5. bölüm / 6
Ula biz ne ettuk?Geber da
Bölümler 6Şu an: Geber da
- 1 Dönüş1.902 kelime
- 2 Köy Konuşuyor1.389 kelime
- 3 Yolun Ortasında1.215 kelime
- 4 Yedi Yıl Önce1.203 kelime
- 5 Geber da859 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Dedeye İtiraf1.552 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akşam olmuştu, Macahel’de sis yine inmişti, evlerin bacalarından dumanlar çıkıyordu, Nare mutfakta bulaşık yıkıyordu, Yağmur içeride uyuyordu, Nine komşuya gitmişti, ev sessizdi, sadece suyun sesi duyuluyordu
Kapı çaldı
Nare elini sildi, kapıya gitti, açtı
Karşısında İbo duruyordu, elleri arkada birleşik, yüzü gergin, gözleri kısık
“Sen ne arıyorsun burada”
“Konuşacağız dedim ya”
“Bu saatte mi”
“Bu saatte”
“İbo, git buradan”
“Gitmiyorum”
Nare kapıyı kapatmaya çalıştı, İbo elini kapıya koydu, engelledi, Nare geri çekildi, İbo içeri girdi, kapıyı arkasından kapattı
“Ula sen deli misun, ben sana gel demedim”
“Sen demedin ama ben geldim”
“Defol git”
“Söyle bana Nare, o kız kimin”
“Sana ne”
“Ula bana ne olur mu, yedi sene sonra döndün, yanında bir kız getirdun, bana hesap vermiyorsun”
“Sana hesap vermek zorunda değilim”
“Vereceksin”
“Neden”
“Çünkü ben senin, çünkü biz, ula Nare, biz birbirimizi sevdik, sen bunu biliyorsun”
Nare başını çevirdi, gözleri doldu ama belli etmedi
“Sevgiydi, geçti”
“Geçmedi”
“Geçti İbo”
“Geçmedi işte, bak bana, gözlerime bak, geçti mi”
Nare bakmadı, İbo yaklaştı, elini uzattı, Nare geri çekildi, İbo bir adım daha attı, Nare duvara dayandı, İbo önünde durdu, aralarında bir karış vardı
“Ula Nare, gel da”
“Ula Kocabey, geber da”
Nare onu itti, İbo geri gitmedi, tekrar yaklaştı, Nare bir daha itti, bu sefer sert itti, İbo sendeledi ama düşmedi, tekrar doğruldu, gözleri kızarmıştı
“Ula sen beni itiyorsun ama ben seni bırakmıyorum, anlıyor musun, bırakmıyorum”
“Bırakacaksın”
“Bırakmayacağım”
“İbo, yalvarırım, git buradan, Yağmur uyuyor”
“Yağmur mu, adı Yağmur mu”
“Evet”
“Derin de dediler, doğru mu”
Nare dondu kaldı, gözleri büyüdü
“Kim dedi”
“Köy konuşuyor, herkes diyor, Yağmur Derin, Efendioğlu, aha tıpkı, aha tıpkı”
İbo durdu, boğazı düğümlendi, bir şey söyleyecek gibi oldu, söyleyemedi, Nare bunu fark etti, hemen araya girdi
“Tıpkı kim İbo, tıpkı kim”
“Bilmiyorum, bir şey var ama çıkaramıyorum”
“Çıkaramıyorsun çünkü görmek istemiyorsun”
“Ne demek istiyorsun”
“Hiçbir şey demiyorum, git artık”
Tam o anda içeriden bir ses geldi, küçük ayak sesleri, Yağmur koridora çıkmıştı, saçları dağınık, gözleri uykulu, eliyle gözünü ovuyordu
“Anne, ne oluyor”
İbo onu görünce dondu kaldı, olduğu yerde kaldı, elleri hâlâ havada, gözleri kıza kilitlendi
Yağmur İbo’ya baktı, gözlerini kıstı, dik dik baktı
“Sen kimsin”
İbo cevap veremedi, boğazı düğümlendi, bir şey söylemek istedi ama sesi çıkmadı, Nare hemen kızının önüne geçti
“Yağmur, git odana”
“Ama anne”
“Git dedim”
Yağmur gitmedi, annesinin arkasından İbo’ya baktı, İbo da ona bakıyordu, ikisi de birbirine bakıyordu, aynı bakış, aynı gözler, aynı kısıklık
İbo fısıltıyla konuştu
“Ula bu uşak”
“Ne olmuş”
“Bana bakıyor”
