11. bölüm / 14
Yürek Sızım (YASAKLIM)Bölüm 11
Bölümler 14Şu an: Bölüm 11
- 1 Bölüm 11.497 kelime
- 2 Bölüm 22.165 kelime
- 3 B3557 kelime
- 4 bölüm41.212 kelime
- 5 Bölüm 51.442 kelime
- 6 Bölüm 61.218 kelime
- 7 Bölüm 7448 kelime
- 8 Bölüm 8642 kelime
- 9 Bölüm 91.232 kelime
- 10 Bölüm 101.199 kelime
- 11 Bölüm 113.500 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Bölüm 121.277 kelime
- 13 132.047 kelime
- 14 14 sezon finali1.900 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O kadar rahattım ki hiç uyanmak bile istemiyordum. Bir el saçlarımı okşuyordu. Dün gece aklıma gelince hızla gözlerimi açtım . 'Günaydın.' Ah hayır! Dün gece Atlas'la aynı yatakta mı uyumuştuk? 'Günaydın.' Yüzüne bakmaya cesaretim yoktu. 'Kahvaltı hazırladım sana ama istemezsen dışarda yeriz.' 'Yo isterim de neden zahmet ettin ki ?' 'Zahmet mi ?' dedi şaşlınlıkla. 'Ben aylarca bu anın gelmesini bekledim. ' Başımı kaldırıp gözlerine baktım. Gözlerinde saf sevgi vardı. Sevilmek benimde hakkımdı. 'Atlas' 'Söyle gülüm.' 'Ben bize bir şans vermeye karar verdim ' Anlamamıştı daha doğrusu şoka girmişti. Beklemiyordu bunu. 'Sen senn Eftelya emin misin ? Şaka falan değil demi ? Yada rüya ?' 'Değil. Herkes bir şansı hakeder.' Arat'ın ona vermediği şansı o Atlas'a veriyordu. Genç adam sevdiği kıza sıkıca sarılıp alnını öptü. 'Seni çok mutlu edicem.' 'Biliyorum " Atlas yataktan kalkıp kucağına almıştı. Çok mutluydum. Nasıl tepki vereceğimi bile bilmiyordum. İçimde buruk bir gülümseme vardı. Salona kadar kucağında taşımıştı. 'Benim kıyafetler çıktı mı ?' kapının çalmasıyla kapıya yöneldi. Merakla ona bakıyordum. Dün gece sen uyurken kıyafet sipariş etmiştim, onlar gelmiş. 'Ne? Sen deli misin ? Neden zahmet ettin ki evde bir sürü kıyafetim vardı.'
Hediye ediyorum almicak mısın ?'
'Bu seferlik tamam ama lütfen bir daha alma. '
'Sevgilim değil misin ? Elbette alıcam.'
Yanağıma öpücük kondurup. Çayları bardaklara doldurdu. Cebinden telefonunu çıkartıp bir kaç tane selfi çekti.
'Bu güzel günün hatırası için.'
Çok mutluydu hem hareketlerinden hemde gözlerinden belliydi.
'Sana bir şey sorabilir miyim? Bunu canını yakmak için sormuyorum. Gerçekten merak ediyorum.'
'Benim canımı yakacak tek şey senin başka erkekle olman .'
'Oda imkansız olduğuna göre.'
'Sor bakalım.'
'Sevgiliden mektuplar da çocuğun adı yağız diyordu.'
'Tam adım Yagız Atlas Kartal'
'Anladım. Bu gün hastahaneye gidecek misin ?'
'Hayır bir kaç günlük izin aldım. Senin okuluna noldu ?'
'Gitmiyorum.'
'Sebep?'
'Bilmiyorum içimden gelmiyor '
'Gitmelisin önünde koca bir hayat var.'
'İstemiyorum evde oturup koca parası yemeyi tercih ederim.'
Şakasına söylemiştim Atlas'ında hoşuna gitmişti.
'O zaman hemen evlenelim.'
İçtiğim çay genzime kaçmıştı.
'şaka yaptım.'
Yapmamıştı bunu ciddi bir şekilde sormuştu. Kendimi hiç gelinliğin içinde hayal etmemiştim.
'Ben doydum. Aldığın elbiseyi denemeye gidiyorum sonra da evime gideriz. Elini tuttum 'Bizimkilere ilişkimizi söylemek istiyorum.'
'Bana uyar 'dedi elimi öperek.
