15. bölüm / 27
A ve Z15.Bölüm:İki Can Bir Kurtuluş
Bölümler 27Şu an: 15.Bölüm:İki Can Bir Kurtuluş
- 1 1.Bölüm:Yeni Yuva1.635 kelime
- 2 2.Bölüm:Dondurulmuş Çığlıklar1.179 kelime
- 3 3.Bölüm:Ceza1.789 kelime
- 4 4.Bölüm:Saçlar Anıları Saklar1.551 kelime
- 5 5.Bölüm:İlk Ölüm2.037 kelime
- 6 6.Bölüm:Güven2.162 kelime
- 7 7.Bölüm:Bilinçaltı2.478 kelime
- 8 8.Bölüm:Tanışma2.347 kelime
- 9 9.Bölüm:İntihar1.894 kelime
- 10 10.Bölüm:Veda2.302 kelime
- 11 11.Bölüm:Kayıp1.763 kelime
- 12 12.Bölüm:Arkadaşlık1.638 kelime
- 13 13.Bölüm:Şüphe1.650 kelime
- 14 14.Bölüm:Söz2.292 kelime
- 15 15.Bölüm:İki Can Bir Kurtuluş2.434 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16.Bölüm:Feda Et1.812 kelime
- 17 17.Bölüm:Umut2.156 kelime
- 18 18.Bölüm:Kan2.026 kelime
- 19 19.Bölüm:Kriz1.776 kelime
- 20 20.Bölüm:Kanayan Ruhlar2.083 kelime
- 21 21.Bölüm:Kaybolan Hayatlar2.410 kelime
- 22 22.Bölüm:Kaza2.121 kelime
- 23 23.Bölüm:İhanetin Eseri2.248 kelime
- 24 24.Bölüm:Şah Mat2.095 kelime
- 25 25.Bölüm:İkimizden Biri2.839 kelime
- 26 26.Bölüm:Küller ve Buzlar3.514 kelime
- 27 27.Bölüm:Hıçkırıkların Arasındaki Mühür3.193 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi kapatıyorum.
Dünya sessizleşiyor.İçimde yankılanan bir fırtına var;rüzgarı yüzümü okşayan bir anı gibi,ama ardında devrilmiş hayatların uğultusu var.
Zaman burada eğrilmiş bir ip gibi.Ne geçmişe tutunabiliyorum,ne geleceği düşleyebiliyorum.Beni ben yapan her şey -adım,evim,sokakta ezberlediğim çatlak taşlar,annemin sesi,babamın varlığı ama yokluğu- birer gölgeye dönüştü.Ellerimin arasından kayıp giden su gibi,tutmaya çalıştıkça daha da uzaklaşıyorlar.
Bir adım...
Kafamın içinde dönüp duran kelime bu.Sadece bir adım.Ama o adımın ardında ölüm de olabilir,geri dönüş de...
İlk kez içeriye adım atacağım.Bir bilinçaltının içine.Bir rüyanın değil,bir kabusun tam ortasına.Ve orası ne kadar gerçek bilmiyorum ama biliyorum ki orada ölürsem,gerçek dünya beni beklemeyecek.
İçimde tuhaf bir sessizlik var.Korkudan mı,beklentiden mi bilmiyorum.Kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyor ama zihnim yavaş,buz gibi.Sanki biri beni içeriden izliyor.Ben bile kendimi tanıyamıyorum artık.Kaçırıldığım günden beri çok şey yaşadım.Gözlerim artık daha az şey için büyüyor.
Korkmuyorum sandım.Ama gözkapaklarımın titremesinden,dudaklarımın arasında sıkışan nefesimden anlıyorum.Korkuyorum.Sadece acıdan,ölümden değil.Bazı yüzleri bir daha görememekten.
Bir bakışı...
Bir sesi...
Bir gülümseyişi...
Bir şey var ki içimde inkar edemediğim bir şekilde büyüyor.
O...
Beni görmeden,tam olarak kim olduğumu bilmeden yanımda duran biri var artık,A.Ve işin en tuhaf yanı,onun varlığı beni hem daha güçlü hem de daha kırılgan yapıyor.
