46. bölüm / 55
teoden42. BÖLÜM: BİR DEVRİN SONU VE YENİ BİR GELECEK
Bölümler 55Şu an: 42. BÖLÜM: BİR DEVRİN SONU VE YENİ BİR GELECEK
- 1 Tanıtım54 kelime
- 2 1.Bölüm225 kelime
- 3 2.bölüm Cidden mi273 kelime
- 4 3.bölüm Teklif206 kelime
- 5 4. Bölüm213 kelime
- 6 5. Bölüm gizli hoslantı221 kelime
- 7 6. Bölüm sırayı gör ve bekle154 kelime
- 8 Ön okuma12 kelime
- 9 7. Bölüm sadece bekle193 kelime
- 10 8. Bölüm teneffüs164 kelime
- 11 9. Bölüm pijama partisi194 kelime
- 12 10. Bölüm yakınlaşma220 kelime
- 13 11. Bölüm istek319 kelime
- 14 12.bölüm hafif kıskanma192 kelime
- 15 13. Bölüm beni kendi evime götür412 kelime
- 16 14. Bölüm zorunda kalmak338 kelime
- 17 15. Bölüm sevgili olma süreci başlangıçı533 kelime
- 18 16.Bölüm Hazır mısın ?648 kelime
- 19 17 . Bölüm sevgili rolü911 kelime
- 20 18. Bölüm Aşık mı oluyoruz birbirimize956 kelime
- 21 19. Bölüm operasyon başarılı1.021 kelime
- 22 20. Bölüm buluşma950 kelime
- 23 21. Bölüm Proje çalışması tatlılığı1.069 kelime
- 24 22. Bölüm her kötü şey iyi bir şey vesile olmaz mı941 kelime
- 25 23. Bölüm dörtlü date günü öncesi ( özel bölüm)885 kelime
- 26 24. Bölüm dörtlü date hazırlanma ve kışkırtma1.411 kelime
- 27 Bilgi29 kelime
- 28 25. Olay başlangıcı1.527 kelime
- 29 26.Kaçırılma2.343 kelime
- 30 27.bölüm Rahatlamak1.687 kelime
- 31 28.Bölüm1.361 kelime
- 32 29.Bölüm1.290 kelime
- 33 Duyuru27 kelime
- 34 30. Bölüm1.140 kelime
- 35 31.Bölüm1.676 kelime
- 36 32.Bölüm kıskanma ve saklı koy1.620 kelime
- 37 33. Bölüm Yat1.659 kelime
- 38 34.Bölüm son gün1.284 kelime
- 39 35.Bölüm998 kelime
- 40 36.Bölüm1.697 kelime
- 41 37.Bölüm1.455 kelime
- 42 38. Bölüm1.414 kelime
- 43 39.Bölüm bilinmezlik1.067 kelime
- 44 40.Bölümm1.269 kelime
- 45 41. BÖLÜM: BİZİM GÖKYÜZÜMÜZ1.203 kelime
- 46 42. BÖLÜM: BİR DEVRİN SONU VE YENİ BİR GELECEK1.256 kelime · Okuduğun bölüm
- 47 43. Bölüm: İstanbul Sokakları Ve Tatlı Bela577 kelime
- 48 44. Bölüm: Küçük Bir Kıskançlık Meseleleri1.219 kelime
- 49 45. Bölüm: Kampüs Kaosu ve Beklenmeyen Tesadüf843 kelime
- 50 46. Bölüm: Galata’nın Büyüsü ve Bir Ömürlük Söz1.572 kelime
- 51 47. Bölüm: Radikal Kararlar ve Gece Yarısı İsyanı1.109 kelime
- 52 48. Bölüm: Villadaki Sürpriz ve Çifte Yüzük1.111 kelime
- 53 49. Bölüm: Büyük Yüzleşme, İki Aile ve İlk Anahtar1.109 kelime
- 54 50. Bölüm: Bir Ömürlük Söz ve Sonsuzluk2.192 kelime
- 55 Duyuru!!!16 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kaan olayından sonra okulda adeta yaprak kıpırdamıyordu.
Teoman’ın o gece basket sahasında koyduğu son nokta, sadece Kaan’ın sesini kesmekle kalmamış, tüm okulda ikilinin aşkına karşı derin bir saygı oluşturmuştu.