Onun odasına gidip kapıyı kapattım. Gözlerimden akan bir kaç damla yaşı hızla silerek.yüzüme sahte gülümsemeyi yerleştirdim. Çok kötü bir insandım. Kendimden nefret ediyordum. Tüm bu duygu ve düşünceleri bir kenara bırakıp poşeti açtım. Kurutma makinasından iç çamaşırlarımı çıkarıp giydim. Posette su yeşili çok hoş bir elbise vardı.
Hızla üzerime geçirdim. Askılıydı ama belinde fermuar vardı ve elim yetişmiyordu. İstemsizce Atlas'ı çağırdım . Bana her zaman bir mucizeye bakar gibi bakıyordu.
'Çok yakışmış.'
'Teşekkür ederim. Fermuarını kapatamadım.'
Hafif gülmüştü. Bana yaklaştı normalde arkama geçip fermuarı çekmesini beklerken önüme geçti ve sarılır gibi yapıp öyle kapattı fermuarı. Bir süre eli sırtımda gezindi. Başını boynuma gömüp derin bir nefes aldı.
'Beni baştan çıkartıyorsun.'
Elim ayağıma dolandı ve kendime geri çekmek isterken yatağa düşecekken Atlasıda çektim. Birlikte Yatağa düşmüştük Atlas tam üzerimdeydi. Benimse kalbim duracak gibi çarpıyordu. Dudaklarınızın arasında tek nefeslik bir mesafe vardı.
Hiç beklemediğim bir şey yapıp dudakları dudaklarımla birleşti. Ona karşı koyamıyordum yada koymak istemiyordum. O kadar tutkuyla öpüyordu ki sanki toz pembe bulutların üzerindeymişim gibi hissediyordum..
Çalan telefonla ikimizde o bulutların üzerinden yere çakıldık.
Hızla yanından kalkıp salona geçtim.
Telefonla konuştuktan sonra yanıma geldi. Hazırsan çıkalım.
'Hı hı .'
Yüzüne bakamıyordum. Birlikte arabaya bindik. Yol boyunca ikimizde sessizdik Atlas çok mutluydu bense onu her mutlu gördüğümde kendimden nefret ediyordum. Sırf Arat'tan uzak durmak için onu la birlikteydim.
Eve geldik. Zile basıp abimin açmasını bekledik.
'Günaydın abi.'
'Günaydın bro.'
'Eftelya iyi misin?'
Atlas'a sarıldım.
'Evet abi Atlas sağolsun çok iyim.'
Göz ucuyla Atlas'a baktı.
'Eftelya'yla sevgiliyiz.'
Arat beni öldürecekmiş gibi bakarken. Babam geldi. Söylediklerim onu memnun etmiş gibiydi. Sonuçta Atlas'la sevgili olmam demek Arat'la hiç bir ilişkim yok demekti.
Kim kızını mafyanın oğluma verirdi ki ?
Babam Atlas'la derin sohbetlere dalmıştı bende direk odama çıktım.
'Ne yapmaya çalışıyorsun ?'
'Nasıl yani?'
'Eftelya! Beni çıldırtmak için mi sevgili oldun ?'
'Hayır abi beni seviyor , değer veriyor. En azından onun için değerliyim. '
'Sen sevmiyorsun onu. Sadece bana inat ona gidiyorsun.'
' Çıkar mısın odamdan? '
Arat sinirle çıkmıştı. Kapıya sert bir tekme vurup kapattım. Haklıydı onu unutmak için Atlas'ı kullanıyordum. Yatağa uzandım üzerimi tamamen örtüp göz yaşlarımı serbest bıraktım. Sonuçta yapabildiğim en iyi şey buydu. ..
Ağlamaktan yorgun düşüp uyumuştum. Gözlerimi açtığımda odam karanlıktı. Dolaptan aşofman takımı çıkartıp giydim. Saçlarımı gelişi güzel at kuyruğu yaptım. Telefonumu şarjdan çıkartıp cebime attım. Sersem adımlarla merdivenleri indim. Atlas gitmemişti. Arat'la birlikte yemek hazırlıyorlardı. Babamsa maç özeti izliyordu.yanına gidip küçük bir kedi gibi sokuldum.
'Kızım iyi misin ?'
'Özür dilerim baba. Seni üzmek istemedim.'
Babama sıkıca sarıldım. Ondan başka kimsem yoktu çünkü.
'Baba kız arasında olur öyle şeyler.'
Başımı babamın omzuna yasladım. Babama mesaj gelmişti bi numaradan.
"Saat 21.30 da Grandprays otel 311 nolu oda gelmezsen herkese herşeyi açıklarım."
Babam hızla telefonu kapattı. Göz ucuyla bana baktı. Uyumuş gibi yaptım.