O bana bakarken,sanki hayat yeniden yazılıyor.İçimde çiçek açan bir ilkbahar var:adı A.Ama işin kötüsü şu;Bu baharın ne kadar süreceğini bilmiyorum.Bir adım atacağım.Ve o adımda kaybolursam,kimse beni hatırlamayabilir.Ben bile.
Yine de yürüyorum.Çünkü bazen korkunun bile önüne geçen bir şey olur:
Birinin seni beklediğini bilmek.
Karen ve Frank bizim olduğumuz odaya girdi.Karen yüzüne her zamanki buz gibi ifadesini kuşanıp saklamaya çalışsa da gözlerinin altındaki halkaları görebiliyordum.Yorgundu,ama bu fiziksel bir yorgunluk gibi değildi.Ruhsal bir yorgunluk.Onda bunu sezebiliyordum.
Frank ise onun tam aksine gayet dinç ve tam şu an kıyamet kopsa umurunda olmayacak bir rahatlık ile geziyordu.Bunca ölüm,bunca acı onun vicdanını birazcık da olsa sızlatmıyordu.Duygusuz pisliğin tekiydi!
Ama Karen...Karen'da farklı bir şeyler vardı.Her ne kadar soğuk durmaya çalışsa da,her ne kadar emir veren biri gibi görünse de...Gözleri konuşuyor.Her emrinde,her kelimesinde bir duraksama var.Sanki içinde bir savaş var,hissediyorum.Bazen bana değil,geçmişine bakıyor gibi.Gözlerinin kenarında gizlenen o hüznü,o acıyı görebiliyorum.
Karen ellerini birbirine vurarak her bir yana dağılmış deneklerin dikkatini kendi üstüne çekti.
"Evet arkadaşlar,toplanın bakalım.Hadi!"
Herkes olduğu yerden kalkıp sandalyelere oturdu.Yanımda oturan A'nın gerildiğini kasılan bedeninden hissedebiliyorum.Karen ve Frank onunla göz göze gelmemek için büyük bir çaba veriyordu.
"Geliştirdiğimiz teknolojiyi ikinci olarak deneyen A arkadaşımız görevini başarıyla tamamlayıp aramıza geri döndü.Onu tebrik ediyorum.Onun başaracağından adımız kadar emindik ve bizi yanıltmadı."
Evet...Çok şükür yanımızda.O içerideyken annemin küçükken öğrettiği bütün duaları okudum.Biraz daha içeride kalsaydı hatim indirecektim çocuğa.
"Ve siz de anlamış olmalısınız ki görevleri tamamlamak imkansız değil.S'nin başaramamasının sebebi duygularını kontrol edemeyip,gerçek dünyayla bilinçaltını ayırt edememesiydi.Eğer bu ikisini yerine getirirseniz görevi tamamlayamamanız neredeyse imkansız." Diye devam etti Frank.
Yapman gereken şey çok basit Gece.Orada yaşananlar gerçek değil,bilinçaltı ve duygularınla hareket etmek yerine zekanla hareket edeceksin.
Ama ya bilinçaltının büyüsüne kapılıp bunları hatırlayamazsam?O zaman ne yapacağım?
Sana hatırlatmaya çalışacağım.Ben hep buradayım.
İç sesim beni rahatlatmaya çalışıyordu ama ben hâlâ gergindim.Bunları unutmam gibi bir ihtimal vardı ve bunun yaşanma olasılığı çok yüksek geliyordu bana.LGS sınavında heyecan ve stresten soyadımı unutmuş bir insanım ben.
Daha şimdiden başaramayacağını düşünürsen orada bunun yaşanması çok normal...
İç sesim haklı.Kötü düşünmemeliyim ama buna engel olamıyorum.Ne kadar engellemeye çalışsam da olumsuz düşünceler beynime hücum ediyor.
Karen'ın gözleri ilk defa gözlerime değdi.Gözlerinden sayısız duygu geçti.Ama aralarından birkaç tanesini seçebildim:Endişe,pişmanlık,suçluluk.Bana neden böyle bakıyordu anlayamadım.Karen uzun ve derin bir iç çekti.Eliyle alnını ovuşturdu ve konuşmaya başladı:
"Ve şimdi o odaya girecek üçüncü deneğimiz Z.Onunda başaracağına kalpten inanıyoruz." Dedi ve devam etmedi.Sesi son söylediği kelimede titrek çıkmıştı.Karen neden böyle davranıyordu?