Artık kimse Deniz’e yan gözle bakamıyor, Teoman ve Deniz koridorlarda el ele yürüdüğünde herkes fısıltıyla onlardan bahsediyordu.
Ancak bu sefer o fısıltılar nefret değil, imrenme doluydu.
Zaman su gibi aktı geçti... Haftalar haftaları kovaladı, 12. sınıfın o yıpratıcı sınav maratonu nihayet geride kaldı. Uykusuz geceler, çözülen binlerce test sorusu, kütüphane köşelerinde içilen soğumuş kahveler ve "Acaba aynı üniversiteyi kazanabilecek miyiz?" korkusu... Hepsi sınav salonunun kapısından çıkıldığı an buharlaşıp gitmişti.
Şimdi ise gençlerin önünde lise hayatına veda edecekleri, herkesin günlerdir konuştuğu o büyük gün vardı: Mezuniyet Balosu.
Akşamüstü saat altıya doğru Deniz’in odasında tam anlamıyla tatlı bir kriz yaşanıyordu.
Odanın her yeri elbiseler, makyaj malzemeleri ve saç maşalarıyla dolup taşmıştı.
Leyla elinde maşayla Deniz’in saçlarına son dokunuşları yaparken bir yandan da aynadan arkadaşına hayranlıkla bakıyordu.
"Kızım..." dedi Leyla gözlerini kocaman açıp spreyi saçlarına sıkarken. "Abim seni bu elbiseyle gördüğü an kalpten gidecek, bak ben sana söyleyeyim! Yıllardır tanıdığım o sert, cool Teoman bu gece resmen karşında diz çökecek!"
Deniz üzerindeki gece mavisi, omuzları açıkta bırakan zarif elbiseyi elleriyle düzeltti.
Aynadaki yansımasına bakarken kalbi güm güm çarpmaya başladı. Saçları hafif su dalgası şeklinde omuzlarına dökülüyor, elbisenin üzerindeki minik ışıltılar odadaki ışıkla birlikte parıldıyordu.
"Çok mu abartılı olmuş Leyla?" diye sordu heyecanla, yanakları al al olarak. "Yani Teoman süslü şeyleri pek sevmez biliyorsun. 'Ne gerek vardı bu kadar hazırlanmaya' falan der mi acaba?"
Leyla gözlerini devirip maşayı masaya bıraktı. "Ne abartısı balım, peri kızına dönüştün! Ayrıca abim sana bakarken kör oluyor zaten, elbisenin abartısına mı bakacak? Hadi çabuk, aşağıda bizi bekliyorlar, kapıda ağaç oldular!"
Deniz son kez aynada kendine baktı, derin bir nefes aldı ve çantasını alıp Leyla ile birlikte aşağı inmek üzere hareketlendi.
Aşağıda, bahçe kapısının hemen önünde siyah takım elbisesiyle Teoman duruyordu. Siyah gömleğinin üst iki düğmesini açık bırakmış, saçlarını geriye doğru taramıştı.
Elleri ceplerinde, sabırsız adımlarla bir sağa bir sola yürüyor, gözünü bir an olsun evin kapısından ayırmıyordu.
Yanında ise gümüş gri takımıyla Aras sırıtarak dikilmiş, Teoman’ın bu hallerini keyifle izliyordu.
"Oğlum yalnız..." dedi Aras, Teoman’ın omzuna hafifçe vurarak. "Kızlar içeride saatlerdir hazırlanıyor. Birazdan kapı açılacak ve muhtemelen ikimizin de aklı başından gidecek, hazır mısın?"
Teoman cevap vermedi, sadece saatine baktı. Dışarıdan ne kadar sakin görünmeye çalışsa da içindeki heyecanı bastıramıyordu.
Deniz’i günlerdir sınav stresi dışında ilk defa böylesine özel bir gecede görecekti.
Tam o sırada evin ağır ahşap kapısı yavaşça açıldı.
Önce neşeli adımlarla Leyla dışarı çıktı. Aras’ın gözleri parladı, hemen sevgilisine doğru yürüdü.
Ardından kapının eşiğinde Deniz göründü.
Teoman’ın bakışları Deniz’in üzerine kilitlendiği an, zaman sanki tamamen durdu.
Rüzgarın sesi kesildi, etraftaki hiçbir şeyin bir önemi kalmadı.
