Vampir Köylü kitap kapağı

3. bölüm / 22

Vampir Köylü

2. Bölüm: Uyanış

Vaveyla Yazarı: Zynep .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: 2. Bölüm: Uyanış

Tebessüm ettiğimden beri yeşeren umuduma birde neşe eklenmişti. Umudun beraberinde getirdiği hayaller ve hayallerin getirdiği o his:
Neşe...

İdil'i henüz görmesemde onu hissedebiliyordum. İyi olduğuna ve tekrar saatlerce sohbet edip güleceğimiz günlerin yakında olduğuna yemin edebilirdim, zaman yeminimi doğrulayacaktı.

Babam İdil'in yakın zamanda taburcu olacağını ve beni ziyarete geleceğini söylemişti ama benim zaman hakkında yapabildiğim tek şey tahmin yürütmekti. Gece veya gündüz olduğunu insan seslerinden anlıyordum. Gece duyduğum sesler bozuk saatin ve yanımdaki adamın geçirdiği nöbetlerden ibaretti. Sabahları ise bir doktorlar ve ziyaretçiler odanın sessizliğini unutturarak insana yaşadığını hissettiriyordu.

Fakat taktiğim gün geçtikçe doğruluğunu kaybediyordu. Bazen sesler kesiliyordu, bilincim kapanıyordu. Bazı hafta sonları ziyaretçilerin gelmesine izin verilmiyordu ve doktorlar hasta yakınları gelmedikçe fazla konuşmuyorlardı. Zaten kısa süredirde olsa odada yalnızdım ve oda sessizliğe gömülmüştü.

Tüm bunlara rağmen akıl sağlığımı kayebetmemem bana bile mucize gibi geliyordu. Zaman algım altüst olmuştu ve sadece İdil'in gelmesini bekliyordum.

Bir anda bir çığlık sesi odayı doldurdu, Arkasından silah sesleri çığlıklara eşlik etti.

Aklımı kaçırmama ramak kalmıştı.

Kaçmak istiyordum ama kaçamıyordum sadece deli gibi sesler duyuyor ve vücudumun uyuştuğunu hissediyordum. Sonrası ise hiç hatırlayamadığım şeylerden ibaretti. Bilincim kapanıyor ve her ne olduysa açıldığında hatırlayamıyordum.

Ve beni deli eden o sesler bir kez daha boğuklaşmaya başlamıştı. Az önceki işkence kendini ölüm sessizliğine bıraktığında bir kez daha kendimle baş başa kaldım.

...

"Neyse işte şuanda buradayım. yani anlayacağın baya bi şey atlattık." Bu ses İdil'e aitti.

Kardeşim olan İdil'e, beni ne olursam olayım kabullenen İdil'e, her karanlığın ortasında bana gülüşüyle ışık tutan İdil'e ve ne olursa olsun kendi acısından önce benim yaramı saran İdil'e.

İdil hayatımda en çok değer verdiğim kişiydi. Annem, babam, arkadaşlarım para ve mutluluk canımı yaksa bile vazgeçebileceğim şeylerdi. Onlar olmadan da bir şekilde yaşayabilirdim ama İdil'den vazgeçmek benim için umuttan, hayattan ve kendimden vazgeçmek demekti.

Bazen İdil ile oturup saatlerce tek bir cümleye gülebilirdik. Bazense oturup birbirimizin acılarını sırtlayabilirdik. Bir anlık kararla mantıksız hareketler yapıp yıllarca aynı şeyle dalga geçebilirdik. Ama hiç bir zaman birbirimizin yerine başkasını koymazdık. Bu aramızda her gün yeniden imzalanan sözsüz belkide yazısız, sadece kalbimizin sesinden ibaret bir anlaşmaydı.

"Cevap vermemen canımı yakıyor." İdil'in ani itiraflarına zaten alışıktım ama canının yanmasına asla alışamazdım. İdil acılarını içinde yaşayan biriydi şimdi ise ani kararla söylemişti bu cümleyi. Büyük ihtimalle tüm gün bunu düşünüp kafaya takacak ve dışarıya göstermeyecekti.

"Çıkalım hadi kızım, ablanın başını ağıttın."

Babamım bahanelerinden biriydi buda. Aslında İdil'in kontrole gitmesi gerekiyordu ama şakayla karışık beni bahane ediyordu.

İdil'de babamı anlamış olacak ki "Kontrole gitmektense ablamın başının etini yerim daha iyi, hem zaten ablam özlemiştir beni. Bakma sen boş boş yattığına yapabilse kalkar sarılır bana."

