23. bölüm · Teoden 2
🎭 Teoden 2-21. BÖLÜM: GEÇMİŞİN KÜLLERİ VE GİZLİ SIZMA
🎭 Teoden 2
21. BÖLÜM: GEÇMİŞİN KÜLLERİ VE GİZLİ SIZMA
Deniz’in Anlatımıyla
Hastanenin beyaz, soğuk koridorlarında zaman durmuş gibiydi.
Alnımdaki dikişler ve hafif sıyrıklar umrumda bile değildi. Zihnimde tek bir cümle yankılanıyordu: "Merhaba Deniz... Kızım."
Yıllar önce öldüğünü sandığım, mezarı başında gözyaşı döktüğüm kadın, Sude’nin babasının yanında ve Rıfat Akkaya’nın korumalarının arasında canlanıp karşıma dikilmişti.
"Deniz... İyice bak bana," dedi Teoman’ın sesi.
Teoman önümde diz çökmüştü. Ambar patlamasında yanan elleri beyaz sargılarla kaplıydı, alnında derin bir yara bandı vardı. Ama o kendi acısını bir saniye bile umursamıyordu. Sargılı ellerini incitmekten korkarak, büyük bir hassasiyetle yanaklarıma koydu. Siyah gözlerinde sadece ben vardım.
"Teoman... O hayattaymış," dedim, sesim titreye fısıltıya dönüştü. Gözümden akan bir damla yaş Teoman’ın sargılı parmağına damladı. "Beni bırakıp gitmiş..."
"Seni kimse gerçekten bırakıp gidemez Deniz kızı," dedi Teoman, sesi çelik gibi sağlam ve sıcaktı. Eğilip alnımı alnına dayadı. "O kadının orada neden durduğunu, Sude’nin babasıyla ne çevirdiklerini öğreneceğim. Yemin ederim sana o geçmişin hesabını tek tek sorduracağım."
"Birlikte soracağız," dedim, gözlerimi silip başımı dikleştirerek. "Beni yıkamadılar, şimdi de yıkamayacaklar."
Teoman’ın dudaklarında o hayranlık dolu tebessüm belirdi. Yaklaşıp dudaklarını şakağıma bastırdı. "Benim cesur kadınım..."
O sırada kapı açıldı ve Leyla içeri girdi. Elindeki iPad’i bize doğru çevirdi. Yüzünde her zamanki hırslı ve zeki Akkaya ifadesi vardı.
"Aras ve Sude şokta," dedi Leyla. "Sude’nin babası Ferit Bey, o kadını kendi şirketinin yönetim kurulu listesine yeni danışman olarak ekletmiş. Kadının adı Feride. Deniz... Annen yıllardır Ferit’in finansal operasyonlarını gizlice yürütüyormuş."
"Demek Ferit’in kucağında bir piyon," dedi Teoman, sesi kaskatı kesilerek. "Gece Ferit’in sahil yolundaki malikanesine sızıyoruz."
"Ne?" dedim şaşkınlıkla.
"Sude ve ailesi bu gece kulüpteki kutlamada olacak," dedi Leyla baştan çıkarıcı bir tebessümle. "Feride ise malikanedeki çalışma odasında kalıyor. Güvenlik sistemini hacklemek benim on dakikamı alır. O odaya girip annenin neden oraya çakılı kaldığını kendi gözlerinle göreceksin Deniz."
Teoman’ın Anlatımıyla
Gece yarısı saat ikiydi. Fırtına dindikten sonra Bodrum’un üzerine ağır bir sis çökmüştü.
Ferit’in devasa malikanesinin arka bahçe çitlerinin dibinde, siyah kıyafetlerimizle saklanıyorduk. Deniz hemen yanımdaydı; siyah deri ceketi, sımsıkı toplanmış saçları ve gözlerindeki o korkusuz alevle tam bir savaşçı gibi duruyordu. Onu izlerken içimdeki arzu ve koruma içgüdüsü birbirine karışıyordu.
"Güvenlik kameraları devredışı," dedi Leyla kulaklıktan. "Sadece sekiz dakikanız var. Çalışma odası ikinci katın sağ koridorunda."
Deniz’in elini tuttum. Sargılı parmaklarımla onun elini sıktım. "Ayağını denk al Deniz kızı. Ben önden giriyorum."
Sessizce bahçe kapısından süzülüp devasa konağın içine girdik. Koridorlar zifiri karanlıktı. Ahşap merdivenleri hızla tırmanıp ikinci kattaki ağır meşe kapılı çalışma odasının önüne geldik. Kapıyı hafifçe ittiğimde içeride loş bir masa lambasının yandığını gördük.
