3. bölüm / 6
Ula biz ne ettuk?Yolun Ortasında
Bölümler 6Şu an: Yolun Ortasında
- 1 Dönüş1.902 kelime
- 2 Köy Konuşuyor1.389 kelime
- 3 Yolun Ortasında1.215 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Yedi Yıl Önce1.203 kelime
- 5 Geber da859 kelime
- 6 Dedeye İtiraf1.552 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
kitabı yazarken çok heyecanlı oluyorum çünkü ilk defa böyle bir kurgu yazdım okuduğumuz için ve destek olduğunuz için hepinize çok teşekkür ediyorum
♪♪♪♪♪♪
Sabah, Macahel’de her zamanki gibi sisle başladı, Nare erkenden kalktı, Yağmur hâlâ uyuyordu, üstünü örttü, saçını okşadı, sonra mutfağa gitti, Nine ocakta çaydanlığı kaynatıyordu, soba yeni yakılmıştı, evin içi ılıktı ama dışarısı soğuktu
“Günaydın Nine”
“Günaydın kızım, uyumadun mi iyi”
“İdare eder, Yağmur’u uyandırmadım, yorgundu”
Nine çayı koydu, bardakları çıkardı, peynir, zeytin, ekmek koydu masaya, sonra oturdu, Nare’ye baktı, uzun uzun baktı
“Bugün köye inersen dikkatli ol”
“Neden”
“Ula neden olacak, köy seni konuşuyor, dün akşamdan beri herkes seni soruyor, kimin kızı, neden geldi, kocası nerede, bir sürü laf”
Nare çayını yudumladı, yüzü gergindi ama belli etmemeye çalışıyordu
“Alışmaları lazım Nine, ben buraya birkaç günlüğüne gelmedim”
“Biliyorum kızım ama bu köy böyledir, önce konuşur, sonra susar, sen sabret”
“Sabredeceğim”
Tam o anda Yağmur’un sesi geldi, mutfağın kapısında duruyordu, saçları dağınıktı, gözleri uykulu, bir eliyle gözünü ovuyordu
“Günaydın”
“Günaydın kuzum, gel otur, kahvaltı hazır”
Yağmur oturdu, ekmeği kırdı, peynirden aldı, ağzına attı, çiğnerken annesine baktı, sonra Nine’ye, sonra tekrar annesine
“Anne”
“Efendim”
“Dün akşam pencereden bana bakan adam kimdi”
Nare’nin eli durdu, bardak havada kaldı, bir an dondu kaldı, sonra yavaşça bardağı masaya koydu
“Hangi adam”
“Pencereden bakan, uzun boylu, elleri arkada duruyordu, bana baktı, ben de ona baktım, sonra gitti”
Nare cevap vermedi, Nine’ye baktı, Nine de ona baktı, ikisi de bir şey söylemedi, ama gözlerinde bir şey vardı, bir telaş, bir korku
“Kimse değil kuzum, belki komşudur, geçiyordur”
“Ama bana baktı”
“Herkes bakar, sen yenisin”
“Anne, sen bana bir şey söylemiyorsun”
Nare kıza baktı, gözleri dolmuştu ama belli etmemeye çalışıyordu, elini uzattı, kızının saçını okşadı
“Yağmur, burası karışık bir yer, sen daha küçüksün, bazı şeyleri sonra anlatacağım”
“Ne zaman”
“Zamanı gelince”
Yağmur bir şey söylemedi, başını öne eğdi, ekmeğini yemeye devam etti, ama içinden bir şey kopuyordu, annesi ona bir şey saklıyordu, bunu anlıyordu, hem de çok iyi anlıyordu
