teoden kitap kapağı

37. bölüm / 55

teoden

33. Bölüm Yat

Vaveyla Yazarı: Zöhre Yılmazzz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 55Şu an: 33. Bölüm Yat
  1. 1 Tanıtım54 kelime
  2. 2 1.Bölüm225 kelime
  3. 3 2.bölüm Cidden mi273 kelime
  4. 4 3.bölüm Teklif206 kelime
  5. 5 4. Bölüm213 kelime
  6. 6 5. Bölüm gizli hoslantı221 kelime
  7. 7 6. Bölüm sırayı gör ve bekle154 kelime
  8. 8 Ön okuma12 kelime
  9. 9 7. Bölüm sadece bekle193 kelime
  10. 10 8. Bölüm teneffüs164 kelime
  11. 11 9. Bölüm pijama partisi194 kelime
  12. 12 10. Bölüm yakınlaşma220 kelime
  13. 13 11. Bölüm istek319 kelime
  14. 14 12.bölüm hafif kıskanma192 kelime
  15. 15 13. Bölüm beni kendi evime götür412 kelime
  16. 16 14. Bölüm zorunda kalmak338 kelime
  17. 17 15. Bölüm sevgili olma süreci başlangıçı533 kelime
  18. 18 16.Bölüm Hazır mısın ?648 kelime
  19. 19 17 . Bölüm sevgili rolü911 kelime
  20. 20 18. Bölüm Aşık mı oluyoruz birbirimize956 kelime
  21. 21 19. Bölüm operasyon başarılı1.021 kelime
  22. 22 20. Bölüm buluşma950 kelime
  23. 23 21. Bölüm Proje çalışması tatlılığı1.069 kelime
  24. 24 22. Bölüm her kötü şey iyi bir şey vesile olmaz mı941 kelime
  25. 25 23. Bölüm dörtlü date günü öncesi ( özel bölüm)885 kelime
  26. 26 24. Bölüm dörtlü date hazırlanma ve kışkırtma1.411 kelime
  27. 27 Bilgi29 kelime
  28. 28 25. Olay başlangıcı1.527 kelime
  29. 29 26.Kaçırılma2.343 kelime
  30. 30 27.bölüm Rahatlamak1.687 kelime
  31. 31 28.Bölüm1.361 kelime
  32. 32 29.Bölüm1.290 kelime
  33. 33 Duyuru27 kelime
  34. 34 30. Bölüm1.140 kelime
  35. 35 31.Bölüm1.676 kelime
  36. 36 32.Bölüm kıskanma ve saklı koy1.620 kelime
  37. 37 33. Bölüm Yat1.659 kelime · Okuduğun bölüm
  38. 38 34.Bölüm son gün1.284 kelime
  39. 39 35.Bölüm998 kelime
  40. 40 36.Bölüm1.697 kelime
  41. 41 37.Bölüm1.455 kelime
  42. 42 38. Bölüm1.414 kelime
  43. 43 39.Bölüm bilinmezlik1.067 kelime
  44. 44 40.Bölümm1.269 kelime
  45. 45 41. BÖLÜM: BİZİM GÖKYÜZÜMÜZ1.203 kelime
  46. 46 42. BÖLÜM: BİR DEVRİN SONU VE YENİ BİR GELECEK1.256 kelime
  47. 47 43. Bölüm: İstanbul Sokakları Ve Tatlı Bela577 kelime
  48. 48 44. Bölüm: Küçük Bir Kıskançlık Meseleleri1.219 kelime
  49. 49 45. Bölüm: Kampüs Kaosu ve Beklenmeyen Tesadüf843 kelime
  50. 50 46. Bölüm: Galata’nın Büyüsü ve Bir Ömürlük Söz1.572 kelime
  51. 51 47. Bölüm: Radikal Kararlar ve Gece Yarısı İsyanı1.109 kelime
  52. 52 48. Bölüm: Villadaki Sürpriz ve Çifte Yüzük1.111 kelime
  53. 53 49. Bölüm: Büyük Yüzleşme, İki Aile ve İlk Anahtar1.109 kelime
  54. 54 50. Bölüm: Bir Ömürlük Söz ve Sonsuzluk2.192 kelime
  55. 55 Duyuru!!!16 kelime