Kimdi o kadın ? Daha da önemlisi annem ölmeden öncede varmıydı?
'Sofra hazır.'
Babam beni de kaldırıp masaya geçtik. Ama babam gergindi tekrardan mesaj gelmişti.
'Bir sorun mu var ?"
"Evet oğlum işim çıktı size afiyet olsun.'
Masadan kalkıp babamı geçirdim. Yüzünde anlayamadığım korku ve endişe vardı. Bir kadın nasıl olurda tek bir mesajıyla babamı korkutabilirdi ki?
'Eftelya gel artık yemeğin soğuyacak.'
Masaya gidip yerimi aldım. Yanımda Atlas karşımda Arat vardı.
"Aç değil misin ?'
'Hı?'
'Tabağınla bakışmanız bittiyse yemeğini ye.'
'Elinize sağlık canım istemiyor.'
Saate baktım. Dokuz olmak üzereydi. Telefonumu çıkartıp Grandprays otelin konumuna baktım. Yarım saatlik uzaklıktaydı.
Yerimden kalkıp hızla odama gittim. Kot pantolon ve motorcu ceketimi üzerime giydim kaskımı elime alıp verandadan motorun anahtarını aldım.
'Bu saatte nereye gidiyorsun ?'
İkiside merakla bana bakıyordu.
'Gelince açıklarım çok geç kaldım. Sizi seviyorum.'
Arat hızla yerinden kalktı ona fırsat vermeden kapıdan çıktığım gibi motoru çalıştırdım.
'Nereye gidiyor birşey söyledi mi sana?'
'Hayır hiç bir bilgim yok.'
Motoru sağ şeride çekip kaskımı taktım. Son sürat otelin bulunduğu konuma doğru sürdüm. Yarım saatin ardından oteldeydim.
Resepsiyona gidip 311 numaralı odanın giriş kartını istedim. Başta diretselerde babamın yukarda olduğunu söyledim ve polis olduğunda ekledim. Tereddüt ederek anahtarı uzattı genç kadın. Hızla asansöre binip 311 numaralı odayı aramaya başladım.
Bulmuştum yavaşça anahtarı katıp kapıyı araladım. İçerden sesler geliyordu. Bir kaç tane adam sesiydi.
'Bize o belgeleri getirmezsen kızına herşeyi anlatırım demiştim.'
'Yapamam onları size verirsem benim meslekteki sonum olur.'
Telefonumu çıkartıp sessize aldım kamerayı açıp yavaşça vidyoya aldım yüzlerinde maske vardı. Arat'a konum attım. Acil gel diye.
Üst üste aramaya başlamıştı.
'Ya mesleğin ya kızın.'
'Yapamam .'
Ayağım girişteki sehpaya çarptı ve üzerindeki vazo devrildi.
'Kim var orda?'
Bir adam hızla gelip yakamdan tutarak babamın yanına fırlattı.
'Eftelya ne işin var burda?'
'Vay vay kimler varmış burda? Kul istedi bir göz Allah verdi iki göz.'
'Şimdi Şu siktiğimin belgelerini ver sen yoluna ben yoluma. Yada kızına gerçeği anlatayım.'
'Ne gerçeği?'
'zavallı masum küçük kız. Bir bilsen Baba'nın yaptığı şerefsizlikleri.'
'Düzgün konuş babamla.'
İğrenç bir kahkaha atmıştı adam.
'Baba dediğin adamın başka bir kadından çocuğu var 3 yaşında bir kızı var.'
'Yalan söylüyorsun. Sana asla inanmam.'
'adam telefonundan bir resim açtı.'
'Baba! ....Babamın ne yaptığı umrumda değil. Şimdi bizi serbest bırakın. Buraya gelirken polisi aradım birazdan gelirler.'
'Seni küçük velet.'
Adam eline aldığı silahı bize doğru uzattı.
'Hayırrr!'
Gözlerimi kapattım. Kolumda oluşan sıcaklık giderek yerini acıya bırakıyordu.
'Abi gidelim.'
Uzun süre yüzüme baktı.
'Cesaretine hayran kaldım küçük kız. Ama böyle bir adam için değer mi emin değilim.'
'Senin kadar korkak değilim.'
'Bana bak!'
'Yüzünü aç bakayım ödlek herifin tekisin. Kendini birşey sanıyorsun ama yaşlı bir adam ve kızına gövde gösterisi yapmaktan başka birşey yaptığın yok.'
'Vuruldun amk senin ağlayıp zırlaman gerekiyor.'
Güldüm hatta kahkaha attım.
'Bu aldığım en küçük yara.'
