22. bölüm / 27
A ve Z22.Bölüm:Kaza
Bölümler 27Şu an: 22.Bölüm:Kaza
- 1 1.Bölüm:Yeni Yuva1.635 kelime
- 2 2.Bölüm:Dondurulmuş Çığlıklar1.179 kelime
- 3 3.Bölüm:Ceza1.789 kelime
- 4 4.Bölüm:Saçlar Anıları Saklar1.551 kelime
- 5 5.Bölüm:İlk Ölüm2.037 kelime
- 6 6.Bölüm:Güven2.162 kelime
- 7 7.Bölüm:Bilinçaltı2.478 kelime
- 8 8.Bölüm:Tanışma2.347 kelime
- 9 9.Bölüm:İntihar1.894 kelime
- 10 10.Bölüm:Veda2.302 kelime
- 11 11.Bölüm:Kayıp1.763 kelime
- 12 12.Bölüm:Arkadaşlık1.638 kelime
- 13 13.Bölüm:Şüphe1.650 kelime
- 14 14.Bölüm:Söz2.292 kelime
- 15 15.Bölüm:İki Can Bir Kurtuluş2.434 kelime
- 16 16.Bölüm:Feda Et1.812 kelime
- 17 17.Bölüm:Umut2.156 kelime
- 18 18.Bölüm:Kan2.026 kelime
- 19 19.Bölüm:Kriz1.776 kelime
- 20 20.Bölüm:Kanayan Ruhlar2.083 kelime
- 21 21.Bölüm:Kaybolan Hayatlar2.410 kelime
- 22 22.Bölüm:Kaza2.121 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 23.Bölüm:İhanetin Eseri2.248 kelime
- 24 24.Bölüm:Şah Mat2.095 kelime
- 25 25.Bölüm:İkimizden Biri2.839 kelime
- 26 26.Bölüm:Küller ve Buzlar3.514 kelime
- 27 27.Bölüm:Hıçkırıkların Arasındaki Mühür3.193 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Meltem(Gece'nin Annesi):
Sabah'ın sekizinde mutfakta iki kişilik kahve yapıyordum.Dün gece Bülent ile olan kavgamızın seslerini duyan apartmanın dedikoducusu yan komşum Zehra abla sabah olur olmaz soluğu benim kapımda almıştı.Tabii o sohbet etmek için geldiğini,beni özlediğini falan söyledi ama kavgamızın ayrıntılarını öğrenmek için geldiğini biliyorum.
Normalde özel hayatımla ilgili kimseye bilgi vermem,özellikle bu konulardan bahsetmem ve Zehra abla gibi,insanın özel hayatıyla ilgili her şeyi tüm apartmana yayan insanları hiç sevmem.Ama bugün sevesim tuttu.Bülent'in bana yaptığı tüm şeyleri anlatasım tuttu.Ve lütfen Zehra ablanın da bütün bu anlattıklarımı herkese yayası tutsun.
İki fincan kahveyi ve çikolataları tepsiye koyup salona geçtim.O da saçlarını tepede topuz yaparken esniyordu.Tabii Zehra abla bu saatte kalkmaya alışkın değildi.Merakı onu uyutmamış olacak ki sabahın sekizinde buraya geldi.
Tepsiyi masaya bıraktım ve onun yanına oturdum.O ise konuyu nasıl açacağını düşünüyordu muhtemelen.Gülümsedim ve konuşmayı ben başlattım:
"Hayırdır kız Zehra abla,sabah sabah rüyanda mı gördün beni?" Diye sordum gülerek.O ise kahvesinden bir yudum aldı ve:
"Ayy özledim dedim ya kuzum..."
"Tabii tabii...Uyku mu tutmadı seni?" Diye sordum bu sefer.O ise koltukta kendini kaydırıp biraz daha yanıma yanaştı.
