1. bölüm / 14
Yürek Sızım (YASAKLIM)Bölüm 1
Bölümler 14Şu an: Bölüm 1
- 1 Bölüm 11.497 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Bölüm 22.165 kelime
- 3 B3557 kelime
- 4 bölüm41.212 kelime
- 5 Bölüm 51.442 kelime
- 6 Bölüm 61.218 kelime
- 7 Bölüm 7448 kelime
- 8 Bölüm 8642 kelime
- 9 Bölüm 91.232 kelime
- 10 Bölüm 101.199 kelime
- 11 Bölüm 113.500 kelime
- 12 Bölüm 121.277 kelime
- 13 132.047 kelime
- 14 14 sezon finali1.900 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Öncelikle merhaba! Umarım iyisindir. Yeni serüvenimde seni de aramızda görmeyi çok isterim. Benim için çok değerlisin. Çünkü sende vaveylanın yıldızlarından birisin...♥️
Fazla uzatmak istemiyorum oy ve yorumların benim için çok değerli..(TABİ SENİN KADAR DEĞİL.. )
❇️🪻❇️🪻❇️🪻❇️🪻❇️🪻❇️🪻❇️
♥️KEYİFLİ OKUMALAR DİLİYORUM♥️
❇️🪻❇️🪻❇️🪻❇️🪻❇️🪻❇️🪻❇️
053*: Neden bu kadar üzgünsün ?Hayattan bıkmış gibisin. Oysa gülünce gözlerinin içi parlardı. Kim söndürdü o ışığı ?
Eftelya: Kimsin bilmiyorum ama yazma artık. Yeter!!!
053*: üzgünüm güzelim ama o imkansız . Şimdi kim üzdü seni? Dinliyorum.?
Eftelya : Sana ne ya ? Kaç tane numaranı engelledim hala yazıyorsun. Bıkmadın mı ?
053*: İşte oradan anla, seni ne kadar sevdiğimi değer verdiğimi.
Eftelya : İstemiyorum ne seni nede bir başkasını beni rahat bırak.
053*: Tamam iyi günler.
Eftelya : Sana da
.. Kulaklığımı takıp
oturduğum ağacın altından kalktım.
Çok canım yanıyordu. Göz yaşlarımı silip yerdeki çantamı aldım .
053*: Kopamıyorum senden neden olmadı bizden. Dur gitme dön lütfen, yapamam sensiz Ken.
Eftelya ;Dinlediğim şarkıyı nerden biliyorsun ?
Hızla etrafıma bakındım ama kimse yoktu.
053*: Boşuna bakma göremezsin beni.
Eftelya: Ne zamana kadar saklanacaksın?
053*: Az kaldı.
Eftelya : Rahat bırak beni .
Telefonu uçak moduna alıp. Eve doğru ilerledim.İçim yanıyordu. Eve gitmek istemiyordum. Ayaklarım geri geri gitsede anahtarımı çıkartıp kapıyı açtım. Evde kimse yoktu. Telefonu açıp Annemi aradım ..
'Alo anne neredesiniz? '
' Amcan trafik kazası geçirmiş durumu çok ağırmış. Apar topar Antalya'ya geldik. Abinle kavga etmeden akıllıca durun.'
'Tamam anne merak etme.'
'Dolapta yemek var ısıt ye .'
'Tamam anne.'
'Sesin neden kötü geliyor birşey mi oldu ?'
'Hayır anne yorgunum sadece.'
'Tamam tatlım. Dikkat et kendine.'
'siz de dikkat edin.'
Telefonu cebinenkoydum. Canım hiç birşey istemiyordu. Odaya çıkıp üzerimi değiştirdim. Telefona gelen mesajla telefonu elime aldım. İsmini bilmediğim şahıstı.
053*: Eve sağ salim gitmene sevindim.
Cevap vermedim.
Kapı tekmelenerek çalıyordu aşağıya inip kapıyı açtım.
