Vampir Köylü kitap kapağı

7. bölüm / 22

Vampir Köylü

6. Bölüm: İlk kayıba son 12 saat

Vaveyla Yazarı: Zynep .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: 6. Bölüm: İlk kayıba son 12 saat

"Meydana inmek için verilen süre 10 dakika."

Odanın köşesinden gelen ses ile hafifçe gözlerimi araladım. Gözüm odanın içinde İdil'i aradı. Camın tam karşısında, tabloların altındaki bej rengi koltukta kıvrılmış uyuyordu. Dün onu yatağa yatırmıştım ama yatak sıkışık olduğu için beni rahatsız etmek istememiş ve koltuğa geçmiş olmalıydı. Ardından duvardaki saate baktım, saat 7.50'ydi.

"Aksi taktirde asılırsınız."

İyice ayıldığımda İdil'i de kaldırıp oyalanmadan meydana indik. Zaten dolapta tek bir kıyafet seçeneğimiz olduğu ve işin sonunda canımız olduğu için dünkü kıyafetlerimizle indik.

Geldiğimizde idam sehpasına oturarak üstün bakışlarla varisleri süzen Zümra, ayakta dikilip etrafa soğuk ve bezgin bakışlar atan Ateş ve her zamanki boşvermiş tavrıyla sırıtan enerjik bir Kerem bizi karşıladı. Sabah sabah kalkarken Zümra'nın sesini duyup uyanamadan bu manzarayla karşılanmak belkide burada asla alışamayacağım tek şeydi.

Kerem'i ihanet ettiği için sevmiyordum ama Zümra'ya olan nefretim onu ilk gördüğüm ana dayanıyordu.

Zümra; Küçümser tavırlarıyla kendini üstün göstermeye çalışırken daha da acınası gözüken, dünyayı kendisinin döndürdüğünü sanan ve sevdiklerini dahi hizmetçisi olarak gören biriydi benim gözümde. Onu ilk gördüğümde nazik olmasına ve konuşmamasına rağmen kendi kimliğini saklayamamıştı. Bakışları her özelliğini bir bir ortaya serecek türden nefret doluydu.

Zümra'yı her gördüğümde benimde yüzüme nefret bakışları yerleştiğine emindim. Yine bakışlarımı saklayamamış olacağım ki Zümra sesini yüksek tutarak bağırdı "Yerlerinize oturmak için kalan süre 1 buçuk dakika." diyerek imalı bir uyarıda bulundu.

Gözlerimi Zümra'dan ayırıp uzun ince masaya doğrulttuğumda ismimin yazılı olduğu eski, ahşap ve kurumuş kan lekleriyle kaplı sandalyeyi çekip oturdum. Zaten oturmayan sadece ben kalmıştım. Herkes korka korka ilk 5 dakika içerisinde oturmuştu yerlerine.

Bense herkesten farklı olarak içimdeki duygusuz ve korkusuz Melike ile gelmiştim buraya. Her ne kadar kazanmak için safa yatsamda Zümra ve Kerem'e güçlü olduğum imasını veriyordum. Ateş zaten ne benimle ne de başka bir varisle ilgileniyordu. Burada olmak istemediği her halinden belliydi ama bunun sebebi ölecek olan varislere merhamet göstermesi değil artık bu oyundan ve insanlardan sıkılmış olmasıydı.

Bende oturduğumda Zümra önce saatine sonra Ateş'le Kerem'e bakıp açıklama yapmaya başladı. "Kahvaltılarınız her sabah sekizde bu masada yenecek."

İdil hemen yan sandalyeden kulağıma eğilerek "Bu gıcıklıkla nasıl öldürülmeden sona kalmış acaba" dedi. Bir yandanda yüz ifadesini stabil tutup dışarıya süpheli bir hareket göstermemeye çalışıyordu.

Zümra'nın uzun açıklaması ve İdil'in haklı cümlelerinden sonra yemek servisi başladı. Aşçı önlükleri giymiş insanlar tam sayımıza göreydi ve herkes sadece bir varisin yemeğini getiriyordu. İdil ve ben bir varis sayıldığımız için bir tabaktan beraber yemek zorundaydık.

Bir kaç saniyelik korkulu bakışmanın ardından herkes yemek yemeye koyuldu. Masada ses seda yoktu. Herkes ilk gün yemek verilmediği için açtı. Tabii ki İdil ve bende açtık ama ben aç değilmiş gibi yaparak yemeği zorla İdil'e yedirdim.

Zaten evimizde kahve ve keklerle dolu mini buzdolabı vardı. Sadece buna güvenerek kendimi arka plana atmıştım.

Masa sessizliğini korurken Kerem'den bir ses yükseldi. "Şuan vampir aranızda, ben yemek yerken tanışıp canınız için savaşın derim."

Jerkes birbirine bakarken ben ve İdil Kerem'e kitlenmiş, onun ne kadar zevk aldığına bakıyorduk. İnsanların her korku dolu bakışı onun yüzünü biraz daha güldürüyor ve egosunu biraz daha kabartıyordu. Ortalığı kızıştırıp masum rolü oynamakta üstüne olmadığını zaten biliyordum ama genelde ben hikayedeki gerçek masumdum. Kızışan olay en çok bana vuryordu.

Ama bu sefer onu dışardan izledim. İnsanların acılarından ne kadar zevk aldığını kendi gözlerimle gördüm. Belki buradaki bir çok insan bir hafta sonra hayatta bile olmayacaktı ama Kerem hiç pişman gözükmüyordu.

Acaba masum olan benken benide bu kadar zevkle mi izlemişti?

Acaba bu insanlara bakarken ki küçümseyicilikle banada bakmış mıydı?