"Ne yalan söyleyeyim uyku tutmadı vallahi.Dün akşam eşin ile tartışmana kulak misafiri oldum.Kız bak vallahi dinlemedim,sesiniz geliyordu.Yani ne konuştuğunuzu duymadım,özellikle dinlemedim,bağırma sesiniz gelince kavga ettiğinizi anladım.Ama bak yemin eder-"
Dinlemediğini ispatlamaya çalışması beni güldürmüştü.Kıkırdadım ve çikolatamdan bir parça ağzıma attım.
"Ne gülüyon kız!Komik bir şey mi dedim?" Dedi.Neye güldüğümü anlamamış olacak ki şaşkın şaşkın bana bakıyordu.
"Yemin etmene gerek yok,inandım Zehra abla.Dün akşam sesimiz biraz fazla çıktı kusura bakmayın.Bülent tepemin tasını attırdı da." Dedim gözlerimi devirerek.Zehra abla ise yastığı kucağına alıp:
"Kız ne kusuru...Umarım aranızdaki sorunu çözmüşsünüzdür." Dedi.Kahvemden bir yudum alıp geri tepsiye koyarken derin bir nefes aldım.
"Boşanıyoruz."
"Ne!"
Zehra abla şok bir şekilde bana bakıyordu.Ben ise onun şok içindeki çığlığına şok bir şekilde bakıyordum.Birkaç saniye ağzı açık kaldı.
"Nasıl yani?Cidden boşanıyor musun kuzum?" Diye sordu.Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı aşağı yukarı salladım.
"Peki neden?Seni aldattığı için mi?"
Zehra abla...Sen cidden çok kurnazsın.Hani dinlememiştin bizi?Neyse sorgulamayacağım çünkü benim amacım verebildiğim kadar Bülent ile ilgili dedikoduları verip onu herkese rezil etmekti.Dün bana savurduğu tehditler,kimsemin olmayışını yüzüme vurması gururumu çok kırmıştı.Ama bekle Bülent...yakında senin hiç kimsen kalmayacak.
"Evet.Bunca yıl geceleri asla eve gelmiyordu.Ofisimde çalışıyorum diyordu.Bir gece işyerine gittim.Ama bil bakalım kim yoktu?" Diye sordum ona.
"Vay şerefsiz..."
"Evet!Şerefsiz!Belki tuvalete falan gitmiştir diye düşündüm.Bak,hâlâ aklıma kötü kötü şeyler getirmiyorum,o kadar güveniyordum ona." Dedim.
"Canım ya...fazla safmışsın sende.Eee sonra ne oldu?" Diye sordu Zehra abla çikolata kasesini önüne alıp merakla beni dinlerken.
"İş arkadaşlarından birine sordum 'Bülent nerede?' diye.Ama adam Bülent'in hiçbir zaman geceleri işyerine gelmediğini söyledi." Dedim.Bülent'in ismini nefretle söylüyordum.
"İnanmıyorum...ve sen buna rağmen hâlâ o itle ilişkini sürdürdün mü?" Diye sordu Zehra abla.Gözlerimi ellerime indirdim ve parmaklarımla oynamaya başladım.
"Seviyordum onu Zehra abla...Ya da korkuyordum.Yalnız kalmaktan,ondan,onun yapabileceği şeylerden korkuyordum.Ve hâlâ bir yerlerde beni sevdiğini düşünüyordum.Çünkü birkaç hafta önceye kadar çok iyi biriydi.Ama bu son haftalar çok değişti." Dedim.Gözlerim yavaştan dolmaya başlamıştı.Üzüntüden değil,kırgınlıktan.Kendime olan kırgınlığımdan.Nasıl beni sevdiğine inanabildim ki?Onun beni aldattığını bilmeme rağmen neden unutmaya çalıştım ki?Bunu kendime neden yaptım ki?
"Ayy canım...seni o kadar iyi anlıyorum ki..." Dedi Zehra abla üzgün bir sesle.Elini elimin üzerine koyup bana destek olmaya çalıştı.
