3. bölüm / 27
A ve Z3.Bölüm:Ceza
Bölümler 27Şu an: 3.Bölüm:Ceza
- 1 1.Bölüm:Yeni Yuva1.635 kelime
- 2 2.Bölüm:Dondurulmuş Çığlıklar1.179 kelime
- 3 3.Bölüm:Ceza1.789 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4.Bölüm:Saçlar Anıları Saklar1.551 kelime
- 5 5.Bölüm:İlk Ölüm2.037 kelime
- 6 6.Bölüm:Güven2.162 kelime
- 7 7.Bölüm:Bilinçaltı2.478 kelime
- 8 8.Bölüm:Tanışma2.347 kelime
- 9 9.Bölüm:İntihar1.894 kelime
- 10 10.Bölüm:Veda2.302 kelime
- 11 11.Bölüm:Kayıp1.763 kelime
- 12 12.Bölüm:Arkadaşlık1.638 kelime
- 13 13.Bölüm:Şüphe1.650 kelime
- 14 14.Bölüm:Söz2.292 kelime
- 15 15.Bölüm:İki Can Bir Kurtuluş2.434 kelime
- 16 16.Bölüm:Feda Et1.812 kelime
- 17 17.Bölüm:Umut2.156 kelime
- 18 18.Bölüm:Kan2.026 kelime
- 19 19.Bölüm:Kriz1.776 kelime
- 20 20.Bölüm:Kanayan Ruhlar2.083 kelime
- 21 21.Bölüm:Kaybolan Hayatlar2.410 kelime
- 22 22.Bölüm:Kaza2.121 kelime
- 23 23.Bölüm:İhanetin Eseri2.248 kelime
- 24 24.Bölüm:Şah Mat2.095 kelime
- 25 25.Bölüm:İkimizden Biri2.839 kelime
- 26 26.Bölüm:Küller ve Buzlar3.514 kelime
- 27 27.Bölüm:Hıçkırıkların Arasındaki Mühür3.193 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Senin ne işin var burada?"
"Neler oluyor burada?Ne yaptınız bu insanlara?" Diye sordum titreyen sesimle.Adam pantolonunun sol cebinden telefonunu çıkarıp birini aradı.Meraklı gözlerimi adama çevirdim.Kimi arıyordu?
"Efendim,Z gizli odaya girmiş.Ne yapmamı istersiniz?" Diye sordu telefondaki kişiye.
"Madem gizli odaydı kapılarını kilitleseydiniz o zaman." Dedim sinirli bir şekilde.Adam telefondaki kişinin söylediklerini onaylarcasına başını aşağı yukarı salladı.
"Anlaşıldı efendim." Dedi ve telefonu kapattı.İfadesiz bir şekilde bana baktı,baktı,baktı...
"Ne?Ne bakıyorsun öyle?" Diye sordum.
"İki kat aşağı in,ortak salona git." Dedi adam yine ifadesiz bir ses tonuyla.
"Sen ilk önce bana buradaki olayı anlat bakalım." Dedim ellerimi belime yerleştirerek.Adam cevap vermeden bana bakmaya devam etti.
"Cevap vermeyecek misin?" Diye sordum.Adam susmaya devam etti.
"Sohbetinize de doyum olmuyor beyefendi." Dedim.Adama omuz atıp ilerleyecektim ki adama omzumu vurmamla geriye savrulmam bir oldu.Adam yerinden bile kıpırdamadı.
"Oha!Hulk mısın nesin sen be?" Diye sordum acıyla omzumu tutarak.Adam yine boş gözlerle bana baktı.Uzun saçlarımı geriye savurup duruşumu dikleştirdim ve adamdan uzak durarak odadan çıktım.Odada gördüklerimi de aklımın bir köşesine kazıdım.
Salona girdiğimde her taraf balon ve diğer süslerle süslenmişti.Ortada uzun bir masa ve üzerinde çeşit çeşit yiyecekler vardı.Ve bir pasta.Üzerinde Z harfi olan kocaman bir pasta...
Doğru ya,bugün benim doğum günümdü.Bu doğum günümde ne annem yanımdaydı,ne de babam.Acaba bunlar yaşanmasaydı babam doğum günüme gelir miydi?
Hem beni zorla kaçırdılar hem de iyilermiş gibi benim doğum günümü mü kutluyorlardı?Bunlar benimle dalga mı geçiyordu?
