10. bölüm · Teoden 2
🎭 TEODEN 2 -8. BÖLÜM: BODRUM SIĞINAĞI
🎭 TEODEN 2
8. BÖLÜM: BODRUM SIĞINAĞI
Deniz’in Anlatımıyla
Arabanın torpido gözünden yansıyan ışık haricinde içerisi kapkaranlıktı. Yan koltukta oturan Teoman’ın gergince direksiyonu sıkan parmak boğumlarına baktım.
Bodrum’un geceleri bile insanı bunaltan o sıcak havası, arabanın içindeki gerilimle birleşince nefestiz kalıyordum.
İkimiz de tek kelime etmiyorduk. Camdan dışarı baktığımda sahil şeridinin ışıkları geride kalıyordu.
Sonunda dayanamayıp başımı cama yasladım.
"Nereye gidiyoruz Teoman?" dedim, sesimdeki kırgınlığı saklama gereği duymadan. "Beni eve götürmeyeceğini biliyorum, orası da şu an okuldan farksız."
Teoman gözlerini yoldan ayırmadan derin bir nefes verdi. "Bizim eve gidiyoruz. Ama merak etme, babamgilin olduğu tarafa değil. İkizimin yanına."
Kaşlarımı çattım. "İkizim derken? Leyla kim amk?"
Teoman hafifçe gülümsedi. O alaycı sırıtışından uzaktı bu, daha çok yorgun bir tebessümdü.
"Leyla benim ikizim. İstanbul’da teyzemlerin yanında okuyordu. Babamla kavga edip Bodrum’dan çekip gitmişti ama bugün döndü.
Okulunu nakil aldırıp tekrardan bizim okula geçti. Babam olacak adamın yüzünü görmeye tahammülüm yok ama Leyla evdeyken kimse bize dokunamaz."
Yaklaşık otuz dakika sonra Akkaya ailesinin Bodrum’daki o lüks müstakil konuk evinin önünde durduk. Teoman kapıyı açıp içeri girdi, ben de peşinden adımladım. Salonda loş bir ışık vardı.
"Leyla?" diye seslendi Teoman.
Mutfaktan elinde kahve kupasıyla çıkan kız doğrudan bize baktı. Teoman ile yan yana geldiklerinde ikiz olduklarını anlamamak imkansızdı; aynı keskin gözler, aynı dik duruş...
"Teo?" dedi kız. Bakışları önce ikizine, sonra da üstü başı darmadağın duran bana kaydı. "Bu saatte? Ve... Yanındaki kız kim?"
Teoman’ın Anlatımıyla
Leyla’yı yeniden yanımda görmek üzerimdeki bütün yükü hafifletmişti.
"Abla deme sakın, beş dakika önce doğdun diye böbürlenme," dedim hafifçe sırıtarak.
"Bu Deniz. Okuldan... Başı biraz belada, benim yüzümden. Rıfat Bey bugün okula geldi, ortalık birbirine girdi."
Leyla kahve kupasını sehpanın üzerine bırakıp doğrudan Deniz’e yaklaştı. Yüzündeki o samimi ifade Deniz’in gardını düşürdü.
"Memnun oldum Deniz," dedi Leyla yumuşak bir sesle. "İyi görünmüyorsun. Önce sana giyecek rahat bir şeyler verelim, sonra da Teoman bize yaşanan rezilliği anlatsın."
Salona geçip oturduğumuzda Leyla’ya Sude’nin kumpasını, Deniz'le yaptığımız sahte sevgililik anlaşmasını ve Aras'la koridorda kopan o büyük kavgayı anlattım.
Leyla "Aras" adını duyduğu an elindeki kupa havada asılı kaldı. Yüzündeki o sakin ifade saniyeler içinde buz kesti.
"Aras mı?" dedi Leyla, sesi aniden kısılarak. "Aras Öztürk mü?"
Deniz şaşkınlıkla Leyla’ya baktı. "Siz nereden tanışıyorsunuz amk?"
Deniz’in Anlatımıyla
Leyla’nın "Aras" derkenki ses tonunda öyle bir şey vardı ki, içimdeki bütün alarm zilleri aynı anda çalmaya başladı.
Leyla bakışlarını benden kaçırıp pencereden dışarıya, Bodrum'un karanlık denizine dikti.
"Tanışmak mı?" dedi Leyla bitter bir tebessümle. "Ben İstanbul’a gitmeden önce... Biz Aras’la sevgiliydik Deniz. Rıfat Akkaya öğrenip araya girene ve bizi paramparça edene kadar."
Şoktan konuşamadım. Başımı Teoman’a çevirdim, Teoman gergince çenesini sıkıyordu.
"Aras’ın babamdan ve bizden neden bu kadar nefret ettiğini sanıyordun Deniz?" dedi Teoman alçak bir sesle.
"Sadece zengin çocukları olduğumuz için değil. Aras, Leyla’yı elimizden aldığımızı düşündü. Babam Leyla’yı İstanbul’a sürgün ettiğinde Aras arkasından baka kaldı."
Taşlar birer birer yerine oturuyordu. Aras’ın Teoman’a olan o dinmeyen nefreti, koridorda Teoman’ı benim yanımda görünce geçirdiği o büyük cinnet... Olay sadece benimle alakalı değildi! Aras benim üzerimden geçmişteki o derin yarasını yeniden yaşamıştı.
"Peki Aras senin Bodrum'a döndüğünü biliyor mu?" diye sordum Leyla’ya.
"Henüz değil," dedi Leyla.
"Yarın okulda görecek. Ve inan bana Deniz... Aras seni korumaya çalışmıyordu, senin üzerinden Akkaya ailesine olan nefretini kusuyordu."
Leyla yanıma gelip oturdu, elimi tuttu.
"Seni dinlemeden silip atan adam dostun değildir Deniz," dedi Leyla kararlı bir sesle.
"Ama yarın o okula üçümüz birlikte gireceğiz. Ben, ikizim Teoman ve sen. Bu oyunu onların kurallarına göre değil, bizim kurallarımıza göre oynayacağız."
Teoman’la ve Leyla’yla göz göze geldik. Artık arkamda koskoca Akkaya ikizleri duruyordu. Ve yarın Bodrum'daki okulda kopacak fırtına, hepsinden büyük olacaktı.
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