"Bana dün tokat attı biliyor musun?Eğer boşanma davası açarsam hayatımı kabusa çevireceğini söyledi.Bir sürü tehditler savurdu..." Gözümden yaşlar akmaya başladı.Korkuyordum,evet.Her ne kadar güçlü durmaya çalışsam da korkuyordum.Bunca yıl sonra Bülent'in gerçek yüzünü yeni yeni görüyordum ve ülkemizdeki kadın cinayetlerine bakacak olursak boşanmaktan korkuyordum.
Kaç kadın boşanmak istedi diye canından oldu?Kaç kadın ayrılmak istedi diye canından oldu?Kaç kadın huzurlu bir hayat sürmek istedi diye canından oldu?Ve şu an kaç kadın sırf boşanmaktan korktuğu için,o öldürülen kadınlardan biri olmamak için her türlü şiddete susup boyun eğiyor?
"Ağlama kuzum,artık yalnız değilsin.Korkmana gerek yok.O sana hiçbir şey yapamaz.Bütün apartman olarak biz senin yanındayız tamam mı?" Zehra abla bütün samimiyeti ile bunu söylemişti.Tamam dedikoducuydu,insanların özel hayatını başkalarıyla konuşmayı seviyordu ama şu an ilk defa bütün içtenliği,bütün samimiyeti ile yanımda olduğunu hissedebiliyordum.
Elimin tersiyle gözlerimi sildim ve gülümsedim.Bu sözleri birinden duymaya ihtiyacım vardı gerçekten.O da beni rahatlatmak için gülümsedi ve:
"Kız bugün seni vallahi bırakmam.Gel bizim eve.Tüm kızları toplayayım,bir şeyler de hazırlayayım hemen.Hem senin de keyfin yerine gelir." Bu teklifini kabul etmeyi çok isterdim,ihtiyacım vardı ama edemezdim.Çünkü hem boşanma işlemlerini başlatmalıydım hem de Dedektif Kenan ile buluşacaktım.
"Gelmeyi çok çok isterdim ama gerçekten çok meşgulüm.Boşanma işlemlerini başlatmam lazım.Bir avukat tutup görüşmem lazım.Yani bu aralar iş çok.Ama sözüm olsun bir ara uğrayacağım." Dedim.O da bunu anlayışla karşıladı ve ayağa kalktı.
"Ay kızım haklısın kusura bakma,düşüncesizce davrandım.Ama bak sözünü aldım boş olduğun zaman geliyorsun,tamam mı?Ben hep hazırım.Bu arada,gelişmelerden haberdar etmeyi unutma." Deyip kapıya doğru ilerledi.Bende kalkıp onu geçirdim.
"Tabiki haberdar ederim,merak etme sen." Dedim.Kapının önünde sarılıp birbirimizi öptük ve onu geçirdim.Kapıyı kapatıp derin bir nefes aldım.Salondaki tepsiyi alıp mutfağa bıraktım.
Boşanmak kolay olmayacaktı çünkü Bülent istemiyordu.Yani dava aylarca hatta yıllarca sürebilirdi.Bu yüzden kanıt toplamalıyım.Bir ses kaydı,bir görüntü...herhangi bir kanıt.İşte o zaman süreç daha da hızlanır ve koruma altına da alınırım.Ama dava açmak için ilk önce adliyeye gitmem lazımdı.
...
Arabamla adliye binasının önüne vardığımda kalbim güm güm atıyordu.Önümü arkamı kontrol ede ede buraya kadar gelmiştim.Bülent'in peşime adam taktığını,sürekli takip edildiğimi artık öğrenmiştim.Dikkatli olmalıydım.