Nine araya girdi
“Haçan kızım, bugün bakkala gidelum mi, seninle, hem köyü görürsün, hem de birkaç şey aluruz”
Yağmur başını kaldırdı, gözleri parladı
“Olur mu anne”
Nare bir an düşündü, sonra başını salladı
“Olur, ama sıkı giyin, hava soğuk”
Bakkala giderken köy meydanından geçtiler, Nare önde, Yağmur arkasında, Nine en arkada, yürürken insanlar onlara bakıyordu, kimi selam veriyordu, kimi fısıldaşıyordu, Nare başını dik tuttu, kimseye aldırmadı
“Anne, herkes bize bakıyor”
“Baksınlar”
“Neden bakıyorlar”
“Çünkü sen yenisin, ben de yıllardır yoktum”
“Sen buradan neden gittin anne”
Nare bir an durdu, sonra yürümeye devam etti
“Sonra anlatacağım”
“Hep sonra”
“Yağmur”
“Tamam tamam”
Bakkalın önüne geldiklerinde Şükrü kapının önünde duruyordu, göbeği önde, elleri belinde, Nare’yi görünce gözleri parladı
“Ula Nare kız, sen misun, hoş geldun, hoş geldun, ula kaç sene oldu, seni görmeyelum, büyümüşsün, güzelleşmişsin, İstanbul sana yaramış”
Nare zoraki gülümsedi
“Sağ ol Şükrü Amca”
“Ula bu kim, bu senin kızın mı, maşallah, maşallah, sarı saçlı, güzel, aha tıpkı, aha tıpkı”
Şükrü bir an durdu, bir şey söyleyecek gibi oldu, söylemedi, yutkundu, Nare bunu fark etti ama belli etmedi
“Tıpkı kim”
“Yok bir şey, aha ne alacaksın, söyle bakayım”
Nare listeyi çıkardı, okudu, Şükrü tezgâhın arkasına geçti, malzemeleri hazırladı, bu arada Cemal içerideydi, Yağmur’u görünce gözleri parladı, yanına geldi
“Ula sen geldun mi”
“Evet”
“Ben Cemal, dün konuşmuştuk ya”
“Hatırlıyorum”
“Sen İbo’yu tanıyor musun”
Yağmur kaşlarını kaldırdı
“Kim”
“İbo, İbrahim Kocabey, köyün en yakışıklısı, uzun boylu, elleri arkada yürür, aha dün akşam senin pencereye bakan adam”
Yağmur bir an durdu, gözleri büyüdü, dün akşamki adam, o adam, demek adı İbo’ydu
Nare bunu duydu, hemen döndü
“Cemal, sen işine bak”
Cemal korktu, geri çekildi, tezgâhın arkasına geçti, Nare Yağmur’un elini tuttu, sıkıca tuttu
“Hadi gidelim”
“Ama anne daha alışveriş”
“Sonra alırız, hadi”
Nare malzemeleri aldı, parayı ödedi, Şükrü’ye bir şey söylemeden çıktı, Yağmur peşinden geldi, Nine de arkalarından, dışarı çıktıklarında Nare derin bir nefes aldı, elleri titriyordu
“Anne, o adam, İbo, kim”
“Kimse”
“Anne yalan söylüyorsun”
“Yağmur, sus”
“Ama”
“SUS”
Yağmur sustu, annesinin sesi sertti, hiç böyle olmamıştı, korktu, geri çekildi, Nine araya girdi
“Haçan tamam, kavga etmeyin, eve gidelum”
Yürüdüler, ama Nare’nin içi içini yiyordu, çünkü biliyordu, bu köyde sır tutulmazdı, hele böyle bir sır, hiç tutulmazdı.
