21. bölüm / 27
A ve Z21.Bölüm:Kaybolan Hayatlar
Bölümler 27Şu an: 21.Bölüm:Kaybolan Hayatlar
- 1 1.Bölüm:Yeni Yuva1.635 kelime
- 2 2.Bölüm:Dondurulmuş Çığlıklar1.179 kelime
- 3 3.Bölüm:Ceza1.789 kelime
- 4 4.Bölüm:Saçlar Anıları Saklar1.551 kelime
- 5 5.Bölüm:İlk Ölüm2.037 kelime
- 6 6.Bölüm:Güven2.162 kelime
- 7 7.Bölüm:Bilinçaltı2.478 kelime
- 8 8.Bölüm:Tanışma2.347 kelime
- 9 9.Bölüm:İntihar1.894 kelime
- 10 10.Bölüm:Veda2.302 kelime
- 11 11.Bölüm:Kayıp1.763 kelime
- 12 12.Bölüm:Arkadaşlık1.638 kelime
- 13 13.Bölüm:Şüphe1.650 kelime
- 14 14.Bölüm:Söz2.292 kelime
- 15 15.Bölüm:İki Can Bir Kurtuluş2.434 kelime
- 16 16.Bölüm:Feda Et1.812 kelime
- 17 17.Bölüm:Umut2.156 kelime
- 18 18.Bölüm:Kan2.026 kelime
- 19 19.Bölüm:Kriz1.776 kelime
- 20 20.Bölüm:Kanayan Ruhlar2.083 kelime
- 21 21.Bölüm:Kaybolan Hayatlar2.410 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 22.Bölüm:Kaza2.121 kelime
- 23 23.Bölüm:İhanetin Eseri2.248 kelime
- 24 24.Bölüm:Şah Mat2.095 kelime
- 25 25.Bölüm:İkimizden Biri2.839 kelime
- 26 26.Bölüm:Küller ve Buzlar3.514 kelime
- 27 27.Bölüm:Hıçkırıkların Arasındaki Mühür3.193 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bedenimin derinliklerinde,küçük kızın ninnisi dönüp duruyor;göğsümün tam ortasında yankılanan bu ezgi,ne zaman sustuğundan bile emin olamadığım bir sessizliğin içinde çürüyen bir masalın yankısı artık.Bir zamanlar içimde tomurcuklanan anne olma isteği,şimdi dalları kurumuş bir ceviz ağacı gibi.İçi boş,kabuğu sert,rüzgarda yalnızca kuru bir gürültü çıkaran bir hatıraya dönüştü.
Ben bugün bir çiçeği koparmadım,bir kelebeğin kanadını da ezmedim;ben bugün Allah'ın yeryüzüne bıraktığı en kırılgan aynayı yere çaldım,ve şimdi her adımımda ayaklarıma batıyor o camın sessiz haykırışı.
Bir çocuğu değil de,içimdeki en masum sesi susturdum sanmıştım önce;ama sonra farkettim ki,o çığlık sadece bir ağızdan değil,evrenin dokusundan yükseliyormuş.Şimdi yıldızlar bile kısık ışıkla bakıyor bana.Ay yüzünü çeviriyor,güneş doğarken bile bir sitem fısıldıyor.
Ona zarar verdiğimde,onu kendi ellerimle suda boğduğumda sanki bir gökyüzünü kararttım.Artık içimde güneş doğmuyor.O andan sonra zaman ilerlemiyor,saatler aynı korkuda asılı kalmış;içimde büyümek isteyen o anne şimdi yalnızca doğuramamış bir canavarın gölgesi.
Ve ben ellerimdeki kandan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum.Bu bataklıkta nasıl nefes alacağımı bilmiyorum.Kızın mırıldandığı ninni boğazımı sıkı sıkı sarıyor,boğuluyorum.Boğazımı saran o ellerden nasıl kurtulacağımı bilmiyorum.