Dönen kapıdan içeri girdim.Hemen danışmaya doğru ilerledim ve aile mahkemesinin nerede olduğunu sordum.Kadın gülümseyerek beni oraya doğru yönlendirdi.Hemen benimle ilgilendiler,dava açmam için gerekenleri söylediler.Bir dilekçe yazmam ve belli bir ücret ödemem gerekiyordu.Dilekçemi yazıp ücreti de ödedikten sonra avukat teklif ettiler.Şimdilik istemedim.
"Tanıştığımıza memnun oldum Meltem hanım.Biz dilekçeyi inceleyeceğiz.İlk duruşma günü belirlendiğinde size haber verilecektir.Tekrardan görüşmek dileğiyle.Bu arada avukat tutmak şart değil ama dava sürecini kolaylaştırır."
"Şimdilik istemiyorum Kadir bey,teşekkür ederim.İyi günler dilerim." Dedim ve odadan çıktım.Mutluydum,evet.İki ay önce bana boşanacaksın deseler imkansız derdim.Ve şimdi ise boşanma davası açıyordum Bülent'e.İçimde garip bir his vardı.Hem mutluydum hem de nefesim kesiliyordu.Değişik bir duyguydu.
Saat 14.00'a doğru geliyordu.Adliyeden çıkıp arabama doğru yöneldim.Bir saat sonra bir kafede Kenan ile buluşacaktım.Çocuklarımızı bulabilmek için neler yapabileceğimizi,nereden başlamamız gerektiğini konuşacaktık.Oyalanmamamız gerekiyordu.Zaten yeterince gecikmiştik.
Arabayı çalıştırıp yola koyuldum.Telefonumu arabaya bağladım ve Mor ve Ötesi-Cambaz şarkısını açtım.Sesi sonlayıp Kenan ile buluşacağımız kafeye doğru sürmeye başladım.
"Var mısın?Yoksun...
Var mısın?Yoksun...
İki gözüm,eminim,sen yoksun!"
Kenan'ın beni aramasıyla müziği kapatıp aramasını cevapladım.
"Alo?"
"Meltem,ben kafeye doğru gidiyorum.Sen de çıktın,değil mi?" Diye sordu Kenan.
"Yarım saat sonra oradayım." Dedim.Bomboş yolda sadece arkamda siyah bir araba vardı ve durmadan kornaya basmaya başladı.Ne olduğunu anlamadığım için muhattap olmamayı tercih ettim.
"Herhangi bir şey bulabildin mi Kenan?"
"Oraya varınca konuşuruz.Kızımın 'sözde' otopsisini yapan şirket ile ilgili birkaç bilgi var elimde.Kızlarımızı kaçıranlar ile bir bağlantıları olabilir." Dedi Kenan.Bir ipucuya ulaşmıştık.En azından izinden gidebileceğimiz bir bilgi vardı elimizde.Mutluluğumu,arkadan kornaya basıp beni rahatsız etmeye devam eden kişi feci bir şekilde bozdu.Camı açıp bende kornaya basmaya başladım.
"Meltem!Bir sorun mu var?"
"Aptalın teki durmadan kornaya basıyor." Dedim sinirli bir şekilde.Arkamdaki araba arkadan bana çarpmaya başladı.Panikle gaza daha fazla yüklendim.Ama virajlı orman yolunda bu tehlikeliydi.Boş yolda olabildiğince hızlı giderken arkamdaki araba da aynı şekilde peşimden geliyordu.Kenan bana bir şeyler söylüyordu ama duymuyordum.Tek yaptığım arkamdaki adamdan kurtulmaya çalışmaktı.Kimdiler?Bülent'in peşime taktığı adamlar mıydı?
"Meltem!Ne oluyor?"
"Kenan bir dakika!"
Arkamdaki araba sol tarafıma geçip ormanlık alan ile kendisi arasına beni sıkıştırdı.Camını açtı ve:
"Çek kenara!" Diye bağırdı.
"Ne istiyorsun?" Diye bağırdım bende.Adam arabasını bana yanaştırıp sıkıştırmaya başladı.
"Meltem?Neredesin?"