'Abi gelen var. Yangın merdiveninden gidelim.'
Adamlar hızla odadan çıktı.
'Kızım iyi misin ? '
Babam kravatını çıkartıp koluma sarmak istedi izin vermedim.
'Baba! Eftelya iyi misiniz ? Ne işiniz var burda?'
Atlas'la Arat gelmişti.
'Koluna noldu?'
Atlas hemen yerdeki kravatı alıp kolumu sardı.
'kim yaptı bunu? Neler oluyor biriniz anlatacak mı ?'
'Baban anlatsın. Benim böyle bir babam yok artık.'
'Arat kolu iyi durumda sadece sıyırmış. Ben onu eve götürüyorum sen babanla ilgilen. '
'Tamam.'
Otelden çıktık.
'Ben motorla gelirim.'
'Hayır ! Motorun kalsın ben sonra gelip alırım.'
Zorlukla tuttuğum göz yaşlarımı serbest bıraktım.
'Ne işin vardı orada? Kim ateş etti sana?'
'Eve gidip uyumak istiyorum.'
'Tamam.'
Eve geldiğimizde duvarda ne kadar babamla benim yada annemle fotoğrafları varsa kaldırıp yere fırlattım.
'Biraz yalnız kalabilir miyim?"
'Neden?'
"Lütfen!'
'Tamam ama yalnız kalmak zorunda değilsin ben yanındayım. '
'Sigaran var mı ?'
'Ne ?'
'Sigaran var mı ?'
Cebinden sigara çıkartıp yaktı derin bir nefes alıp bana uzattı.
'Teşekkür ederim.'
Bir tane de kendime yaktı. Sonra da kalkıp odamın penceresini havalandırdı.
'Babamın bir kadından çocuğu varmış.'
'Ne ? Nasıl ?'
'Yemekten önce babama mesaj geldi. Acil gel falan diyordu adreste vardı. Babamı kadınla basarım diye gitmiştim ama içeride 3 tane adam vardı yüzlerinde maske olduğu için kim olduklarını göremedim ama babam çok iyi biliyor. Çünkü adamın telefonunda babam bir kadın ve kızlarının resmi vardı.'
Kapının açılmasıyla odaya Arat girdi.
'Neler oldu anlat!'
'Arat sakin ol!'
'sen karışma. Ne işin vardı orda kim vurdu seni ? Babam ne saçmalıyor?'
'Babama mesaj geldi bi numaradan adres falan hepsi yazıyordu. Bende babamın hayatında biri olduğundan şüphelendim ve onu takip ettim. Adam bana babamın başka bir ailesi olduğunu 3 yaşında kızının olduğunu falan söyledi babamdan evrak falan istedi. '
'Aptal mısın sen ? Ya daha kötü yaralansaydın Ya o herifler ikinizinde kafasına dıksaydı? '
'Düşünemedim.'
'Neyi düşündün ki sen kendinden başka varsa yoksa senin duygu ve düşüncelerin. Annem öldü bunu kabullen artık. Ne yapacaktı baban bir ömür yalnız mı kalacaktı? '
'Yeter Arat yeter. Evet bencilim evet babam annemden başka kimseyi sevmesin istiyorum. Dayanamıyorum artık görmüyor musun ya ? İki ay bile olmadı annem öleli. Ben senin gibi birilerini kolay kolay hayatımdan çıkaramıyorum. İzin verirseniz uyicam.'
Atlas oturduğu yerden doğruldu. Arat'ta öfkeyle kapıyı yumruklayıp çıktı.
Atlas bana yaklaştı.
'Ne zaman istersen ben yanındayım. Bu gece buradayım uyku tutmazsa salona inersin.
'Teşekkür ederim.'
'Sevgililer bu günler içindir.'
Sevgili bu kelime nr kadar da yabancıydı. Bi o kadar da yakındı. Atlas iyi biriydi o kadar iyiydi ki her ona baktığımda vicdan azabı çekiyordum..
Cebimden telefonumu çıkartıp kaydettiğim vidyoya baktım. Hiç bir ayrıntı yok gibiydi. Sonra babamın başka kadınla olan çocuklarını hatırladım. Nede güzel sarılmıştı kızına. Ah be annem. Babam en az 3 yıldır aldatıyormuş bizi.
Kolum sızlıyordu. Üzerimi değiştirdim askılı tşört ve aşofman giyip koluma tekrardan pansuman yaptım. Yarayı sarıp salona ilerledim. Babam yoktu muhtemelen diğer ailesinin başına birşey gelmesinden korktu ve oraya gitti.
Arat'la Atlas salonda oturup birşeyi tartışıyorlardı.