Frank'in Karen'a doğru eğilip bir şey söylediğini gördüm ama ne söylediğini duyamadım.Karen Frank'e gözlerini devirip odadan çıktı.Frank ağzının içinde bir şeyler geveleyip Karen'ın peşinden odadan çıkacakken durdu.Arkasını döndü ve:
"10 dakikan var.Hazırlan." Dedi bana ve odadan çıktı.
10 dakikam kalmıştı.Zaman,saniyeleri bile bıçağa dönüştürmüş gibi.Kesiyor.Her tik tak içimi oyuyor,sanki içimdeki sabrı değil,yaşamı tüketiyor.
İçimdeki korku tohumları,bir fısıltı kadar sessizce yerleşmişti kalbime ilk gün.Ama şimdi,büyüdüler.Karanlıkta beslenen sarmaşıklar gibi uzadılar.Her biri ayrı bir kaygı,her biri ayrı bir olasılık.Boynuma dolanıyorlar,sıkıyorlar.Nefesimi kesiyor,sesimi bastırıyorlar.
Beynimin içinde yankılanan düşünceler bir orduya dönüştü.Hepsi beni hedef almış.
"Ya başaramazsam?"
"Ya oradan dönemezsem?"
"Ya onlar beni burada beklerken ben...orada kalırsam?"
Ayaklarımın altı yok gibi.Sanki bastığım yer değil de,boşluk.Bir adım atsam,düşecektim.Ama burada düşmek,sadece yere düşmek değil.Burada düşmek,yok olmak demek.
Unutulmak.
Kaybolmak.
Geriye sadece hatırlanamayan bir yüz kalmak.
"Z...Z bana bak." Dedi A önümde eğilip.Ne zamandan beri bana sesleniyordu farkında değildim.Ben oturduğum sandalyede kafamı eğmiş yere bakıyordum.Nefes alışverişim yine kesik kesikti.
"Z,çok az vaktimiz kaldı.Lütfen bana bak,beni dinle!" Dedi A.Kafamı yavaşça kaldırdım ve dolu gözlerimi önce ona sonra ise onun arkasında ayakta duran B ve C'ye çevirdim.Sağımda oturan M ve solumda oturan L'ye baktım.R'de hemen M'nin yanında ayakta duruyordu.Hepsinin gözlerinde endişe,hepsinin gözlerinde korku vardı.Başaramayacağımdan korkuyorlardı,biliyorum.
En son gözlerimi A'nın gözlerinde sabitledim.Sağ gözümden bir yaş yuvarlanıp düştü kucağımdaki elimin üstüne.
"Ne faydası olacak ki?Çok zor A...Karen'ın gözlerinde bile endişe vardı,gördüm.Sizin gözlerinizde de aynı ifade var.Başaramayacağımı düşünüyorsunuz,korkuyorsunuz." Dedim ve gözlerimi tekrardan ellerime çevirdim.A sakin bir sesle konuşmaya başladı.
"Öyle bir şey yok Z.Senin başaracağına kendime güvendiğimden daha çok güveniyorum.Böyle düşünme lütfen.Bak,orada yapman gereken tek şey orada yaşananların gerçe-"
"A...hani hayata tutunmak için bir neden bulmuştun ya..." Diye böldüm A'nın sözünü.A'nın hayata tutunmak için nedeni bendim ve eğer ben orada başaramazsam A da pes edebilirdi.Bunu istemezdim.
"Evet..." A devam etmemi istercesine biraz uzatarak söyledi.
"O nedenden vazgeç A.Çünkü o neden kaybolup giderse sen de kaybolup gidersin.Bunun olmasına izin verme." Dedim ve gözlerimden daha da yaş süzülüp aktı.
"Asıl sen bunun olmasına izin verme.O nedenden asla vazgeçmeyeceğimi çok iyi biliyorsun.Benim kaybolmamı istemiyorsan sen de yoluna ışık tutmaya devam edip kaybolmayacaksın." Dedi A.Ellerime çevirdiğim gözlerimi tekrardan A'ya çevirdim.Bana güven vermek istercesine gülümsedi.
