teoden kitap kapağı

31. bölüm / 55

teoden

28.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Zöhre Yılmazzz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 55Şu an: 28.Bölüm
  1. 1 Tanıtım54 kelime
  2. 2 1.Bölüm225 kelime
  3. 3 2.bölüm Cidden mi273 kelime
  4. 4 3.bölüm Teklif206 kelime
  5. 5 4. Bölüm213 kelime
  6. 6 5. Bölüm gizli hoslantı221 kelime
  7. 7 6. Bölüm sırayı gör ve bekle154 kelime
  8. 8 Ön okuma12 kelime
  9. 9 7. Bölüm sadece bekle193 kelime
  10. 10 8. Bölüm teneffüs164 kelime
  11. 11 9. Bölüm pijama partisi194 kelime
  12. 12 10. Bölüm yakınlaşma220 kelime
  13. 13 11. Bölüm istek319 kelime
  14. 14 12.bölüm hafif kıskanma192 kelime
  15. 15 13. Bölüm beni kendi evime götür412 kelime
  16. 16 14. Bölüm zorunda kalmak338 kelime
  17. 17 15. Bölüm sevgili olma süreci başlangıçı533 kelime
  18. 18 16.Bölüm Hazır mısın ?648 kelime
  19. 19 17 . Bölüm sevgili rolü911 kelime
  20. 20 18. Bölüm Aşık mı oluyoruz birbirimize956 kelime
  21. 21 19. Bölüm operasyon başarılı1.021 kelime
  22. 22 20. Bölüm buluşma950 kelime
  23. 23 21. Bölüm Proje çalışması tatlılığı1.069 kelime
  24. 24 22. Bölüm her kötü şey iyi bir şey vesile olmaz mı941 kelime
  25. 25 23. Bölüm dörtlü date günü öncesi ( özel bölüm)885 kelime
  26. 26 24. Bölüm dörtlü date hazırlanma ve kışkırtma1.411 kelime
  27. 27 Bilgi29 kelime
  28. 28 25. Olay başlangıcı1.527 kelime
  29. 29 26.Kaçırılma2.343 kelime
  30. 30 27.bölüm Rahatlamak1.687 kelime
  31. 31 28.Bölüm1.361 kelime · Okuduğun bölüm
  32. 32 29.Bölüm1.290 kelime
  33. 33 Duyuru27 kelime
  34. 34 30. Bölüm1.140 kelime
  35. 35 31.Bölüm1.676 kelime
  36. 36 32.Bölüm kıskanma ve saklı koy1.620 kelime
  37. 37 33. Bölüm Yat1.659 kelime
  38. 38 34.Bölüm son gün1.284 kelime
  39. 39 35.Bölüm998 kelime
  40. 40 36.Bölüm1.697 kelime
  41. 41 37.Bölüm1.455 kelime
  42. 42 38. Bölüm1.414 kelime
  43. 43 39.Bölüm bilinmezlik1.067 kelime
  44. 44 40.Bölümm1.269 kelime
  45. 45 41. BÖLÜM: BİZİM GÖKYÜZÜMÜZ1.203 kelime
  46. 46 42. BÖLÜM: BİR DEVRİN SONU VE YENİ BİR GELECEK1.256 kelime
  47. 47 43. Bölüm: İstanbul Sokakları Ve Tatlı Bela577 kelime
  48. 48 44. Bölüm: Küçük Bir Kıskançlık Meseleleri1.219 kelime
  49. 49 45. Bölüm: Kampüs Kaosu ve Beklenmeyen Tesadüf843 kelime
  50. 50 46. Bölüm: Galata’nın Büyüsü ve Bir Ömürlük Söz1.572 kelime
  51. 51 47. Bölüm: Radikal Kararlar ve Gece Yarısı İsyanı1.109 kelime
  52. 52 48. Bölüm: Villadaki Sürpriz ve Çifte Yüzük1.111 kelime
  53. 53 49. Bölüm: Büyük Yüzleşme, İki Aile ve İlk Anahtar1.109 kelime
  54. 54 50. Bölüm: Bir Ömürlük Söz ve Sonsuzluk2.192 kelime
  55. 55 Duyuru!!!16 kelime

