9. bölüm / 22
Vampir Köylü8. Bölüm: Kaderin oyunu
Bölümler 22Şu an: 8. Bölüm: Kaderin oyunu
- 1 TANITIM101 kelime
- 2 1. Bölüm: Koma909 kelime
- 3 2. Bölüm: Uyanış1.751 kelime
- 4 3. Bölüm: Not ve Karar2.218 kelime
- 5 4. Bölüm: Oyun başlıyor1.248 kelime
- 6 5. Bölüm: Varisler ve korkuları2.276 kelime
- 7 6. Bölüm: İlk kayıba son 12 saat1.167 kelime
- 8 7. Bölüm: İlk kayıp1.910 kelime
- 9 8. Bölüm: Kaderin oyunu1.444 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 9. Bölüm: Melike değil, Melike İpek1.766 kelime
- 11 10. Bölüm: Vampir ile görüşme1.209 kelime
- 12 11. Bölüm: Kalp mi Beyin mi?1.930 kelime
- 13 12. Bölüm: Gizemin ilk basamağı1.286 kelime
- 14 13. Bölüm: Sembol ve Hile1.643 kelime
- 15 14. Bölüm: Şüpheliler3.039 kelime
- 16 15. Bölüm: Deren ve Melike İpek1.611 kelime
- 17 16. Bölüm: Kaçış1.817 kelime
- 18 17. Bölüm: Gerçekler1.357 kelime
- 19 18. Bölüm: Şimdi ne olacak?3.879 kelime
- 20 19. Bölüm: Tuzak3.933 kelime
- 21 20. Bölüm: Kazansanda Kaybetsende Kaybedersin2.484 kelime
- 22 21. Bölüm: Kartlar Yeniden Dağıtılıyor4.183 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İdil, Melike ve Kerem. Üçü kafede otuyorlardı. Henüz Kerem ihanet etmemiş, İdil ölmemiş ve Nelike komaya girmemişti. O gün her şey Melike için özenle hazırlanmıştı çünkü o gün Melike'nin doğum günüydü. Doğduğu ve ölümle burun buruna geldiği gündü.
"İyi doğdun Melike, iyi doğdun Melike"
İdil ve Kerem Melike'yi alkışlarken o da bir dilek tutup pastayı üfledi. "Umarım hiç ayrılmayız." dedi içinden Kerem ve İdil'i geçirerek. Ama kader çoktan yazılmıştı ve bu üçlüyü en sarsıcı şekilde ayıracaktı.
Pastalar kesildi, hediyeler verildi ve kader onları ayırmak için ilk hamlesini yaptı.
Ateşler..
Her yer ateşle kaplıydı dumandan göz gözü görmüyordu. Kerem kendi canını hiçe sayarak dil kuzenlerini kuratrmak istiyordu ama ruhu o daha doğmadan önce lanetlenmişti. Kerem, kuzenlerini asla koruyamacak aksine istemeden onların ölümü olacaktı.
Buda kaderin ikinci oyunuydu.
Kerem kendini ne olduğunu anlamadan dışarıda bulduğunda gözleri Melike ve İdil'i aradı ama gözükmüyorlardı. Onları kurtarmak için içeri dalacakken itfaiye ekipleri onu durdurdu.
Yarım saat sonra hepsi gözünü hastanede açtı, Melike hariç. O gözünü açmak için daha çok beklemeliydi. Gözünü açması için önce acı çekmeliydi. Melike'ye kolay kolay ne ölüm ne de yaşam vardı.
Kerem ve İdil neredeyse bir yıl boyunca Melike'nin uyanmasını bekledi. Bu sıradada kaderin planına meydan okuyorlardı. Kerem en başından beri lanetlenen ruhunu temizlemeye çalışıyordu. Bunun için ilk yapması gereken sadık olmaktı ve bunu yaptı da.
Kerem, Melike'nin uyanmayacağını düşündüğü için oyuna İdil'in katılacağını sandı. Onu varis olarak görüyordu. İdil ile bir plan kurdular. Plana göre İdil ilk oylanıp öldürülecekti daha doğrusu öldü diye haber salınacaktı ama Kerem onu kurtaracaktı bu cehennemden.