Ve masanın başında, elindeki eski belgelere bakarak sessizce ağlayan Feride duruyordu.
Deniz kapıyı tamamen açıp içeri adım attı.
Deniz’in Anlatımıyla
Topuklarımın parkede çıkardığı sesle masadaki kadın başını hızla kaldırdı. Göz göze geldik. Yüzündeki çizgiler, gözlerinin rengi... Çocukluğumda bana masal anlatan kadının ta kendisiydi.
"Deniz..." dedi Feride, sesi titreyerek ayağa kalktı. "Kızım... Buraya nasıl..."
"Bana kızım deme!" diye kükredim. İçimdeki o yılların birikmiş öfkesi bir anda patladı. "Sen beni on iki yaşımda, o soğuk evde yalnız bıraktın! Öldün sanıyordum ben! Mezarının başında kaç gece ağladım haberin var mı senin?"
Feride’nin gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı. Bana doğru bir adım atmak istedi ama Teoman hemen arkamda belirip gölge gibi dikildi. Feride Teoman’ı görünce duraksadı.
"Ben sizi korumak için gittim Deniz!" dedi Feride hıçkırarak. "Ferit... Sude’nin babası... Yıllar önce babanın şirketini batıran da beni tehdit eden de oydu! 'Eğer gitmezsen Deniz’i ve babanı yok ederim' dedi. Beni buraya, bu altın kafese kapattı. Yıllardır onun kara paralarını aklamak zorundaydım yoksa sana zarar verecekti!"
Masanın üzerindeki kasayı gösterdi. "Bak! Yıllardır Ferit’in Akkaya ailesine ve sizin ailenize kurduğu bütün kumpasların belgelerini topluyorum! Sırf bir gün karşına çıkıp bu pisliği bitirebileyim diye!"
Duyduklarım karşısında donakaldım. Başım döndü. Bütün o terk edilme acısı bir anda devasa bir kumpasın gerçeğiyle yer değiştirdi.
Teoman tek bir hamlede masanın üzerindeki belgeleri ve flash belleği aldı. Feride’ye doğru soğuk bir bakış fırlattı. "Bu belgeler doğruysa, Ferit’i de Sude’yi de yarın sabah hapse attırırım. Ama Deniz’e çektirdiğin her günün hesabını da senden ayrı soracağım."
"Sadece beni affetmesini istiyorum..." dedi Feride bana bakarak.
"Affetmek mi?" dedim, gözlerimin içine bakarak. "Beni korumak için bile olsa beni yalnız bıraktın. Bunu sindirmem zaman alacak."
"Teo, Deniz! Çıkın oradan! Güvenlik uyarısı verildi, Ferit’in adamları geliyor!" Leyla’nın sesi kulaklıkta çınladı.
Teoman’ın Anlatımıyla
Tehlike anında reflekslerim devreye girdi. Belgeleri cebime atıp Deniz’i belinden kavradım ve arkamızdaki balkona doğru koştuk.
Aşağıdan bağrışmalar ve bahçeye giren araçların ışıkları geliyordu. Balkonun altındaki devasa havuza bakış attım.
"Teoman saçmalama, atlayamayız!" dedi Deniz nefes nefese.
"Bana güveniyor musun Deniz kızı?" dedim, gözlerinin ta içine bakarak.
"Sonsuza kadar," dedi Deniz.
Onu sımsıkı kucağıma aldım, göğsüme bastırdım. Balkonun mermerlerine basıp kendimizi geceye ve aşağıdaki buz gibi sulara bıraktık.
SPLASH!
Suya gömüldüğümüzde dünya bir anlığına durdu. Suyun altında bile Deniz’in elini bırakmadım. Yüzeye çıktığımızda ikimiz de nefes nefese, gece sisinin içinde birbirimize sarıldık. Leyla arabayla bahçe kapısında bizi bekliyordu.
Arabanın arka koltuğuna geçtiğimizde ikimiz de sırılsıklam ve zafer kazanmış komutanlar gibiydik. Teoman cebindeki ıslanmayan özel muhafazalı belleği çıkardı.
"Yarın sabah," dedi Teoman, dudakları Deniz’in ıslak saçlarına değerken. "Sude ve babasının imparatorluğu çökecek."
Deniz Teoman’ın göğsüne yaslandı. "Ve biz kazanacağız Akkaya."
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