Sonra bir şeyler daha dediler ama duymadım. Onlarca saat sesi kulağımı doldurdu. Odada yalnızca bir saat olmasına rağmen ben her yanımda saat varmış gibi hissediyordum.

Karanlığın arasından kendimi gördüm, sakindim ama temkinliydim.

Sonra arkadan bir el omzumu yakaladı, sesler dahada şiddetlendi ve arkamdaki el yavaş yavaş omzumu sıkarak canımı yakmaya başladı. Sonunda tüm bu görüntüler karanlığın arasında yok olup gitti ama hala sesler kulağımı tırmalıyordu.

Uzaklardan, çok uzaklardan annemin sesini işittim. "Kıpırdadı." erisini duyamadım. Annem söyleyene kadar kollarım, bacaklarım hatta yüzüm bile uyuşmuş gibiydi. Parmağımı hissettiğimin farkında bile değildim. Sağ serçe parmağım vücudumda hissettiğim tek yerdi. Parmağımı hareket ettirmeye çalıştım ama seslerden dolayı aklımı kaçırmak üzereydim. Hiç bir şeye odaklanamıyordum.

Sonra yüzüme ışık vurdu. Göz kapaklarımın arasından vuran aydınlık tüm sesleri susturmuştu. Artık duyduğum tek ses heyecandan hızla atan kalbimin sesiydi.

Gözlerimi tamamen açtığımda karşımda iki doktor annem babam ve İdil duruyordu. Gözlerimi ilk İdil'e çevirdim zorlukla gülümsemeye çalıştım fakat başarısız oldum.

Gözlerim ışığa alıştıktan sonra ve uyuşan yerlerimi teker teker hissetmeye başladığımda ağzımdan çıkan ilk isim İdil oldu.

Uyandığımda direk eve gideceğimi sanmıştım ama öyle olmadı. iki aya yakın süre fizik tedavi oldum ve çeşitli psikiyatristlerden tedavi gördüm.

Ailemle konuşamamıştım, onlara doya doya bakamamıştım bile. Aylardır onlarla yeniden buluşacağım günü bekliyordum. Komada kalma sürem oldukça uzun olduğu için tedavim uzun sürmüştü ve mentalim çok iyi değildi. Doktorlar ailemle konuşmamamın sağlığım açısından daha iyi olduğunu söylemişti çünkü onlara bakınca sadece acıyı hissediyordum. Yaşadıklarım aklıma geliyordu, suçluluk hissediyordum. Motivasyonumun fazla olması gerektiğini bildiğim içn doktorları dinledim ve ailemle konuşmamayı seçtim.

Telefonda konuşuyorduk ama yüz yüze gelince duygularıma hakim olmam epey zorlaşıyordu.

O sırada doktor odaya girdi. "Çıkış işlemlerinizi başlattık ailenizle görüşebilirsiniz." O an içimde bir şeylerin tamamlandığını hissettim. Sanki tedavim ailemin gelmesiyle tamamlanmıştı.

İdil, annem ve babam içeriye girdiklerinde üzerime ilk atlayan İdil oldu.

"Abla! seni çok özledim." boşta kalan ellerimi beline dolayıp belkide bir yıl sonra ilk defa yine aynı sıcaklığı hissettim.
Kardeş sıcaklığı.

Gözümden bir damla yaş düştüğünde kimse görmeden elimin tersiyle silmek istedim ama elimi o kadar yukarı kaldıramıyordum.

"Bende seni çok özledim." diyebildiğim tek şey bu olmuştu, günlerdir hatta aylardır kafamda İdil'le alakalı bir sürü senaryo kurdum, kafamda ona bir sürü şey söyledim ama ağzımdan çıkmamıştı. Hala uyanmamın şokundaydım ve İdil de bunun farkındaymış gibi bakıyordu.

Söze babam atıldı "Kavuşma sahnenizi evde yaşarsınız, eğer hemen çıkmazsak anneniz kusacak." anneme baktığımda bir eliyle ağzını kapattığını diğer eliylede karnına baskı uyguladığını gördüm.

İdil bakışlarıyla karşı çıksada onu susturup bakışlarım annemden ayırmadan "Evet bencede, evde bol bol konuşuruz" deyip konuyu kapattım. Çünkü annemin gerçekten kusacağını biliyordum. Kendimi bildim bileli hastanede midesi bulanıyordu belkide piskolojikti , bilemiyordum ama bir kaç defa üzerime kustuğu olmuştu.