Ama kader tüm planları bozdu, tüm dengeleri altüst etti. Kimsenin tahmin etmediği gibi Melike yaşam belirtileri göstermeye başladı. Kerem ve İdil çoktan planı yapmışlardı. Asılması için tüm oklar İdil'i gösteriyordu. Peki ya Melike? Ona ne olacaktı?
Hayır, onu o oyunun içinde bırakamazlardı. Bu yüzden Melike ve İdil'i beraber oyun aldılar ama kader yine oyunu bozdu ve Zümra yüzünden kaderin üçüncü ve son oyunu gerçekleşti. İdil'in ölümü o gece kaderin Kerem'in ruhuna attığı son leke ve Melike'nin omzuna yüklediği son yüktü.
İdil'in ölümü kaderin oyununun son parçasıydı ama Melike henüz oyununa başlamıştı bile. Melike kendi kaderine meydan okuyacak ve kaderin bozduğu oyunları bir bir tekrardan kuracaktı.
...
Bora'ya verdiğim cevaptan sonra boranın keyfi yerine geldi. Yüzüne anlayışlı gülümsemesini yerleştirerek "Grup içinde ikiye ayrılacağız, 8'imiz gizemi çözerken 3'ümüz vampiri bulacak. Böylece gruptan kimse eksilmeyecek."
Dediği şeye kafanımı salladım. Gizemi çözmeye öncelik verdiği aşikardı ama gerek olduğunda asmaya da çekinmiyordu. Onu suçlayazdım ya da vazgeçtim, suçlardım. Konu canı bile olsa kimsenin canı bir diğerininkinden önemli değildi.
Hangi grupta olacağımı biliyordum. Söyeldiğinin aksine beni zeki olduğum için almamıştı, varisleri duygularından vurmak için almıştı. Bu yüzden vampiri bulmak için kendimi acındıracaktım. Nasıl olsa ben kardeşini kaybetmiş, hayattan hiçbir beklentisi olmayan, sadece teselli kaynağı arayan biriydim herkesin gözünde.
"Kimler bulacak vampiri?"
"Sen" ona biliyorum anlamında başımı salladığımda devam etti. "Oxana ve Deren"
Tahmin ettigim gibi hep duygusal kişileri seçmişti. Oxana burada yabancıydı ve en çekimser olanımızdı. Deren ilk gün vampirin dahi ölmesine üzülecek kadar duygusal yaklaşmıştı olaya.
Beni, Oxana'yı ve Deren'i zayıf görüyordu ama şuanlık bunu bilmezden gelecektim. O beni nasıl görüyorsa öyle olacaktım. Masumsa masum, duygusalsa duygusal, safsa saf ve yalancıysa yalancı.
Gözlerimi tabağımdan ayırıp masadaki herkese teker teker baktım. Dün gece biri ölmüştü ama ben kimseyle muhattap olmadığım için kimin öldüğünüde bilmiyordum. Tek yaptığım tabağımdaki yemeklerle oynamaktı.
Bora düşündüğümü anlamış olacak ki "Vampir Havva'yı öldürdü" dedi. Sesinde hiçbir duygu yoktu, aynı şekilde gözleri de duygusuz bakıyordu. Bende onun gibi duygusuz bakarak "Tamam" dedim " Merak etmiyordum." Bora alaycı bir tavırla bana baktı ardından fazla uzatmadan yanımdan uzaklaştı. Yanım bir kez daha boşaldı.
İdil'in yokluğunu bir kez daha hissettim. Zaten hissetmediğim bir an yoktu ama bu sefer onu hüzünle anmadım. Bu sefer üzüntümün öfkeye dönüşmesine izin verdim ve içimdeki intikam ateşini körükledim. Bu yangının geri dönüşü yoktu, bende dönmekte istemiyordum zaten.
Bu yangının ateşi beni yaksa bile söndürmecektim. Herkesi yakasıya kadar durmak yoktu.