"Uzak dur!Polisi arıyorum." Dedim.Adam önümü aniden kesince panikle direksiyonu sağa çevirdim.Yolun kenarında metal korkuluk yoktu.Sadece orman uçurumuydu.
Aracım ormanlık alana doğru yuvarlanarak düşüyordu.Korkuyla çığlık attım.Kafamı koruma altına alıp gözlerimi sıkıca yumdum.Sonunda sert bir çarpma sesi geldi ve durdu.Hiçbir şey hissedemiyordum.Tüm bedenim uyuşmuş gibiydi.Kenan'ın korku dolu sesi uzaktan boğuk bir şekilde kulağıma ilişti.
"Meltem!Meltem!İyi misin?Meltem!"
Gözlerim kararıyordu.Telefonuma ulaşmaya çalıştım ama yapamıyordum.Kolumu kıpırdatamıyordum bile.Karanlık beni içine çekti...
Gece (Z)'nin anlatımı:
"Umarım...en acı şekilde geberirsin..."
Karen karşımda gözleri dolu dolu duruyordu.Bana doğru bir adım attı.Bende geriye bir adım atıp ondan uzaklaştım.
"Ben...ben hiçbir zaman böyle olsun istemedim..."
"Yalancı!Ne suçumuz vardı bizim?İçeridekilerin ne günahı vardı?" Diye bağırdım.Karen elinin tersiyle gözlerini sildi ve kafasını iki yana salladı.
"Sana her şeyi açıklayacağım...ama burada olmaz." Dedi ve elini bileğime attı."Burada konuşmamalıyız."
Kolumu hızla çekip bileğimi onun elinden kurtardım.
"Dokunma bana!Katilsin sen!O kapsüldeki insanların nasıl acılar çekerek öldüğünü biliyor musun?Birinin derisi tamamen yanmış, kemikleri gözüküyor.Birinin organları paramparça!"
Karen'ın ağlayışı daha da şiddetlendi.
"Sen başını yastığa nasıl rahat koyuyorsun,ha?" Diye bağırdım.Karen daha fazla ayakta duramayıp dizlerinin üzerine çöktü.Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
"Ben...ben çok acı çekiyorum..." Dedi hıçkırıklarının arasından.
"Onlar da acı çekti!Onlar senin tahmin edemeyeceğin kadar acı çekti!Ben de çekiyorum!" Diye bağırdım ona.Karen eliyle yüzünü kapattı.Ağlayışının şiddetinden omuzları sarsılıyordu.
"O görevlerde nelerle karşılaştığımızı biliyor musun?Bir çocuğu öldürmek zorunda kaldığımı biliyor musun?" Karen ellerini yüzünden çekip bana şok bir şekilde baktı.
"Karşımıza neler çıkıyor bilmiyorsunuz.Bizi nelere mecbur bıraktığınızı bilmiyorsunuz.Ben o görevde ölebilirdim." Dedim.Karen'ın gözleri bileğime kaydı.
"Ama ben elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum sana." Bileğimi kaldırıp bileğime bağlı kırmızı bilekliğe baktım.Sertçe bileğimden çekip kopardım ve ona doğru fırlattım.
"Yardımına falan ihtiyacım yok." Dedim ve onu geride bırakarak karanlık koridorda ilerledim.Karen arkamdan:
"Şu an seninle konuşmamam bile gerekiyor ama ben sana yardımcı olmak istiyorum.Buradan kurtulmak istiyorsan beni dinlemek zorundasın." Dedi.Hiçbir şey demeden yürümeye devam ettim.
"Seni bekliyor olacağım." Dedi son kez ve o da sustu.Merdivenlere geldiğimde durdum.A'nın nerede olduğunu bilmiyordum ve burası çok büyüktü.Merdiveni iki basamak geri çıktım.Karen yavaş yavaş buraya doğru geliyordu.Tam ağzımı açıp A'nın nerede olduğunu soracaktım ki Karen:
"-1. Kat,sağ koridordaki ilk oda." Dedi.A'yı soracağımı nereden anlamıştı?Bu kadın gerçekten iyi miydi yoksa güvenimi kazanmaya mı çalışıyor?