O sırada bir varis başını yemeğinden kaldırarak doğruldu ve konuşmaya başladı. "Ben Ayaz Bollu, 29 yaşındayım. Bir an önce buradan çıkıp karım ve çocuğuma vakit ayırmak istiyorum bu yüzden gizemi çözmek için birlik olalım. Hepinizin en az benim kadar masum ve çaresiz olduğuna eminim."

Masada yaşanan bir kaç saniyelik bakışmanın ardından bir kadın söze atladı "Ben Havva Kutlu. Ayaz'la aynı fikirdeyim. Bir an önce harekete geçmeliyiz." Havva cümlelerinin aksine çok çekingen davranıyordu. Kimse konuşmadığı için konuştuğuna emindim. Çekingen, temkinli ama kararlı bir kişiliği olduğunu tahmin ediyordum.

Masada herkes sıra sıra adını söyleyip Ayaz'a hak verdikten sonra sona İdil, ben ve bir kadın daha kalmıştık. Kadın konuşmaya niyetli gibi olmadığı için bu sefer ben atıldım öne.

"Ben Melike İpek Çakıl" dedim ve İdil"i işaret ederek "Ve kardeşim İdil Çakıl." bu cümlemden sonra şaşkın ve anlamaya çalışan bakışları üzerimde hissettim. Bu sebeple kendimi açıklama gereği duydum. "Bir hata sonucu İdil de oyuna dahil oldu fakat 21 kişi olamayacağımız için tek kişi sayılıyoruz."

Adının Bora Şentürk olduğunu örendiğim adam önce İdil ile bana sonra da önümüzdeki tek tabağa baktı ve durumu anlamış gibi geri arkasına yaslandı. Bu hareketiyle sözlerime devam ettim. "Bende kardeşimle beraber çıkmak istiyorum. Bakmam gereken engelli bir annem var, uzun süre yalnız başına hayatta kalamaz." babam bakardı ama bunu bilmelerine gerek yoktu.

Ardından başımı önüme eğerek 'dolan' gözlerimi saklamaya çalışıyormuş gibi yaptım. İdil sandalyesini biraz daha bana doğru kaydırıp sırtımı sıvazlarken Sibel Tekin konuştu "Hepimizin hayatında yarım kalan çok şey var. Lütfen köylü vampir demeden iş birliği yapıp bu oyunun içinden çabucak çıkalım." Ben başım eğik olduğu için göremiyordum ama herkesin Sibel'e umutla baktığına emindim. Sibel'in bu sözlerinden cesaret alarak konuşmayan son kişide konuştu. "Ben Oxana Saveleva. Rusya'dan babamın düğünü için geldim. Annem ve babam geçen sene ayrıldı ve babam Türk bir kadınla evlenmek için Türkiye'ye taşındı. bende düğün hazırlıkları için 3 aylığına gelmiştim."

Oxana'nın teleffuzundan yüzünden ve hareketlerinden zaten Türk olmadığı anlaşılıyordu ama burada en az 4-5 sene yaşamış gibi gelmişti bana.

Masada artık konuşacak konu kalmamışken Zümra sohbetin bittiğini anlayıp kısa bir bilgilendirme daha yaptı "Akşam yemeği, kahvaltı ve oylama saatleri dışında serbestsiniz. Kahvaltı 08.00'de. Akşam yemeği 08.000'de ve oylama yemekten hemen sonra."

Lina Özkan "Demek ki ilk oylama için 12 saatimiz var. Aramızdan birini kaybetmek istemiyorsak elimizi çabuk tutmalıyız." dediğinde gizemin 12 saatte bulunamayacağının hepimiz farkındaydık. Bu akşam aramızdan birini kendi ellerimizle toprağa verecektik. Herkes kaçınılmaz son için kendini hazırlamışken masanın bize uzak kalan yanlarındaki herkes sandalyeleri ile yanımıza geldi. Şuana kadar sadece ismini söylemiş ve bir daha konuşmalara dahil olmamış olan Sinan Mutlu konuştu bu sefer.

"Aramızdan birinin öleceğini biliyoruz. Eğer sayı ikiye çıksın istemiyorsak vampiri asmak zorundayız. Oylamayı kaybedersek gece asılanın dışında biri daha öldürülecek."

Hemen yanında oturan Deren Kaya hafif bir şaşkınlıkla ona tepki gösterdi. " Vampir de masum biri, ona haksızlık ediyorsun."

"Buradaki herkes masum ama bu birinin öleceği gerçeğini değiştirmiyor. Hadi ama! Noş ümitlere kapılmak yerine taktiksel oynamalıyız."

Sinan haklıydı. İnsanlara merhamet ederek değil gerçekleri konuşarak kazanabilirdik bu oyunu. Bende sözlerimle ona destek olmak için bir seferliğine yüzüme taktığım masum maskemi bir kenara bıraktım. "Sinan haklı Deren. Amacımız olabildiğince az kayıpla hemen buradan çıkmak, hepimizin çıkması zaten imkansız."

Sinan bana teşekkür eder gibi başını salladığında yüzüne samimi bir gülümseme oluştu. Aslında bunu onun için yapmamıştım, tek düşündüğüm onun deyişiyle taktiksel oynamaktı , Bana teşekkür etmesine gerek yoktu ama bende Sinan'a gülümseyerek karşılık verdim.

Ve ilk o an masum maskemi bir kenara bırakmıştım. Herkesin bana attığı bakışlar değişmiş, bana artık annesine bakan masum bir kız değilde canı için savaşan zeki bir kadın gözüyle bakıyorlardı. Bu benim kaybettiğim ilk savaştı. İçimde verdiğim savaşı dışıma yansıtmak, yaptığım en büyük hataydı. fakat henüz bunu bilmiyordum, ileriki zamanlarda ise en acı şekilde öğrenecektim...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18