Omzumda hissettiğim elle irkilerek arkamı döndüm. Oxana ve Deren bana üzgün ve mahcup gözlerle bakıyorlardı. Onlara hiçbir şey demeden masadan kalktım. Tabağımdan bir çatal dahi almamıştım. İlk gün yaptığım gibi İdil'e bırakmak istemiştim belki de.
Deren ve Oxana'yı ardımda bırakıp evime doğru giderken Oxana bir koluma Deren bir koluma girip benimle beraber yürümeye başladılar. Bu samimiyetin nereden geldiğini anlamasamda tepki vermedim ve evime kadar beraber gittik.
Kapıya geldiğimizde bir yandan anahtarla kapıyı açarken bi yandan da "Sizi evime davet ettiğimi hatırlamıyorum." dedim. Deren ve Oxana bana bozulmadılar, asine Deren şakayla karışık "Davetsiz misafiriz desene." dedi.
Ben kapıyı nihayet açtığımda Deren'le Oxana benden önce kolkola evime girdiler ve evimi incelemeye başladılar.
En son sıra yatak odama geldi. İkiside uzun uzun tablolara baktılar. Oxana benim yerime üzülürken Deren'in gerçekten gözleri doldu. İlk baş duygusallığına verdim ama sonra "Hayatımda gördüğüm en iyi insandı." dedi Deren. Ona anlamaz gözlerle baktığımda o bana acıyla gülümsüyordu.
"Tanıyor muydun? " diye sordum, şaşkınlığımı gizleme ihtiyacı hissetmemiştim. "Arkadaşımdı, hatta o gün" işaret parmağıyla benim komada olduğum ve İdil'in benim başımda uyuya kaldığı tabloyu gösterdi "Bende oradaydım."
Deren'i hatırlamıyordum ama gerçektende İdil'in arkadaş olmalıydı çünkü söyeldiği gibi o gün çekilen resmin arkaplanında oda vardı. Bulanıkta olsa o olduğu belli oluyordu.
"İyi anlaşıyor muyduk?" dedim. Yüzümdeki soğuk ifade yerini sıcak gülümsemeye bırakmıştı. "Pek sayılmaz." Akan burnunu çekerek o da bana gülümsedi ardından sözlerine devam etti. "Hep İdil'i kötü etkilediğimi söyler dururdun. Yalancı derdin bana."
Alaycı bir tavırla "Hadi ordan." dedim "Haketmediğin şeyi söylememişimdir."
"Hakediyordum zaten, hala hakediyorum."
Ona anlamaz gözlerle baktığımda Oxana'yla birkaç saniye bakıştılar ve kendilerini tutamayıp patladılar. "Hey! Ne gülüyorsunuz!"
Oxana kendini toparlayıp açıklamaya başladı. "Masummuş gibi davranıyoruz, bu da bizim yalanımız" dedi. Konuşması kulağıma ilk güne göre daha düzgün gelmişti. Muhtemelen aksanını bozması da bir acındırma taktiğiydi fakat bunu ona söylemeden söylediklerini dinlemeye devam ettim.
"Vampiri falan bulmayacağız, zaten biliyoruz. Vampirle iş birliği yapıp Bora ve ekibini öldüreceğiz."
Onun sözlerini devam ettirdim. "Hem sizin için gizemi çözmelerini sağlayacaksınız hem de o zamana kadar ölenlere siz karar vereceksiniz." Oxana ve Deren heyecanla başını salladı. Bende heyecanlarına karşılık verdim.
"İçeriden bir kahve alayım detayları konuşalım."
Kahveleri getirirken bir yandan da başıma gelenleri düşünüyordum. Bu kadar kısa sürede o kadar çok şey yaşamıştım ki..
İlk baş ihanetle tanıştım sonra kendimi bir oyunun içinde buldum ve bu oyunda tek dayanağımı, kardeşimi kaybettim. Şuan ise ölmek istememe rağmen yaşamak için savaşıyordum.
