Bölümler 29Şu an: 🎭 TEODEN 2 - 11. BÖLÜM: YAĞMUR ALTINDAKİ SESSİZLİK
- 1 Uyarı!!!!63 kelime
- 2 🎭 TEODEN 2 - KARAKTER TANITIMI193 kelime
- 3 🎭 TEODEN 2 -1. BÖLÜM: SESSİZ SAVAŞIN EŞİĞİ338 kelime
- 4 🎭 TEODEN 2 - 2. BÖLÜM: DİŞE DİŞ, GÖZE GÖZ284 kelime
- 5 🎭 TEODEN 2 - 3. BÖLÜM: GERİLİMİN DOKUSU468 kelime
- 6 🎭 TEODEN 2 -4. BÖLÜM: KAPALILAR ARASINDAKI TUZAK508 kelime
- 7 🎭 TEODEN 2 - 5. BÖLÜM: BÜYÜK KIRILMA VE HESAPLAŞMA973 kelime
- 8 🎭 TEODEN 2 -6. BÖLÜM: YANGINDAN KAÇARKEN1.106 kelime
- 9 🎭 TEODEN 2 -7. BÖLÜM: BÜYÜK FIRTINA901 kelime
- 10 🎭 TEODEN 2 -8. BÖLÜM: BODRUM SIĞINAĞI597 kelime
- 11 🎭 TEODEN 2 -9. BÖLÜM: SAVAŞ ÇANLARI VE BODRUM’UN AYAZI971 kelime
- 12 🎭 TEODEN 2 -10. BÖLÜM: AÇIK MEKTUP VE DÖRT DUVAR506 kelime
- 13 🎭 TEODEN 2 - 11. BÖLÜM: YAĞMUR ALTINDAKİ SESSİZLİK722 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 🎭 TEODEN 2 - 12. BÖLÜM: GECE VARDİYASI VE KİLİTLİ KAPILAR581 kelime
- 15 🎭 TEODEN 2 - 13. BÖLÜM: AÇIK HESAPLAR VE KÖPÜREN DENİZ610 kelime
- 16 🎭 TEODEN 2 - 14. BÖLÜM: DUMAN, KIVILCIM VE DUVARLAR1.126 kelime
- 17 🎭 TEODEN 2 - 15. BÖLÜM: YANGININ EŞİĞİNDE965 kelime
- 18 🎭Teoden 2 -16. BÖLÜM: MEYDAN OKUMA VE KIVILCIMLAR1.320 kelime
- 19 🎭 Teoden 2 -17. BÖLÜM: KALKAN VE SIĞINAK1.017 kelime
- 20 🎭 Teoden 2 -18. BÖLÜM: SİYAH, BORDO VE BİTMEYEN GÖLGELER908 kelime
- 21 🎭 Teoden 2-19. BÖLÜM: MEYDAN OKUMA VE ALEVLER726 kelime
- 22 🎭 Teoden 2 -20. BÖLÜM: YANGIN VE UÇURUMUN EŞİĞİ1.341 kelime
- 23 🎭 Teoden 2-21. BÖLÜM: GEÇMİŞİN KÜLLERİ VE GİZLİ SIZMA843 kelime
- 24 Duyuru!!!!25 kelime
- 25 🎭 Teoden 2 -22. BÖLÜM: BÜYÜK ÇÖKÜŞ VE YIKIM1.191 kelime
- 26 🎭 Teoden 2 -23. BÖLÜM: YARALARIN KABUĞU VE İKİ KİŞİLİK DÜNYA763 kelime
- 27 🎭 Teoden 2 -24. BÖLÜM: BEYAZ SAYFA VE SONUN BAŞLANGICI1.140 kelime
- 28 🎭Teoden 2 -25. BÖLÜM: KRALLIĞIN ŞAFAĞI VE SONSUZLUK (BÜYÜK FİNAL)1.550 kelime
- 29 Duyuruu17 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
🎭 TEODEN 2
11. BÖLÜM: YAĞMUR ALTINDAKİ SESSİZLİK
Deniz’in Anlatımıyla
Sınıftaki o büyük kavgadan ve Aras’ın kapıyı çarpıp gitmesinden sonra günün geri kalanı benim için tam bir sis bulutu gibi geçti.
Derslerin hiçbirini dinleyemedim, hoca tahtaya ne yazsa boş gözlerle baktım. Zihnimde sadece Aras’ın "Beni tamamen kaybedersin" diyen o hırslı sesi ve benim ona bağırdığım anlar yankılanıyordu.
Son ders zili çaldığında çantamı nasıl topladığımı bile hatırlamıyordum.
Okul binasından çıktığımda Bodrum’un o alışılagelmiş sıcak havası yerini aniden bastıran, gri ve kasvetli bir fırtınaya bırakmıştı.
Sahil şeridinden esen sert rüzgar, bahçedeki palmiyeleri bükecek kadar şiddetliydi.
Bahçe kapısına doğru tek başıma yürürken bacaklarımın titrediğini hissettim.
Bütün o güçlü duruşum, Aras'ın yüzüne savurduğum o sert kelimeler... Yalnız kaldığım an hepsi birer birer yıkılıyordu.
Yıllardır en yakınım olan insanı kaybetmiştim ve içimde koca bir kara delik açılmıştı.
Yağmur damlaları birer ikişer üzerime düşmeye başladığında adımlarımı yavaşlattım.
Birkaç saniye içinde bardaktan boşanırcasına ıslanmaya başladım ama yürümeye devam etmek istemiyordum.
Bahçenin kenarındaki spor salonunun kuytu, üzeri kapalı çardaklarından birine sığındım.
Banka çöküp başımı ellerimin arasına aldım.
