4. bölüm / 31
Yanlış Düğünde Doğru YalanBölüm 4
Bölümler 31Şu an: Bölüm 4
- 1 Bölüm 1686 kelime
- 2 Bölüm 2627 kelime
- 3 Bölüm 3686 kelime
- 4 Bölüm 4689 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Bölüm 5647 kelime
- 6 Bölüm 6684 kelime
- 7 Bölüm 7607 kelime
- 8 Bölüm 8685 kelime
- 9 Bölüm 9657 kelime
- 10 Bölüm 10596 kelime
- 11 Bölüm 11504 kelime
- 12 Bölüm 12627 kelime
- 13 Bölüm 13530 kelime
- 14 Bölüm 14539 kelime
- 15 Bölüm 15556 kelime
- 16 Bölüm 16612 kelime
- 17 Bölüm 17700 kelime
- 18 Bölüm 18582 kelime
- 19 Bölüm 19511 kelime
- 20 Bölüm 20523 kelime
- 21 Bölüm 21520 kelime
- 22 Bölüm 22512 kelime
- 23 Bölüm 23595 kelime
- 24 Bölüm 24562 kelime
- 25 Bölüm 25680 kelime
- 26 Bölüm 26526 kelime
- 27 Bölüm 27491 kelime
- 28 Bölüm 28480 kelime
- 29 Bölüm 29563 kelime
- 30 Bölüm 30617 kelime
- 31 Bölüm 31748 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Defne, Demir ailesinin yalısına adım attığı anda iki şey fark etti. Birincisi, bu ev bir insanın içinde rahatça kaybolabileceği kadar büyüktü. İkincisi ise… bu insanların dramatik olmayı genetik miras gibi taşıdığıydı.
“AYLİN!” diye bağırdı Nermin Hanım antre boyunca. “Arda sonunda gerçekten güzel bir kızla gelmiş!”
Defne yürürken tökezleyecek gibi oldu. Arda gözlerini kapadı.
“Anne, rica ediyorum.”
“Ne var? Çocuk yıllardır eve yalnız geliyor. Biz de üzülüyoruz.”
Defne istemsizce Arda’ya baktı. Adam ceketini çıkarırken yalnızca iç çekti. O rahat tavrının altında hafif bir utanmışlık vardı şimdi. Ve garip şekilde… bu onu daha gerçek gösteriyordu. Çünkü ilk kez kusursuz görünmüyordu. Bir kadın merdivenlerden aşağı indi. Uzun boylu, şık ve inanılmaz derecede güzel bir kadındı. Elindeki şarap kadehiyle Defne’ye baktıktan sonra yavaşça gülümsedi.
“Demek sensin.”
Defne birkaç saniye durdu. Bu tonun ne anlama geldiğini çözmeye çalışıyordu. Yargılıyor muydu? Onaylıyor muydu? Yoksa Defne’nin ruhunu mu okuyordu?
“Ben Aylin,” dedi kadın. “Arda’nın abisinin karısı.”
Defne rahatlamaya çalıştı.
“Memnun oldum.”
Aylin yaklaşırken gözlerini hafifçe kıstı.
“Fotoğraflarda daha kısa görünüyordun.”
Defne istemsizce Arda’ya döndü.
“Benim fotoğraflarımı mı gösterdin?”
Arda suçüstü yakalanmış gibi görünmedi bile.
“Annem baskı yaptı.”
“Çünkü oğlum sonunda insan içine çıkabilecek biriyle görüşüyor,” dedi Nermin Hanım.
“Anne.”
“Tamam sustum.”
Sustuğunda bile susmuyordu. Salon, sarı ışıklarla yumuşak görünüyordu. Büyük camlardan Boğaz görünüyordu; suyun üstündeki ışıklar geceyle birlikte titriyordu. Bir yerlerde eski bir caz plağı çalıyordu. Ev fazla güzeldi. İnsanın içinde yankı yapan türden bir güzellikti bu. Defne bir an durup etrafına baktığında içinde tuhaf bir his kıpırdadı. Özlem gibi. Çünkü bazı evler yalnızca pahalı görünmezdi. Yaşanmış hissettirirdi. Nermin Hanım Defne’nin koluna girdi.
“Gel, sana evi göstereyim.”
“Anne,” dedi Arda hemen. “Kızı kaçırma.”
“Sus. Sen yıllardır hiçbir şey anlatmadığın için ben uğraşıyorum.”
