12. bölüm / 31
Yanlış Düğünde Doğru YalanBölüm 12
Bölümler 31Şu an: Bölüm 12
- 1 Bölüm 1686 kelime
- 2 Bölüm 2627 kelime
- 3 Bölüm 3686 kelime
- 4 Bölüm 4689 kelime
- 5 Bölüm 5647 kelime
- 6 Bölüm 6684 kelime
- 7 Bölüm 7607 kelime
- 8 Bölüm 8685 kelime
- 9 Bölüm 9657 kelime
- 10 Bölüm 10596 kelime
- 11 Bölüm 11504 kelime
- 12 Bölüm 12627 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Bölüm 13530 kelime
- 14 Bölüm 14539 kelime
- 15 Bölüm 15556 kelime
- 16 Bölüm 16612 kelime
- 17 Bölüm 17700 kelime
- 18 Bölüm 18582 kelime
- 19 Bölüm 19511 kelime
- 20 Bölüm 20523 kelime
- 21 Bölüm 21520 kelime
- 22 Bölüm 22512 kelime
- 23 Bölüm 23595 kelime
- 24 Bölüm 24562 kelime
- 25 Bölüm 25680 kelime
- 26 Bölüm 26526 kelime
- 27 Bölüm 27491 kelime
- 28 Bölüm 28480 kelime
- 29 Bölüm 29563 kelime
- 30 Bölüm 30617 kelime
- 31 Bölüm 31748 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Defne o gece eve döndüğünde dudaklarında hâlâ Arda’nın hissi vardı. Hayatı boyunca mantıklı biri olmaya çalışmıştı. İnsanlara hemen güvenmezdi. Kolay bağlanmazdı. Kendini korumayı öğrenmişti. Ve şimdi… Bir adamın öpüş şekli yüzünden beynini düzgün kullanamıyordu. Harika. Dairesinin kapısını kapatıp sırtını kapıya yasladı. Ev sessizdi. Ama bu kez yalnızlık huzurlu gelmedi. İnsan biriyle yakınlaştıktan sonra kendi sessizliğine geri dönmek istemiyordu. Defne gözlerini kapadı. Sonra istemsizce gülümsedi. Arda’nın “beyin fonksiyonlarımı kaybettim” derkenki yüzünü düşündü. Bu adamın problemi tam olarak buydu. İnsanı aynı anda hem güldürüyor… Hem de savunmasız bırakıyordu. Telefonu titredi. Defne’nin kalbi anında hızlandı. Bu da ayrı bir utançtı artık. Ekranda Arda’nın adı vardı.
“Eve ulaştın mı?”
Defne birkaç saniye mesaja baktı. Sonra kendine kızdı. Çünkü gülümsüyordu.
“Evet.”
Mesaj hemen geldi.
“Güzel.”
“Şu an seni tekrar öpmeyi düşünmüyorum gibi davranıyorum.”
Defne gözlerini kapadı.
“Allah kahretsin,” diye mırıldandı. Telefon yeniden titredi.
“Başarılı olduğumu sanmıyorum.”
Defne istemsizce kahkaha attı. Uzun zamandır ilk kez biriyle konuşurken kendini “yeterli görünmeye” çalışırken bulmuyordu. Arda’nın yanında yorulmuyordu. Bu yeni bir histi. Ve yeni hisler insanı biraz korkuturdu.
—
Ertesi sabah Defne işe gitmeye çalıştı. Gerçekten denedi. Bilgisayarını açtı. Çizim dosyalarını düzenledi. Kahve yaptı. Ama beyninin yüzde sekseni bir önceki geceye geri dönüp duruyordu. Arda’nın sesi. Bakışları. Ellerinin dikkatli oluşu. Defne sandalyesinde döndü.
“Bu kabul edilemez.”
Ofisin diğer ucundan Ece başını kaldırdı.
“Nedir?”
“Bir adam yüzünden çalışamıyorum.”
Ece birkaç saniye ona baktı. Sonra yavaşça ayağa kalktı.
“Dur.”
Defne pişman oldu.
“Hayır, abartılacak bir şey değil—”
“DEFNE BİRİYLE TANIŞMIŞ.”
