31. bölüm · Yanlış Düğünde Doğru Yalan
Bölüm 31
Alaçatı’daki son geceleriydi. Deniz karanlığın içinde usulca hareket ediyor, sahilden gelen müzik rüzgâra karışıyordu. Otelin alt katından kahkaha sesleri yükseliyordu hâlâ. Derya’nın sesi diğer herkesinkini bastırıyordu zaten. Defne balkona çıktığında Arda’nın odada olmadığını fark etti. Bu garipti. Çünkü son üç gündür adam resmen peşindeydi. Kahve almaya giderken. Denize girerken. Sokakta yürürken. Bir noktadan sonra Defne refleksle dönüp Arda’yı yanında aramaya başlamıştı. Ve bu durum onu düşündüğünden fazla mutlu ediyordu. Merdivenlerden aşağı indiğinde gece havası tenine çarptı. Otelin arka tarafındaki taş yol boyunca küçük sarı ışıklar yanıyordu. Yolun sonunda Arda vardı. Ellerini cebine sokmuş, denize bakıyordu. Defne yaklaşırken ayak sesini duyup döndü. Ve işte yine o bakış. Sanki Defne’yi görmek adamın gün içindeki en sevdiği şeydi.
“Millet seni kaçırdığımı düşünmeye başladı,” dedi Defne.
Arda gülümsedi.
“Derya zaten beni suçlu doğmuş kabul ediyor.”
Defne güldü. Yanına geçtiğinde Arda düşünmeden elini beline koydu. Bu hareket artık o kadar doğal hale gelmişti ki Defne fark edince kalbi yine saçma şekilde yumuşadı. Çünkü Arda’nın sevgisi büyük hareketlerde değildi. Küçük alışkanlıklardaydı. Yanında yürümesinde. Saçını kulağının arkasına itişinde. Kalabalıkta elini arayışında. Bir süre birlikte denizi izlediler. Sessizlik vardı ama boş değildi. Arda onun yanında sustuğunda bile Defne kendini yalnız hissetmiyordu. Sonra Arda nefes verdi. Derin. Gergin. Defne anında ona döndü.
“Ne oldu?”
Arda kısa bir kahkaha attı. Ama bildiği o rahat kahkahalardan değildi bu.
“Şu an aşırı stresliyim.”
Defne kaşını kaldırdı.
“Sen mi?”
“Evet.” Arda yüzünü ovuşturdu. “Normalde daha havalı görünürdüm ama içimden panik geçiriyorum.”
Defne istemsizce güldü.
“Bu inanılmaz iyi bir haber.”
“Ben burada duygusal çöküş yaşarken sen eğleniyor musun?”
“Biraz.”
Arda başını iki yana salladı. Sonra ona baktı. Gerçekten baktı. O yoğun, dikkatli haliyle. Defne’nin nefesi yine dağıldı. Çünkü adam bazen öyle bakıyordu ki insanın bütün savunması anlamını kaybediyordu.
“Yangından sonra,” dedi Arda sessizce, “kendimle ilgili güzel şeylere inanmayı bıraktım sanırım.”
Defne’nin yüzündeki gülümseme yavaşça silindi. Arda gözlerini ondan ayırmadı.
“Sonra sen çıktın karşıma.”
Defne’nin kalbi hızlandı. Arda yaklaşırken sesi daha da düştü.
“Ve hayatım çok sinir bozucu şekilde güzelleşti.”
Defne kahkahayla burnunu çekti.
“Bu nasıl romantik cümle?”
“Benim tarzım bu.”
“Berbat.”
“Yine de hoşuna gidiyor.”
Defne cevap veremedi. Çünkü gidiyordu. Çok fena gidiyordu. Arda başını hafifçe eğdi.
“Seninle tanışmadan önce sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışıyordum.” Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. “Şirketi. İnsanları. Kendimi.”
Defne sessizce onu dinliyordu.
“Senin yanındaysa…” gözleri yumuşadı, “ilk kez sadece mutlu hissettim.”