Defne istemsizce güldü. Ve bu hata oldu. Çünkü Nermin Hanım anında ona döndü.
“Bak! Gülüyor!”
“Anne, o bir insan. Bazen gülüyor.”
“Senin yanında mı? Mucize.”
Defne kahkahasını tutamadı bu kez. Arda ona baktığında yüzündeki ifade değişti. Küçük bir anlığına. Sanki yalnızca onu izliyordu. Defne hemen başka tarafa baktı. Bu adamın bakışları sinir bozucuydu. Çünkü bazen insanın içine fazla sessiz giriyordu.
—
Yemek masası tam anlamıyla bir kaostu. Ama güzel bir kaos. Herkes aynı anda konuşuyordu. Nermin Hanım sürekli Defne’nin tabağına yemek koyuyor, Aylin arada sinsice gülümsüyor, Arda’nın abisi Kerem ise kardeşiyle yalnızca dalga geçmek için yaşıyor gibiydi.
“İnanmıyorum,” dedi Kerem şarabından bir yudum alırken. “Bu gerçekten olmuş.”
“Abi.”
“Hayır, ciddiyim. Arda normalde kadınlarla ikinci buluşmaya bile çıkmaz.”
Defne çatalını yavaşça bıraktı.
“Gerçekten mi?”
Arda ona baktı.
“Beni şu an yargılıyorsun.”
“Biraz.”
“Adil değil.”
“Bence oldukça adil.”
Kerem sırıttı.
“Defne, bu adam bir keresinde üç ay boyunca aynı kıza yalnızca meme atmış.”
Arda başını masaya vuracakmış gibi gözlerini kapadı.
“Ben gidiyorum.”
“Gitme,” dedi Nermin Hanım hemen. “Defne daha yeni geldi.”
Defne dudaklarını bastırdı. Bu aile onu gerçekten bırakmayı düşünmüyordu.
“Peki sen?” diye sordu Aylin aniden. “Ne yapıyorsun?”
Defne birkaç saniye durdu.
“İç mimarım.”
“Gerçekten mi?” dedi Nermin Hanım heyecanla. “O zaman üst kattaki misafir odasını sana göstereceğim. Arda mahvetti.”
“Ben mahvetmedim.”
“Erkek evi gibi olmuş.”
“Çünkü erkek evi.”
“İşte problem de bu.”
Defne gülümserken Arda ona doğru eğildi.
“Seni uyarıyorum,” dedi alçak sesle. “Birazdan annem sana perde seçtirirse şaşırma.”
“Neden? Kulağa ciddi bir ilişki aşaması gibi geliyor.”
Arda güldü. Defne nefret ediyordu bundan. Çünkü adamın gülüşü insana kendini komik hissettiriyordu. Uzun zamandır biriyle konuşurken bu kadar rahat hissetmemişti. Ve rahatlık… Bazen flörtten daha samimiydi. Masadaki sohbet başka bir konuya kayarken Defne kısa bir anlığına durdu. İnsanların birbirinin cümlesini yarıda tamamladığı, aynı anıya birlikte güldüğü, birbirini susturmadan konuştuğu bir masaya bakıyordu. Kalabalık. Sıcak. Gerçek. Göğsünün içinde küçük bir sızı oluştu. Çünkü bazı insanlar ailelerin insanı iyileştirdiğini düşünürdü. Defne ise tam tersine inanarak büyümüştü. Dağınık çocukluklar insanın içine sessiz yerleşirdi. Ve bazı yalnızlıklar yetişkin olunca bile çıkıp gitmezdi.
“İyi misin?”
Arda’nın sesi düşüncelerini böldü. Defne başını kaldırdı. Adam onu izliyordu. Bu kez şakacı görünmüyordu. Yalnızca dikkatliydi. Defne hemen gülümsedi.
“İyiyim.”
Arda birkaç saniye sustu. Sonra çok sakin bir sesle konuştu.
“Yalan söylediğinde sağ kaşın hafif kalkıyor.”
Defne dondu.
“… Ne?”
“Şu an yaptığı gibi.”
Defne istemsizce kaşını indirdi. Arda sırıtınca Defne ona tekme atmayı düşündü. Bir insanın bu kadar gözlemci olması normal değildi. Ve en kötüsü… Defne uzun zamandır ilk kez biri tarafından gerçekten fark edildiğini hissediyordu.
Bölüm etkileşimi