"Teşekkür ederim." Dedim ve aşağı inmeye başladım.A'nın karşısına çıktığımda ne yapacaktım?Ne diyecektim?O bana yardım etmeye çalışırken onu yaralamıştım.Ama isteyerek yapmamıştım.Bunu ona nasıl açıklayacaktım?
A'nın yanına gitmeden önce bir tuvalete girdim.Musluğu açıp elimdeki kuruyan kan lekelerini akan suya tutup güzelce temizledim.Ellerimdeki Mina'nın kanı da gitmeye başladı.Aynı şekilde yüzümü de yıkayıp aynaya baktım.Yüzümdeki kanlar da gitmişti.O kabustan kurtulmuş muydum?
Tuvaletten çıkıp merdivenleri inmeye devam ettim.-1. Kata vardım.Sağ koridora dönüp ilk kapının önünde durdum.Elimi kapının koluna attım ve ne söyleyeceğimi belirlemeye çalıştım ama beynimin içinde bile şu an cümle kuramıyordum.
"Aman be..." Diye fısıldadım ve kapıyı açtım.A yatakta gözleri kapalı sırtüstü yatıyordu.Koluna bağlı bir serum da vardı.Çekingen adımlarla ona doğru yürüdüm.Başucundaki koltuğa oturdum ve uyanmasını bekledim.Bekledim,bekledim,bekledim...
"Gözümü daha fazla kapalı tutamıyorum.Ne zaman konuşmaya başlayacaksın?" Dedi A.Bakışlarımı ellerimden çekip ona baktım.Gözleri kapalıydı.Ben yine hayal mi görüyordum?Hayali sesler falan mı duyuyordum?A gerçekten konuşmuş muydu?Emin olmak için ona seslendim.
"A?" O olduğunu onaylayan bir mırıltı çıkardı.
"Sen uyanık mıydın geldiğimden beri?" Diye sordum.
"Evet." Dedi hâlâ gözleri kapalı bir şekilde.
"O zaman niye ses etmedin?"
"Bilmem...filmlerde baygın kişinin başucunda konuşurlar falan.Sen de bir şeyler söylersin zannetmiştim.Off,hep o klişe sahneyi yaşamayı istemişimdir..." Dedi.Gözlerimi ellerime indirdim.Parmaklarımla oynamaya başladım.
"Uyanmanı bekledim." Dedim.A yatağında hareketlendi ama kafamı kaldırıp bakamadım.Ona zarar verdiğim için kendimi kötü hissediyordum.Yüzüne bile bakmaya utanıyordum.
"Daha iyi misin?" Diye sordu.Gözlerimi kapattım.O bu haldeyken bile hâlâ benim iyi olup olmadığımı soruyordu.Hiç kızmamıştı,kırılmamıştı.Ya da belli etmiyordu.Gözlerimi geri açtığımda doluydu.Kafamı kaldırdım ve ona baktım.Yatakta doğrulmuş,yatağın başlığına yastığını yaslamış oturuyordu.
"Ben çok özür dilerim.Çok çok özür dilerim." Dedim.Sağ gözümden bir yaş yuvarlandı düştü.
"Senin suçun değildi Z." Dedi.İstemeden yapmıştım ama yine de bu halde olmasının sebebi bendim.Kafamı iki yana salladım.
"Hayır...benim suçum!" Dedim ve gözyaşlarına boğuldum.Elimle yüzümü kapatıp tüm tuttuğum yaşları akıtmaya başladım.Onu kaybedecek olma korkusu,vicdan azabı,suçluluk duygusu...hepsinin birikmesiyle şu an bir patlama yaşıyor gibiydim.