Bu cehennemin içinde kül olmadan dışarı çıkmalıyım.Ama alevler her yanımı sardı.Dumandan göz gözü görmüyor.Çıkış yolunu nasıl bulacağım?
Gözlerimi yavaşça araladım.Penceremden sızan güneş yüzüme vuruyordu.Yatakta kollarımı iki yana açarak esnedim.Gözlerim ağlamaktan hâlâ yanıyor ve acıyordu.Ellerimle gözlerimi ovaladım.Geri açtığımda yatağımın başucunda Mina duruyordu.Korkuyla sıçradım,ağzımdan küçük bir çığlık firar etti.Hemen doğruldum ve geriye yaslanabildiğim kadar yaslandım.Hayal gördüğümü biliyordum ama çok gerçekçiydi.
Capcanlı bir şekilde ayakta duruyordu.Her şeyi aynıydı.Ama elindeki Barbie bebeğinin kafası kopmuştu.Korku dolu gözlerle bir elindeki kafası kopuk bebeğe,bir de ona bakıyordum.
"Gerçek değilsin..." Diye fısıldadım.Kız kımıldamadan boş gözlerle bana bakmaya devam etti.Kafamı iki yana salladım ve güldüm.Aklımı kaybetmemek için gördüklerimin hayal olduğuna inandırmaya çalışıyordum kendimi.
"Biliyorum...gerçek değilsin..." Dedim zorla gülerken.Mina bana doğru bir adım attı.Bir adım daha ve bir adım daha...Yaslandığım yere daha da sokuldum.
"Senin ölmeni istiyorum." Dedi.Sesindeki o çocuksu masum tını yerini buz gibi bir tona bırakmıştı.Gözümden bir yaş çeneme doğru yuvarlandı.Tam bir şey diyecekken Mina hızla elindeki Barbie bebeği yere fırlatarak ellerini boğazıma attı.Öyle bir güçle sıkıyordu ki bir çocuğun gücüne sahip değil de koca bir adamın gücüne sahipmiş gibi.
Nefes alamıyordum.Ellerimi onun ellerine atıp boğazımdan ayırmaya çalıştım ama başaramıyordum.Onu omuzlarından iterek kendimden uzaklaştırmaya çalıştım ama yerinden bile kımıldamadı.
"Geber!Geber!Geber!Geber..."
Çocuk gür bir sesle bağırıyordu.Artık nefes almak tamamen imkansızdı.Gözlerim kaymaya ve kararmaya başladı.Gözlerimi kapattım.A'nın sesini duymaya başladım.İnsan ölmeden önce son saniyelerinde böyle mi oluyordu?Sevdiği kişilerin sesini mi duyuyordu?
"Z...İyi misin?Z?Uyan lütfen!"
Gözlerimi açmaya çalıştım ama açamıyordum.Boşlukta gibiydim.Her yer kapkaranlıktı,sadece A'nın sesini duyuyordum.Hâlâ nefes alamıyordum.Ölmemek için çırpındım.A'ya geri dönmek için gözümü zorla açmaya çalıştım.Ve başardım da.
Gözlerimi açtığımda boğazımı saran o ellerde gitti.Güçlü bir nefes içime çektim.Titreyen ellerimi boğazıma götürdüm ve öksürmeye başladım.Korku dolu gözlerle etrafıma bakındım.A yatağımın kenarında oturmuş endişeli gözlerle bana bakıyordu.
"Z...Geçti.Kabus gördün sadece.Bitti ama bak ben buradayım,yanındayım." Dedi A bana biraz daha yaklaşarak.Ben ise elim boğazımda hızlı hızlı nefesler alıyordum.Nasıl yani?Gördüklerim kabus muydu?Olamazdı,çok gerçekçiydi.
A'yı hafifçe kenara itip yatağın başucuna baktım.Kız yoktu.Gözlerim odanın her tarafını yokladı ama hiçbir yerde yoktu.Gerçekten kabus mu görmüştüm?