"İyi ki doğdun Z,mutlu yıllar sana..." Hepsi bir ağızdan klasik doğum günü şarkısını söylemeye başladı.İfadesiz bir yüzle pastayı tutan Karen'a doğru yürüdüm.Pastanın üzerindeki mumları sert bir şekilde üfledim.Hepsi alkışlamaya başladı.Karen'ın kehribar rengi gözlerinden gözlerimi ayırmadan pastayı onun üzerine ittim.Hepsinin alkışlaması durdu ve bir kişinin kahkaha sesini duydum.O tarafa doğru döndüğümde kahkaha atan kişinin bugün benimle konuşan çocuk olduğunu gördüm.Bu çocuk gerçekten normal değildi.Tekrardan Karen'a dönüp:
"Bu mu yani?Beni zorla ailemden kopardınız ve şimdi doğum günümü kutladığınız için size teşekkür etmemi ve partiye katılmamı mı bekliyorsunuz?" Diye sordum sinirli bir sesle.Sonra ise masanın üzerindeki bardakları yere fırlattım.Bu eşyalar benim olmadığı için kırmak hoşuma gidiyordu,sinirimi alıyordu.
"Kendine gel." Dedi Karen uyarıcı bir ses tonuyla.Sinirli gözlerimi ona çevirdim.
"Parti hazırlamışlar bir de ya.Ne kadar da düşüncelisiniz." Dedim bağırarak.Sonra ise hepsine arkamı dönüp sert adımlarla merdivenlerden iki kat yukarı çıktım.Odama girip kapıyı sertçe kapattım.Sinirle bağırarak odadaki eşyaları yere fırlattım.Gözyaşlarım akmaya başlamıştı yine.Normalde böyle sulu göz biri değilim ama şu an psikolojik bir çöküntü yaşıyordum.Evimi özledim,annemi özledim,babamı özledim,arkadaşlarımı özledim.Burası korkunç,eski hayatıma geri dönmek istiyorum.
Yere çöktüm,dizlerimi kendime doğru çekip başımı kollarımın arasına aldım.Derin nefesler alıp vererek sakinleşmeye çalıştım.Buradan bir an önce kurtulmam lazımdı.Zaten polisler beni bulmak için çalışmalara başlamıştır.Bende buradan kaçmak için çabalayacağım ve buradan kurtulacağım.Buradan kaçmak zor olacak ama bende basit bir kız değilim.Onlarda bunu görecek.
Ellerimle gözyaşlarımı silip nefes alışverişimi düzene soktum.Güçlü olmalıyım,gece burayı tekrar araştırmaya çıkacağım.Daha şimdiden bir çok şey öğrendim.Bugün çıkış kapısını bulmaya çalışacağım.Biliyorum,şıp diye bulamayacağım o kapıyı ama yine de etrafı keşfetmiş olurum.Umarım bu sefer bir görevliye yakalanmam.
Ben sakinleşmeye çalışırken kapının sertçe açılmasıyla olduğum yerde korkuyla sıçradım.Frank ve Karen çatık kaşlarıyla yanıma geldi.Frank kolumu tuttuğu gibi ayağa kalkmamı beklemeden beni sürüyerek odadan çıkardı.
"Ne yapıyorsun?Bırak beni!Bari ayağa kalmamı bekleseydin hayvan!Ben neden sürekli yerlerin tozunu alıyorum ya?!" Diye bağırmaya başladım.
"O odaya girmenin cezasız kalacağını mı sandın?" Diye sordu Frank buz gibi bir sesle.
"Kapıyı kilitleseydiniz o zaman.Bunda benim ne suçum var?" Diye sordum.
"Sana aşağı inmeni söylemiştik,dediğimizi yapacaktın." Dedi.Sustum ve bana kötü bir şey yapmamalarını diledim.İsimsiz bir kapının önüne geldiğimizde kapının kilidini açıp beni içeri fırlattı Frank.
"Bir saat burada kalırsan belki aklın başına gelir." Dedi Frank tehditkar bir sesle ve kapıyı üzerime kilitleyip gitti.Saçlarımı geriye atıp odayı incelemeye başladım.Odada hiç eşya yoktu.Belki de vardı ama ben göremiyordum,oda kapkaranlıktı.Sadece sigorta kutusuna benzeyen bir kutunun düğmelerinden çıkan ışık vardı.Kutuyu kurcalamayı düşündüm ama sonra bu düşüncelerden hemen vazgeçtim,başıma bela almak istemiyordum.Odanın bir köşesine geçip oturdum.Burada bir saat oturmak mıydı cezam?Frank'in bu kadar basit bir ceza vereceğini düşünmüyorum açıkçası.