Arda eliyle yanağına dokundu. Başparmağı teninde yavaşça hareket etti.
“Hayatımın geri kalanında canım kötü olduğunda ilk seni aramak istiyorum.”
Defne’nin gözleri dolmaya başladı. Arda bunu fark edince hafifçe güldü.
“Hayır ağlama. Ben zaten yeterince panik halindeyim.”
Defne gülerken gözyaşını sildi.
“Şu an teklif mi edeceksin?”
Arda birkaç saniye sustu. Sonra çaresizce gülümsedi.
“Bu kadar belli mi oldum?”
Defne kahkahaya boğuldu.
“ARDA.”
“Tamam.” Ellerini iki yana açtı. “Derya yüzünden prova yapma şansım kalmadı.”
Defne hâlâ gülüyordu. Ve Arda tam o an durup onu izledi. Öyle sevgi dolu baktı ki Defne’nin göğsü sıkıştı. Adam resmen onun gülüşüne dalmıştı.
“İşte bu yüzden,” dedi Arda sessizce.
Defne nefesini toparlamaya çalıştı.
“Neyin yüzünden?”
“Bu hâline bağımlıyım.”
Kalbi yerinden çıkacak gibiydi artık. Arda cebinden küçük siyah kutuyu çıkardı. Bu kez Defne gerçekten sustu. Çünkü adamın elleri titriyordu. Arda bunu fark edip gözlerini kapadı.
“Harika. Ellerim niye böyle?”
Defne gülerek ağlamaya başladı.
“Çünkü heyecanlandın.”
“Defne ben şu an nabzımı kulağımda duyuyorum.”
Defne kahkahasının arasından yüzünü kapattı. Arda dizlerinin üstüne çökerken başını kaldırıp ona baktı. Ve yüzündeki ifade… Defne hayatı boyunca unutmayacaktı. Saf sevgi gibi görünüyordu.
“Ben mükemmel biri değilim,” dedi Arda. “Fazla düşünüyorum. Gereksiz panik oluyorum. Ara sıra saçma kararlar veriyorum.”
Defne burnunu çekti.
“Doğru.”
Arda gözlerini devirdi.
“Destek olduğun için sağ ol.”
Defne güldü. Arda da güldü. Sonra yüzündeki o sıcak ifade geri geldi.
“Ama seni…” nefes verdi, “hayatımda hiç kimseyi sevmediğim kadar seviyorum.”
Defne’nin gözlerinden yaş aktı. Çünkü adam bunu öyle içten söylüyordu ki… İnanmamak mümkün değildi. Arda kutuyu açtı. Yüzük gece ışığında parladı. Ama Defne yalnızca ona bakıyordu. O panikle karışık sevgiye.
“Hayatımın geri kalanındaki bütün sabahlarda seni görmek istiyorum.” Sesi hafifçe titredi. “Benimle evlenir misin?”
Defne birkaç saniye boyunca konuşamadı. Kalbi öyle hızlı atıyordu ki sanki bütün vücuduna yayılmıştı. Sonra gözyaşlarının arasından gülmeye başladı. Çünkü hayatının aşkı karşısında diz çökmüş halde panik yapıyordu. Ve bu… Dünyadaki en Arda şeyiydi. Defne ona doğru eğildi. Ellerini yüzüne koydu.
“Evet,” dedi ağlayarak gülerken. “Tabii ki evet.”
Arda gözlerini kapadı. Sanki bütün dünyayı omuzlarından indirmişler gibi nefes verdi. Sonra ayağa kalktı. Ve Defne onu öptüğünde ikisi de gülüyordu. Denizin sesi geceye karışıyordu. Uzaktan Derya’nın bağırışı duyuldu:
“BEN BİLİYORDUM.”
Defne kahkahayla Arda’nın omzuna yaslandı. Arda alnını onunkine değdirdi. Ve fısıldadı:
“Hayatımın en iyi kararı sensin.”