Teoman’ın gözleri kızın üzerindeki o mavi elbisede, açıkta kalan zarif boynunda ve yüzündeki o utangaç tebessümde takılı kaldı.
Dudakları hafifçe aralandı, ne bir kelime edebildi ne de nefes alabildi.
O her zamanki sert, etrafa meydan okuyan Teoman gitmiş; yerine Deniz’in güzelliği karşısında adeta büyülenmiş bir genç gelmişti.
Aras, Leyla’ya doğru yürüyüp koluna girerken "Ateş ediyorsun sevgilim!" diye bir ıslık patlattı ama Teoman o ıslığı bile duymadı.
Yavaş, ağır adımlarla Deniz’e doğru yürüdü. Merdivenlerin başında duran Deniz’e yaklaştıkça kalbinin ritmi hızlanıyordu.
Tam karşısında durduğunda bakışlarındaki o yoğun, tutkulu ifade Deniz’in yanaklarının alev alev yanmasına yetti.
Teoman elini uzatıp Deniz’in belini yavaşça kavradı. Parmakları kızın beline sıkıca dolanırken onu kendine biraz daha çekti. Sesi pürüzsüz ama bir o kadar da hayranlık dolu çıktı:
"Deniz..." dedi, gözlerinin en derinine bakarak. "Sen... Sen ne yaptın böyle?"
Deniz hafifçe gülümsedi, bakışlarını kaçırmaya çalışarak, "Beğenmedin mi?" diye fısıldadı.
Teoman başını iki yana salladı, eğilip kızın kulağına doğru fısıldadı: "Beğenmek mi? Ben şu an nefes almayı unuttum Deniz.
Bu gece seni o baloda diğer insanların arasından nasıl kıskanmayacağım, aklımı nasıl başımda tutacağım hiç bilmiyorum. Aklımı tamamen aldın."
Deniz’in eli istemsizce Teoman’ın ceketinin yakasına gitti, kumaşı hafifçe sıktı. "Benim aklım zaten sende Teoman..."
Teoman cebinden şık, kadife bir kutu çıkardı.
Kutunun içinde zarif, beyaz orkidelerden ve minik kristallerden yapılmış bir bileklik vardı.
Teoman, Deniz’in narin bileğini tutup çiçeği dikkatle taktı. Ardından bileğine derin, yumuşacık bir öpücük kondurdu.
"Gidelim mi prensesim?" dedi Teoman, elini uzatarak.
Deniz elini Teoman’ın avcuna bıraktı. "Gidelim Sevgilim..."
Balo salonu ışıl ışıldı. Müzik sesi bahçeye kadar taşıyor, 12. sınıf öğrencileri şıklıklarıyla göz dolduruyordu.
İçeriye kapıdan dörtlü olarak girdiklerinde tüm gözler bir anda onlara döndü.
Teoman, Deniz’in elini bir saniye bile bırakmıyor, korumacı bir tavırla kızı yanından ayırmıyordu.
Masalarına geçtiklerinde Aras hemen garsona içecek siparişleri verdi. Leyla ise heyecanla etrafı süzüyordu. "İnanabiliyor musunuz, gerçekten bitti! Lise bitti arkadaşlar!"
Deniz Teoman’ın yanına oturdu, başını onun omzuna yasladı. Teoman bir kolunu Deniz’in sandalyesinin arkasına atıp kızı kendine iyice çekti.
"Sınavlar bitti, okul bitti..." dedi Deniz fısıltıyla. "Şimdi tek bir şey kaldı."
Teoman başını eğip Deniz’in saçlarını öptü. "Üniversite sonuçları. Ama korkma, ben ne dedim sana? Aynı şehre gideceğiz. Gerekirse ben sen neresini kazanırsan oraya geleceğim."
Tam o sırada salondaki hareketli müzik yerini yavaş, romantik bir piyano melodisine bıraktı. Işıklar hafifçe karardı ve piste birkaç çift çıkmaya başladı.
Teoman ayağa kalktı, elini Deniz’e doğru uzattı. "Bu dansı bana lütfeder misiniz Deniz Hanım?"
Deniz gülümseyerek ayağa kalktı. Piste çıktıklarında Teoman bir elini Deniz’in beline yerleştirdi, diğer eliyle de kızın elini sıkıca tuttu.
Deniz başını Teoman’ın göğsüne yasladı.