“Bakar tabii”
“Yok, öyle değil, aha tıpkı, aha tıpkı benim gibi bakıyor”
Nare’nin nefesi kesildi, bir an ne diyeceğini bilemedi, Yağmur hâlâ İbo’ya bakıyordu, sonra İbo’ya doğru bir adım attı
“Sen benim babam mısın”
Oda sessizliğe gömüldü, İbo’nun elleri titriyordu, Nare’nin gözleri doldu, Yağmur ortada duruyordu, cevap bekliyordu
İbo dizlerinin üstüne çöktü, gözleri kıza hizalıydı, elleri hâlâ arkada birleşikti, ama artık titriyordu
“Ula ben, ben senin, ben senin baban mıyım”
“Bilmiyorum, sen söyle”
“Ben bilmiyorum ki”
“Ben de bilmiyorum, annem söylemiyor”
Nare araya girdi, sesi titriyordu
“Yağmur, odana git, şimdi”
“Anne, sen bana babamın öldüğünü söyledin, ama bu adam ölü değil”
“Yağmur”
“Yalan mı söyledin bana”
Nare cevap veremedi, gözlerinden yaşlar aktı, sildi ama durmadı, İbo hâlâ yerdeydi, kıza bakıyordu, sonra Nare’ye döndü
“Nare, söyle bana, bu kız benim mi”
Nare başını çevirdi, cevap vermedi, İbo ayağa kalktı, yanına geldi, kolundan tuttu
“Söyle bana”
“Bırak beni”
“Söyle”
“Bırak dedim”
İbo bırakmadı, Nare çekti, İbo tekrar tuttu, itişme başladı, Yağmur korktu, geri çekildi, bağırdı
“Yapmayın”
Tam o anda kapı açıldı, Nine içeri girdi, elinde bir poşet vardı, İbo’yu gördü, Nare’yi gördü, Yağmur’u gördü, poşet yere düştü
“Ula İbo, sen ne arıyorsun burada”
“Nine, sen biliyorsun değil mi”
“Ne biliyorum”
“Bu kız kimin, sen biliyorsun, hepiniz biliyorsunuz, bir tek ben bilmiyorum”
Nine sustu, gözlerini kaçırdı, İbo anladı, herkes biliyordu, bir tek o bilmiyordu
“Ula hepiniz biliyorsunuz, bir tek ben mi bilmiyorum”
Nare araya girdi
“İbo, git, şimdi git”
“Gitmiyorum”
“Nine, söyle ona”
Nine başını salladı, gözleri doldu
“İbo, kızım, bu iş uzun, şimdi git, yarın konuşuruz”
“Yarın değil, şimdi”
“İbo”
“Nine, söyle bana, bu kız benim mi”
Nine cevap vermedi, sadece baktı, İbo anladı, cevap buydu, susmak, cevap buydu
İbo geri çekildi, duvara yaslandı, elleri arkada birleşik, başı öne eğik, gözlerinden yaşlar aktı, ama ağlamadı, sadece durdu
“Ula biz ne ettuk” dedi fısıltıyla, “Ula biz ne ettuk”
Tam o anda dışarıdan bir kamyon farı geldi, evin önüne düştü, motor sesi duyuldu, kapı çaldı, sert çaldı, İbo başını kaldırdı, Nine kapıya gitti, açtı
Karşısında iri yapılı bir adam duruyordu, elli yaşlarında, bıyıklı, kaşları çatık, üstünde eski bir ceket, ayağında çizme, İbo’nun babası, Kocabey İsmail
“Ula burada ne oluyor, İbo sen misun”
İbo başını kaldırdı, babasını gördü
“Baba”
İsmail içeri girdi, etrafına bakındı, Nare’yi gördü, gözleri kısıldı, sonra Yağmur’u gördü, dondu kaldı
Yağmur ona bakıyordu, gözleri kısık, dik dik
İsmail bir an ne diyeceğini bilemedi, elleri titriyordu, kıza baktı, uzun uzun baktı, sonra İbo’ya döndü
“Ula İbo, bu uşak kim”
İbo cevap vermedi, sadece baktı, İsmail tekrar kıza baktı, sonra Nare’ye, sonra tekrar kıza, bir şey anladı, ama söyleyemedi
“Ula bu uşak”
Dedi ve sustu, oda sessizliğe gömüldü, sadece rüzgârın sesi duyuluyordu, dışarıda sis her yeri kaplamıştı, evin içinde ise bir sır, yedi yıllık bir sır, artık dayanamıyordu, patlamak üzereydi
Bölüm etkileşimi