Kimse benim lafımı ikiletmeden çıktığında bende bir hemşire yardımıyla tekerlikle sandalyeye oturdum.

Sonunda arabaya geldiğimizde yine hemşire yardımıyla arabaya bindim. Kısa mesafeleri yürüyebileceğimi düşünsemde şimdilik sağlığımı tehlikeye atmamak için fazla hareket etmeyecektim.

Arabada kimse konuşmadı. Belki benim uyanmam onlara garip gelmişti bensizliğe alışmış olabilirler miydi? Hayır İdil alışmazdı. Bu düşünceyi aklımdan silip attığımda geriye bir seçenek kalıyordu. Kötü bir şey oldu ve benim haberim yok. Aslında mantıklı geliyordu nasıl olsa daha tam sağlığıma kavuşmamıştım bu yüzden beni üzmek istemiyor olabilirlerdi.

Sessizliği bozarak "Ne oldu ya, niye bu kadar sessizsiniz yoksa özlemediniz mi beni?" dedim. karşılığım yine sesizlik oldu. Teker teker herkesin yüzüne baktım. İdil'in yüzünde de benim gibi bir şaşkınlık hakimdi. Babamın yüzünde her zamanki neşesinden eser yoktu, onun yerine kırgınlık vardı. Nedenini bilmediğim bir kırgınlık. Annem benim uyandığımdan bile habersiz gibiydi. Zaten çoğu şeyi anlaması normalden uzun sürüyordu. Normale göre daha merhametli ve saftı. Aynı bir çocuk gibiydi. Küçükken geçirdiği havale sonucu beyninde kalıcı hasar olmuştu.

"Ablama cevap verecek misin yoksa sessiz kalıp herkesin huzurunu bozmaya devam mı edeceksin?" arabada kimseden ses çıkmayınca İdil gözlerini devirdi. Bana karşı yapılan her hata veya umursamazlık onun sinirini bozuyordu. Bunu yapan babam bile olsa tepkisini göstermekten çekinmiyordu.

En son söylenen bu olmuştu. Yolun devamı annemin sebebini bilemediğimiz kahkahalarından ibaretti.

Eve geldiğimizde babam yüzümüze bile bakmadan odasına çekilip annemin ilaçlarını hazırlamaya başladı. İdil ve ben benim odama geçtiğimizde evimi özlediğimin farkın vardım bana geçmişi, geleceği ve şuanı yaşatıyordu. Tüm iyi ve kötü anılarımla odamdaydım. Odamın her bir köşesinden farklı bir zamanın sesleri geliyordu. 5 yaşımda oynadığım oyuncaklar yatağımın altına kaldırılmıştı, 11 yaşında İdil'le yaptığımız ilk kekin üstündeki süslere baktım. yatağımın tam karşısında çalışma masamın üstüne koymuştum. İlk spora başladığımda 19 yaşındaydım ve spor aletlerim bir kaç kere kullanılmış şekilde odamın balkonunda duruyordu. Komaya girmeden hemen önce aldığım hediye, bir kitap 'cadı kazanı 1968'. hala okumamıştım. Kimin aldığını bile hatırlamıyordum.

Kitabı elime aldım, önce arkasını okudum sonrasında ilk sayfasını çevirdim.

Kerem Yazıcıdan sevgilerle...

Kerem Yazıcı mı? O kimdi?

Şaşkınlığım gözlerimden okunmuş olacak ki İdil bana dönüp "Hatırlamıyor musun gerçekten?" dedi. Onunda gözlerine şaşkınlık bulaşmıştı. "Kerem abi kuzenimiz" anlık bir tepkiyle "Ne?" dedim.

Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyordum. Kitap hala hafızamdaydı ama kişiler tamamen silinmişti.

İdil kitabı elimden aldı sayfaların arasında gözlerini dolaştırırken yüzünde silik ve buruk bir tebessüm oluştu. "Kaza olduğunda Kerem abi de oradaydı." Ben şaşkınlıkla İdil'in yüzüne bakarken idilin gözünden bir yaş düştü ve bir tane daha...

İdil'e baktım onu omuzlarından tutup bakışlarını kendime çevirdim. "Anlat" dedim direk olarak "Anlat İdil lütfen, hiçbir şey hatırlamıyorum."

Şuan anlatmasını istiyordum, başka zaman değil şuan. Olayı dinlemek için aylardır bekliyordum ama ilk defa bu kadar cesaretli hissediyordum kendimi.