Ayak seslerimi duyunca ikiside sustu.
'Daha iyi misin?'
'Su içecektim ama kolum şişiyor sanki bi baksana.'
Yarım bardak su içip Atlas'ın yanına oturdum. Arat'sa öfkeyle bakıyordu.
Atlas yavaşça sargıyı açtı.
'Hastahaneye gidip iğne yaptırman gerekiyor. Yaran mikrop kapmış.'
'Sende yokmu?
'Maalesef hastahane yakın size, yarım saat içinde gidip geliriz.'
Arat'a baktım öfkeden gözlerinden alev çıkaracaktı sanki.
'Tamam '
'Ben arabayı çalıştırıyorum hazırlan gidelim.'
Atlas çıkmıştı.
'Bana öyle bakmayı kes'
'Nasıl ?'
'İğrenç bir pisliğe bakıyormuş gibi.'
' Ona Bakıyorum zaten.'
Ağzından çıkan sözler canımı o kadar yakmıştı ki. Kolumun acısını bile unuttum. Gözlerimden akan bir kaç damlayı hızla sildim ve kapıyı çarpıp evden çıktım.
Arabada beni bekleyen Atlas'ın yanına oturdum.
Arabayı çalıştırıp hastahanenin acil bölümünden giriş yaptık. Beni boş bir sedyeye oturtup dikiş malzemelerini almaya gitti. Hemen yanıma 3 4 kişi geldi.
Yanlarındaki adam vurulmuştu galiba.
Gözüm yanlarındaki adama takıldı. Diğerlerinden çok farklıydı.
'Doktor yok mu s*** hastahanesinde?'
Bir iki tane doktor hızla müdahale etti. Atlas kolumu açıp dikiş atacaktı ki. Bi hemşir hızla gelip ameliyathanede bir sorun olduğunu söyleyip. Atlas'ı çağırmıştı.
'Atlas özür dileyerek önlüğünü giyip gitmişti.'
İlk yardım dersinde dikiş atmayı öğrenmiştim. Sağ elimle sol kolumu dikmeye çalışıyordum.
Az önceki adam hızla yanıma oturup. Atlas'ın getirdiği kutuya baktı. İçindeki iğneyi çıkartıp koluma uzandı.
'Ne yapıyorsun?'
'Ağrı kesici. Bu şekilde dikiş yapamazsın. '
'Sizi ilgilendirmez.'
'Sende farketmişsindirki bu gece burası çok yoğun. Saatlerce beklemek istiyorsan sen bilirsin.'
Kolumu uzattım. Daha kötü ne olabilirdi ki ?
Koluma iğneyi yapıp. Dikiş atmıştı. Beş dakika bile sürmemişti. Sonra tentürdiyot sürüp yaranın etrafını temizledi. Sargı beziyle sarıp yapıştırdı.
'Teşekkür ederim.'
Adam çok tanıdıktı ama bir türlü çıkaramıyordum.
'Daha önce tanışmış mıydık?'
'Hiç sanmıyorum küçük kız öyle olsa kesin hatırlardım.'
'Anladım tekrardan sağol.'
Hastahaneden çıktım. Bir sağıma bakındım bir soluma. Eve gitmek istemiyordum. Arat'ın bana b*Ka bakar gibi bakmasını kaldıramıyordum.
Aslında tam olarak öyleydim. Hala vicdan azabı çekiyordum.
'Gidecek yerin yok mu ?'
Bana dikiş atan adamdı.
'Var ama gitmek istemiyorum.'
Elimi uzattım. 'Eftelya ben '
'Barlas'
'Memnun oldum. '
Cebimden telefonumu çıkarttım. Saat gece 2 yi geçiyordu.
Telefonu kökten kapattım.
'Geç oldu gidecek yerin yoksa bu gecelik misafirim ol.'
'Teşekkür ederim ama her evine davet edenin evinde kalmıyorum.'
'Ben babanın arkadaşıydım. Yani yabancı sayılmam.'
Tek kaşımı kaldırıp ona baktım.
Çok bitkindim iğnenin de etkisiyle uykum geliyordu.
'Tamam'
Ne olacaksa olsun artık.
Siyah bir araç geldi şoför arka kapıyı açtı bindim diğer taraftan da o bindi.
Gözlerim kapanırken hissettiğim son şey. Camda uyuklayan başımı Barlas yavaşça dizlerinin üzerine bırakmıştı. Yüzüne gelen saçlarımı yavaşça yüzümden çekti.
.,.,..,.....