Eve dönerken yol daralmıştı, iki evin arasından geçiyorlardı, Nare önde, Yağmur arkasında, Nine en arkada, tam o anda karşıdan biri geldi, uzun boylu, geniş omuzlu, elleri arkada birleşik, yürüyüşü ağır, İbo’ydu
Nare onu görünce durdu, olduğu yerde kaldı, İbo da durdu, ikisi de birbirine baktı, uzun bir sessizlik oldu, sadece rüzgârın sesi duyuluyordu
“Demek döndün”
“Döndüm”
“Yedi sene oldu”
“Biliyorum”
“Haber vermedin”
“Gerek görmedim”
İbo başını salladı, gözleri kısıktı, elleri hâlâ arkada, bir adım attı, Nare geri çekilmedi, ama Yağmur annesinin arkasına geçti, İbo bunu fark etti, gözünü kıza kaydırdı
“Bu kim”
“Benim kızım”
“Kimin”
Nare cevap vermedi, sadece baktı, İbo bir adım daha attı, Nare hâlâ geri çekilmiyordu, aralarında bir metre vardı, belki daha az
“Nare, soruyorum, bu kimin kızı”
“Seni ilgilendirmez”
“Ben soruyorum”
“Ben de cevap vermiyorum”
İbo güldü, ama gülümsemesi alaycıydı, sinirliydi
“Haçan yedi sene sonra döndün, yanında bir kız getirdun, bana ‘seni ilgilendirmez’ diyorsun”
“Aynen öyle diyorum”
“Ula Nare, sen değişmemişsin, hâlâ inatçısın”
“Sen de değişmemişsin, hâlâ burnunun dikine gidiyorsun”
Yağmur arkalarından ikisini dinliyordu, anlamıyordu ama bir şey vardı, bir gerilim, bir tuhaf hava, annesi bu adamla konuşurken başka biri gibiydi, sesi titriyordu ama belli etmiyordu
İbo tekrar kıza baktı, uzun uzun baktı, sonra gözlerini kıstı, o bakış, o dik bakış, dün akşam pencerede gördüğü bakıştı, aynıydı, tıpatıp aynıydı
“Ula bu uşak”
“Ne olmuş”
“Bana bakıyor”
“Bakar tabii, sen de ona bakıyorsun”
“Yok, öyle değil, sanki, sanki beni tanıyor gibi”
Nare’nin nefesi kesildi, bir an ne diyeceğini bilemedi, İbo devam etti
“Sarı saçlı, gözleri kısık, dik dik bakıyor, aha tıpkı”
Durdu, söyleyemedi, boğazı düğümlendi, bir şey vardı ama çıkaramıyordu
“Tıpkı kim”
İbo cevap vermedi, başını salladı, sonra geri çekildi, bir adım attı, ama tam gidecekken döndü
“Nare”
“Ne”
“Konuşacağız”
“Konuşacak bir şey yok”
“Var, hem de çok var”
“Ben istemiyorum”
“İstesen de istemesen de konuşacağız, bu köy küçük, sen nereye gideceksin”
Nare cevap vermedi, İbo bir şey daha söyleyecek gibi oldu, ama köyden bir ses geldi
“İbo, gel buraya, işin var”
İbo döndü, sesin geldiği yere baktı, sonra tekrar Nare’ye baktı
“Konuşacağız”
Dedi ve gitti, elleri hâlâ arkada, adımları ağır, Nare olduğu yerde kaldı, elleri titriyordu, Yağmur annesine baktı
“Anne, o kimdi”
“Kimse”
“Anne, yalan söylüyorsun, o adam seni tanıyor, sen de onu tanıyorsun”
“Yağmur”
“Söyle bana, o kim”
Nare kıza baktı, gözleri doldu, ama belli etmemeye çalıştı, elini kızının saçına koydu
“Sonra anlatacağım”
“Ne zaman”
“Yakında”
“Ne kadar yakında”
“Çok yakında”
Yağmur sustu, annesinin yüzüne baktı, annesi ağlamak üzereydi, ama tutuyordu, Yağmur bunu gördü, bir şey söylemedi, sadece annesinin elini tuttu
Nine arkadan geldi, ikisine baktı, derin bir nefes aldı
“Haçan eve gidelum, burada durmayalum, herkes bizi görüyor”
Yürüdüler, ama Nare’nin içi içini yiyordu, çünkü biliyordu, İbo konuşacaktı, hem de en kısa zamanda, ve o konuşmada her şey ortaya çıkacaktı, her şey, yedi yıllık sır, yedi yıllık yalan, yedi yıllık hasret
Ve en kötüsü, Yağmur da orada olacaktı, İbo’nun karşısında, o dik bakışıyla, o sarı saçlarıyla, o gamzesiyle
Nare bunu düşündükçe içi titriyordu, çünkü biliyordu, İbo bir gün o kıza bakacak ve anlayacaktı, çünkü kız babasına tıpatıp benziyordu, herkes gibi, köy gibi, Nine gibi, Temel Amca gibi, Şükrü gibi, Cemal gibi
Herkes anlamıştı ama İbo anlamamıştı, henüz
Ama anlayacaktı, hem de çok yakında
Bölüm etkileşimi