15 dakika geçmişti.Saatim yoktu,içimden sayıyordum tabikide.İçimi aniden ürkütücü bir his kapladı.Bu hissi kanımın her damlasında hissettim.Ama sonra tüm bu korkutucu hissi içimden atmaya çalıştım.Fakat ne kadar uğraşsam da,içimde bir şeyler kırılıyordu.Başım her an düşmeye hazırmış gibi hissediyordum.Ve sonra elektrik!
Bileğimi aniden çeken acıyı hissettim.O kadar ani oldu ki,nefesim boğazımda düğümlendi.Dizlerim titremeye başladı.Yavaşça,ama acı içinde her kasım kasılarak bir volta çekiyordu.Gözlerim bulanıklaşıyor,nefesim hızlanıyordu.Her kasım adeta patlayacak gibiydi.
Bilekliğimi bileğimden çekiştirip çıkarmaya çalıştım ama olmuyordu,çıkmıyordu.Bilekliğim o kadar sıkı,o kadar güçlüydü ki,her hareketim acıyı katlıyordu.Yine de pes etmedim.Daha kuvvetli çektim ama başaramadım.
Ağlamaya başladım.Gözlerimden yaşlar süzülürken,ağrı sanki her geçen saniyede daha da artıyordu.Zorlukla ayağa kalkıp kapıyı yumruklamaya başladım.
"Çıkarın beni buradan,açın şu kapıyı!Canım acıyor,lütfen çıkarın beni!"
Bağıra bağıra ağlayarak acıyla çığlık atıyordum.Kollarım,ellerim boşuna kapıyı yumrukluyordu.Sanki bir yerden yardım gelecekmiş gibi.Ama kimse yoktu,kimse...Ben bu acıyla başbaşaydım.
Gözlerim kaymaya,kararmaya başladı.Başım yere düştü,sonrası ise kapkaranlık bir boşluk...
...
Uyandığımda odamda,yataktaydım.Odam kapkaranlıktı,gece olmuştu.Vücudumun her yeri acıyor ve yanıyordu.Acıyla yatağımda kıvrandım.Burayı araştırmaya devam etmem gerekiyordu ama hem gücüm yoktu hem de hareket edince her yerim ağrıyordu.Gözlerim benden bağımsız kapanıyordu.Daha fazla direnmedim ve kendimi uykuya teslim ettim.
...
Tekrardan uyandığımda penceremden gün ışığı sızıyordu,sabah olmuştu.Yatakta zorlukla doğruldum.Acıyla karışık birkaç mırıltı döküldü ağzımdan,her yerim hâlâ ağrıyordu.Bugün kesinlikle araştırmaya devam etmeliydim ama bu sefer daha dikkatli bir şekilde bunu yapmalıydım.Tekrardan aynı acıya katlanamazdım.
Bileğimde ve kollarımda morluklar,yanıklar oluşmuştu.Bazı yerlerde de kanamalar gerçekleşmişti.Dün yaşanan olaydan dolayı olmuştu.Bu bileklik elektrik mi çekiyordu ne?Dün kendi kendine böyle olması normal değildi.
Karnım çok açtı,yataktan çıkıp mutfağa doğru ilerledim.Buzdolabını açıp yiyebileceğim bir şey var mı diye bakıyordum ki dolabın üzerine yapıştırılmış notu görünce dolabın kapağını kapatıp notu elime aldım:
Kahvaltı aşağı kattaki ortak salonda yapılacak,oraya gel.
"Bok gelirim." Dedim ve kağıdı avucumun içinde parçalayıp çöpe attım.Dolabı açtım ama yiyebileceğim hiçbir şey yoktu,bomboştu.Madem buzdolabı koydunuz buraya,neden içine yemek koymayı akıl edemediniz?
Sinirle dolabın kapağını kapatıp yatağıma geri döndüm.Ama karnımın gurultusuna daha fazla dayanamayıp yataktan kalkıp banyoya gittim.Ellerimi yüzümü yıkayıp saçlarıma da çekidüzen verdikten sonra yavaş adımlarla ortak salona indim.
Salonda hepsi masada oturmuş kahvaltı yapıyorlardı.Beni görünce hepsi durdu,bir kişi hariç;Burada benimle konuşan tek çocuk.Keyifle ağzına bir zeytin attı.Neden hepsinden farklı davranıyordu bu?Ve kaçırılmasına rağmen neden bu kadar mutluydu?
Yerime oturana kadar hepsi beni izledi.Neye bakıyordu bunlar böyle?Yerime oturdum ve:
"Suradımda bir şey mi var da böyle bakıyorsunuz?" Diye sordum sinirle.Hepsi önüne döndü ve yine bir kişi hariç.O kişiyi tahmin etmek zor olmasa gerek.Onu umursamayarak tabağıma zeytin ve peynir koyup kahvaltımı yapmaya başladım.