"Ben olaya çok Fransız kaldım ama.Bunlar hangi nedenden bahsediyor Aurora'm?" Diye fısıldadı R M'nin kulağına doğru.M ise onu Şşş! diye susturdu.
"Ya ışık kaynağımı kaybedersem?Nasıl yolumu bulacağım?" Diye sordum A'ya.
"Ben sana ışık olurum Z.Sen sadece bana güven." Dedi A.
"A ben sana güveniyorum,ama kendime güvenemiyor-" M hızla beni kolumdan saniyelik tutup kendisine döndürdü.
"Sorunun ne Z?Neden sürekli olumsuz senaryolar kurarak kendini başaramayacağına inandırıyorsun?Ne kadar güçlü olduğunun farkında değil misin?Kendine bu kadar bencilce davranamazsın!Biz sana güveniyoruz ve sen de kendine güveneceksin!Şimdiden kendini başaramayacağına inandırırsan orada gerçekten çok çok affedersin bir bok gerçekleştiremeyeceksin!" M'nin bu sözleri yüzüme tokat gibi çarpıp beni kendime getirmişti.Bu yükselişinin benim iyiliğim için olduğunu biliyordum.Haklıydı,daha şimdiden kendimi yapamayacağıma inandırırsam orada gerçekten yapamayacağım.
Ben yapabilirim.O güç,o zeka var bende.Bunu yapabilirim.
Ohh sonunda be!Sabahtan beri seni kendine getirmek için uğraşıyorum.Sonunda aklın başına geldi.
"Oha!Aurora'mın içinden ne çıktı öyle?" Diye sordu R gerçekten şok olmuş bir şekilde.M çok nazik,çok naif,birini kırmamak için bin takla atan biriyken böyle yükselmesine gerçekten herkes şaşırmıştı.Ben ise güldüm.Ağzımdan küçük bir kıkırtı çıktı.Ben gülünce M de gülümsedi.
"İşe yaradı." Dedi C.
"Demek ki birazcık ses yükseltmek gerekiyormuş.Ama bu yöntemin M tarafından uygulanacağını hiç tahmin etmemiştim." Dedi B.
"Teşekkür ederim hepinize.Gerçekten işe yaradı.Yapabileceğime inanıyorum artık.Hem bana bu kadar güvenen kişi varken nerede hata yapabilirim ki?" Diye sordum gülümseyerek.A derin bir nefes alıp yere rahat bir şekilde çöktü.Benden daha çok stres yaptığı belliydi.
"Sonunda be!Ay vallahi içim daralmıştı Z.O psikoloji ile o odaya girseydin kendimi şuracıkta gebertirdim." Dedi R gülerek.Bu söylediğine bende güldüm.İçimdeki o kasvetli hava tam uzaklaşmışken Karen ve Frank tekrardan odaya girdi.Odaya girdikleri anda ikisinin arasındaki o gerginliği hissetmiştim.İkisinin arasında bir şeyler dönüyordu ama henüz çözememiştim.Birbilerine nefretle bakıyordu.
"Z,zaman geldi." Dedi Frank.Derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım ve sakinleşmek için kendime biraz izin verdim.
"Ben söz verdiğim gibi seni burada bekliyor olacağım."
A'nın sesini duymamla gözlerimi açıp A'nın koyu kahve gözlerine baktım,belki de son kez.Yüzünün her zerresini inceledim.Ve ilk defa dikkatimi çeken bir şey vardı yüzünde,bir yara izi.Çok önceden,belki de üzerinden yıllar geçmiş.Sağ gözünün kuyruğundan başlayıp kulağına doğru giden bir kesik izi.
Gözlerim orada biraz fazla oyalandı.Bu iz nasıl olmuştu?Çok acımış olmalıydı.Merakımı o da anlamış olacak ki kafasını hafifçe sağa eğdi ve gülümsedi.
"Buraya geri döndüğünde sözüm olsun anlatacağım sana." Dedi yara izini kastederek.Bana ilk kez kendi geçmişiyle ilgili bir şey anlatacaktı.Sadece bu bile geri dönmek için orada her şeyimi vermeme yeterdi.
"Olayları dramatize etmeyi ne kadar da seviyorsunuz.Acele eder misin?" Dedi Frank bıkkın ve ters bir sesle.Gözlerimi hafifçe ona çevirdim sonra ise tekrardan A'nın gözlerine.