Gözlerimi açtığımda nerede olduğumu anlamaya çalışıyordum. O kadar rahat uyumuştum ki bian herşeyi unutmuştum.
Yataktan doğruldum. Hemen yanı başımda tşört ve pantolon vardı. Hiç yadırgamadan üzerimdeki hastahane kokan kıyafetlerden kurtuldum. Tşört çok bol olsada pantolon tam bana göreydi. Saçlarımı dağınık ev topuzı yaptıktan sonra elimi yüzümü yıkayıp odadan çıktım. Uzun koridoru geçtikten sonra merdivenlerden indim.
'Günaydın.'
Dünkü adam salonun köşe tarafında bulunan L koltuğa oturmuş önündeki kahvaltılıkları yerleştiriyordu.
'Günaydın. Kıyafet için teşekkür ederim.'
'Önemli değil. Çay mı ? Kahve mi ? Meyve suyu mu ?'
'Çay '
Karşısına oturdum ve onu incelemeye başladım. 30 küsür yaşı vardı. Hafif kirli sakalı keskin bakışları sert çehresi bir filmdeki kötü karakter gibiydi.
Hemen cebimden telefonu çıkarttım. Ard arda gelen mesaj ve cevapsızlar sıralanmıştı.
Arat arıyordu.
'Afedersin.'
'Sorun yok.'
Delirmişti. Özellikle Atlas en azından ona haber verebilirdim ama düşünememiştim. İkisinden de özür diledim. Masaya geçip oturdum.
'Bir sorun mu var?'
'Bizimkilerden habersiz geldiğim için çok merak etmişler.'
'Özür dilerim seni zora sokmak istemedim.'
'Senin ne suçun var canım. Ben kaçıp kurtulmak istedim.'
'Neyden ?Arkadaşlar konuşurken duydum babanın başı dertte mi ?'
'Bilmiyorum. Hiç birşey anlatmıyor. Evede gelmiyor eskisi gibi. Belkide o adam haklıdır.'
'Hangi adam?'
'Boş ver '
'Baban bir davaya bakıyordu ne oldu o dava?'
'Ne davası?'
'Hayırlayamadım ama Cengiz isimli birşeydi.'
'Bilmiyorum. Bize anlatmaz öyşe şeyleri.'
'Senden küçük bir iyilik istesem. '
'Nedir?'
'Baban yaşadığı olay yüzünden davadan vazgeçti. Onda kırmızı bir flaş ve balistik raporu var. Onları bana getirir misin?'
'Babamı zora sokacak bir şey yapamam.'
'Zora sokmicaksın dvayı ben üstlenicem böylece babanında başı rahat olucak.'
'Bilmiyorum eve gidince bakarım. Numaranı ver kaydedeyim. Bulursam ararım seni.'
'Bu iyiliği yap dile benden ne dilersen?'
'Karşılık için yapmıyorum. Çaylar soğumadan kajvaltıyı yapalım bence.'
Üst üste mesaj geliyordu. Abim ve Atlas'tan dı.
'Ben doydum. Herşey için teşekkür ederim. Bizimkiler beni durdurmayacak eve gidip senin söylediklerine de bakarım.'
'Tamam seni bırakayım.'
'Gerek yok.'
'Olur mu öyle şey. Ben aldım ben bırakıcam.'
'Herşey için teşekkür ederim.'
'Ne demek küçük kız.'
Arabaya bindik. O sürdü bende evi tarif ettim.
Sokağa girdiğimizde Arat pencerede beni bekliyordu.
Arabadan indim. Barlas'sa el sallayıp gitmişti. Zile bastığımda kapıyı açan Atlas olmuştu.
Hızla sarıldı.
'Of sevgilim nerdesin sen aklım çıktı.'
'Özür dilerim. Şarjım bitmişti .'
Öfkeyle Arat geldi.
'Dün gece neredeydin ?'
'Arkadaşımda kaldım.'
'Kim ? Hangi arkadaş?'
'Sana ne? Sana hesap vermicem.'
'Eftelya delirtme adamı ? Neredeydin lan ?'
'Arat sakin mi olsan?'
'Sen karışma !'
'O senin kardeşin olsa bile benim sevgilim. Mutlaka bir açıklaması vardır.'
Atlas önüme geçip korumak ister gibi siper almıştı.
'Bana onu savunma onun ne halt olduğunu en iyi ben bilirim. Şimdi söyle dün gece nerede sürttün?'
Atlas'ın arkasından çıkıp Arat'a sert bi tokat atmıştım.
Sonrada hızla odama çıktım. Elim ve kalbim acıyordu. Allah kahretsin ki haklıydı ama düşündüğü gibi bir şey olmamıştı .