Herkes sessiz bir şekilde kahvaltısını yapıyordu.Burada benim gibi bir sürü kişi vardı.Birkaçıyla konuşup daha fazla bilgi toplayabilirdim.
Saçlarımı geriye atıp buradakileri incelemeye başladım.Benim gibi burada zorla tutulan kız-erkek farketmeksizin hepsinin saçı kazılıydı.Bir tek ben,Karen ve Frank uzun saçlıydık.Hepsinin mutsuz olduğu yüzlerinden anlaşılıyordu,yine bir kişi hariç.Burada konuştuğum tek kişi keyifle kahvaltısını yapıyordu.Bunun olayı neydi çok merak ediyordum.Buranın olayı neydi bunu daha çok merak ediyordum.
Kafamı tabağıma geri çevirip kahvaltımı yapmaya devam ettim.
"Çayımı doldurur musun Z'cim?" Diye sordu biri,bu o çocuğun sesiydi.Bu benim Z olduğumu nereden biliyordu?Buraya en son ben geldim diye herhalde.Kafamı kaldırıp bir ona bir bana uzattığı çay bardağına baktım.Sonra ise kafamı tekrardan tabağıma çevirdim ve ağzıma bir parça peynir attım.Çocuk benim çayımı önümden alıp içti.Kaşlarımı çatıp ona baktım.
"Ne yapıyorsun ya?Benim çayımdı o farkındaysan." Dedim.
"Farkındayım." Dedi rahat bir sesle.
"Bırak o zaman.Sana bir başkasının önündeki bir şeyin izinsiz alınmaması gerektiğini öğretmediler mi?" Diye sordum sinirle.
"Sana rica edilen bir şeyin yapılması ya da kibarca reddedilmesi gerektiğini öğretmediler mi?" Diye sordu çocuk çayımdan bir yudum daha alarak.Bu çocuk beni çıldırtacaktı.
"Kendi çayını kendin doldur." Dedim.Çatalımı tabağıma sertçe bırakıp ayağa kalktım ve merdivenlere doğru ilerledim.
"Nereye?" Diye sordu Frank.
"Odama." Dedim ters bir sesle.
"Geri gel,arkadaşlarınla tanışma vakti geldi." Dedi Frank.
"İstemiyorum." Dedim ve tam gidiyordum ki Frank'in elini masaya vurup bana doğru yürümesiyle geri geri adımladım.Frank kolumu tutup beni geri yerime oturttu.
"Dün aldığın ceza yetmedi mi akıllanmana?Ne diyorsam onu yapacaksın.Hepsiyle tanışacaksın." Dedi sinirli bir sesle.
"Hiçbiri ilgimi çekmiyo-" cümlemi tamamlayamadan suradıma yediğim tokatla başım sağ tarafa düştü.Gözlerimi sıkıca kapattım.Normalde ona karşılık verebilirdim ama bu işleri daha da kızıştırırdı,bu yüzünde sustum.
Annemle babam saçlarıma dokunmaya,yüzümü öpmeye kıyamazken elin adamı saçlarımı yoluyor,yüzüme tokat atıyordu.Gözlerim tekrardan doluyordu ama hemen yaşlarımı geriye attım.Buradakilere güçsüz gözükmemeliydim.Çünkü ben güçsüz değildim.
Frank'in adım sesleri uzaklaşmaya başladı.Büyük ihtimalle gidiyordu.Gözlerim kapalı bir şekilde aynı pozisyonda kalmaya devam ettim.
"L-lütfen daha fazla sorun çıkarma,lütfen!" titrek ve ağlamaklı bir kız sesiyle kapalı gözlerimi açtım.Saçlarımı geriye atıp kafamı kaldırdım.Konuşan kızın çekik gözleri dolu doluydu,minyon bir tipi vardı.
"Merak etme,sorun çıkmayacak.Buradan kurtulacağız." Dedim onu rahatlatmak amacıyla.Hepsi birbirine baktı.Sonra ise gıcık çocuk konuşmaya başladı:
"Boş hayallere kapılma,buradan kurtuluş yok." Dedi.Onu duymamazlıktan gelip diğerlerine döndüm.
"Burada olmak istemiyorsunuz,biliyorum.Buradan kurtulabilmemiz için bir plan yapmamız lazım.Bunun içinde bana burayla ilgili bildiğiniz her şeyi anlatmanız lazım." Dedim.