Nefesim kesiliyordu. Göğsüme çöken o ağır baskıyla savaşmaya çalışırken gözlerimden birkaç damla yaşın süzülmesine engel olamadım.
"Ağlayacaksan en azından yağmurun altında dur da çaktırma Deniz kızı."
Duyduğum sesle başımı hızla kaldırdım.
Teoman, elinde tuttuğu siyah bir şemsiyeyle çardağın girişinde duruyordu.
Üzerindeki okul ceketini çıkarmış, sadece siyah tişörtüyle kalmıştı. Leyla yanında yoktu.
Gözlerindeki o her zamanki alaycı, umursamaz ışık bu sefer yoktu.
Yerine derin, dikkatli bir bakış gelmişti.
"Ağlamıyorum ," dedim hemen sesimi sertleştirmeye çalışarak, ama çatlayan ses tonum beni anında ele verdi. Yüzümdeki ıslaklığı hırsla sildim. "Yağmur çarptı sadece."
"Yalan söylemekte de hiç becerikli değilsin," dedi Teoman. Yavaş adımlarla yanıma yaklaştı. Şemsiyeyi kenara bırakıp tam yanıma, banka oturdu.
Aramızda sadece birkaç santimlik bir mesafe vardı. Islak saçlarından damlayan sular çenesinden süzülüyordu.
Teoman’ın Anlatımıyla
Okul çıkışında Leyla’yı arabayla eve gönderip Deniz’i aramaya çıkmıştım.
Bütün gün güçlü durmaya çalışsa da, Aras’la geçirdiği o hesaplaşmadan sonra ne kadar kırıldığını biliyordum.
Onu spor salonunun arkasındaki bu kuytuda, dizlerini kendine çekmiş bir halde titrerken bulduğumda içimde bir şeyler cız etti.
Normalde bu kızla dalga geçer, damarına basar, çıldırtırdım.
Ama şu an karşımda duran şey hırçın bir kedi değil, kalbi paramparça olmuş bir çocuktu.
"Gerçekten o piç için mi ağlıyorsun?" diye sordum alçak bir sesle. Sesimde bu sefer ne iğneleme ne de kibir vardı.
Deniz başını çevirip bana baktı. Islak kirpikleri, kızarmış gözleri ve titreyen dudaklarıyla doğrudan gözlerimin içine baktı.
"Aras için ağlamıyorum Teoman," dedi, sesi fısıltı gibi çıktı. "Kaybettiğim çocukluğum için ağlıyorum. Beni bir kalemde silip atabilmesi canımı yakıyor. Ben onu dostum sanıyordum amk."
O an, Deniz’in duvarlarının tamamen yıkıldığını hissettim. Bana karşı kurduğu o sert defans yok olmuştu.
Hiç düşünmeden elimi uzattım. Islak saçlarından yüzüne yapışan bir tutam saçı nazikçe geriye doğru ittim.
Parak uçlarım yanlışlıkla yanağına dokunduğunda Deniz hafifçe irkildi ama geriye çekilmedi. Cildi buz gibiydi.
"Seni bir kalemde silip atan birini dostun sayamazsın Deniz," dedim, gözlerimi gözlerinden bir saniye bile ayırmadan. "O kaybetti, sen değil."
Deniz’in Anlatımıyla
Teoman’ın parmakları yanağıma dokunduğunda kalbimin güm güm atmaya başladığını hissettim. Bu, o her zamanki kavgalarımızdaki adrenaline benzemiyordu.
Çok daha farklı, içimi ürperten bir elektriklenmeydi.
Teoman üzerindeki ıslak ceketi alıp omuzlarıma örttü. Ceketinden onun o kendine has, odunsu ve hafif sert parfüm kokusu geliyordu. Isısı anında bedenime yayıldı.
"Üşüyorsun," dedi alçak bir sesle.
Aramızdaki mesafe o kadar azalmıştı ki, nefesini yüzümde hissedebiliyordum.
Gözleri bir an için dudaklarıma kaysa da hemen toparlanıp tekrar gözlerime baktı.
Yüzünde o tehlikeli ama ilk defa samimi duran bir tebessüm belirdi.
"Bana bak Deniz kızı," dedi Teoman, sesi Bodrum’un fırtınalı denizinden bile daha derindi.
"Şu andan itibaren arkana bakmayı bırakacaksın. Sen Akkaya ikizlerinin yanındasın. Kimse seni bir daha yalnız yakalayıp ezemez, duydun mu beni?"
"Bunu sahte sevgililik anlaşmamız gereği mi söylüyorsun?" diye sordum, sesimdeki titremeyi engelleyemeyerek.
Teoman hafifçe yaklaştı. Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki, bir an için durup sadece gözlerinin içindeki o karanlık dalgalara odaklandım.
Elini omzumdaki ceketin üzerine koyup beni hafifçe kendine doğru çekti. Başım istemsizce omzunun yakınına düştü.
"Anlaşmayı siktir et," diye fısıldadı Teoman tam kulağımın dibinde. "Bunu senin için söylüyorum."
O an ikimiz de sustuk. Yağmur çardağın ahşap çatısını dövmeye devam ederken, Teoman’ın yanımda duran varlığı içimdeki o koca soğukluğu yavaşça eritmeye başladı.
Birbirimize dokunmuyorduk ama aramızdaki o görünmez hat çoktan çekilmişti.
Artık sadece bir oyun oynamıyorduk. Teoman’ın korumacı tarafı ve benim ona sığınma ihtiyacım, Bodrum’un bu yağmurlu gününde tehlikeli bir yakınlaşmanın ilk tohumlarını atmıştı.
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
Bölüm etkileşimi