"Ben...ben geri döneceğim." Dedim A'ya.
"Biliyorum." Dedi net bir sesle.Sesinde hiçbir tereddüt yoktu geri dönmeyeceğime dair.Bana koşulsuz şartsız güveniyordu.Bu bile orada dişimi tırnağıma takıp geri dönmem için yeterdi.
Bu sefer diğerlerine döndüm ve tekrardan:
"Geri döneceğim." Dedim.Sesim titrek çıkmıştı ama aksine kocaman gülümsedim.Benden her şeyimi çalsalar da gülüşümü çalamayacaklardı.
"Geri döneceksin Z.Ve biz de tam burada seni bekliyor olacağız.Bol şans!" Dedi M.L elleriyle küçük bir kalp yaptı bana ve hepsi bir ağızdan bana şans dilediler.Sadece arkamda bıraktığım bu sıcak samimiyet bile geri dönmek için vereceğim bütün çabama değerdi.
Yavaş adımlarla Frank ve Karen'ın önünde durduğu kapıya doğru ilerledim.Tam kapıyı açacakken Karen hızla demir bilekliğin olmadığı sol bileğimi kavradı.Kaşlarımı çattım ve ona baktım.Karen cebinden sade kırmızı ipten yapılmış bir bileklik çıkardı ve bileğime doladı,bir düğüm attı.Sağlam olsun diye ikinci düğümü de attı.Tam bir şey diyecekken Frank konuştu:
"Ne yapıyorsun sen?" Diye sordu.Karen'ın ne yaptığını anlamlandıramadığı sesinden de anlaşılıyordu.Sorduğu sorunun cevabını bende merak ediyordum.Soru dolu gözlerimi bileğime üçüncü düğümü atan Karen'a çevirdim.Karen Frank'e cevap vermeden bana yaklaştı ve fısıltıyla konuştu:
"Bu bileklik gerçek dünya ile bilinçaltı dünyasını ayırt etmene yardımcı olabilir.Eğer bilinçaltı dünyasının büyüsüne kapılırsan bu bilekliği görüp benim bağladığımı hatırlarsan o an bilinçaltı dünyasında olduğunu hatırlayabilirsin." Dedi Karen.Bana yardımcı olmaya çalışıyordu.Peki ama bana neden yardımcı olmaya çalışıyordu?
"Bana neden yardımcı oluyorsun?" Diye sordum.Cevap vermedi,sadece gözlerimin içine uzun uzun baktı.Kelimelere dökemediğim bir çok duygu geçti gözlerinden.Sonra ise beni omuzlarımdan tutup odanın içine hafifçe itti.Hâlâ şaşkındım,olduğum yerde kalakaldım.Arkamdan Frank'in öfke dolu sesi geliyordu.
"O kıza niye yardım ediyorsun?Bunu öğrenirse sana çok kızacak farkındasın değil mi?Yardım etmemeliydin." Dedi Frank.Kim öğrenirse çok kızacaktı?Karen ve Frank'in de üstü mü vardı?Onların da emir aldığı biri ya da birileri mi vardı?
"Alt tarafı kırmızı bir ip bağladım.Nereden anlayacak?Tabii sen gidip yetiştirmezsen." Dedi Karen alaycı ve küçümser bir ses tonuyla.Evet,Karen ve Frank dışında daha üst kademede olan başka biri vardı.Düşmanlarımızın sayısı yavaş yavaş artıyordu.
Kapı kapandı.Odada mavi takımlı iki görevli vardı.Odanın ortasında duran masaya doğru yürüdüm.Sandalyeyi hafifçe çekip oturdum.Görevlilerden biri ellerimi sandalyenin iki koluna kelepçeledi.Kafamın belli yerlerine makineye bağlı olan kablolardan taktılar.Kafamın sağ tarafında üç sol tarafında üç olmak üzere 6 kablo takılıydı ve kablonun diğer ucu ikiye ayrılıp biri makineye diğeri ise karşımda duran kapsüldeki kişinin kafasına takılıydı.
