13. bölüm / 14
Yürek Sızım (YASAKLIM)13
Bölümler 14Şu an: 13
- 1 Bölüm 11.497 kelime
- 2 Bölüm 22.165 kelime
- 3 B3557 kelime
- 4 bölüm41.212 kelime
- 5 Bölüm 51.442 kelime
- 6 Bölüm 61.218 kelime
- 7 Bölüm 7448 kelime
- 8 Bölüm 8642 kelime
- 9 Bölüm 91.232 kelime
- 10 Bölüm 101.199 kelime
- 11 Bölüm 113.500 kelime
- 12 Bölüm 121.277 kelime
- 13 132.047 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14 sezon finali1.900 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Küçük bir ışık gözlerime giriyordu ve sesler uğultu gibi gelip kesiliyordu. Kalp atışlarımı artık duyamıyordum. O kadar yorgundum ki gözlerim açılmıyordu.
'Dayan güzelim iyi olacaksın.'
Arattı bu. Sesi çok kötü geliyordu.
Zorlukla gözlerimi açtım. Onun ıslak kahve rengi gözlerine odaklandım.
'Uyandın.'
Elimi kaldırıp hafif çıkan kirli sakalına dokundurdum ama vucudüm artık söz dinlemiyordu ve kolum direk yatağa düştü. Gözlerimden yaşlar damla damla aksada ağzımdan hiç bir kelime çıkmıyordu.
'Doktor neyi var?'
Odaya beyaz önlüklü biri girmişti. Gözlerime yine ışık tuttu.
'parmağımı takip edin lütfen.'
Gözlerim sanki Arat'ın gözlerine kilitlenmişti. Sanki felçliymişim gibiydi.
'Kızım gözlerinle parmağımı takip et.'
İstemiyordum. Tek istediğim Arat'a sarılmaktı. Bunca yıl neden uzak kaldığını sorgulamaktı.
'Atlas neler oluyor birşey söyleyin lan?'
'Septik şoka girmiş.'
'o ne demek anlayacağım dilde söyle.'
' Septik şok, sepsis nedeniyle kan basıncının tehlikeli derecede düştüğü, hayati organlara yeterli kan akışının sağlanamadığı acil bir durumdur. Bu durum, enfeksiyona karşı vücudun aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkar ve hızlı müdahale edilmezse ölümcül olabilir..'
Arat yatağa oturup kalmıştı.
'Kurtar onu Atlas kurtar.'
'Merak etme Ayhan Hoca işinin en iyisidir. Ancak '
Yüzü düşmüştü Atlas'ın çaresizce bana bakıyordu.
'Vücudunda mutlaka hasar bırakacaktır. Basit bir diller anlatırsak vücudu mikroplar yerine kan hücreleriyle savaşıyor buna kan zehirlenmesi de denir ve bir çok organı yada beyni zarar görebilir. Tek avantajımız erken tanı. Abin zamanında getirmeseydi ..'
Devam edememişti. Hepsini duyuyordum ama vücudum hiç bir düşünceme tepki vermiyordu.
Yapabildiğim tek şey gözlerimden akan yaşlardı.
Arat elimi tuttu sıkıca saçlarımı okşadı.
'Özür dilerim güzelim özür dilerim. İyileşeceksin ve herşey yoluna girecek.'
Göz yaşlarımı silip gözlerimden öptü. Atlas'ta odadan çıkmıştı. Bir süre sonra Barlas geldi elinde iki tane çay vardı. Bana göz kırpıp. Arat'a çayın birini uzattı.
'Korkma o çok güçlü bu kadar basit birşey onu öldüremez.'
'Onun için ondan vazgeçmiştim. Ne kadar da aptalım.'
'Aptal olduğun doğru '
Ortamı yumuşatmaya çalışıyordu.
'Babasına söylicek misin?'
'Hayır .'
Başımdaki makina ötmeye başladı Heryer kararmıştı. Gördüğüm son şey Arat'ın öfke ve korkuyla doktoru çağırmasıydı.
✨✨✨✨✨
'Arat ! Arat! '
'Sakin ol güzelim korkma buradayım.'
'Işı açar mısın ? Çok karanlık .'
'Ne ?'
'Neden heryer bu kadar karanlık neredeyiz ? Korkuyorum '
'Tamam sakin ol ben doktoru çağırmaya gidiyorum.'
