11. bölüm · YANLIZLIĞA GİDEN YOL

11.bölüm gün batımı

vavelya geceninsevdalisiı

olduğum yerden doğrulup boy aynasının karşısına geçip elime makası aldığımda ufak bir durakladım sanki bu saçları kestiğimde tüm dertlerim uçup gidecekmiş gibi geliyordu oysa ne garipti saçımı kestiğimde değil de kabullendiğimde acımın geçecek olması biliyorum derin yaralar geçmezdi alışılırdı sana göre derin olan yarlardan bahsediyordum onlar için olandan değil bizim için yara büyükse büyüktür bir zahmet bunda da insanların katkısı olmamalıydı değilmi makası bıraktığımda saçlarım omzuma deyip değmemek kararsız kalmış gibilerdi derin bir nefes alıp dolabımı açıp üstüme mavi pijama takımı geçirmiş çantamı alıp aşağı indiğimde karşılarına geçip oturduğumda bakışlarımı deniz efenin gözlerine diktiğimde başını yana yatırmıştı

-az daha keseydin saçını erkek olacakmışsın

-ha ha ha beni kulubeye götürür müsün deniz abi

arabadan indiğimde ormanın içinde olan kulübeye doğru yürümeye başlamıştık annem öldüğünden beri abime bin defa sarılmıştım denize şu anda birilerine sarılma ihtiyacım vardı ama sarılmayacağım ikisinede ve herkes küçüklüğüne dönmek isteyebilir ama ben hiç istememiştim ben çocukluğumdan nefret ettim her zamanda etmeye devam edicem sanırım ayağım ağacın dalına takıldığında özgür abi kolumdan tuttuğunda aynı zaman da düşeceksin diye yükseldiğinde ya sabır dercesine bakmıştım deniz efe de diğer yanımdan gelirken ben
hala olanları nasıl sindireceğimi düşünüyordum özgür abiyi kabul edebilecek miyim mesela
yada deniz abi hala yanımda mı kalacaktı özgür abiye rağmen yada ikisi de gidebilirdi babam denen şerefsiz annem olmayan bir kadının eline bırakmış sonra siktir olup gitmişti neden peki bir insan neden öz annesinden ayırırdı çocuğunu gerçekten mantıklı bir sebep bulamıyordum tamam beni hiç sevmemiş peki ya annemi onu da mı sevmemiş gerçi sevse neden başkasıyla olsun ki eğer öz annemin yanında kalsam hayatım daha güzel olur muydu hayır nasıl olursa olsun benim hayatım yalanlar üstüne kurulu olacaktı ve ne olursa olsun babam değişmeyecekti bunları düşünürken kulübenin önüne varmıştım bile kapıyı açıp içeri girmeden önce deniz ve özgür abiye baktığımda omuz silkerek kapıyı açıp içeri girdiğim gibi
kendimi kanepeye atmam bir oldu

(deniz efeden)
her şey bir gitar için miydi bu yüzden miydi kardeşime hunharca bağırışım bir hiç uğruna bağırmıştık bir birimize ve bir hiç uğruna kırmıştık birbirimizi sahi şu hayata ne hiç uğruna değildi ki edilen kavgalar ağlamalar içimize attıklarımız ve atamadıklarımız bunların hepsini ölümü unutarak yapıyorduk ama bugün yaşananlar peşimizden gelen geçmiş yüzündendi benim beyazım onun siyahıydı bu yüzdendir bilemem hiç iyi bir abi olup olmadığımı sevmiş miydim evet hemde canımdan çok sevmek yetmezdi oysa severken tanımalıydık tanıdım ben kardeşimi çok güzel tanıdım bağırması gerektiği yerde susar ve içine atardı her konuda öyle yapardı kendine eziyet çektirmeyi seviyordu sanki bende cesaret edememiştim hiç bir zaman onu yanıma alıp konuşmaya sorardım anlatmak ister misin diye ama korkardım diyeceklerinden o da hiç bir zaman anlatmazdı zaten anlatmıyordu aras arabayı park ettiğinde ikimizde bir şey demeden eve geçtik