Görevliler ışığı kapatıp odadan çıktı.Odadaki tek ışık makinenin yanıp sönen düğmesinden çıkan ışıktı.Nefesim hızlandı,ellerim titremeye başladı.Her ne kadar kendimi yapabileceğime inandırmaya çalışsam da korku yine bütün vücudumu ele geçirmişti.Hoparlörden cızırtılı bir ses açıldı.Gözlerimi kapatıp kendimi sakinleştirmeye çalıştım.
Yapabilirsin Gece.Yapabilirsin...
Yapabilirim,evet.A yapabildi,bende yapabilirim.Tek yapmam gereken şey oranın bilinçaltı dünyası olduğunu ve orada yaşanan şeylerin hayal olduğunu hatırlamak.Ve bunu hatırlamama yardımcı olması için bileğimde kırmızı bir bileklik de var!Ayrıca şu an stresten tuvaletimin gelmesi rahatlamama hiç yardımcı olmuyor!
Masanın üzerindeki telsizden Karen'ın sesi geldi.
"Z,beni duyabiliyor musun?"
Karen'ın sesini duymamla kafamı camın ardındaki odaya çevirdim.Gri cam olduğu için diğer oradakileri tam göremiyordum.
"Evet,duyabiliyorum." Diye cevap verdim titreyen sesimle.
"Tamamdır.Yapman gereken tek şey odaklanmak.Bunu yapabilirsin,değil mi?" Diye sordu Karen.Benim gibi biri için çok zor olacaktı ama denemekten başka çarem yoktu.
"Yapabilirim." Dedim ve beklemeye başladım.Nasıl odaklanacaktım ki?Odaklanmak nasıl oluyordu?Hiçbir şey düşünmemek mi?Ama ben düşünmeden duramıyorum.Nasıl yapacağım?
Gece öncelikle şu sorularına bir son ver.
Acaba karşıma nasıl bir görev çıkacak?Korkularımızdan besleniyor demişti Karen.Benim en büyük korkum...
Gece düşünmeyi bırak!
Ortaokuldaki Türkçe öğretmenimdi.Off...o kadından az çekmemiştim ben.Sırf bir kelimede "-de" ekini bitişik yazmamıştım diye 18 sayfalık projemi herkesin önünde yırtıp atmıştı.
Açık saça takıntılıydı.Ama bana daha çok takıntılıydı!Okulun koridorunda saçlarımı açık görmüştü diye herkesin içinde arkadan saçımı bileğine dolayıp çekmişti.Ya toplarsın ya da yolarım senin bu saçlarını! diye inletmişti koridoru.
Gece odaklan!Düşünme bunları.
Ama en büyük korkum aslında bu değil gibi.En büyük korkum...yalnız kalmak.Bir gün yalnız bir şekilde ölmekten korkuyorum.Sevdiklerimin ölmesinden,tek başıma kalmaktan korkuyorum.Sonumun yalnız gelmesinden korkuyorum.
"Z,yapamıyor musun?" Diye sordu Karen.Derin bir nefes aldım.
"Düşünmeden duramıyorum..." Dedim.Daha ilk aşamayı bile geçememiştim.Bir de en basit olan aşamayı.
"Gözlerini kapatıp tüm algılarını kapat Z.Yapabilirsin,inanıyoruz biz sana." Dedi Karen.Onun dediğini yapıp gözlerimi kapattım ve beklemeye başladım.
...
Gözlerimi açtığımda her yer kapkaranlıktı.Sesler gitmişti.Bilinçaltı dünyasına girmiş miydim yoksa hâlâ başaramamış mıydım?
Yavaş yavaş o boşluk hissi gidiyordu,görüntüler geliyordu.Gözlerimi ovuşturdum.Ellerim sandalyeye kelepçeli değildi,kullanabiliyordum.
Başardın Gece!İlk adımı tamamladık!
Görüntüler tamamen yerli yerine geldi.Burası...burası bir asansördü.Asansörün köşesinde yerde oturmuştum.Kafamı sağıma çevirdim.5-6 yaşlarında,açık kahve saçlarını üstten iki kulak yapmış,beyaz kumaşın üzerinde sarı papatyalar olan elbisesiyle ayakta duran küçük bir kız vardı.Elinde ise bir tane Barbie bebek vardı.Onun burada ne işi vardı?Onu da mı kaçırmışlardı?Onu buraya mı hapsetmişlerdi?