'Gitme korkuyorum.'
'Atlas birşey söyle lan.'
'Maalesef görme yetkisini kaybetmiş. Tüm organları iyi ama . '
'Ama yok duydun mu beni? Ameliyat yapın bir işe yarayın. '
'Vucudu hazır değil. Kendini toparlaması lazım. Bir ay sonra göz için ameliyat olacak. O zamana kadar maalesef .'
'Atlas s*ktr me belanı ne konuşuyon sen kız kör mü gezecek.'
'Ölebilirdi son anda kurtuldu. '
'Öldürün beni ben kör olmak istemiyorum ben karanlıktan çok korkarım.'
Bir el başımı okluyordu.
'Otuz gün sabret. Sonra yine göreceksin.'
'İstemiyorum.'
Koluma giren iğnenin etkisiyle bedenim ağırlaştı.
...
Karanlık bir dünyaya gözlerimi açtım. Korkuyordum yeni doğan bir bebek gibi savunmasızdım. Ve beni koruyup kollayacak meleğim yani annem yoktu. Sonsuz bir karanlıktaydı..
Yattığım yerden doğruldum. Ayaklarım soğuk parkeye değmişti neredeydim? Ellerimi uzatıp dokunabileceğim birşey aradım. Kapıya çarpınca duraksadım.
'Kimse var mı ?'
Bir kaç adım atmıştım ki bir el belimi kavradı. Kim olduğunu göremesemde bu Arattı. Kokusu ciğerlerimi doldurmuştu.
Merdivenleri kucağına alarak indirdi. koltuğun üzerine uzandırıp sırtıma yastık bıraktı.
'Eftelyam canımın içi daha iyi misin?'
'Tekrardan görene kadar iyi olmicam.'
'Düzeleceksin sana söz veriyorum. Gerekirse gözlerimi sana veririm.'
Sıkıca sarılmıştı. Yanaklarıma ıslaklık değmişti ağlamışmıydı o ? Yanımdan kalkıp bir kaç dakika sonra tekrardan geldi.
'Ağzını aç.'
Küçük bir çocuk gibi ilgileniyordu benle. Biraz çorba içtim. Gözlerimden akan yaşlara engel olamıyordum.
'Arat '
'Söyle güzelim.'
'Bırakma beni. Korkuyorum.'
'Az kaldı güzelim 28 gün kaldı biraz sabret.'
'Neden beni sevdiğini söylemedin? Neden Atlas'la bu işleri çevirdiniz?'
'Seni kaybetmek istemiyorum.'
'Az kalsın kaybedecektin. '
Yattığım yerden kalktım.
'Nereye?'
'lavaboya gitmem gerekiyor.'
Kucağına aldı üst kata çıkartıp lavaboya getirdi.
'Gerisini ben hallederim.'
'Emin misin?'
'Hı hı '
Klozetin yerini hatırlamaya çalıştım. Uzun süre sonra işlerimi hallettim. Kapıyı açtığımda Arat'ın kokusu burnuma geldi. Beni yine kucağına alıp alt kata indirdi.
Zil çaldığında beni koltuğa bırakıp. Kapıya yöneldi.
'Barlas ne işin var burada ?'
'Küçük kıza geçmiş olsuna geldim... Geçmiş olsun küçük kız.'
'Teşekkür ederim.'
Gözlerimin önünde hafif bir hareketlilik hissettim .
'Ameliyat ne zaman ?'
'Bir ay sonra.'
'Tekrardan geçmiş olsun. Arat iki dakka konuşalım mı ?'
'Mutfağa gel.'
'Bu akşam büyük bir sevkiyat olacak. Sende olmalısın. Biliyorum onu bu şekilde bırakamazsın ama uzun sürmez. En fazla 2 saat. Tır yola çıktığında sen de buraya dönersin. Diğerleriyle ben ilgilenirim ama John özellikle seni istedi.'
'Tamam yer ve saati at bana.'
'Amşam görüşürüz. Tekrardan geçmiş olsun küçük kız.'
Kapı sesi gelmişti. Anladığım kadarıyla gitmişti.
'Arat bir sorun mu var?'
Yanıma oturup saçımı okşadı.
