11. bölüm / 31
Yanlış Düğünde Doğru YalanBölüm 11
Bölümler 31Şu an: Bölüm 11
- 1 Bölüm 1686 kelime
- 2 Bölüm 2627 kelime
- 3 Bölüm 3686 kelime
- 4 Bölüm 4689 kelime
- 5 Bölüm 5647 kelime
- 6 Bölüm 6684 kelime
- 7 Bölüm 7607 kelime
- 8 Bölüm 8685 kelime
- 9 Bölüm 9657 kelime
- 10 Bölüm 10596 kelime
- 11 Bölüm 11504 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Bölüm 12627 kelime
- 13 Bölüm 13530 kelime
- 14 Bölüm 14539 kelime
- 15 Bölüm 15556 kelime
- 16 Bölüm 16612 kelime
- 17 Bölüm 17700 kelime
- 18 Bölüm 18582 kelime
- 19 Bölüm 19511 kelime
- 20 Bölüm 20523 kelime
- 21 Bölüm 21520 kelime
- 22 Bölüm 22512 kelime
- 23 Bölüm 23595 kelime
- 24 Bölüm 24562 kelime
- 25 Bölüm 25680 kelime
- 26 Bölüm 26526 kelime
- 27 Bölüm 27491 kelime
- 28 Bölüm 28480 kelime
- 29 Bölüm 29563 kelime
- 30 Bölüm 30617 kelime
- 31 Bölüm 31748 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Defne gözlerini açtığında Arda hâlâ çok yakındı. Rüzgâr ikisinin arasından geçiyordu. Sahilin birkaç metre ötesinde dalgalar kıyıya yavaşça vuruyordu. Şehir arkalarında parlıyordu ama Defne’nin dikkati artık hiçbir yerde kalamıyordu. Çünkü Arda ona öyle bakıyordu ki… İnsan geri kalan her şeyi unutuyordu.
“Şu an ne düşündüğünü söyleyeceğim,” dedi Arda sessizce.
Defne nefesini toparlamaya çalıştı.
“Cesaret etme.”
“Kaçman gerektiğini düşünüyorsun.”
Defne istemsizce güldü.
“Bu rahatsız edici olmaya başladı.”
“Henüz başlamadım bile.”
Defne başını iki yana salladı. Ama gülümsemesini durduramadı. Bu adamın yanında ciddi kalmak imkânsızdı. Arda bir adım daha yaklaştı. Şimdi Defne onun parfümünü net hissedebiliyordu; temiz, hafif odunsu bir koku. Sıcak. Güvenli. Fazla güvenli. Defne’nin kalbi hızlandı. Çünkü insan bazen yanlış kişilerin yanında sakin hissederdi. Ama Arda’nın yanında hissettiği şey farklıydı. Sanki uzun süredir ilk kez gerçekten görülüyordu. Ve bu bağımlılık yapabilecek bir histi.
“Defne.”
Sesi bu kez daha yumuşaktı. Defne başını kaldırdı.
“Ne?”
Arda birkaç saniye konuşmadı. Sanki izin istiyormuş gibi baktı ona. İşte Defne’yi bitiren şey buydu. Zorlama yoktu. Oyun yoktu. Yalnızca dikkat vardı. Ve insan bazen en çok nazik davranılınca çözülüyordu. Defne nefesini tuttuğunu fark etti. Arda’nın bakışları dudaklarına indi. Sonra yeniden gözlerine.
“Beni durduracaksan şimdi yap,” dedi alçak sesle.
Defne’nin bütün mantığı o anda valizini toplayıp ülkeyi terk etti. Çünkü geri çekilmesi gerekiyordu. Gerçekten gerekiyordu. Ama Arda’nın yanında dururken ilk kez hiçbir şeyi düşünmek istemiyordu. Yalnızca hissetmek. Bu yüzden çok küçük bir hareket yaptı. Geri çekilmedi. Arda’nın bakışları hafifçe değişti. Ve sonra… Yavaşça elini Defne’nin yüzüne koydu. Sanki kırılacak bir şeye dokunuyormuş gibi dikkatliydi. Defne’nin kalbi göğsüne sığmadı. Arda ona doğru eğildiğinde Defne gözlerini kapadı. İlk öpücük yavaş oldu. Tereddütlü değil. Dikkatli. Sanki ikisi de bu anın gerçekten yaşandığına emin olmaya çalışıyordu. Defne’nin nefesi dağıldı. Çünkü bazı öpücükler yalnızca güzel hissettirmezdi. İnsanın içindeki yalnız yerlere dokunurdu. Arda’nın eli hâlâ yüzündeydi. Başparmağı yanağının kenarında hafifçe hareket ettiğinde Defne’nin dizlerinin bağı çözüldü. Bu hiç normal değildi. Gerçekten hiç. Arda geri çekildiğinde aralarındaki mesafe yalnızca birkaç santimdi. Defne gözlerini açtı. Adam ona bakıyordu. Sessizce. Ve o bakışın içinde öyle yoğun bir şey vardı ki Defne nefes almayı unuttu.
“Vay canına,” dedi Arda sonunda.
Defne istemsizce güldü.
“Bu kadar mı romantiksin gerçekten?”
“Hayır,” dedi Arda hâlâ ona bakarak. “Şu an beyin fonksiyonlarımı kaybettim.”
Defne kahkahasını tutamadı. Ve tam o anda Arda tekrar onu öptü. Bu kez daha kısa. Ama daha tehlikeli. Çünkü artık birbirlerinin nasıl hissettirdiğini biliyorlardı. Bu bilgi insanı mahvedebilirdi. Arda alnını onun alnına yasladı. İkisi de birkaç saniye konuşmadı. Şehrin sesi uzaktan geliyordu artık. Dünya küçülmüş gibiydi. Yalnızca onlar kalmıştı sanki. Defne gözlerini kapadı.
“Bu kötü bir fikir.”
“Kesinlikle.”
“Bunu söyleyip beni tekrar öpmen hiç yardımcı olmuyor.”
Arda’nın gülüşü yanağına değdi.
“Özür dilerim.”
Bir saniye durdu.
“Hayır, dilemiyorum.”
Defne yine güldü. Uzun zamandır ilk kez kendini hafif hissediyordu. Sanki sürekli tetikte duran tarafı birkaç dakikalığına susmuştu. Arda geri çekilip ona baktı. Bakışları bu kez daha sakindi. Ama daha derindi.
“Şimdi dürüst ol,” dedi yavaşça. “Hâlâ bunun yalnızca sahte bir ilişki olduğunu mu düşünüyorsun?”
Defne cevap veremedi. Çünkü problem tam olarak buydu. Artık sahte gibi hissettirmiyordu. Ve insan bazen en çok gerçek şeylerden korkuyordu.
Bölüm etkileşimi