İyi okumalarrr

Ege sahil kasabasının sabah güneşi begonvillerin arasından süzülürken, yazlık evin ahşap kapısı alacakaranlıkta adeta yumruklanır gibi güm güm çalınmaya başladı.
Salondaki koltukta Deniz’i rahatsız etmemek için çıt çıkarmadan oturan, gözlerini bir saniye bile kırpmamış olan
Teoman, kaşlarını çatarak ayağa kalktı.
Yüzünde her zamanki o sert, tavizsiz ve uykusuzluğun getirdiği gergin ifade vardı.
Siyah tişörtünün kollarını dirseklerine kadar sıyırıp kapıya doğru yürüdü.
İçinden "Bu saatte kimse o kapıyı kıran, kemiklerini eline veririm" diye geçiriyordu.
Kapıyı hızla çektiğinde karşısında kasabanın muhtarını ve onun arkasında ellerinde tepsilerle dikilen en az beş tane neşeli teyzeyi buldu!
— "Hayırlı sabahlar evladım!" dedi Muhtar gür ve coşkulu sesiyle. "Duyduk ki bizim Deniz kızımız hastaneden yeni çıkmış, Ege havası almaya gelmiş. Hem ona geçmiş olsuna geldik hem de bizim Şaziye Teyzenin meşhur tereyağlı gözlemelerinden getirdik!"
Teoman daha "Giremezsiniz, Deniz uyuyor, gidin buradan" cümlesini tamamlayamadan teyzeler birer hışımla içeri süzüldü bile! Şaziye Teyze elindeki dumanı tüten tepsiyle doğrudan mutfağa seğirtti. Yanındaki tonton teyze ise Teoman’ın pazusunu tutup sıkmaya başladı:
— "Tüh tüh tüh! Maşallah damat, gece bekçisi gibi kapıda dikiliyorsun ama pek bir zayıf kalmışsın sen! Ye bakayım şu tereyağlı gözlemeyi, güçten düşmüşsün!" diyerek Teoman’ın daha lafa girmesine izin vermeden sıcak gözlemeyi ağzına tıkıştırdı.
Sert, karanlık, okulda herkesin adından tırstığı Teoman; gözleme ağzında, gözleri kocaman açılmış halde koridorun ortasında donup kaldı.
Hayatında ilk defa silahlı adamlara karşı değil, 65 yaşındaki tonton teyzelere karşı çaresiz kalmıştı.
O sırada merdivenlerden uykulu gözlerle, saçları dağılmış halde inen Deniz, Teoman’ın bu çaresiz ve şaşkın halini görünce tırabzanlara tutunup kahkahayı bastı.
— "Teo... Kahvaltıyı ayağına getirmişler, ne güzel işte! Niye öyle bakıyorsun?" dedi Deniz gülmekten konuşamayarak.
Teoman gözlerini kısıp, ağzındaki gözlemeyi zorla yutarak fısıldadı: "Aşkım, gülme. Yemin ediyorum bu teyzelerin elinden kurtulmak için yüzerek İstanbul’a döneceğim. Kadın kolumu sıktı ya, kas testi yaptı resmen."
Deniz koşarak aşağı indi, teyzelerin elini öpüp teşekkür etti.
Teoman ise köşede kollarını kavuşturmuş, teyzelerin ona uzattığı üçüncü gözlemeyi "Yemezsen arkandan ağlar" tehditleriyle kabul etmek zorunda kalmıştı.