"Ben burada halimden memnunum." Dedi gıcık çocuk tekrardan gıcıklığını konuşturarak.
"Senin fikrini soran olmadı, burada mutluysan bizimle gelmezsin,oldu bitti." Dedim sinirle.
"Başımızı belaya sokacaksın." Dedi çocuk.
"Hiçbir şey olmayacak." Dedim.
"Sana yukarı gitmemeni,zarar göreceğini söylemiştim ama sen beni dinlemeyip gittin ve ne oldu?Zarar gördün.Dünkü çığlıklarını hepimiz duyduk.Bu yüzden otur oturduğun yerde yoksa daha fazla zarar göreceksin ve onların istediği şey de bu." Dedi çocuk.Sinir krizi geçirmeme ramak kalmıştı.
"Burada oturup onların yaptıklarına boyun mu eğeceğim sizin gibi?Burada neden tutulduğumu bile bilmiyorum." Dedim.
"Öğreneceksin yakında." Dedi çocuk.
"Şimdi öğrenmek istiyorum.O kapsüldeki insanlara ne yaptılar?Orası gizli odaysa neden kapılarını kilitlemediler?Bizi niçin burada tutuyorlar?Amaçları ne?Aklımda tonlarca soru var ve bu sorulara bir açıklık getirmek istiyorum." Dedim.
"Sana istediğin her şeyi anlatırım ama buradan kaçmaya çalışırsan tekrardan zarar göreceksin.Ne yapıyorsan yap ama buradan kalmak isteyenlerin başını belaya sokma." Dedi çocuk arkasına yaslanıp.
"Anlat." Dedim bende arkama yaslanarak.
"Önce bir tanışalım,ben A." Dedi A olduğunu öğrendiğim gıcık çocuk elini bana uzatarak.Elini sıkmak için elini tuttuğum anda bilekliğimden vücuduma tekrardan elektriğin çarpmasıyla hızla elimi çektim.Acıyla bileğimi ovuşturdum.
"İlk bilgi,senin bileğindeki gibi bir bileklik takan birine dokunma.Elektrik çarpar." Dedi
"Sadece dokunan kişiye mi çarpıyor?" diye sordum.
"Hayır iki tarafa da çarpıyor." Dedi.
"O zaman sen niye tepki vermedin?" Diye sordum bileğimi ovuşturmaya devam ederken.
"Alışığım ben." Dedi ve konuşmaya devam etti.
"O kapıyı bilerek kilitlemiyorlar.Aslında senin oraya gireceğini biliyorlardı ve oradaki şeyleri gördürerek gözünü korkutmaya çalıştılar.Ama pek başaramamışlar gibi." Dedi A.
"Peki o insanlara ne yaptılar?" Diye sordum meraklı gözlerini onun koyu kahve gözlerine sabitleyerek.
"Hepsi dondurulmuş,ama hâlâ yaşıyorlar.Beyin ölümü gerçekleşmemiş." Dedi.Merdivenlerden aşağı Karen'ın inmesiyle sustu.Karen'a döndüm ve kaşlarımı çattım.
"Z,gel benimle." Dedi Karen otoriter bir sesle.İkiletmeden ayağa kalktım ve onu takip etmeye başladım.Beni bir odanın önüne getirdi.Kapıyı açınca küçük odanın ortasında sadece bir sandalye olduğunu gördüm.
"Ne yapacaksınız?Yine elektrik mi vereceksiniz?" Diye sordum.
"Hayır." Dedi ve elinde tıraş makinesiyle yanıma geldi.Düşündüğüm şeyi yapmayacaktı değil mi?Diğerleri gibi benim de saçımı kazımayacaktı değil mi?
"Özür dilerim,ama kesmek zorundayım." Dedi kadın beni sandalyeye oturtarak.Dolu gözlerimi ona çevirdim.Yalvarırım yapma dercesine ona baktım.Ama ne kadar karşı çıksam da boştu,eninde sonunda yapılacaktı bu.
Karen tıraş makinesini çalıştırdı.Derin bir nefes alıp gözlerimi sıkıca kapattım.Karen başımın ortasına makineyi dokundurdu.Gözlerimden yaşlar usulca aktı.
Küçüklüğümden beri uzun saç kullanan,annemin dokunmaya kıyamadığı,sadece uçlarından aldığı kalçama kadar uzanan saçlarım şu an kökünden kesiliyordu.Ağlamam sesli hıçkırıklara dönmüştü.
Anne,baba... Neredesiniz?
Bölümü beğendiyseniz beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın 💜
A karakterini sevdiniz mi?
Bölüm etkileşimi