Kitabı aldığı yere koyup yatağa oturdu bende onun yanına oturduğumda konuşmaya başladı. "Kerem abi, sen, ben doğum gününü kutluyorduk. Hepimiz o kadar mutluyduk ki..." dudaklarına az önceki silik gülümseme oturdu. "Kerem abi sana pastayı kendi yapmıştı. Çok uğraşmıştı o pasta için. Sırf beğenmen için bir hafta boyunca aynı pastayı yapıp eksiklerini tamamladı."

Benimde gözlerimden bir damla yaş düştü. Beni bu kadar seven birini tanımamak yüreğimi burkmuştu. Bana değer verenleri unutmak belki kendi geçmişimi unutmaktan bile daha kötüydü ama bunu daha yeni farkediyordum.

İdil biraz bekledikten sonra derin bir nefes alıp tekrar konuşmaya başladı. "Biz pastayı yerken mutfakta yangın çıktı ve cafeyi boşalttılar ama cafe çok kalabalık olduğu için bazıları arkada kaldı." Bir anda İdil'in koluna tırnaklarımı geçirdim. "Senin astımın var." ağzımdan sadece bunlar döküldü, başka bir şey söyleyemeden bana sıkı sıkı sarıldı. Sanki tüm geçmişi silmek istermiş gibi.

Sonra söyeldiğimi yanıtsız bırakarak kaldığı yerden devam etti. "Biz ikinci kattaydık bu yüzden en son çıkanlar arasındaydık. Ben daha fazla dayanamayıp yere çömeldim ve nefes almaya çalıştım. Kerem abim çoktan çıkmıştı ve biz yalnızdık. Sen beni de sırtına alıp çıkmaya çalıştın ama arkandan birisi sana vurdu, düşerken başını sertçe vurup bayıldın."

Her şey birbirine girmiş gibi hissediyordum. Biri beni resmen öldürmeye çalışmıştı. Her şey bir yana İdil ben bayılınca nasıl kurtulmuştu? Tüm bu bilinmezliklerin içinde bildiğim tek bir şey, hissettiğim tek bir duygu vardı:
İntikam.

Beni öldürmek isteyen ve kardeşime isteyerek veya istemeyerek zarar veren o kişiye karşı hissettiğim intikam duygusunun haddi hesabı yoktu. Kalbim yerinden çıkacakmışcasına atarken İdil'e tek bir soru sorabildim.

"Sana noldu?" İdil ise tek kısa bir yanıt verebildi. "Hatırlamıyorum, bende nefes alamayıp bayıldım." Kazanın geri kalanını ikimizde hatırlamıyorduk ama bu işin peşini bırakmaya hiç niyetim yoktu.

İdil sinirimi gözümden okumuş olacak ki beni sakinleştirmek için elimi tuttu. Nende onun elini tuttuğumda biraz olsun rahatladığımı hissettim. En azından kalbimin ritmi normala yakındı.

O an sadece gözlerimi kapatıp her şeyin bir kabus veya komadaki gibi halisülasyon olmasını diledim ama değildi. Nu olaylarda, geçmişte, en az duygularım kadar gerçek ve keskindi.

İdil kendini benden uzaklaştırıp gözlerinden akan yaşı elinin tersiyle sildikten sonra yatağımdan kalktı. "Neyse" dedi iç çekerek " Geç oldu, ben odama geçiyorum sende yat." kapının koluna giden elini bi anda bana sallayarak "Yoksa şişmiş gözler ve mor gözaltlarıyla gezdiririm seni."

Gülümsediğimde bende gözümden akan yaşları silip "Benimle yatsan olmaz mı?" dedim, korkuyordum. Komada aylarım belki bir yılım geçmişti ve uyuyup tekrar uyanmamanın ne demek olduğunu iyi biliyordum. tekrar yaşamaktan o kadar çok korkuyordum ki.

İdil ilk baş anlamaz gözlerle bana baktı çünkü ben temastan nefret ediyordum, komaya girene kadar. İdil'de komadan sonra farklı bir kişi olacağımın farkına varmıştı. Bunu normale dönen surat ifadesinden anladım.

"Tamam" dedi mutlu bir şekilde. Yatağa koşarak gelip üstüme atladığında bir an asla kalkmayacak sandım. Üstümden kalktığında gecenin geri kalanını kardeşimin sıcak kollarında yani 'güvenli alanımda' geçirdim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 16beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18