Öğlene doğru kızlar "Biz biraz sahile inip güneşleneceğiz, siz ne yaparsanız yapın" diyerek evden çıktılar. Onlar gider gitmez Aras elini masaya vurup gaza geldi:
— "Bak Teo! Biz bu akşam erkekliğimizi ve mutfak becerilerimizi konuşturuyoruz! Yemeği biz yapıyoruz, kızlara Ege usulü efsane bir balık ziyafeti çekeceğiz. Deniz senin bu hamarat halini görsün de bir daha sana laf ettirmesin."
Teoman önlük takmayı kesin bir dille reddetse de Aras onun boynuna zorla pembe renkli, üzerinde "Mutfagın Kralı" yazılı bir önlük geçirmeyi başardı.
Teoman sinirle önlüğe baktı ama Aras’ın "Ulan Deniz görse bayılır, tak işte iki dakika" demesiyle sesini çıkarmadı.
— "Bak şimdi kankam," dedi Aras elindeki balık maşasını havada kılıç gibi sallayarak.
"Balık dediğin yüksek ateşte mühürlenir. Şuradan tavanın içine zeytinyağını bolca dök bakayım."
Teoman tavanın altındaki ocağı sonuna kadar açtı.
Ancak Aras acemilikle tavaya yarım şişe zeytinyağını bir anda boşaltınca, tavanın içinden tavan boyunda devasa bir alev yükseldi!
— "Aras yangın tüpü nerede?!" diye bağırdı Teoman, elindeki kevgirle alevleri söndürmeye çalışırken.
— "Ne bileyim ben Teo! Üfle, üfle geçer!"
— "Lan tavaya üflenir mi zeka küpü, benzine üflemek gibi bir şey bu!"
Mutfak saniyeler içinde kapkara, göz gözü görmez bir dumanla kaplandı.
Tavandaki duman dedektörü bağıra bağıra ötmeye başladığında Aras elindeki tezgah bezini rastgele sallıyor, Teoman ise öksürerek camları açmak için koşturuyordu.
Tam o sırada dışarıdan dönen Deniz, Leyla ve Ezgi ellerinde dondurmalarla kapıyı açtılar.
Deniz kapıyı açtığı an içeriden çıkan yoğun dumanla öksürmeye başladı.
Mutfakta yüzü gözü is içinde kalmış, saçları dağılmış ve elinde yanmış bir kevgirle duran Teoman’ı görünce dondurması elinden düşeyazdı.
— "Teo... Nükleer deneme mi yaptınız mutfakta? Neler oluyor burada?!" dedi Deniz gözlerinden yaşlar gelene kadar gülerek.
Teoman üzerindeki pembe önlüğü hışımla söküp masaya fırlattı:
"Bu zeka özürlüsü tavayı yakmasaydı her şey kontrol altındaydı. Ben sana balık buğulama yapacaktım."
Aras ise arkada öksürerek: "Mühürledik kardeşim balıkları... Biraz fazla mühürlendi, karbonlaştı sadece. Kanserojen madde oranı %90 ama tadı güzeldir eminim."
Ezgi ve Leyla gülmekten yerlere yatarken, Deniz Teoman’ın yanına yaklaştı.
Yanağındaki siyah isi parmağıyla sildi.
— "Sana kıyamam ya... Mutfak kralım benim," dedi fısıltıyla.
Teoman ise gülümsedi ama karizmayı toparlamak için hemen öksürüp ciddileşti.