İkisi ritme ayak uydurarak yavaşça sallanırken Teoman’ın kalbinin güm güm atışı Deniz’in kulağında yankılanıyordu.
"Teoman?"
"Efendim?"
"Gelecekten korkuyor musun?"
Teoman duraksadı, Deniz’in çenesinden tutup başını kaldırdı. Gözlerinin içine bakarak, "Sen yanımda olduğun sürece hiçbir şeyden korkmam," dedi. "İleride seninle aynı evde uyanacağımı, aynı sofraya oturacağımı bildiğim sürece hiçbir gelecek beni korkutamaz."
Deniz parmak uçlarında yükselip dudaklarını Teoman’ın yanağına bastırdı.
İkisi de gecenin geri kalanında sadece birbirlerinin gözlerine baktılar. Balo salonundaki kalabalık, yüksek müzik, ışıklar... Hepsi silinmiş gibiydi.
Gece yarısına doğru balo sona erdiğinde, Teoman Deniz’i motor yerine arabayla eve bırakmak istedi.
Yol boyunca elleri bir an olsun ayrılmadı.
Deniz’in evinin önüne geldiklerinde arabanın içindeki sessizlik buram buram veda ve yeni başlangıç kokuyordu.
"Yarın sonuçlar açıklanıyor değil mi?" diye sordu Deniz, arabadan inmeden önce.
"Evet," dedi Teoman. "Sabah erkenden sizinkilerle bizim mekana gelirsiniz. Sonuçlara birlikte bakacağız."
Deniz Teoman’a doğru eğilip dudağının kenarına tatlı bir öpücük kondurdu. "İyi geceler Teoman."
Teoman kızın gitmesine izin vermeden ensesinden hafifçe tutup kendine çekti ve dudaklarını uzun, tutkulu bir öpücükle buluşturdu.
Geri çekildiğinde "İyi geceler gökyüzüm," diye fısıldadı.
Ertesi sabah saat tam 09.00’da, dördü de Teoman’ın Deniz’i götürdüğü o gizli uçurum kenarındaki ahşap çardakta toplanmışlardı.
Masanın üzerinde Teoman’ın dizüstü bilgisayarı açıktı. Ekranda ÖSYM’nin sonuç sayfası duruyordu.
Leyla tırnaklarını yiyor, Aras ise bacağını stresle sallıyordu.
"Oğlum girsene artık şifreyi!" dedi Aras heyecanla. "Yüreğim ağzıma geldi!"
Teoman sakince Deniz’e baktı. Deniz’in elleri buz gibiydi ve titriyordu. Teoman onun elini tutup sımsıkı sıktı. "Hazır mısın?"
Deniz başını salladı. "Hazırım."
Teoman tuşa bastı. Sayfa bir iki saniye yüklendi ve ekran renklendi.
İlk olarak Deniz’in sonucuna baktılar: İstanbul Üniversitesi - Hukuk Fakültesi!
"İSTAAAANBUUUUL!" diye çığlık attı Leyla. Deniz gözlerine inanamayarak ekrana baktı, sevinçten gözleri dolmuştu.
Hemen ardından Teoman kendi sonucunu açtı: İstanbul Üniversitesi - İşletme Fakültesi!
Salise sürmeden Leyla ve Aras’ın sonuçlarına baktılar. Leyla Mimarlık, Aras ise Radyo ve TV kazanmıştı... Hepsi ama hepsi İstanbul’daydı!
Leyla ve Aras çığlıklar atarak birbirlerine sarılırken Teoman bilgisayarı kenara itti, Deniz’i belinden tuttuğu gibi kucağına alıp etrafında döndürmeye başladı!
Deniz kahkahalar atarak Teoman’ın boynuna sarıldı. "Kazandık Teoman! Aynı şehirdeyiz!"
Teoman, Deniz’i yere indirdi ama kollarının arasından çıkarmadı.
Yüzünü kızın yüzüne yaklaştırdı, gözlerindeki o devasa gurur ve aşkla baktı:
"Sana söylemiştim," dedi Teoman, nefes nefese. "Bizim hikayemiz daha yeni başlıyor. İstanbul bizi bekliyor..."
Deniz onun dudaklarına kapandığında, rüzgar arkalarından tatlı tatlı esiyor, önlerindeki o koca geleceğin ve finale doğru gidecek o büyük adımın müjdesini veriyordu.
İyi gecelerrr
Bölüm etkileşimi