Hızla yatakta doğrulup ayağa kalktım.A da benimle beraber kalktı.Nefes nefese ne yaptığımı bilemez hâlde odada bir ileri bir geri yürüdüm.Dizlerim titriyordu,ayakta bile zor duruyordum.
"Kapat gözünü minik kuşum
Gece geliy, seni sayay..."
Kafamın içindeki ninni tekrardan yankılanmaya başladı.Ellerimi kulaklarıma büyük bir güçle bastırdım.
"Z,görevinde ne çıktı bilmiyorum ama orada yaşanan hiçbir şey gerçek değildi.Tamam mı?" Dedi A ellerini bana doğru uzatıp adımlarken.Kafamı iki yana salladım.
"A...gerçekti.Hepsi gerçekti.Eğer gerçek değilse neden ellerimde onun kanını görüyorum?Neden sesi kafamın içinde yankılanmaya devam ediyor?" Diye sordum.Yaşlı gözlerimi titreyen ellerime çevirdim,hâlâ kanlıydı.
"Yıldızlay seni izleyken
Koykulayın uçay uçay..."
"Gerçek değil,vallahi değil.Sadece seni çok etkiledi.Bu yüzden hayal görüyorsun.Yemin ederim ki ellerinde kan yok.Ben senin yanındayım,sana ne iyi gelecekse yapmaya hazırım." Dedi A bana biraz daha yaklaşarak.Geri geri adımladım,sırtım duvara çarptı.Gözyaşları içinde konuştum:
"A...Ben...ben bir çocuğu öldürdüm!" Dedim bağırarak.A bana bir adım daha attı.Kafasını iki yana salladı.
"Hayır.Hayır öldürmedin.Sen kimseyi öldürmedin Z."
"Hayır!B-ben bir çocuğun katiliyim..." Ellerimi ona doğru uzattım.
"Ellerimde onun kanı var A!" Diye haykırdım ve tırnaklarımı avucuma geçirdim.Var gücümle sıkıyordum,sanki sıktıkça ellerimdeki kandan kurtulacakmışım gibi,hiçbir acı hissetmiyordum.
"Yalvarırım sakin ol Z.Ben...ben ne yapacağımı bilmiyorum.Bir şey söyle.Seni kendine getirecek bir şey söyl-"
"Ben bir kızı öldürdüm!Ben anne olmayı o kadar çok isterken bana küçücük bir kızı öldürttüler A!" Diye bağırdım.Yandaki masanın üzerindeki eşyaları hızla yere çaldım.Bileğimdeki bileklik canımı yakmaya başlamıştı.Sanki tonlarca iğne bileğime batıyor gibi.Neden böyle oluyordu?
"Z,ne olur dur!" Sesi titriyordu.
"O şerefsizler bana bir kızı öldürttüler!" Elimi aynaya vurdum defalarca.Cam parçalara ayrıldı.
"Kendine zarar vereceksin,lütfen dur!" Dedi bana yaklaşıp elleri havada beni durdurmaya çalışarak.
"Beni çocuk katili yaptılar!"
"Z,bilekliğin!" Diye bağırdı A.Beni durdurmak için kolumu tutacakken ben onu hızla omuzlarından ittim.Ama benim A'ya dokunmamla bileğimde çok şiddetli bir acı hissettim.Bununla beraber A şiddetli bir şekilde duvara savruldu ve yere düştü.Aynı şekilde bende geriye hafifçe savruldum ve sırtım duvara çarptı.Olduğum yerde kalakaldım.Osmanlı tokadı yemişim gibi kendime geldim.Ağlamam kesildi,nefes alamadım.
A hareket etmiyordu.Karşı duvarın dibinde öylece yatıyordu.Adım atamadım.Hareket edemedim.Konuşamadım.Dilim tutulmuş gibiydi.Ellerim hiç olmadığı kadar titremeye başladı.Kirpiklerim bile titriyordu.O...yaşıyor muydu?
