YANLIZLIĞA GİDEN YOL kitap kapağı

18. bölüm / 18

Yayın evi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: Yayın evi

gözlerimi aralamama sebep olan şey kafamda çalan alarm sesiydi saat tam 9.00 du ve öyleki bugun büyük gündü heyecanlanmaya başlamıştım bile aşağı inip kahvaltı hazırlamayı düşünüyordum ki içerdeki masanın kompile donatılmış olduğunu görmemle gülümsedim hızla yukarı çıkıp hazırlanmaya koyuldum üstüme kahverengi elbise geçirip hızlıca makyajımı da yaptıktan sonra aşağı indiğimde herkes uyanmıştı
-günaydın kızım
-günaydın cadı
-ne cadılığımı gördünde cadı oldum yine acaba günaydın bu arada
aras abi gelip saçlarımı karıştığında koluna vurdum sandalyelerin birini çekip oturduğumda herkes yerlerine gecip kahvaltı yapmaya başlamıştı

-benim küçük yazarım heyecanlı mı bakalım

-ııy bebek mi seviyon aras

-sus lan

-sen sus lan

-yeter abi çocuk gibi ideleşiyosunuz

telefonuma bildirim gelmesiyle dikkatim dağıldığında yazanın çağrı olduğunu görmemle gülümsedim ama cevap vermedim bugün başka bir önceliğim vardı annem aile olmaya çalışmak falan bu yalnızlığa giden yolun sonu var mıydı bilmem ama belki bu sefer aile olabiliriz ve ben imkansızı başarıp kendi yalnızlığımın sonunu getirirdim ruhen yalnızlığımın
duygusal yalnızlığımın belki bir kerede olsa anlaşılırım çünkü şimdi diyeceklerim sonu onların nasıl anladığına göre iyi veya kötü olacaktı

-mehtap abla bak babam olacak şerefsiz yüzünden biz bu haldeyiz ben sana ne kızgınım nede kırgınım tamam biraz kırgınım ama o çocuk olan özgüm için geçerli ben yeni bir sayfa değil yeni bir kitap açmaya çalışıyorum ve istiyorum ki o kitabın içinde sende ol ama bir anda değil ben daha özgür abinin benim öz abim olduğunu bile içten içe zar zor hazmetirmişim kabulendirmişim kendime sana burda bir anda içten bir şekilde anne dememi bekleme olur mu bide özür dilerim ve teşekür ederim

susmuş kahvaltımı etmeye devam etmiştim kimse bir sey dememişti tabağımı mutfağa getirip tezgaha koyduğumda abimin de mutfakda olduğunu biliyordum peşimden gelmişti eliyle gel gel yaptığında yanına yaklaştığımda sıkıca sarılmasıyla dudaklarımın arasından histerik bir kıkırdama kactıgında kafama minik bir öpücük kondurduğunda ne yapacağımı bilemediğim halde geri çekildiğimde aras abi burnumu sıkmış ve hemen ardından ben sana inanıyorum ve güveniyorum alık alık bakarak
-hı diye karşılık verdiğimde böyle birşey demsini beklemiyordum anlamış olmalı ki gülerek karşılık verdi
-biray diğer konuda da diyeceğim tek şey var böyle davranmanı anlayabiliyorum abicim. hem sana güveniyorum sözü her insanın bir kerede olsa sevdiği birinden duymayı en çok istediği şeydir o yüzden alık alık bakmayı bırak

kapı açılma sesi geldiğinde dikkatimiz dağılmış salona geçmiştik çağrı gelmişti saat kaç olmuştu ki saate baktığımda 12 olduğuna inanmak istemedim hangi ara öğlen olmuştu anlamamıştım hızla sporlarımı ayağıma geçirip çantamıda almış tam çıkacakken

-dikkatli ol cadı
-dikkatli ol biray

tamam anlamında başımı salladığımda arabaya binmiş yola koyulmuştuk çağrıyla şarkı söylerken bir yandanda ne kadar yol kaldığını soruyordum az kaldı lafından da sıkılmıştım bir süre sonra navigasyon yoldan saptırmıştı onu da geçtim araba teklemeye başlayınca çağrı arabyı kenara çekmişti arabadan inmştik o arabadaki hasarı anlamaya çalışıyor ben ise ona bakıyordum bir süre kaldırıma oturmuş arabanın tamir olmasını bekledim baktım böyle olmuyor durduğumuz yerde tenha bir yer gibiydi kenarda karşımızda orman vardı ayağa kalkıp çağrının elini tuttuğumda dans etmeye başladık

-özgüm ne yapıyorsun bizi deli sancaklar

-şarkıyı duymayanlar dans edenleri deli sandı diye fısıldamamla beni etrafımda döndürürken bir yandanda kahkaha atıyordu ağaçların orda ses duyar gibi olsamda pek umursamdım şahsen kedi medidir çağrı şarkı mırıldanırken beni bir tur daha etrafımda döndürdükten sonra el ele yan yana dururken hersey hem çok hızlı oldu aynı zamanda hemde çok yavaş bir silah sesini bir diğer silah sesine bıraktığında çağrı kendini yere bırakırken hemen ardından bende ona eşlik ettim yavaş yavaş yere yığılırken ellerimizi asla bırakma dığımızda ben yıkıldığım yerden doğrulamayı denediğimde kurşunu nereden yediğimi pek de anlamadım tüm bedenim uyuşmuştu sanki çağrı diye mırıldandım bir diğer elimi yüzüne koyduğumda kesik kesik nefesler alıyordum
-uyan çağrı uyan
diye yükseldiğimde lanet olası kurşunun acısını yeni yeni hisetmeye başlamıştım göz yaşlarım çağrının beyaz tişörtünü ıslatırken başımı çağrının göğsünden kaldırmadım bir süre sonra telefon telefonum aklıma gelsede başımı kaldırıp arabaya bakmamla tüm ümidimi yitirmem bir oldu bende kendimi betona tekrar bıraktığımda bilincim ve göz kapaklarım ağırlaşmaya başladığında bir ses duydum çağrının sesi…

-öz-özgüm (kısa bir sessizlik)
-çağrı
-sonuna geldik
-neyin sonuna
-yalnızlığa giden yolun sonuna
sustu neden susmuştu ellerimiz hala birbirine kenetliydi oysa susmamalıydı şimdi olmazdı bizim sonumuz böyle olmamalıydı olamazdıı sürekli bir son hayal etmiştim ama bu değildi hayır hayır çağrı diye tekrar seslendiğimde artık kulaklarım uğuldamaya ve bilincim neredeyse tamamen kapanmaya başlamıştı ve şunu öğrenmiştim artık çok geçti gözlerimi karanlığa teslim ettiğimde aklıma tek şey geldi artık biz bu dünyaya ait değildik yalnızlığa giden yolun sonuna hoş geldiniz

devam edecek…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…