Odaya Atlas girdi. Sıkıca sarıldı. Bende ona sarıldım.
'Ben kötü bir şey yapmadım ki?'
'şş tamam sakin ol.'
'Atlas !'
'Söyle güzelim.'
'Evlenelim mi ?'
'Evlenelim tabi. Bunu benden daha çok kimse isteyemez.'
Dizlerine uzandım oda saçlarımı okşuyordu. Uyuduğumu sanıp beni yatağa uzandırdı ve odadan çıktı.
Biraz bekledikten sonra bende yataktan çıktım Arat'ın odasının kapısı açıktı.
' ne saçmalıyon lan sen ? Kardeşim o benim.'
'Bunu isteyen Eftelya.'
' Yaptığımız anlaşmayı unuttum deme sakın?'
'Yater Arat ona da yazık. Ya herşeyi bir bir anlatırsın yada ben evlenirim ve buralardan götürürüm onu.'
' s*krm seni.'
'zoruna mı gidiyor? O zaman gerçeği anlat kurtul. Diğer türlü benim için hava hoş. onunla ciddi düşünüyorum ben. İki günlük bir ilişki değildi. Benim gözümde ha Kumsal ha Eftelya ikisi de aynı.'
Çalan telefonumla hızla merdivenlere yöneldim. Merdivenlerden iniyor gibi yaptım.
Arat hızla odadan çıktı. Oralı değilmiş gibi davranıp telefonumu açtım. Arayan Barlas'tı. Dosya ve flaşı sormuştu.
'Uyumadın mı sen ?'
'Hayır acıktım.'
Atlas yanıma gelip kolunu sırtıma doladı.
'Canın ne istiyor söyle ben yaparım.'
'Zahmet olmasın ?'
'Ne zahmeti müstakbel eşime zevkle hazırlarım '
Arat'a bakarak ve bastırarak söylemişti. Arat'sa her zaman ki ögkeliydi.
'Teşekkür ederim ama ekmek arası birşeyler yesem yeterlidir. '
Hızlıca ekmeğin arasına domates salatalık doldurup yanlarından ayrıldım .
'Nereye?'
'Odama. Sen bu gece de burada mısın?'
'Evet tabi sıkıntı olmazsa.'
'Ne sıkıntısı. Çok sevinirim. Odamda biraz işim var sonra birlikte film izleyelim mi ? Yada DC oynarız. Veya dışarı çıkıp takılırız. Ben gelene kadar seç birini.'
'Ne işin var ?'
'Kızsal bi durum. Herşeyi sorgulamaktan vazgeç artık. Az kaldı evden kaçmama.'
'Kaçırayım seni.'
'Yok demem.'
Odama gidiyor gibi yapıp hızla babamın çalışma odasına gittim. Ne aradığımı bilmiyorum ama kurcalıyordum sağı solu. Çekmecede küçük bir kutuda . Anahtar vardı hızla anahtarı aldım. Duvardaki tabloyu kaldırıp arkasındaki kasayı açtım. Bir kaç tane dosya vardı hızla çıkarttım.
Nihayet Cengiz Karadağ yazan bir dosya buldum ve içinde de kırmızı bir flaş vardı. Hızla tşörtümün içine sokup kasayı kapattım. Tabloyu ve anahtarı yerine koyup yavaşça odadan çıktım.
Kendi odama gidip yatağımın altındaki siyah kutuyu çıkartıp içine koydum. Ekmeğimi yiyip kişisel işlerimi hallettim. Saat akşam 9 du ne ara akşam olmuştu hiç anlamamıştım. Havalar iyice ısındığı için crop ve kot şort giyip üzerime uzun ince ceket giydim. Saçlarımı tarayıp açık bıraktım. En sevdiğim parfümümü sıkıp hafif bir makyaj yaptım. Telefonumu kotun arka cebine sıkıştırıp conversimi giydim. Merdivenleri sekerek indim .
Arat ve Atlas yemek hazırlıyordu.
'Selam gençlik.'
'Ne bu güzellik ?'
'Abim izin verirse Sevgilimle diskoya gidip deli gibi eğlenmek istiyorum.'
'Bu kılıkta mı ?'
Yine iğrenç bir şeye bakar gibi bakıyordu . Üzmicektim kendimi.
Atlas'ın telefonu çaldı.
'Özür dilerim güzelim ama hastahaneden arıyorlar acil gitmem lazım. Başka bir sefere gidelim.'
Tüm neşem sönmüştü.
'Hadi ya!'
'Üzülme bir daha ki sefere seni daha güzel bir yere götürücem sana söz.'
