16. bölüm · YANLIZLIĞA GİDEN YOL

16.bölüm anne

vavelya geceninsevdalisiı

hastaneden eve geleli tamı tamına üç gün olmuştu bir kere daha yaşadığıma emin olabilmek için derin bir nefes aldığımda kapı çaldığında ayağa kalkmış ağır adımlarla
karnımı tutarak ilerlediğim de sonunda kapıyı açtığımda siyah saçlı bazı sac tutamlarında beyazlar olan orta yaşlı kadını gördüğümde buyrun hanfendi dememle arkamdan aras abim anne diye seslendiğinde sendelesem de abim arkadan tutup beni koltuğa oturduğunda o kadınla karsima gectiklerinde ben bir abime bakıyor bir de kadına bakıyordum bak özgüm diye başladı söze abim ve devam etti annem sen dışarıya çıktığın gün geldi sen hastaneden çıktığın gün de geri götürdüm onu valizini toplayıp gelmesi için dedi sonra devamını ne söyleyeceğini bilmediğini gösteren bakışlar atıyordu

- benim odam kocaman orda kalsın ben yandaki misafir odasını boyarım kendi odam gibi hallederim

-olmaz öyle şey kızım dediğinde derin bir nefes aldım tepki göstermemeye özen göstererek

-bir daha bana kızım demesen sevinirim, abi sende dediğimi yapar mısın valizi benim odama götür temiz çarşaf falan çıkar sereyim

-ben hallederim sen uzan dinlen özgüm

- öf ne yükseliyon be

-bağırma abiye

omuz silkerek karşılık verdiğimde oturduğum kanepeye uzandım ve gözlerimi kapattığımda abimlerin gittiğinden emin olduğumda gözlerimi araladım benim annem yıllar önce ölmüştü
ve benim aile kavramım iki abiden oluşuyordu bir anne daha kaldıramazdım sanırım tekrar bir kadına anne demek hayır olmaz benim bir annem vardı oda öldü bu kadardı ben kendime anne olmuşken bu yaşıma kadar bundan sonra gelse neye yarardı aslında korkuyordum onun da beni bırakmasından evet annemi yeni görmüştüm ve çok güzel kadındı siyah saçları bembeyaz teniyle onunla anne kız ilişkisi yaşamak istesem de yapamazdım o da giderse diye bunu göze almazdım onunla kız kıza gezmek istiyordum mesela filim izlemek istiyordum hemde saatlerce beraber temizlik yaptığımızı bile hayal etmiştim ama artik bunlar için bile çok geçti sanırım o şerefsiz benden geleceğimi çalmıştı öyleki annemle yaşayabileceğim anılarıda abimle kavga edeceğimiz anları bile almıştı elimizden ilk kızacaktı sonra düştüğümde tutup kaldırcaktı beni en saf duyguları anılarımı almıştı o serefsiz elimden yaşanabilecek anıları hayal ediyordum çocukluğum belki de daha iyi olabilirdi ama olmadı gözlerimi kapatıp kendimi derin bir uykunun kollarına bıraktım gözlerimi arladığımda ne kadar çok uyuduğumun yeni farkına varıyordum saat öğlen bir olmuştu olduğum yerden kalktığımda herkesin masada kahvaltı yaptığını gördüğümde elimi yüzümü yıkayıp abimin yanına oturdum

-günaydın uykucu

-günaydın abilerin en gıcığı

Kapı çaldığında hastaneden geldiğimizden beri sürekli bize gelen çağrı gelmişti yine hızla geçip yanıma geldiğinde yanaklarıma birer Buse kondurdugunda abimin öksürmesiyle dikkatler dağıldı Aras abi çağrının ensesinden tuttuğu gibi masanın en ucuna oturdu Aras abinin çağrıyı dövdüğünü öğrendiğimden beri abimle pek konusmuyordum konusmamakta haklıydım yani sokak serserisi tarafından bıcaklanmamın cağrıyla ne ilgisi olabilir yani çağrının seslenmesiyle ne oldu dercesine kaşımı kaldırdığımda abimin annesini göstermişti
tam cevap verecektim ki

-ben mehtap oğlum memnun oldum

tanışma fastı beni boğsada fazla tepki vermemiştim zaten hastanede olmam gereken yerde evdeydim hastanede boğuluyor gibi hissettiğim için doktoru zar zor ikna edip eve geçmiştim şimdi de bir anne çıkmıştı başımıza her şey üst üste gelmek zorunda mıydı neden şimdiydi mesela hep beni sevdiğini söyleyen biri değilde hissettiren biri olsun istemiştim hayatımda artık vardı sevdiğini sadece söylemekle kalmayıp hissettirenler fazlasında da gözüm yoktu bazı şeyleri söylemek yetmezdi hissettirmek gerekirdi ben bu dediğimi başarabiliyor muydum bilmem ani düşüncelerin verdiği ani kararla konuştum

-mehtap abla iki dakika mutfağa gelir misin

abilerim garip bakışlar atsalarda bir şey demediler mutfaga gectiğimizde kapıyı kapatıp konusmak icin tezgaha yaslandığım gibi söze girdim

-bak abla yada anne ne yaşadın beni neden bıraktın ya da o şerefsizin beni görmesine neden izin verdin bilmiyorum ama sana anne dememi bekleme ben anne diye bildiğimi 14 yaşımda kaybettim eğer sana da alışırsam diye korkuyorum ben artık yoruldum o şerefsin sözlerini duymaktan ne bileyim birilerini kaybetmekten anlıyor musun beni ,sen benim değil abimin annesi olarak kalıcaksın benim için öyle kal abim için dur ha benim için burdaysan lütfen git rica ediyorum git
sarılmıştı itirmedim abim içeri girdiğinde bizi böyle görmüş olması şaşırmasına sebebp olmuştu içeri geçtiğimizde çağrı abimin gitarını almış çalıyordu şarkı bittiğinde kulağıma eğilip sana evlenme teklifi edeceğimi söylediğim şarkıdan anlayacaksın özgüm kıkır gülerken karnıma hafif acıdığında güldürmesene diye kızdım sonra konu nasıl olduysa ben ve kitaplarıma geldi uzun uzun bıkmadan anlatım hatta yayınevi arıyordum yayınevi ararken de yazdığım kitabı baştan sona okumaya başlamıştım neden olmasındı kontrol ediyordum işte kendimce zaman bir şekilde geçmiş gece olmuştu tuvalet için uykumdan kalkmıştım ki abilerim ve mehtap ablanın konuşmasına kulak misafiri oldum ilk duyduğum ses deniz abime aitti

-özgüm kalbini kıracak bir şey dedi mi sözlerini pek törpüleyen biri değildir

-anne diye seslendi aras abi

-özgüm kalbimi kıracak birşey demedi

hiçbir şey söylemediğinde şaşırmıştım ama benim kalbim acıyordu iste bazen toparlayalım derken bazı şeyleri daha da batırırız biz farkına bile varmadan öyleki bazı insanlar kendi felaketlerini kendi yaratır yanlış secimleri bilerek yaparsan cezasını yüreğin cekmek zorunda kalır sonucu ağır olacağını bildiğimiz şeyleri acıtacağını bile bile yaparız sonrada sonucunu iyi olmasını bekleriz belki bir mucize bekliyoruz dur hayatan ve öyleki çoğu zaman o mucize gercekleşmez yaptıklarınla dediklerinle kalırsın pişmanlık duygusu devreye girer sonra öyle yaşamak zorunda kalırsın bir ömür ömrümüze bedel olacak secimleri genelde bizler yaparız