28. bölüm · Yanlış Düğünde Doğru Yalan

Bölüm 28

Buse ATEŞ

Kapının dışından yeniden vurma sesi geldi.
“SON BEŞ DAKİKANIZ.”
Defne kahkahasını bastırmaya çalışırken Arda yüzünü boynuna gömdü.
“Onu gerçekten denize atacağım.”
“Bence önce sen atılırsın.”
“Muhtemelen.”
Defne gülümsedi. Arda’nın yanında gülmek artık düşünmeden yaptığı bir şeye dönüşüyordu. Bu durum hâlâ biraz korkutucuydu. Çünkü insan birine alıştığını en çok onunla sessizce mutlu olurken anlardı. Arda başını kaldırdı. Bakışları yüzünde dolaştı yine. Uzun uzun. Sanki Defne’yi izlemekten gerçekten keyif alıyormuş gibi. Bu bakışlar Defne’nin hâlâ nefesini bozuyordu.
“Ne?” dedi Defne.
Arda gülümsedi.
“Hiç.”
“Hayır, yine bir şey düşünüyorsun.”
“Düşünüyorum.”
“Neyi?”
Arda parmaklarını belinde yavaşça gezdirdi.
“Seninle ilgili çok fazla şey düşünüyorum.”
Defne gözlerini devirdi.
“Bu cevap aşırı tehlikeli.”
“Gerçeği söyleyeyim mi?”
Defne istemsizce gülümsedi.
“Sanki şimdiye kadar yalan söyledin.”
Arda kısa bir kahkaha attı. Sonra yüzündeki ifade hafifçe değişti. Daha sakin bir şeye dönüştü.
“Gece uyuyamadım.”
Defne’nin kaşı hafifçe kalktı.
“Neden?”
Arda omuz silkti.
“Aklım sürekli sende kaldı.”
Bu adam gerçekten insanı hazırlıksız yakalıyordu. Defne sessiz kaldı. Arda gözlerini ondan ayırmadı.
“Bir ara uyandın,” dedi sessizce. “Saçın yüzüne gelmişti.”
Defne’nin nefesi hafifledi.
Arda anlatırken dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.
“Onu düzeltirken bana sarıldın.”
Defne anında yüzünü kapattı.
“Hayır.”
Arda gülmeye başladı.
“Evet.”
“Yapmamışımdır.”
“Defne.” Yaklaştı. “Bayağı bildiğin gelip boynuma sarıldın.”
Defne utanmaktan ölmek istedi.
Arda’nın sırıtışı büyüdü.
“Sonra biliyor musun ne oldu?”
“Devam edersen seni boğarım.”
“Uyurken bana ‘gitme’ dedin.”
Defne birkaç saniye boyunca tamamen dondu. Arda şimdi resmen keyif alıyordu. Ama bakışlarının altında başka bir şey vardı. O cümleyi gerçekten önemsemiş gibi görünüyordu. Defne dudaklarını birbirine bastırdı.
“Bunu unutmam gerekiyor.”
“Benim hayatımın en mutlu anlarından biri olabilir.”
Defne yastığı tekrar ona fırlattı. Arda kahkahayla yastığı tuttu. Sonra aniden Defne’nin bileğini yakalayıp onu tekrar kendine çekti. Defne istemsizce onun üstüne düştü. İkisi de gülüyordu şimdi. Ama o gülüşlerin altında başka bir şey vardı. Yakınlık. Alışkanlık. Ve gitgide büyüyen o tehlikeli his. Arda’nın elleri beline yerleştiğinde Defne’nin gülüşü hafifçe yavaşladı. Adamın bakışları değişmişti. Daha sıcak. Daha yoğun. Ve Defne bunu hissettiği anda odanın içindeki hava da değişti. Arda eliyle saçlarını geriye itti. Başparmağı yanağında dolaştı. Sonra çok sessiz bir sesle konuştu.
“Bazen sana bakınca hâlâ gerçek değilmişsin gibi hissediyorum.”
Defne’nin kalbi yavaşladı.
“Neden?”
Arda kısa bir nefes verdi.
“Çünkü senin gibi biri normalde benim hayatıma girmez.”
Defne kaşlarını çattı.
“Ne demek bu?”
Arda birkaç saniye sustu. Sanki doğru kelimeyi seçmeye çalışıyordu.
“Sen…” gözleri yüzünde dolaştı, “insanın içini sakinleştiren birisin.” Dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme oluştu. “Ve ben hayatım boyunca daha çok fırtınaya alıştım.”
Defne’nin göğsü sıkıştı. Çünkü Arda bunu öyle dürüst söylemişti ki… Adamın sevgisi gösterişli değildi. Gerçekti. Ve insanı tam o yüzden etkiliyordu. Defne parmaklarını saçlarının arasından geçirdi.
“Belki de artık biraz sakinlik hak ediyorsundur.”
Arda gözlerini kapadı. Defne bunu söylediğinde adamın yüzündeki bütün gerginlik kısa bir anlığına çözülüyor gibiydi. Sonra Arda başını kaldırdı. Bakışları yavaşça dudaklarına indi. Defne’nin nefesi dağıldı. Adam ona yaklaşırken sesi neredeyse fısıltıya dönmüştü.
“Senin yanında…” dudakları dudaklarına çok yakındı şimdi, “kendimin daha iyi bir versiyonu gibi hissediyorum.”