'Akşam 2 saatlik işim var. Uzun sürmicek.Korkarsan Atlas'a haber vereyim.'
'Hayır gerek yok.'
'Emin misin ? '
'Hı hı. Ne zaman gideceksin?'
'yarımmsaate çıkarım. Sende uzan istersen. Kapıyı kimseye açma.'
'oraya kadar gidebileceğimi sanmıyorum."
Arat hazırlanmaya gitmişti bende karanlıktan başka birşey görmeyen gözlerimi tekrar karanlığa mauhkum edip kapattım.
..
Kapının açılma sesiyle gözlerimi açtım. Sanki birşey görebilecek işim gibi.
'Arat sen mi geldin?'
Ayak sesleri yukarı çıkmıştı.
'Arat sen misin?'
Yukarı giden sesler tekrardan merdivenlerden geldi.
'Eftelyaa!'
Bu ses? Babama aitti.
'Baba!'
'O dosya ve flash bellek nerede ?'
Hızla uzandığımmyerden kalktım.
'Olması gereken yerde.'
'Ne demek lan olması gereken yerde.?'
Babama çok öfkeliydim.
"Şu demek . O dosyayı alıp o adamlara verdim.'
Yüzüme inen sert tokatla yere düştüm. Düşerken cam sehpaya çarptı dirseğim. Ve büyük bir gürültüyle kırıldı.
Zorlukla ayağa kalktım.
'İyi yaptım. Yine olsa yine yaparım. Sen karısını aldatmış iğrenç bir pisliksin. '
Yüzüme inen ikinci tokatla sendeledim ama düşmedim.
'Yalan mı ha yalan mı? '
'Kapa çeneni.'
'Zoruna mı gitti ha. Bir de baba olacaksın. Lan ben senin yanında vuruldum. Bir kez olsun aradın mı? Sen de nasıl oldun dedin mi ? Ama yok sen o küçük kızı daha çok sevdin. Şimdi defol bu evden.'
'Kimin evinden kimi kovuyorsun Sen ?'
'Annemin evinden senin gibi bir adiyi kovuyorum.'
O kadar sert tokat atmıştı ki çemen çıktı sanmıştım ve ağzıma gelen kanın demirimsi tadını bile almıştım.
Kapıyı da aynı sertlikte kapattı. Tüm evi yıkmak istercesine. Ama yıktığı tek şey içimde baba sevgisiydi. Kör bir kıza vurabilecek kadar aciz biriydi. Baba kelimesi onun için lügatından kaldırılalı çok olmuştu.
O pislik için ağlamicaktı ama gözlerine söz geçiremiyordu. Ağladı küçük bir kız çocuğu gibi ağladı. Yaz ayı olmasına rağmen üşüyordu. Bilmiyordu ki onu üşüten kalbindeki baba sevgisinin sonsuzluğa gömülmesiydi.
Koltuğun kenarına yere oturup dizlerini kendine çekti. Saçları yada yüzü ne haldeydi bilmiyordu bile. Ağlamaktan yorgun düşmüştü. ...
'Eftelya ! Noldu burda kapı neden açık?'
Arattı bu hızlıca ona sarıldım.
'Kim yaptı sana bunu ? '
'ayağım takıldı düştüm.'
'Eftelya yalan söyleme. Yüzün morarmış, dudağın patlamış. Dirseğin kesilmiş. Sıkıca sardı beni .'
' biri birşey mi yaptı ? Anlat güzelim anlat susma korkutma beni. Tacize mi uğradın?'
'Hayır. Söylediğim gibi ayağım takıldı.'
'Daha fazla zorlamicam ama benden birşey saklama.'
Derin bir nefes aldım. Ama söyleyemedim çünkü babamın olduğunu bilse gidip onu öldürürdü ve polis öldürmekten müebbet yerdi. Bu yüzden yapabişdiğim tek şeyi yaptım. Ona sıkıca sarılıp gözlerimi kapattım...
'Alo.. Nasıl ? Neredesiniz şimdi? Tamam 1 2 saate oradayım.'
Arat'ın konuşmasını duymuştum. Karşı tarafta genç bir kadın sesi vardı. Arat beni böyle bırakıp başka kadınlara mı gidecekti?
'Güzelimm uyudun mu ?'