'Sorun değil. Alıştım artık istediklerimin olmayışına.'
Atlas sıkıca sarılıp veda etmişti.
Arat'la baş başa kalmıştık.
'Afiyet olsun.'
'Yemeğini ye ben götürürüm seni.'
'Kendini zorlama. Beni sevmek yada bana abilik yapmak zorunda değilsin. Bu ilk hevesimin kursağımda kalışı değil.'
'Sçzlerim emirdir. Şimdi tabağını bitir ve beni bekle.'
'Az önce yemiştim ben aç değilim.'
'Tamam çıkalım o zaman.'
Konuşmamıştım. Yol boyunca ne o ne de ben tek kelime etmemiştik.
Arabayı valeye teslim edip içeri girdik çok kalabalıktı. Ortada büyk bir pist sağda bar sol da ikili masalar arkada ise koca vardı. Arat'la locaya geçtik. L koltuğa geçip oturduk.
Bir müddet bir birimize baktık. Yanımızdan geçen garsonun tepsisinden iki içki aldım. İkisini de içtim. Yine aldım yine içti ve yine. Artık yavaş yavaş sarhoş oluyordum. Yerimden kalkıp deli gibi dans edenlerin içinde bende dans ediyordum. İçim kan ağlarken yüzüm gülüyordu. Arat'ın yanına bir kaç kişi gelmişti. Bende susamıştım ve yanlarına gittim.
'Merhaba.'
'Merhaba küçük kız.'
'Sen ?'
'Sevgilin çok güzelmiş Arat. Kıskandım doğrusu.'
'Kapa çeneni.'
'Biz sevgili değiliz 'dedim gülerek.
Barlas'a yaklaşıp kulağına fısıldadım.
'İstediklerini buldum bende.'
Barlas'ın yüzü gülmüştü.
Dans müziği çalmaya başladı.
'Arat izin verirsen küçük hanımla dans etmek istiyorum.'
'Ona niye soruyorsun? Onun gözünde fahişeden farkım yok. O zaman ne yapıyoruuuzzzzzz fahişe olup beyimizi onurlandırıyoruz.'
Barlas'ın elini tutup piste çektim.
'Lütfen yanlış anlama onu kızdırmak istiyorum.'
'Sorun yok güzellik. Dosyayı yarın getirebilir misin?'
'Elbette yeri ve zamanı yazarım yada yazarsın.'
Dans müziği bitmiş yerini disko müziği almıştı.
'vuuhhuu haydi ama oturmaya mı geldik.'
Arat'ın koluna yapışıp piste çektim. Saçlarım bir birine girmişti. Her önüme gelen garsondan içki alıyordum.
Arat öfkeyle Barlas'ın yanına yaklaştı.
'Ne söyledi sana?'
'Anlamadım ki .'
'Bana yalan söyleme.'
'Neden yalan söylim ki?'
'Hayallerimin çookk ötesinde, hırçın bir denizken duruldummmm .'
Bu ben ben değildim.
'O anda duruldum. Hırçın bir denizken vuruldum gözlerine.' Arat'a sıkıca sarıldım. Barlas veda edip gitmişti.
'Seni seviyorum. Seni çok seviyorum Arat seni çok seviyorum. Neden görmüyorsun ? Duymuyorsun? Sen böyle yapınca kalbim acıyor.'
Dudakları dudağımdaydı. Kollarıyla sıkıca sardı. Dudaklarımı kopartacak gibi öpüyordu
Dudağını yavaşça dudaklarımdan ayırdı.
'Seni seviyorum.'
Tüm bedenim büyülü sözlerin etkisindeydi sanki.
'Seni çok seviyorum.'
'Neden o zaman aşkıma karşılık vermiyorsun? Neden ikimizede acı çektiriyorsun?'
Ağlamaya başlamıştım.
'Bu kadar yeter eve gidiyoruz.'
Kucağına alıp arabaya bindirdi. Yol boyunca elini tuttum. Hislerim karmakarışıktı.
Eve geldik. Adım atacak halim yoktu. Bastığım yer pamukmul gibiydi. Sanki ayaklarım yere değmiyordu. Dengemi sağlayamayıp düşecekken Arat hızla koşup kucağına aldı.Başımı boynuna gömdüm. Odama getirip yagağıma uzandırdı.koluna yapıştım.
'Gitme lütfen! Annem gitti,babam gitti sende gitme.'
Yanıma uzandı sıkıca sarılıp gözlerimi kapattım.
❇️❇️❇️❇️❇️❇️
Bölüm etkileşimi
