2. bölüm / 22
Vampir Köylü1. Bölüm: Koma
Bölümler 22Şu an: 1. Bölüm: Koma
- 1 TANITIM101 kelime
- 2 1. Bölüm: Koma909 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2. Bölüm: Uyanış1.751 kelime
- 4 3. Bölüm: Not ve Karar2.218 kelime
- 5 4. Bölüm: Oyun başlıyor1.248 kelime
- 6 5. Bölüm: Varisler ve korkuları2.276 kelime
- 7 6. Bölüm: İlk kayıba son 12 saat1.167 kelime
- 8 7. Bölüm: İlk kayıp1.910 kelime
- 9 8. Bölüm: Kaderin oyunu1.444 kelime
- 10 9. Bölüm: Melike değil, Melike İpek1.766 kelime
- 11 10. Bölüm: Vampir ile görüşme1.209 kelime
- 12 11. Bölüm: Kalp mi Beyin mi?1.930 kelime
- 13 12. Bölüm: Gizemin ilk basamağı1.286 kelime
- 14 13. Bölüm: Sembol ve Hile1.643 kelime
- 15 14. Bölüm: Şüpheliler3.039 kelime
- 16 15. Bölüm: Deren ve Melike İpek1.611 kelime
- 17 16. Bölüm: Kaçış1.817 kelime
- 18 17. Bölüm: Gerçekler1.357 kelime
- 19 18. Bölüm: Şimdi ne olacak?3.879 kelime
- 20 19. Bölüm: Tuzak3.933 kelime
- 21 20. Bölüm: Kazansanda Kaybetsende Kaybedersin2.484 kelime
- 22 21. Bölüm: Kartlar Yeniden Dağıtılıyor4.183 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Hiç umut yok mu doktor bey?"
"Şuanlık durumu stabil ama her an iyiye veya kötüye gidebilir. Durumuna zaman karar verecek"
"Peki anladım... Sağolun"
Artık umudum yerini cevapsız sorulara bırakmıştı.
Acaba beni unutmuşlar mıdır?
Kardeşime kazadan sonra ne oldu?
O da mı benim gibi komada?
Uyanmak benim için bi hayalden mi ibaret?
Kazanın sorumlusu kim?
Bazı sorular vardır ne kadar düşünsen de cevabı bulmak senin elinde değildir. Zamanım var ama çözümüm yok, sadece ölmeyi bekliyorum.
Bunun adı çaresizlik. Ne zaman sana geleceğini veya ne zaman gideceğini bilemezsin, tek çözümü ise umuttur.
Ailem bana bu hayatta umut veren tek şey. Peki ya onlarda olmadığında, o zaman var mıdır çaresizliğin bir çözümü?
Doktor konuşurken duydum yaklaşık 8 aydır komadaymışım. Tabii ki zaman algımı kaybedeli çok oldu ama tahmin ettiğim kadarıyla doktor 8 ay diyeli çokta uzun bir süre olmadı yani en azından ben öyle düşünüyorum.
Ayladır komadayım ama annem ve babam yanıma sadece bi kaç kez uğradı. İlk başlarda her gün geliyorlardı ama sonradan gelmemeye başladılar.
Çok fazla üzülmedim çünkü kardeşimin yanına gittiklerini düşünmüştüm. İdil ile beraber bir kaza yaşadık ama ne olduğunu bilmiyorum. annemler geldiklerinde anlatmışlardı kaza yaşadığımızı.
Ha kaza benim yüzümden olmuşsa ve ben hatırlamıyorsam? Kendimi suçladığım için annemleri asla yargılamadım hala daha yargılamıyorum ama artık bir yanım onları özlüyor.
Bir anda odanın kapısı açıldı.O an heyecanlandığımı hissettim. İlk defa odada yalnızdım, Bazı hastalar taburcu olmuş, bazıları ise yeni hastalar geleceği için başka odalara veya hastanelere yerleştirilmişti. bu yüzden gelen her kimse benim için gelmiş olmalıydı.
Adım sesleri bana doğru geliyordu.
Birisi topuklu ayakkabı birisi normal spor ayakkabı gibiydi. Annem ve babam gelmiş olabilir miydi?
Bir dakika sanırım 3 kişiler
İdil'de mi geldi?
Ve kalın bir sesi kulağımın dibinde işittim.
"Hadi çabuk yaz hemen gidelim şurdan."
bu babamın sesi değildi. Boğuk ve kalın aynı babam gibi ama içinde şefkat yoktu babam düşmanı bile olsa şefkatli konuşurdu. Sesindeki samimiliği herkes hissedebilirdi.
"Ateş, sen doktorları oyala gerisini bana bırakın." dedi bir kız sesi .
Yanımdaki çekmeceden yazı yazma sesleri geldi.
"Zümra çabuk ol, doktor geliyor."
Sesin kapıdan geldiğini anlamıştım çünkü konuşmadan hemen önce kapının gıcırdayarak açıldığını duyabiliyordum.
Kız ters ters bakmış olacak ki az önce konuşan adam "Ne, ne dedim ben şimdi?" diyerek tepki göstermişti.