Dakikalarca öyle durdum.Kımıldayamadım.Konuşamadım.Yardım isteyemedim.Sadece gözyaşlarım sessizce aktı.Hıçkıramadım bile.Usulca aktı yaşlarım.
Ben ona zarar vermiştim.Onu öldürmüş de olabilirim,bilmiyorum.O görevdeyken onun ölmemesi için Allah'a yalvardım,bildiğim tüm duaları okudum,durmak bilmeyen gözyaşlarımı akıttım.Onu kaybedecek olma korkusu beni paramparça etmişti.Ve şimdi ben onu kendi ellerimle mi öldürmüştüm?
Zaman durdu.Sadece bir saniyeydi belki ama içimde bir ömür yıkıldı.Sevdiğim adam,bana güvenen,yardım etmek isteyen o kişi...benim yüzümden yerde,sessiz,hareketsiz.
Her şey karanlığa büründü.Kalbim göğsümde değil,boğazımdaydı sanki...nefes almıyor,sadece çırpınıyordum.Kafamda uğuldayan seslerle savaşırken,onun ellerinin bana uzandığını gördüm.Sadece yardım etmek istiyordu,sadece beni kurtarmak.Ama içimdeki fırtına onu da içine çekti.Bir refleks...bir çığlık...ve onu ittim.
Duvara çarpışının sesi dünyamı susturdu.Zamanda bir çatlak açıldı o an,ve ben orada kaldım.Sadece bedenim değil,ruhum da dondu.Koşmak istedim,iyi olup olmadığını kontrol etmek istedim ama adım atamıyordum.
Ben böyle olsun istememiştim.Ben ona bunu asla yapamazdım.Ama yaptım.Kalbimle sarılmak isterken,korkularımla ittim onu.En çok incitmekten korktuğum kişiye en büyük zararı ben verdim.
Ve şimdi anlıyorum...ben sadece kırık değilim,keskinim de.İçimdeki her parça başkasını da yaralayabilecek kadar sivrileşmiş.
Onu düşürmek,beni kendime getirdi.Artık saklanamam.Artık iyileşmek zorundayım.Çünkü gözlerini açarsan...tekrar sana zarar vermeyeceğime emin olmak istiyorum.
"A..." Diye seslendim boğuk bir sesle.Sarsak bir adım attım A'ya doğru.
"A...kalksana." dedim ikinci adımımı atarken.Dizlerim o kadar titriyordu ki üçüncü adımımda daha fazla ayaklarımın üzerinde duramadım ve dizlerimin üzerine düştüm.Ağlayışım daha da şiddetlendi.
"A...ne olur kalk..." A cevap vermedi.Koyu kahve gözlerini açmadı.O güzel gözleriyle bana bakmadı.Gülümsemedi.Dizleriminüzerinde sürünerek onun yanına vardım.Titreyen ellerimi onun hareketsiz yatan bedenine uzattım.
"Yalvarırım gözlerini aç.Ben...ben çok özür dilerim.Çok özür dilerim." Deyip kafamı yere yaslayıp hıçkıra hıçkıra ağladım.Sonra kafamı hızla kaldırıp A'yı dürttüm.
"A hadi kalk.Özür dilerim,yalvarırım kalk hadi!" Dedim onu dürtmeye devam ederken.Ama A kalkmıyordu.Ona dokunmama rağmen bana elektrik de geçmiyordu.
Nabzını kontrol et Gece!
İç sesime sonunda ulaşabilmiştim.Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım.Geri açtığımda aldığım nefesi titrek bir şekilde geri verdim.
"Tamam...şimdi nabzını kontrol edeceğim.Ve sen yaşıyor olacaksın.Tamam mı?"
Zangır zangır titreyen elimi A'nın boynuna doğru yaklaştırdım.Ama atıp atmadığını algılayamıyordum.Ben stresten dolayı mı algılayamıyordum yoksa A'nın nabzı atmıyor muydu?
