.Tamamen yandı.Suyun içindeki Mina'ya gözlerimi çevirdiğim anda asansörün kapısı açıldı ve asansördeki su boşalmaya başladı.Asansörü koridordaki beyaz ışıklar aydınlattı.Asansörün duvarına korkuyla yaslandım ve gözlerimi kapattım.
Mina'nın cesedine bakamazdım.Ne olur bitsin artık!Ne olur tamamlamış olayım!Ne olur gerçek dünyaya döneyim!Ben dönebilsem de bu vicdan azabıyla nasıl yaşayacaktım?
Gözümü yavaşça araladım.Mina tam karşımda,elinde Barbie bebeği ile duruyordu.Kıyafetleri,saçları,bebeği sırılsıklamdı.Ruhsuz,donuk bir ifadeyle bana bakıyordu.Yüzü bembeyazdı.Gözlerinde hem korkuyu hem de bana duyduğu güvenin yıkıldığını görüyordum.Bu ifade beni daha da mahvetti.
Gözümü açtığım gibi onu dimdik ayakta görmemle ağzımdan küçük bir çığlık fırladı.O ölmemiş miydi?Kızın boş ve donuk gözlerinden gözyaşları süzülmeye başladı.
"Bana bunu neden yaptın?" Diye sordu bana o masum,titreyen sesiyle.Ben nefes nefese yere çöktüm.Titreyen ellerimle ona sarıldım ve var gücümle ağlamaya başladım.
"Ben...ben çok özür dilerim.Ne olur beni affet!Yalvarırım beni affet!" Dedim.Saçlarını okşadım,ona sıkı sıkı sarıldım.Kız geriye bir adım atınca kollarımı ondan ayırdım.Kızın bir anda gözleri kaydı,kapandı ve yere devrildi.Korkuyla ayağa kalktım ve duvara yaslandım.Bir anda asansörün duvarlarından su yerine kırmızı bir sıvı fışkırmaya başladı.Bu...bu kan mıydı?
Yüzüm,ellerim,vücudum...hepsi kanla kaplandı.Korkuyla ve acıyla bağırdım.İçimdeki acıyı,yangını bağırarak atmaya çalıştım.Titreyen ellerime baktım.Kollarım,ellerim,yüzüm...hepsi kana boyandı.Ağlamam daha da şiddetlendi,çığlıklarım daha da güçlendi.Asansör bu defa suyla değil,katili olduğum küçük kızın kanıyla doldu.
Mina'nın cesedi yerde yatıyordu.Ona doğru adım atayım derken zemini kaplayan kandan dolayı ayağım kaydı ve düştüm.Geri geri sürünerek asansörden çıktım.Yüzümdeki kanları elimle temizlemeye çalıştım.Ellerimi üstüme sürerek bu kandan kurtulmaya çalıştım.Ama olmuyordu,gitmiyordu.Ve yine her yerde o mekanik görev sesi yankılandı:
Görev başarıyla tamamlandı.
Görevi başarıyla tamamlamıştım.Yaşıyordum.Hayattaydım.
Ama ben buradan çıktıktan sonra eski ben olacak mıydım?
Bölümü beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın ♥️
Sizce A ve C'nin geçmişinde ne yaşandı?
Gece bilinçaltı dünyasından çıktıktan sonra eskisi gibi olabilecek mi?
Yorumlarınızı merakla bekliyorumm💜💜
Bölüm etkileşimi