'Naber fıstık ?'
'İyidir abi senden ?'
'İyidir bizden de. Ee valide sultan yok mu?'
'Amcam kaza yapmış onlarda oraya gitmişler.'
'O piçe birşey olmaz neyse Açım ben. Bak bakim yemek var mı yoksa birşeyler sipariş edelim.'
'Annem dolmayla yayla çorbası yapmış.'
'Vallaha mı ? Masayı hazırlarsın artık. Ben üstümü değişip geliyorum.'
'Tamam '
'Neyin var güzelim?'
'Birşeyim yok abi ya yorgunum sadece.'
Sıkıca sarılıp alnıma öpücük kondurdu. Kimse benim çirkin ördek yavrumu üzemez.
Gözlerim dolmuştu. Abime anlatmak isteyip anlatamadığım çok şey vardı. Kendime bile anlatmaktan korktuğum şeyler.
'Şşş sulu göz açlıktan ölecem hadi zırlamada sofrayı hazırla.'
Ağlatanda güldürende oydu.
Gelen mesajla telefona baktım.
053*: Anlat artık neyin var ? Bak yalvarıyorum sana. Sen o haldeyken ben gülemiyorum'
Eftelya : 'SANANEEE'
Dolaptan yemekleri çıkartıp ısıttım. İki kişilik servis açıp abimi beklemeye başladım.
' Ee ufaklık dökül bakalım .'
Abim masaya oturup sarmaları eliyle yemeye başladı.
'Anlatacak birşeyim yok abi. '
'Yemeğini ye ozaman. Bu arada akşam arkadaşlarım gelecek. Odanda kalsan iyi olur.'
'Tamam '
'Eftelyam ! Neyin var ? Normalde karşı çıkardın. Terslerdin. Beni sinir ederdin . Sen böyle yapınca üzülüyorum eski çirkin ördek yavrumu özledim.'
'Belkide büyümüşümdür artık.'
'Büyüme o zaman. '
'Ben doydumabi, Sana afiyet olsun.'
'Ne dedim ki ben ?'
'Birşey söylemedin sadece yorgunum.'
Odama çıktım. Ölmek istiyordum ama ölemiyordum. Öyle bir sır vardı ki içimde öyle bir şey vardı ki. Gücüm kalmamıştı. Dayanamıyordum artık.
Kendimi yatağa bıraktım. Uyku en iyi ilaçtı.
..
Gözlerimi açtığımda hava kararmıştı. Gözüm duvardaki saate kaydı 22.00 du.
Kaç saattir uyuyordum bilmiyorum. Aşağıdan sesler giliyordu. İnmek istemiyordum ama oda da ki suyum bitmişti. Saçımı gelişi güzel toplayıp kendime çeki düzen verdim.
Telefonu elime alıp açtım. Yine o numara bir sürü mesaj atmıştı.
Telefonu cebime katıp aşağıya indim. Alt kat Amerikan mutfağıydı bir taraf salon hemen arkasında büyük yemek masası Sağında büyük bir kitaplık, küçük bir çalışma masası ve yanında şömine vardı. Diğer taraf ise büyük boy televizyon ve oyun konsolları vardı .
'Hadi amk at şu topu. '
'Şşşş'
Abim beni fark edince arkadaşını susturmuştu. Bu hareketi çok hoşuma gidiyordu.
Kalkıp yanıma geldi.
'Gülüm. Hani inmicektin aşağıya?'
'Su almaya geldim. '
'Nasıl oldun ? '
'Daha iyim.'
'Efto sende gel abini nasıl yeniyorum izle.'
Abime baktım. Başını olur anlamında salladı.
5 kişiydiler. Abimle birlikte 6 ydı ve ikişerli maç yapıyorlardı.
Ben abimin yanına oturup onu izlemeye başladım.ne kadar yakışıklı olduğunu bir kez daha anladım.