Elimi kalbime attım.Nefes nefese kaldım.Sonrasınde ise bağıra bağıra ağlamaya başladım.Bir şeyler yapmalıydım.Birinden yardım istemeliydim.Zorlukla ayağa kalktım.Sendeleye sendeleye kapının kolunu tuttum ve açtım.Koridora adımımı attığım gibi gözyaşlarıyla bağırarak yardım istedim:
"Yardım edin!Yardım edin!"
Sesim koridordaki duvarlarda yankılanıyordu.Bazı kapı açılma sesleri duydum.
"Yardım edin!" Diye bağırmaya devam ettim sağ elimle duvara tutunup ilerleyerek.C'nin bana seslenmesiyle ona döndüm.Koşa koşa bana doğru geliyordu.
"Ne oldu?İyi misin sen?Elin kanıyor." Dedi endişeyle elimi tutup.Hızla geri çektim ve nefes nefese konuşmaya başladım.
"B-ben ben iyiyim ama A...A'ya bir şey oldu.Ben ona bir şey yaptım..." Son cümlemde hıçkırıklara boğuldum.
"Tamam,tamam sakin ol.A nerede?" Diye sordu C.
"Benim o-odamda." Dedim hıçkırıklarımın arasından.Kaşları çatıldı.Sonra ise benim odama doğru ilerledi.M,R,L ve abisi B de yanımıza geldi.Diğerleri ise uzaktan izliyorlardı.
"Z...canım,iyi misin?A'ya ne oldu?" Diye sordu M nazik bir sesle.Konuşmak istedim ama konuşamadım.A benim yüzümden o hâldeydi.Bir şey demeden C'nin peşinden ilerledim.
"Ben onun nabzına bakmaya çalıştım ama bir türlü hissedemedim atıp atmadığını." Dedim.C,A'nın yanına çöktü ve orta ve işaret parmağını A'nın boynuna yasladı.Bende C'nin yanında dizlerimin üzerine çöktüm.Diğerleri de kapıdan içeri girdi.
"O...yaşıyor mu?" Diye sordum titreyen sesimle.C biraz daha öyle durdu ve elini geri çekerken derin bir nefes aldı.
"Evet,yaşıyor.Ama nabzı çok çok yavaş atıyor." Dedi.Rahat bir nefes alıp yere tamamen oturdum.Yaşıyordu.Hayattaydı.Ama bu nasıl oldu?Ben ona nasıl bunu yaptım?İkimizi de savuracak hatta A'yı bayıltacak bir güçle itmemiştim onu.İstesem de yapamazdım zaten.
"Z...bu nasıl oldu?" Diye sordu B donuk bir ses tonuyla.Kafamı kaldırıp yaşlı gözlerimi ona çevirdim.Hepsi bana endişeli bir ifadeyle bakıyordu.Hâlâ titreyen elimin tersiyle gözlerimi sildim.
"Ben ona zarar vermek istemedim.Nasıl böyle oldu bilmiyorum.A'ya dokunmamla A duvara savruldu,aynı şekilde ben de hafifçe geriye savruldum.Sanki bir güç ikimizi de itti.Yemin ederim ki böyle olsun istemedim." Dedim ve gözlerimi A'nın yerde hareketsiz yatan bedenine çevirdim.
"Senin isteyerek yapmadığını biliyoruz zaten Z'cim,o kısmı kafana takma sen.Sorun şu:bu nasıl oldu?" Dedi R ilk defa ciddi bir şekilde.Kafamı iki yana salladım.
"Bilmiyorum...A bilekliğime bir şey olduğunu söyleyip kolumu tutmaya çalışırken onu ittim.O an kötü durumdaydım,ne olduğunu çok hatırlamıyorum." Dedim ve gözlerimi bilekliğime çevirdim.Hiçbir değişiklik yoktu.