Ofisteki üç kişi aynı anda kafasını kaldırdı. Defne gözlerini kapadı.
“Keşke ölseydim.”
“Kim?” dedi Ece heyecanla.
“Adı ne?”
“Yakışıklı mı?”
“Zengin mi?”
Defne derin bir nefes aldı.
“Hepsi.”
Ofiste kısa bir sessizlik oldu. Sonra Ece dudaklarını birbirine bastırdı.
“Tehlikeli.”
“Biliyorum.”
Defne masasındaki kalemi çevirdi.
“Ve sanırım…” durdu, “ondan hoşlanıyorum.”
Bu cümleyi yüksek sesle söylemek garip hissettirdi. Gerçek gibi. Çünkü insan bazı duyguları içinde tuttuğunda kontrol edebileceğini sanıyordu. Sesli söyleyince büyüyorlardı. Ece sandalyesini Defne’ye doğru çekti.
“Tamam. Baştan anlat.”
Defne anlatmaya başladığında fark ettiği ilk şey şuydu:
Arda’dan bahsederken sürekli gülümsüyordu. Bu hiç iyi değildi.
—
Akşam olduğunda Arda onu iş çıkışında almaya geldi. Defne binadan çıktığında onu kaldırımın kenarında beklerken gördü. Siyah gömlek. Kollar yine sıvalı. Telefonuna bakıyordu. Ve Defne onu görür görmez istemsizce yavaşladı. Bu da yeni başlamıştı. Çünkü insan birini görmeyi beklemeye başladığında işler karışıyordu. Arda başını kaldırdı. Ve Defne’yi gördüğü anda yüzündeki ifade değişti. O küçük, gerçek gülümseme. Defne’nin kalbi yine saçma şekilde hızlandı.
“Merhaba,” dedi Arda.Sesi sanki bütün gün onu görmeyi bekliyormuş gibiydi. Bu adamın flört etme şekli yasal değildi.
“Merhaba.”
Arda birkaç saniye ona baktı. Sonra kaşını hafifçe kaldırdı.
“Beni öptükten sonra daha güzel görünmeye başladın.”
Defne şokla ona baktı.
“Bu nasıl bir cümle?”
“Dürüst bir cümle.”
Defne istemsizce güldü. Ve Arda o gülüşü izlerken birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Sanki gerçekten seviyormuş gibi. Bu Defne’nin bütün dengesini bozuyordu.
“Bugün seni özledim,” dedi Arda bir anda.
Defne’nin nefesi durdu. Çünkü bunu çok doğal söylemişti. Gösterişsiz. Oyunsuz. Sanki yalnızca gerçek buydu. Defne birkaç saniye cevap veremedi. Sonra yavaşça yaklaştı.
“Bu kadar dürüst olmayı bırakmalısın.”
Arda hafifçe eğildi.
“Hayır.”
Defne gözlerini kaçırmaya çalıştı. Başaramadı. Çünkü Arda ona öyle bakıyordu ki… İnsan başka hiçbir yere bakmak istemiyordu.
“Senin problemin ne biliyor musun?” dedi Defne sessizce.
“Bir liste mi hazırlayayım?”
“İnsanlara kendilerini güvende hissettiriyorsun.”
Arda’nın yüzündeki ifade değişti. Yumuşadı.
“Bu kötü bir şey değil.”
Defne hafifçe gülümsedi.
“Benim için biraz kötü.”
“Neden?”
Defne birkaç saniye sustu. Sonra dürüst olmaya karar verdi.
“Çünkü birine alışmak…” sesi yavaşladı, “onu kaybetme ihtimalini de beraberinde getiriyor.”
Arda uzun süre konuşmadı. Şehir arkalarında akıyordu. İnsanlar yanlarından geçiyordu. İstanbul her zamanki gibi kalabalıktı. Ama Defne ilk kez bütün gürültünün içinde yalnızca bir kişiyi duyuyordu. Arda yavaşça ona yaklaştı. Sonra elini tuttu. Sıkı değil. Zorlayarak değil. Sanki karar hakkını hâlâ ona bırakıyormuş gibi.
“Defne,” dedi sessizce, “ben kolay kolay gitmem.”
Ve Defne inanmak istedi.
Bölüm etkileşimi