'Ve bu oyun biter...'
Abim kazanmıştı. Ne kadar da mutluydu. Gülünce gözleri kısılıyor, gamzesi belirginleşiyor, inci gibi sıralı dişleri taçlandırıyor su bu gülüşü.
'Acemi şansı amk.'
'Şşş kız burda .'
'Uyumuş sanki .'
'Hasfa falan mı ?'
'Galiba. Neyse beyler siz devam edin ben Eftelya'yı odasına bırakıp geliyorum.'
Henüz uyumamıştım ama abimin kucağında olmak huzur veriyordu. Kucağına alıp odaya getirdi yatağımın üzerine yavaşça bıraktı.
'Neyin var bir bilsem.'
Elini tuttum. 'Gitme ! Beni yalnız bırakma.'
'Buradayım güzelim. Hiç bir yere gittiğim yok. Ama biraz bekle bizimkileri göndereyim geliyorum.'
Abim odadan çıkmıştı. Bende içimde sakladığım göz yaşlarımı çıkardım. Dayanamıyordum artık. Deli gibi abimi seviyordum. Ona aşıktım ve o benim öz abim değildi. Daha doğrusu abim evlatlık mış. Annemler koruyucu aile olarak almışlar. Bu sırrı öğrendikten sonra abime karşı bakış açım değişmişti. Engel olamıyordum kendime. Durduramıyordum ona karşı olan sevgimi.
Bir süre sonra abim geri geldi. Elinde bir kaç tane ilaç vardı.
'Kalk bakalım. Annemi aradım bu ilaçları alsın dedi. Eğer çok kötüysen hastahaneye gidelim.'
'İyim ben uyusam geçer .'
Yatağımın kenarına oturdu ve başımı dizine koyup saçlarımı okşamaya başladı.
' Sana bir hikaye anlatayım mı ?'
'Çok isterim abi.'
"Memleketin birinde bir padişahın sadece bir kızı varmış.
Gül gibi bir kız, bir içim su!
Padişah kızına düşkün mü düşkün, bir dediğini iki etmiyor; eli sıcak sudan soğuk suya değerse, başına büyük bir felaket gelmiş gibi üzülüyor.
Ne malı mülkü, ne kasrı sarayı, ne görkemi ihtişamı... Varsa yoksa kızının mutluluğu...Kız gelir on sekizine, babasından bir doğum günü şenliğini ister. Padişahın canına mihnet... Haber salar ülkeye, en iyi çalgıcıları bulur, en iyi aşçılara en iyi yemekleri yaptırır, kızın bütün sevdiklerine kendi sevdiklerini katar, hepsini sarayına davet eder. Görkemli bir doğum günü şenliği tertipler.
Kapının önüne de nöbetçi diye bir asker diker.
Aylardan Eylül’dür.
Misafirler gelir, konağın ışıkları yanar, içerde eğlence başlar, kapıdaki asker de arada bir kafasını kaldırarak pencereden içerde olup bitenlere bakar.
Bir ara doğum gününü kutlayan kıza ilişir gözü.
O an içinden bir zemberek boşalır. Bacakları titrer, sanki yukarıdan gelen bir gizli güç kollarına girmiş de göğe çekiyormuş gibi olur, hafifler, ayakları yerden kesilir.
Kapıldığı duyguya bir mana veremez. Daha önce yaşadığı bir şey değil. Gözlerini ovuşturur, üstünü başını düzeltir, yüzünü çevirir, işine bakar.
Ancak bir güç, yüzünü tekrar pencereye çevirtir. Gayri ihtiyari... Yeniden bakar, yine kızı görür, hissettiği şey şimdi daha da katmerleşmiştir.
Artık adını koyar, evet prensese aşık olmuştur.
Gecenin geç bir saati bütün konuklar dağılır, herkes yoluna gider. Asker orada, nöbette, pencerenin önünde.