"Acaba bileklikle alakalı mı bu yaşanan?" Diye sordu C.
"Ona dokunmadan önce bileğim çok acıyordu,ona dokunduğum anda daha da şiddetlendi ama hemen düzeldi." Dedim.
"Çok garip...ve ürkütücü." Dedi M.B kafasını aşağı yukarı sallayıp:
"Karen ve Frank'e haber vermeliyiz.A'nın nabzı atıyor ama çok yavaş,iyi değil bu." Dedi.Onu onayladığımı belirten bir mırıltı çıkardım ağzımdan.Sonra ayağa kalkmak için doğrulurken C eliyle beni durdurdu.
"Sen dinlen.Ben haber veririm." Dedi.Kafamı usulca salladım ve A'nın yanına geri oturdum.C tam odadan çıkacakken Karen kapıdan içeri girdi.
"Neler oluyor?Kavga mı ettiniz yine?" Diye sordu Karen.Gözlerimi ellerime çevirdim,hâlâ kanlı olan ellerime.Kimseden çıt çıkmıyordu.Kimse benim yaptığımı söylemedi.Belki de bana zarar vermelerinden endişe ettikleri içindi.
"Kim yaptı bunu?" Diye sordu Karen bu sefer.Yine kimse cevap vermedi sorusuna.R boğazını temizleyip konuştu:
"Yaşıyor ama durumu iyi değil gibi.Yardım etmeniz lazım."
Karen sinirle derin bir nefes aldı.A'nın yanına çöktü,nabzını kontrol etti.Sonra gözlerini bana çevirdi.Bir şey diyecek gibi oldu ama sustu.Dudaklarını birbirine bastırdı ve koridordaki görevlileri çağırdı.Frank ise her zamanki gerginliği ile kapının önünde duruyordu.
"Bunu kim yaptıysa hemen itiraf etsin.Aksi takdirde olacaklardan ben sorumlu değilim." Dedi Frank tehditkar bir sesle.Görevliler sedyeyle birlikte kapıdan içeri girdiler.A'yı kaldırıp sedyeye yatırdılar.A yerden kalkınca başının değdiği yerde kan birikintisi olduğunu gördüm.Kafasını duvara çarpmasıyla kanamış olmalıydı.Elimle ağzımı kapattım ve gözlerimi yumdum.Kapalı gözlerimden yaşlar süzüldü.
"Söylemeyeceksiniz yani,öyle mi?" Diye sordu Frank.Gözlerimi açtım ve elimi ağzımdan çektim.Gözlerimi Frank'in gözleriyle buluşturdum ve boğuk bir sesle:
"Ben yaptım..." Dedim.Frank'in kaşları havalandı.Sonra dudaklarına keyifli ve şaşkın bir gülümseme yerleştirdi.Kaşlarımı çatıp öfke dolu bakışlarımı ona diktim.Komik bir şey mi vardı?
"Vay be...sizin buradaki çifte kumrular olduğunuzu düşünmüştüm.Gerçekten A'yı öldürmeye mi çalıştın?" Diye sordu Frank yüzünde gerçekten şaşırmış bir ifadeyle.Aynı zamanda gülüyordu da.Kaşlarımı daha da çattım.
"Ne diyorsun be?Kimseyi öldürmeye çalışmadım ben!" Diye bağırdım ona.Frank ise heyecanla kapıya doğru ilerledi.
"Karen!Gelsene!Sana bomba dedikodularım var!" Diye seslendi Karen'a doğru.Karen ise onu takmamış olacak ki Frank geri yanıma döndü.
"Ağzım açık kaldım şu an burada.Sen A'ya aşık değil miydin kız?" Diye sordu Frank alayla.Gözlerimi devirdim.
"Ne saçmalıyorsu-" Cümlemi R'nin aramıza girmesiyle tamamlayamadım.