"Ağla,içini dök.Ağlarsan rahatlarsın." Dedi A.Ellerimi yüzümden çektim.Ağlayışımın şiddetiyle göğsüm hızla inip kalkıyordu.A ise vücudunu tamamen bana döndürmüştü.
"Ben...ben...öldün sandım.Seni öldürdüm sandım.Hareket bile edemedim..."
"Buradayım,yaşıyorum,yanındayım."
"İstemeden oldu...bilerek yapmadım.Yemin ederim ki isteyerek yapmadım..." Dedim bir elimi hızla inip kalkan göğsüme koyarak.
"Biliyorum."
"Korktum,çok korktum.Seni kaybetmekten çok korktum A." Dedim.A'nın bana uzattığı elini tuttum.Beni kaldırıp yanına oturttu.Ondan bana elektrik geçmemişti.Ya da artık bu küçük dokunuşlar hissedemeyeceğimiz kadar düşük elektriğe sahipti.
"Gideceksin diye çok korktum..." Dedim ağlamaya devam ederken.Ve ne zamandır içimde büyüyen sarılma isteğini durduramadım.Onu incitmek istemiyordum ama sarılmak da istiyordum.El ele tutuştuğumuzda elektrik hissetmedim bile,sarıldığımızda da çok canımız yanmaz diye düşünüyorum.
Ve bir anda ona yaklaşıp kollarımı onun beline sıkı sıkı doladım.Sanki birazcık gevşetirsem benden gidecekmiş gibi.Tüm gücümle,sevgimle sarıldım.Ve düşündüğümün aksine hiçbir acı hissetmedim.Ondan hiçbir şekilde elektrik almadım.Bu çok garipti.Belki de yaşadığımız olaydan sonra bilekliklerimiz tamamen bozulmuştu.
Onun da eli yavaş yavaş sırtıma tutundu.Benim kadar içten sarılıyordu.Kollarının arasında kendimi hiç hissetmediğim kadar huzurlu hissediyordum.A benim güvenli sığınağımdı.Bütün dertlerim sıfırlanmış gibi,üstümdeki yükler kalkmış gibi,kuş gibi hafiflemiştim.Rahatlamıştım.Nedenini bilmiyordum ama bu his beni tekrardan hıçkıra hıçkıra ağlatmaya başlattı.
"Şşş,geçti,geçti...İyiyim,iyisin,iyiyiz." Dedi A beni kendine daha çok çekerek.Ben ise kafamı onun göğsüne yaslamış gözyaşlarımı boşaltıyordum.
"Çok yoruldum A...çok yoruldum..."
"Kurtulacağız buradan,merak etme." Dedi A kısacık saçlarımı okşarken.
"Eve gitmek istiyorum.Dışarıdaki hayatıma geri dönmek istiyorum." Dedim kafamı onun göğsüne daha çok yaslayıp.
"Döneceğiz.Sen ailene kavuşacaksın,hayallerini gerçekleştireceksin.Çok güzel bir anne olacaksın." Öyle huzurluydum ki,onun kolları arasında uyumak istiyordum.Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu.
"Buradan kurtulduğumuzda da yanımda olacak mısın?" Diye sordum ona hafif uykulu bir sesle.
"Ben her zaman,her anında yanında olacağım." Dedi neşeli bir sesle.Gözlerimi tamamen kapattım.
"Söz mü?" Diye sordum.Uyku beni kendine çekerken duyduğum son ses gülümsememe neden olmuştu.
"Söz,güzelim.Söz."
Bölümü beğendiyseniz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın 💜
Sizce Meltem'in kaza yapmasına sebep olanlar kimler?Ve ne istiyorlar?
A ile Z ikilisi hakkında neler düşünüyorsunuz?
Lütfen Yorumlarınızı belirtin benim için beğeniden daha çok önemli.Yorumlarınızı merakla bekliyorumm ❤️
Bölüm etkileşimi