Ses çıkartmadım. Beni kucağından indirmeden odaya götürdü. Burnuma sürekli onun kokusu geliyordu. Başım yastığa değdiğinde anladım ki Arat kendi odasına getirmişti.
'Hemen gitme lütfen. Biraz daha kal.'
Elleri saçımda ve yüzümdeydi. Oda yanıma uzanmıştı.
'Şuan gözlerinin içine bakıp seni ne kadar sevdiğimi söylemek isterdim.
'Çok az bir işim var. Ama sen böyle masum masum yatarken hiç gidesim yok.'
Ellerimle nerede olduğunu öğrenmek istercesine ona dokundum sonra yüzüne ve dudaklarına başını yavaşça kendime çektim. Dudakları dudağıma değdiğinde tüm vücudum dalgalanıyordu. Sanki hayat öpücüğüydü. Oda karşılık vermişti. Kalbim deli gibi atıyordu. Onun kalp atışlarını da duyabiliyordum. Elleri vücudumu keşfe çıkmıştı adeta, bense kendimi onun karanlık ve büyülü dünyasına bıraktım. .....
❇️
Gözlerimi açtığımda Arat yoktu.
'Dur bi saniye !'
heyecandan kalbim paylayacaktı resmen.
'Görüyorummm! Rabbim teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.'
Dolaptaki aynada kendimi görünce utançla başımı eğdim. Yüzüm kızarmıştı. Arat'la birlikte olmuştuk. Onun yastığına sarılıp kokusunu içime çektim. Çok seviyordum . Onu her düşündüğümde kalbimde lavlar fışkırıyor gibiydi. Bir şeyler içime sığmıyordu. Yataktan doğrulup yerdeki kıyafetlerimi topladım. Kendi odama geçip güzel bir duşun ardından. Aşofman takımımı giyip. Saçlarımı kuruladım. Arat'ın odasına gidip çarşafları değiştirdim. Seke seke merdivenleri indim.
Dünkü yada bugün kü kavgadan eser yoktu ne ara temizlemişti buraları? Kendime güzel bir tost yapıp afiyetle yedim. Gözüm duvardaki saate kaydı akşam 9 du.
Telefonumu aradım nihayet bulabilmiştim. Şarjı tamdı Arat bunu bile düşünmüştü.
Arat'ı aradım. Telefonu yukarıdaydı. Hızla üst kata çıktım. Yatağın altına düşmüştü. Yerden alırken elim watsapa girdi.
Atlas mesaj atmıştı. İçimdeki merak duygusuna yenik düştüm.
'Sanırım anlaşma bitti. Evinin anahtarını kapının yanındaki saksının altına bıraktım. Eftelyaya böyle bir oyun oynadığımız için kendimi affetmicem. Bir süreliğine ailemin yanına gidiyorum. Ona benim için iyi bak.'
Nasıl ya ? Atlas'ın herşeyi sahtemiydi ? Odama gidip hızla üzerini değiştirdim. Ve motora atlayıp Atlas'ın evine gittim. Anahtarı bulup kapıyı açtım. Ev boştu hızla yatak odasına gittim. Açamadığım o kapıyı zorladım hemen açılmıştı. Işığı yaktığımda gözlerime inanamadım.
Küçük bir odaydı ama tüm duvarda bizim fotoğraflarımız vardı. En saçma resimleri bile çıkartmıştı. Küçük bir koltuk ve hemen yanında mini dolap vardı. Dolabı açtığımda içinde içkiler vardı. Ve hemen köşede küçük bir masa ve üzerinde Arat'a aldığım bütün hediyeler vardı. Ben beğenmedi diye düşünürken o hepsini saklamıştı. Ne zaman almıştı ki bu evi? Kapıyı kilitleyip anahtarı cebime attım. Ve eve gidip Arat'ı beklemeye başladım.
Yoktu. Kaç saat geçmişti hala yoktu. Arat'ın abisini aramak istedim ama gördüğümü Arat'a ilk ben söylemek istiyordum.
Gözümü açtığımda sabah olmuştu hızla Arat'ın odasına koştum yoktu.
Dayanamayıp Barlas'ı aradım. Ulaşılmıyordu. Korkuyordum kalbimde derin bir acı vardı. Üzerime ceketimi alıp motora atladım. Barlas'ın evine gittim. Ev bomboştu. Olduğum yerde dona kaldım. Aklıma iş yerleri olan gece kulübü geldi. Motoru hızla oraya sürdüm. İkinci bi şoku da orada yaşadım. Geceklübü kapalıydı kepengi açılmamıştı.