"Frank Bey öncelikle sizden nefret ettiğimi ve her gece size beddua ettiğimi belirtmek istiyorum ama eğer ortada dedikodu varsa kısa süreliğine aramızdaki buzları eritmem lazım." Dedi R her zamanki neşesiyle.
"Duygularımız karşılıklı..." Dedi Frank.Elini ona doğru uzatarak devam etmesini söyledi.
"Şimdi şöyle...bu ikisi birbirine sırılsıklam aşık..."
"R!Öyle bir şey yok!"
"Var canım bir dakika..." Dedi R işaret parmağını bana uzatarak.Sinirle iç çektim.
"R,şu an sırası mı bunun?" Dedi C sert bir sesle.
"Ne oldu?Kıskandın mı yoksa?" Diye sordu R.C gözlerini devirip odadan hızla çıktı.R geri Frank'e döndü ve:
"Ama birbirlerine itiraf etmiyorlar.Aslında birbirlerine söyledikleri sözlerle dolaylı yoldan itiraf ettiler de doğrudan daha gerçekleşmedi maalesef."
"O da bir gün gerçekleşir de,sevdiceğine saldırdı bu kız.Nasıl olacak o iş?" Diye sordu Frank.Sinirle alnımı ovuşturdum.Bunların saçmalıklarına daha fazla katlanamıyordum.
"O olay öyle olmadı.A'ya zarar verir mi Z hiç?Sizin salak saçma bileklikleriniz yüzünden olmuş.Madem böyle bir şey tasarlayacaksınız niye ucuza kaçıyorsunuz cimriler?" Dedi R elini Frank'in omuzuna atarak.Sinirle ayağa kalktım.
"Gerizekalısınız!Cidden gerizekalısınız!" Dedim ve odadan çıktım.A'yı nereye götürmüş olabilirler acaba?Hızla sağa sola gözlerimi gezdirerek baktım.İlk olarak A'nın odasına gittim,yoktu.Aşağı kata indim,yoktu.Tekrardan yukarı kata çıktım ve bir üst kata çıkmak için merdivenlere yöneldim.A'yı ararken bir yandan da burayı inceleyecektim.
Bu katta ne olduğunu biliyordum zaten.Kapsüllerin içindeki dondurulmuş insanlarla ilk gün tanışmıştım.O odaya,yani koridorun sonundaki çift kapılı odaya doğru yürüdüm.Arada arkama dönüp görevlilerin olup olmadığını kontrol ediyordum.Kapının önüne geldiğimde hızla kapıyı ittim.Kapı açıldı.Aptallar hâlâ kapıyı kilitlememişlerdi.
Hızla kapsüllerin olduğu yere doğru ilerledim.Her kapsülün camının alt kısmına bir kağıt yapıştırılmıştı.Hızla çömelip en baştaki kapsülün altındaki kağıdın üzerindeki yazıları okudum.
Ad-Soyad:Celal Tan
Kod adı:D
Yaş:19
Kilo:69
Boy:1.73
3.Görevini başaramadı.Bazı hayati organları parçalanmış.Beyin ölümü gerçekleşmemiş.
Demek onlar da bizim gibi deneklermiş...Görevlerde ağır yaralanan ama beyin ölümü gerçekleşmemiş kişileri dondurup kapsüllere kapatıyorlar.Sonra da onların zihnine girmemiz için bizim önümüze koyuyorlar.Bu çok canice bir şey.Titreyen ellerimle kapsüle tutunup ayağa kalktım.Camdan içindeki çocuğa baktım.Gözleri kapalı,saçları kazılı,ruhsuz bir şekilde duruyordu.Elimle ağzımı kapattım ve geri geri adımladım.Vakit kaybetmeden hemen yanındakine baktım.
Ad-Soyad:Cansu Acar
Kod adı:P
Yaş:16
Kilo:43
Boy:1.56
İlk görevini başaramadı.Boynunda büyük kesik var.Beyin ölümü gerçekleşmemiş.