Hayat bana neler yapmıştı? Kader beni kaç kez vurmuştu?
Verdiğim yaşam mücadelesinde bir taraf seçmeliydim Bora'nın tarafı mı yoksa Deren ve Oxana'nın tarafı mı? Aslında bu sorunun cevabı basitti. Oxana ve Deren'in tarafını seçecektim ama benim yaşamam için bu kadar kişinin ölmesine değer miydi?
Oxana ve Deren anladığım kadarıyla gizemi çözmeye değil son üçe kalmaya yöneleceklerdi. Eğer onların tarafında olursam zafer kaçınılmazdı ama benimde ruhum kirlenecekti. Burada ölenlerin ruhları asla peşimi bırakmayacakmış gibi hissediyordum.
"Kahveler de geldi." Oxana ve Deren gülümseyerek bana döndü elimden kahveleri aldılar. Bir yandan kahvelerini yudumlarken bir yandan da bana planı analtıyorlardı.
"Vampirle iş birliği içerisindeyiz. Sadece bizim istediğimiz kişileri öldürecek." dedi Deren. Vampiri nasıl bulduklarını çok merak etmiştim ama merakımı bastırarak bunu sonra soracağım sorular arasına ekledim.
Sözü Oxana devraldı.
"İlk öldürdüğümüz kişi Havva'ydı ama kimseyi tanımadığımız için fazla plansız bir karar verdik. Bir dahakine daha dikkatli olmalıyız." dedi kendinden emin bir sesle. Her ne kadar ciddide olsa sesindeki samimiyeti hissedebiliyordum. Beni gerçekten içlerinden biri gibi görüyorlardı. "Bir sonraki kişi Melih Öncü"dedi Deren ve devam etti. "Bora ve ekibinde olan 8 kişi gizemi çözmekle zaman kaybederken biz her geçen gün sayıyı azaltacağız. Hem onlar sayesinde hemde vampir sayesinde günde toplam iki kişi azalacak."
Oxana biten kahvesini masaya bırakırken konuştu "Günde iki kişi oyunun 8 güne bitmesi demek."
Onlara hayran hayran bakarken aynı zamanda kafamdaki soruları onlara sorsam mı diye düşünüyordum. En sonunda onlara güvenmeye karar verdim "Peki vampire ne olacak? Onunla beraber dört kişiyiz ama sadece üç kişi yaşayacak."
Oxana sanki bu soruyu bekliyormuş gibiydi. Doğruldu ve planın en heyecanlı kısmını anlatırmış gibi gülümseyerek anlattı bu bölümü. "Vampiri kaçıracağız. Son 5 kişi kalınca vampir kaçacak ve yeni bir vampir seçilecek. Eğer üçümüzden biriyse son hedefimizide öldürüp son üçe kalacağız bir diğer ihtimalle bizden biri değilse kimseyi öldürmeden önce onu asacağız."
Hayran bakışlarım bir an olsun silinmezken son sorumuda sordum "Peki neden beni seçtiniz? Bana acıdınız mı?"
Birbirlerine sanki saçma birşey söylemişim gibi baktılar ardından sorumu deren cevapladı "İstediğin kadar ileri gidebilirsin, kaybedecek bir şeyin kalmadı." diyerek kısa bir cevap vermişti ama bu cevap kalbimda büyük bir iz bıraktı.
Deren üzüldüğümü anlayıp kısa süreliğine Oxana'ya baktı, oda benim üzülememe üzülmüştü. İkisi de yanıma geçip beni ortalarında bırkatılar. Ben dolu gözlerle dalmış masaya bakarken ikisi de bana sarıldı ve acımı paylaştılar.
Bir canın acısını üç kalp taşıyordu. Bu kadar mı ağır bir şeydi ölüm?
Bende kollarımı onlara sardım ve sadece öylece durdum. İdil ölmeden önce yaptığım gibi, kalbimi, beynimi ve tüm bedenimi dondurup sadece duygularımla yaşadım. Belkide bir daha asla var olmayacak duygularımla.
Bölüm etkileşimi