Hemen yan taraftaki dükkana sordum.
'Barlas Bey Yurt dışına gideceğini söylemişti.'
Kaldırım kenarına oturup kaldım. Hayır Arat'ta gitmiş olamazdı yapamazdı bana bunu. Göz yaşlarımı silip Atlas'ı aradım.
Şehrin çıkışına doğru küçük bir kasaba da doktorluk yaptığını söyledi. Adresi alıp gazladım.
Küçük bir hastahaneydi geldiğim gibi aradım.
'Eftelya iyi misin? Gözlerin nasıl düzeldi?'
'Beni boş ver Arat yok dünden beri ulaşamıyorum. Abisi yurt dışına gitmiş . Atlas lütfen bir haber var de lütfen.'
'Bilmiyorum inan bilmeyi çok isterdim .'
'En son bi kız yada kadınla konuşuyordu. Tamam 1,2 saate geliyorum demişti. Yapmaz demi? Beni bir başkası için bırakmaz demi ?'
'Benden haber bekle. Ona ulaşabilecek tüm yolları denicem. Sen sakin ol. Aç mısın ? Yada istediğin herhangi bir şey var mı ?'
'Hayır yok. Ben eve gidiyorum belki gelir. Haber alırsan lütfen ara lütfen. '
'Merak etme senin üzülmene izin vermem.'
Ona sıkıca sarılıp kaskımı taktım. Akşam olmuştu eve geldiğimde Arat'tan en ufak bir iz yada ses yoktu.
Hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Kocaman boş evde tektim. 3 ay öncesine kadar sıcacık aileye sahiptim şimdi buz gibi bir ev bomboş ıssız ve sessiz.
Arat'ın odasına girdim. Dolabı falan kurcaladım ama kayda değere hiç birşey bulamadım. Yapmazdı benim sevdiğim adam beni o karanlık dünyada bırakıp gitmezdi. Tekrar evden çıktım bu sefer babamın evine gittim ama içeriye giremedim. Pencereden mutlu aile tablosunu izledim.
Benden başka herkes mutluydu koca şehirde sanki benden başka kimse yokmuş gibi yapayalnızdım. Annem,Arat,babam hepsi tek tek gitmişti. Belki bir umut eve gelir diye eve gittim. Yoktu kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Aklıma kötü şeyler getirmek istemiyordum. Açlıktan midem bulanıyordu bisküvi aldım ama yiyemiyordum. Ya öldüyse bu düşünce beynimi kemiriyordu. Atlas arıyordu
'Efendim!'
'Arat Hollandaya gitmiş ancak.'
'Atlas ne varsa söyle lütfen'
'Yanında bir kadın varmış.'
'Ne ? Nasıl hangi anlamda?'
'Bilmiyorum arkadaşımın attığı resmi sana attım.
Telefona gelen bildirimle hızla resmi açtım. Arat birine sıkıca sarılıyordu ama sarıldığı kişinin yüzü falan görünmüyordu.
'Yapmaz demi ? Onun için beni bırakmaz demi ?'
'Yanına gelmemi ister misin?'
Telefonu kapatıp elime geçen herşeyi duvara fırlattım.
'Neden ya neden neden neden? Gücüm kalmadı. Görmüyor musun ? Yetmedimi çektiğim? Bitmedi mi ızdırabım? Al artık bu canı al. Kalbime vuruyordum. Dursun artık atmasın. .'
İnsan ne ile yaşar ? Su mu yada ekmek mi ? Peki ya sevgisiz kaç gün yaşar? Boğuluyordum. Acının tarifi o kadar büyüktü ki cehennemin yedi katı da kalbimdeymiş gibiydi. Onun odasına gidip yastığına sarılıp kokusu sinmiş yastığı kokladım. Dün onun sıcaklığıyla cenneti yaşatan yatak. Şimdi onun yokluğuyla cehennemi yaşatıyordu. Ağlamaktan yorgun düşüp gözlerimi o bildiğim karanlığa teslim ettim.
🖤🖤🖤🖤
Bölüm etkileşimi