Daha 16 yaşında...çok genç...
Hızla doğruldum.Ona da baktım.Küçük bir yüzü vardı.Ve bilgilerde de yazdığı gibi tam şah damarının olduğu yerde derin bir kesik vardı.Gözümden bir yaş süzüldü.Kalbim sıkıştı.Daha fazlasına bakamayacak kadar kötüydüm.Vicdanım sızlıyor,kalbim acıyordu.
Bu...bu çok ağır.Onlar da bizim gibi gencecikti.Onların da hayalleri vardı.Onların da gelecek planları vardı.Sevdikleri vardı.Keşkeleri vardı.Daha upuzun yolları vardı ama bunları onlardan çaldılar.Acı çekerek ölmelerine sebep oldular.Bir mezarları olmasına bile izin vermediler.
Elimi kalbime atıp geri geri adımladım.Bir diğerine geçtim.Her ne kadar zor,ağır olsa da geçtim.Çömelip sıradaki kişinin bilgilerini okudum.Elimden daha fazlası gelmiyordu.Sadece bunları okurken bile o kadar yorulmuştum ki.Bu fiziksel bir yorgunluk değildi,ruhum acıyordu,kanıyordu.
Ad-Soyad:Alper Çevik
Kod adı:V
Yaş:17
Kilo:71
Boy:1.82
6.Görevini başaramadı.Derisi tamamen yanmış.Beyin ölümü gerçekleşmemiş.
Derisi mi yanmıştı?Bu...bu çok acı.Çok vahşice.Çok acı çekmiş olmalıydı.Karşısına nasıl bir görev çıkmıştı ki?Ayağa kalkıp da camdan içerideki kişiye bakamadım.Cesaret edemedim.Ağlayışım daha da şiddetlendi.Ellerimi ağzıma bastırıp sesimin çıkmasını engelledim.Yavaşça çömeldiğim yerden doğruldum.Her ne kadar kapsülün içindeki kişiye bakmamak için büyük bir çaba göstersem de sonunda gözlerim camın ardındaki kişiye değdi.
Beline kadar gözüküyordu.Ve belinden çenesine kadar vücudu yanmıştı.Üzerindeki kan kurumuştu.Bazı kısımlarında kemikleri gözüküyordu.Elimi ağzıma ne kadar güçlü bastırdıysam da hıçkırıklarım sesli bir hâl aldı.Engellemeye çalışmadım.
Ona baktıkça sanki benim vücudum yanıyordu,derim eriyordu.Onlara baktıkça sanki ben o acıları yaşamışım,o yaraları almışım gibi ruhumda yaralar açılıyordu.O şerefsizler kaç kişinin hayatını ellerinden almıştı?Kaç kişinin ocağına ateş düşürmüştü?Kaç annenin yüreğini küle çevirmişti?
İçimdeki öfke katbekat artıyordu.Daha fazlasına bakamadım.Cesaret edemedim.Hepsi en acı verici şekilde gözlerini kapamıştı.Karen ve Frank başlarını yastığa nasıl rahat koyuyorlardı?Vicdanları nasıl izin veriyordu bu vahşete?
Geri geri adımlayıp kapıya doğru yürüdüm.Kapıyı açtığım an karşımda Karen duruyordu.Gözleri doluydu.Ben ise nefesim kesile kesile ağlıyordum.Bu gördüklerime daha fazla katlanamıyordum.
"Umarım...en acı şekilde geberirsin..." Diyebildim sadece hıçkırıklarımın arasından.Bu vahşeti anlatmaya kelimeler yetmezdi.
Bölümü beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın 💜
Ayrıntıyı fark ettiniz mi?
Sizce A iyi olacak mı?
Z,A'ya bunu nasıl yaptı?Sizce bilekliklerin olayı ne?
Yorumlarınızı merakla bekliyorumm ❤️❤️
Bölüm etkileşimi