Prenses hava almak için kapıya çıkar. Gecenin ıssızlığında sadece nöbet bekleyen bir asker var.
“Senin işin bitmedi mi, gitmiyor musun?” diye sorar.
Asker, mahşer günü sınava çekilen bir günahkar tedirginliğiyle,
“Ben gitmeyeceğim” der.
Kız:
“Niye?”
Asker:
“Aşık oldum ben.”
“Kime?”
“Size!”
Prenses duyduklarına inanamaz. Bu ne cüret? Bu densiz askerin söylediklerini babası duysa o saat kellesini uçurur.
“Hadi git evine, işin bitti” der.
Ancak asker gitmemekte ısrarlıdır.
Prenses onu orada bırakır, içeri girer.
Sabah kalkar, bakar ki asker orada, dün gece bıraktığı yerde.
Önemsemez.
Bir gün, iki gün, bir hafta on gün derken, yemeden içmeden asker kapının önünde bekliyor.
Madem askerin gitmeye niyeti yok, Prenses bir oyun oynamaya karar verir.
Askere der ki:
“Eğer burada penceremin önünde, tam üç ay boyunca, yani yılbaşına kadar yemeden içmeden, uyumadan dinlenmeden nöbet tutarsan, senin gerçekten de beni içten seven bir aşık olduğuna inanacağım ve seninle evleneceğim, hadi var mısın?”
Asker dünden razıdır.
Günler geçer, sonbahar biter, yavaş yavaş sert rüzgarlar çıkar, kış gelir, bir süre sonra kar, ardından zemheri soğuklar. Asker orada, pencerenin önünde, kaskatı, nöbette.
Prenses pencereden bakar, iddianın yavaş yavaş sonuna geliniyor, yılbaşına birkaç gün var. Askerin saçlarına kar yağmış, bıyıkları buz tutmuş, kirpikleri buz..
Yılın son günü Prenses kararını verir. Yeni yıla aşığıyla birlikte girecek. Babasına o gün durumu anlatacak, nöbetçiyi içeri alıp damat adayı olarak hazırlayacaklar.
Sabah kalkar kalkmaz ilk işi, askeri eve alıp onunla evlenmeye karar verdiğini ona söylemek olacak.
O rahatlıkla uyur.
Sabah erkenden heyecanla kalkar, hızlıca giyinir ve kapıya çıkar.
Bakar ki asker orada yok!
Nöbetçi asker sözünde durmuş, üç ayını tamamlamış, prenses henüz uyanmadan şafakla birlikte çekip gitmiş... Bu masal da burada bitiyor."
'Nasıl ya ? Gerçekten 3 ay boyunca beklemiş 1 gece daha bekleseymiş ya .'
'Benim saf kardeşim. Eğer o kız sevseydi zaten 3 ay boyunca bekletmezdi. Onun o soğukta aç, susuz ve gorgun olmasına dayanamazdı. Bende olsam bende giderdim.'
'Sen gitme abi. Sevdiğini bırakma.'
'Bak senn büyümüşte akıl veriyor. İyisin sen iyisin. İlgi istiyorsun.'
'Evet abim beni sevsin istiyorum.'
Ne söylediğimi fark edip hemen sustum. Ama abim anlamamıştı. Onun için kardeşinden başka birşey değildim.
'Sevmiyoruz mu ? Yat hadi yarın okula gideceksin. '
'Yarın tatil.'
'Kafamı kaldı. Uyu hadi iyi geceler.'
'İyi geceler abi.'
Abimin yüzünde de burukluk vardı ama nedenini bilmiyordum. Mesaj sesi gelince telefonu elime aldım. Zaten bana yazan tek kişi oydu.
053*: İyi geceler dokunamadan sevdiğim Kokusuna hasret kaldığım kadın ..
Cevap vermemiştim. Gözlerimi kapatıp uyumaya hazırlandım yine olmayacak hayaller kurarak ..
Bölüm etkileşimi