Çok geçmeden odaya biri daha girdi
"Hastanın nesi oluyorsunuz? Birinci derece hariç yakınlarını kabul edemiyoruz maalesef." konuşan benim doktorumdu. Kendisi iyi biri, birde ziyaretçi kabul etse gözüme girer aslında. Şuan en çok ziyaretçi istediğim zaman adamın kabul etmeyesi tuttu.
"Ben abisiyim." dedi isminin Ateş olduğunu öğrendiğim kişi.
Sonra zümra girdi söze "Nen annesiyim."
En sonda adını bilmediğim, kapıyı kollayan kişi konuştu "Ben kuzeniyim şimdi çıkıyordum zaten."
Yalan söylüyorlardı. Onlar ailem değildi,
benimle ne yapmayı planlıyorlardı ki? Zaten komadayım, hareket edemiyordum hiç bir işe yaramazdım. Belkide işleri benle değil organlarımlaydı yazdıkları şeyde intahar mektubum olabilir miydi? Beni komadan çıkıp intahar etmişim gibi gösterebilirler miydi?
"Ailesini yakından tanırım, bir abisi yok sadece kız kardeşi var ayrıca annesi de zihinden engelli yani lütfen sizleri dışarı alalım." Nasıl yani, doktorla daha önceden tanışıyor muyduk? Hatırlamamam çok normaldi, zaten hafızamın çok iyi durumda olduğu söylenemezdi.
"Bir kişide zorluk çıkarmasa olmuyor değil mi? İlla cinayet mi işleteceksiniz insana?"
"Ne, anlayamadım ne cinayeti! noluyor burda ,ne yaptığınızı sanıyorsunuz?!" Adamın sesi korku doluydu biraz sonra çığlık atmaya başladı ama bir ya da iki saniye içinde birisi ağzını kapatıp onu susturdu. Ağzını kapattığını ise boğuk gelen seslerden anlamıştım bu ses ancak bağırmaya çalışan ama başaramayan birine ait olabilirdi.
Ve birkaç saniye içinde boğuşma sesleri son buldu. Yerini tehlikeli bir sessizlik aldı.
Aylardır ilk defa korkmuştum. ölmek artık normalleşmişti gözümde ama böyle ölmek...
Hayır böyle ölemem, verdiğim o kadar yaşam mücadelesinden sonra tanımadığım birkaç insan beni öldüremez, öldürmemeli.
O an yapabilsem yataktan fırlar canımı kurtarırdım ama yapamıyordum. Öylece bana yapacaklarını bekliyordum.
Tekrar adım sesleri işittim ama gittikçe azalıyordu. Ne yani gidiyorlar mıydı?
Onlar gittikten birkaç saat sonra odaya birileri daha girdi, bu sefer iki farklı ayak sesi geliyordu. biri topuklu öbürü spor ayakkabı. Saatler sonra geri gelme düşüncesi bile ürkmeme neden olurken içimden ailem gelmiş olsun diye dualar ediyordum.
"Canım kızım benim, nasılsın?"
Bir dakiki, bu öbür adamların sesi değildi, babamın sesiydi. Nasıl yani? Benim için mi geldiler? Dualarım kabul oldu mu?
"Yanına gelemediğimiz için özür dileriz kızım, lütfen affet bizi. Biliyorsun annen benden ayrılamıyor, benimde İdil'in yanına gitmem gerekti. durumu çok kötü olduğu için şehir dışında tedavi edilmesi lazımdı."
Bir açıklaması olduğunu biliyordum. Annem ve babam beni kolay kolay bırakmazlardı. Babam İdil'e bakmakla iyi yapmıştı. Hem nasıl olsa İdil daha çok gençti. Annem zaten babamsız bir yere gidemezdi, zihinsel engelinden dolayı birinin ona bakması gerekiyordu. Şuan onları daha iyi anlamıştım.
Annem yanıma geldi başımı okşadı, sonra başıma takılan naylon tarzı o şeyi taramaya başladı. "Saçların beyazlamış, o kadar uzun mu bekledin bizi? Kıyamam prensesime."
"Hayatım o saçı değil, hasta bonesi."
Annem gülmeye başladı ve babamda aynı şekilde, keşke bende onlara eşlik edebilseydim
Her zaman yüzünü güldüren ebeveynlere sahip olmak gerçekten komadaki bir insana bile iyi geliyordu.
Bence umut insanın sevdikleri değildi, sevdiklerinin ona kendini değerli hissettirmesiydi. Bende gülünce kendimi daha değerli hissediyordum, mutlu olmaya layık olduğumu düşünüyordum.
Umudumu geri kazanmıştım,
hemde bir gülüşle,
annemin gülüşüyle.
O sırada annem bana sarıldı babam ise elimi elleri arasına alarak ağlamaya başladı. Onu hiç böyle görmemiştim. Benim için ağlıyor olması kendimi değerli hissettirmişti ve benim için değerli hissetmek demek umut demekti.
Umudumu geri kazanmıştım,
hemde bir gözyaşıyla,
babamın gözyaşıyla.
Yaptıklarına sadece gülümseyerek yanıt verebildim. Evet, gülümsedim. Aylar sonra ilk defa gülümsemiştim. Hala kendimde uyanacak gücü bulamasamda yavaş yavaş toparlanacaktım. Tebessümüm bunun belirtisiydi.
Hayatımı geri kazanmıştım,
hemde bir tebessümle,
benim tebessümümle...
Bölüm etkileşimi