Endişe ile hızla ayağa kalktım ve kıza doğru iki adım attım.Önünde diz çöktüm ve gülümsedim.
"Günaydın." Dedi küçük kız neşeli bir sesle.
"Senin burada ne işin var?Sana zarar verdiler mi?" Diye sordum kızı omuzlarından tutarak.Kız kaşlarını havaya kaldırdı.
"Kim bana zayay veysin ki?En üst kata çıkıyoyum,aykadaşım Elif ile oyun oynayacağım." Daha küçük olduğu için kelimeleri tam söyleyemiyordu.R harfi ağzından y olarak çıkıyordu.
"Nasıl yani?Sen de benim gibi kaçırılmadın mı?" Diye sordum kıza.Kız bana şaşkın şaşkın baktı ve kıkırdadı.
"Abla sen çok mu çizgi film izliyoysun?" Diye sordu kız.Onu korkutmamak için daha fazla soru sormadım ve bende güldüm.
"Evet evet,kafam karıştı." Dedim ve ayağa kalktım.Ben normal hayatıma geri mi dönmüştüm?Yaşadıklarımın hepsi kötü bir kabus muydu?
Hayır Gece.Sakın buranın büyüsüne kapılma.Hâlâ bilinçaltındasın.
Ama her şey çok gerçek.Bu nasıl olur?
"Abla bak bunun adı Melişa." Dedi kız Barbie bebeğini zıplayarak bana göstermeye çalışıyordu.Eğildim ve bebeğine baktım.Sarı saçlı,yeşil gözlü,pembe elbisesi olan bir Barbie bebekti bu.
"Aa Melisa...çok güzelmiş adı." Dedim gülümseyerek.
"Senin adın ney?" Diye sordu kız bu sefer.
"Benim adım...Gece." dedim ve kaşlarımı çattım.Ben gerçekten normal hayatıma dönmüş olabilir miydim?
"Gece abla işmin çok güzel!" Dedi kız neşeyle ve hemen devam etti:
"Benim adım da Mina,seninki gibi güzel mi?" Diye sordu kız.
"İsmin benimkinden bile güzel canım.Tanıştığıma memnun oldum." Dedim yanağından makas alarak.Kız neşeyle kıkırdadı.Bir anda asansör şiddetli bir şekilde sarsılmaya başladı.Dengemi kaybetmemek için bir elimle demirliğe tutundum,diğer elimle de Mina'yı kendime çektim.Mina da korkuyla küçük bir çığlık atıp bacağıma sarıldı.
Asansör sallanmaya devam ediyordu.Çaresizce asansörün bütün tuşlarına bastım ama işe yaramıyordu.Küçük kızı belinden tutup kucağıma aldım ve yere çöktüm.Kızı kollarımın arasında koruma altına alıp bu sarsıntının bitmesini bekledim.
Sonunda sarsıntı durdu.
"Bitti mi?" Diye sordu küçük kız korkuyla.Dudaklarını büzmüş,çenesi titriyordu.Her an ağlamaya başlayabilirdi.
"Bitti...bitti galiba.Sen burada bekle.Ben buradan çıkmak için bir şeyler düşüneyim." Dedim ve kızı kucağımdan yere indirip oturttum.Ayağa kalktım ve yardım için asansörün tuşlarını inceledim.Acil arama tuşu vardı.Hızla bastım tuşa ama hiçbir şey olmadı.
"Gece abla!Yeye bak!" Mina'nın dediğini yapıp yere baktım.Asansör kapısının altından su sızıyordu.Neler oluyordu?
"Hayır,hayır,hayır..." Dedim geri geri adımlayarak.Bir anda kulaklarıma bir ses doldu.
Görev:İki can,bir kurtuluş
Kitabımın şu ana kadar ki en uzun bölümü ile karşınızdayım.Bölümü beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın ❤️
Sizce Gece görevi başarıyla tamamlayabilecek mi?
Karen Z'ye neden yardım etti?
Sizce Karen ve Frank'in emir aldığı birileri var mı?
A'nın yüzündeki yara izi nasıl oluştu?
Fikirlerinizi merakla bekliyorum☺️
Bölüm etkileşimi