Mutfak kullanılamaz hale gelince akşam yemeği için kasaba merkezindeki sahil restoranlarından birine gitmeye karar verdiler.
Kasabanın cıvıl cıvıl sahil yolunda yürürken Deniz, Teoman’ın koluna girmiş, bir yandan dondurmasını yiyor bir yandan da etrafı izliyordu.
Tam o sırada karşıdan gelen ve tatilci oldukları her hallerinden belli olan iki genç, Deniz’e bakıp kendi aralarında fısıldaşmaya başladılar.
— "Kız baya güzelmiş ya, kasabanın yerlisi mi acaba?" dedi gençlerden biri, gözlerini Deniz’den ayırmadan.
Teoman o cümleyi duyduğu an adımlarını pat diye kesti.
Deniz’in elini bıraktı. Omuzları dikleşti, çenesindeki kaslar seğirdi ve gözleri bir anda o bildik tehlikeli karanlıkla kaplandı.
— "Siz kime bakıyorsunuz lan?" dedi Teoman. Sesi, dalga seslerini bile bastıracak kadar sert ve ürkütücüydü.
Gençler, Teoman’ın devasa boyunu, geniş omuzlarını ve boynundaki damarların fırladığını görünce panikle bir adım geri çekildiler.
— "Yok abi... Biz dondurmaya bakıyorduk..." dediler kem küm ederek.
— "Dondurmaya bakıyordunuz öyle mi? Yürüyün gidin, belanızı benden bulmayın, ikinizi de şu denize fırlatırım!" dedi Teoman adımlarını onların üzerine doğru atarak.
Deniz hemen Teoman’ın önüne geçip iki eliyle onun sert yüzünü tuttu. "Teo! Saçmalama, çocukların bir şey yaptığı yok! Hem ben sadece sana bakıyorum, bilmiyor musun?"
Teoman, Deniz’in yumuşacık ellerini yüzünde hissedince bütün siniri bir anda söndü.
Derin bir nefes alıp Deniz’in belini kavradı ve kendine doğru çekti.
— "Çok tatlı oluyorsun söylenirken... Ama yine de kimse sana öyle bakamaz Deniz kızı. Şalterlerim atıyor, elimde değil. Seni kıskanmaktan beynim dönüyor."
— "Kıskanç odun seni," dedi Deniz gülümseyerek, Teoman’ın göğsüne hafifçe vurarak. "Ayrıca ben seni daha çok kıskanıyorum, okulda kızlar etrafında dolanırken sesim çıkmıyor sanma."
Teoman’ın tek kaşı kalktı, dudağının kenarıyla gülümsedi: "Öyle mi? Demek kıskanıyorsun?"
— "Konuyu kapat Teo, yürü gidiyoruz," dedi Deniz utançla kafasını çevirerek.
Gecenin ilerleyen saatlerinde eve döndüklerinde herkes yorgunluktan odalarına çekilmişti.
Aras salondaki koltukta horlayarak uyuyor, Ezgi ve Leyla da odalarında mışıl mışıl uyuyordu.
Deniz, Ege’nin serin rüzgarını hissetmek için sessizce bahçeye çıktı.
Verandadaki ahşap salıncağa oturdu. Yıldızlar gökyüzünü bir elmas gibi süslemişti.
Birkaç dakika sonra arkasından gelen adım sesleriyle gülümsedi.
Teoman elinde iki kupa sıcak çikolatayla gelip yanına oturdu. Kupalardan birini Deniz’e uzattı.
— "Uyumadın mı hâlâ?" dedi Teoman, sesinde o sadece Deniz’e özel olan yumuşak tonla.
— "Yok... Gün o kadar güzel ve eğlenceliydi ki, uyuyup günü bitirmek istemedim Teo," dedi Deniz, kupadan bir yudum alarak.
"Her şey o kadar huzurlu ki... Bütün o yaşanan kâbuslardan, depodan, hastaneden sonra burası bana rüya gibi geliyor.
İnsan bazen korkuyor, nazar değecek ya da yine bir şey olacak diye."
Teoman kolunu Deniz’in omzuna atıp onu kendine çekti.
Kızın saçlarına derin bir öpücük kondurdu. "Korkma. Ben yanındayım. Ne pahasına olursa olsun o huzuru kimsenin bozmasına izin vermem artık."
Tam o sırada, bahçe kapısının altından hafif bir tıkırtı ve metalik bir ses geldi.
Teoman anında pürdikkat kesildi. Gözleri karanlık sokak kapısına kilitlendi.
Deniz de kaşlarını çatarak o tarafa baktı.
Sokak lambasının cılız ışığında, bahçe kapısının altından içeriye doğru itilmiş siyah bir zarf duruyordu.
Teoman kaşlarını çatarak ayağa kalktı. Deniz’e "Burada kal, sakın kımıldama" işareti yapıp hızlı ve sessiz adımlarla bahçe kapısına yürüdü.
Kapıyı anında açıp sokağa baktı ama sokak zifiri karanlık ve bomboştu! Sadece rüzgarın uğultusu ve uzaktan gelen dalga sesleri vardı.
Teoman yerden siyah zarfı aldı. Zarf ağır ve kaliteli bir kağıttandı.
Üzerinde hiçbir isim ya da adres yazmıyordu. Sadece arkası kırmızı bir balmumuyla mühürlenmişti.
— "Teo... O ne? Kim gelmiş bu saatte?" dedi Deniz, salıncaktan kalkıp panikle Teoman’ın yanına gelerek.
İçini aniden garip ve buz gibi bir huzursuzluk kaplamıştı.
Teoman başparmağıyla balmumunu kırıp zarfı açtı. İçinden sert, siyah bir kartvizit çıktı. Kartın üzerinde beyaz, keskin harflerle yazılmış tek bir cümle duruyordu:
"Ege tatiliniz çok sevimli gidiyor Deniz... Ama unuttuğunuz bir şey var: Yarım kalan hesaplar kapatılmadan hiçbir hikaye mutlu sonla bitmez. Çok yakında görüşeceğiz."
Deniz karttaki yazıyı okuduğu an nefesi boğazında tıkandı.
Yüzündeki bütün renk çekildi, elleri tir tir titremeye başladı. Başını hızla Teoman’a çevirdi.
Teoman’ın elindeki kartvizit avucunun içinde hışırdayarak buruştu.
Çenesindeki kemikler kenetlendi, boynundaki damarlar fırladı. Gözlerindeki o karanlık, tehlikeli ve acımasız ifade katlanarak geri dönmüştü.
Zarfı getiren her kimse, hâlâ çok yakınlarda, karanlığın içinden onları izliyor olabilirdi.
Teoman bahçe kapısını ardına kadar açıp karanlık sokağa doğru bir adım attı.
Sesini kısıp ürkütücü bir soğukkanlılıkla fısıldadı:
— "Deniz... Hemen içeri gir ve Aras’ı uyandır. Kapıları kilitleyin."
Arkadaşlar yorum yaparsanız sevinirim.
İyi akşamlarrr

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

176okunma 14beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18