Ege’nin masmavi gökyüzü üzerine konmuş pamuk gibi bulutlar, yeni günün pırıl pırıl geçeceğinin müjdesini veriyordu.
Dün gece iskelede yaşanan o unutulmaz, romantik dakikaların ardından Deniz, odasındaki yatakta hayatının en huzurlu uykusundan uyanmıştı.
Pencereden içeri giren serin deniz rüzgarı beyaz tül perdeleri hafifçe havalandırıyor, içeriye begonvil kokuları doluyordu.
Deniz yataktan neşeyle fırladı.
Aynanın karşısına geçip kendine baktığında, yüzünde güller açtığını gördü.
Bileğindeki Teoman’ın dün gece bağladığı o mavi nazar boncuklu bilekliğe dokundu.
Yüzündeki gülümseme daha da büyüdü.
Aşağı indiğinde evde büyük bir hareketlilik vardı.
Aras elinde büyük bir soğutucu çanta, sırtında şnorkel ve deniz paletleriyle salonda bir sağa bir sola koşturuyordu.
— "günaydın! Kalkın, uyanın! Bugün Ege sularının fatihi olmaya gidiyoruz!" diye bağırdı Aras neşeyle.
Leyla mutfaktan elinde sandviç paketleriyle çıktı: "Sevgilim bağırma sabah sabah, Denizkom yeni uyandı zaten. Ne bu telaşın?"
— "Ne demek ne telaşım? Teo dün gece bize özel kocaman bir yat kiralamış! Bugün bütün gün açık denizlerdeyiz, koy koy gezeceğiz! Siz hâlâ uykulu uykulu bakıyorsunuz!"
Deniz şaşkınlıkla gözlerini açtı: "Yat mı kiralamış? Gerçekten mi?"
Tam o sırada bahçe kapısından Teoman girdi.
Üzerinde lacivert bir deniz şortu, gri salaş bir tişört vardı. Islak saçları alnına düşmüştü; belli ki sabahın erken saatlerinde spordan dönmüştü.
Deniz’i görünce gözlerindeki o sert ifade anında eridi, yerini sadece ona özel olan o sıcak bakışa bıraktı.
Teoman adımlarını Deniz’e doğru attı. Yaklaşıp elini kızın beline koydu, kendine çekip alnına sıcacık bir öpücük kondurdu.
— "Günaydın güzelim," dedi Teoman, sesi sabahın ilk saatlerinde hafif pürüzlü ve derin çıkarak. "İyi dinlenebildin mi?"
— "Günaydın..." dedi Deniz, gözlerinin içine bakarak. "Teo, Aras doğru mu söylüyor? Tekne turu mu yapacağız bugün?"
Teoman gülümsedi, parmak uçlarıyla Deniz’in yanağını okşadı: "Dün gece dedin ya, 'Sadece ikimiz olalım, kalabalıktan uzaklaşalım' diye... Kasabanın kalabalığından uzakta, sadece bizim olacağımız bir koy buluruz diye düşündüm. Beğenmedin mi?"
Deniz heyecanla Teoman’ın boynuna sarıldı: "Beğenmek ne kelime! Bayıldım! Hemen hazırlanıp geliyorum!"

Yarım saat sonra dördü birden kasabanın küçük, sevimli limanına var mışlardı.
Limanda irili ufaklı balıkçı teknelerinin yanında, Teoman’ın onlar için ayırttığı beyaz, oldukça lüks ve geniş tekne pırıl pırıl parlıyordu.
Deniz bugün üzerine lila rengi mini bir plaj elbisesi giymiş, Saçlarını çift örgü yapmıştı.
Güneş gözlüklerini kafasına takmış, çocuksu bir neşeyle etrafı izliyordu.
Tekneye doğru yürürlerken, yan taraftaki lüks gulet teknenin kaptan güvertesindeki iki genç kaptan yardımcısı Deniz’i fark etti.
Çocuklardan sarışın olanı ıslık çalmamak için kendini zor tutarak Deniz’e gülümsedi ve el salladı:
— "Günaydın! Harika bir gün, iyi turlar!"
Deniz nazikçe tebessüm edip başıyla selam verdi.
Ancak hemen arkasında yürüyen Teoman’ın bu olayı kaçırması imkansızdı.
Teoman bir anda adımlarını sertleştirdi. Deniz’in belini öyle bir kavradı ki, kızı neredeyse göğsüne yapıştırdı. Başını o iki gence doğru çevirdi.
Gözlerinden adeta alev fışkırıyordu.
O kadar tehlikeli ve 'yaklaşırsanız sizi bu limana gömerim' diyen bir bakış attı ki, sarışın çocuk anında gülümsemesini yutup arkasını döndü ve teknenin içine kaçtı.
Deniz Teoman’ın belini sıkan elini hissedince başını kaldırıp ona baktı:
— "Teoman... Yine mi başladık?" dedi takılarak.
Teoman çenesini sıktı. Sesi alçak ama tehditkardı: "El sallıyor bir de şerefsiz. Deniz, beni bu tatil beldesinde katil etmemeye kararlı mısın acaba?"
— "Adama bak ya, sadece iyi turlar dedi! Ne yapsaydım, terslese miydim durup dururken?"
Teoman tekneye adım atarken Deniz’i önce bindirdi, sonra kendi geçti.
Eğilip kızın kulağına fısıldadı: "Evet, tersleyeceksin. Ya da sadece bana bakacaksın. Başka seçeneğin yok."
Deniz gözlerini devirse de içindeki o tatlı heyecana engel olamadı.
Teoman’ın bu çıldırtan kıskançlığı, ona verdiği değerin en büyük kanıtı gibiydi.

Tekne limandan ayrılıp Ege’nin lacivert sularına doğru süzülmeye başladı.
Rüzgar yüzlerini serinletirken, Aras teknenin hoparlörüne bağlanıp son ses hareketli Türkçe şarkılar açmıştı bile.
— "Kaptan! Bas gaza, ver coşkuyu!" diye bağırıyordu Aras teknenin ön tarafında dans ederek. Leyla da elinde buzlu içeceğiyle ona eşlik ediyor, ikisi çocuk gibi eğleniyorlardı.
Tekne, etrafı dik kayalıklarla çevrili, dışarıdan kimsenin göremediği turkuaz renkli, Cennet Koyu adında bakir bir koyda demir attı.
Suyun dibindeki taşlar bile net bir şekilde görünüyordu.
Aras hiç beklemeden dev bir çığlıkla tekneden denize atladı: "Yaşasın özgürlük!"
Leyla da teknenin merdivenlerinden kayarak suya girdi.
Deniz ise teknenin kenarında durmuş, altındaki o berrak ama derin suya bakıyordu.
Teoman tişörtünü çıkarıp kenara attı. Kaslı gövdesi güneşin altında parıldıyordu.
Deniz’in yanına yaklaştı, arkasından beline sarıldı.
— "Korkuyor musun derinlikten?" dedi Teoman, dudaklarını kızın omzuna bastırarak.
— "Birazcık derin geldi gözüme Teo..." dedi Deniz arkasına dönerek.
Teoman muzır bir şekilde gülümsedi: "Ben varken sudan mı korkacaksın?"
Teoman bir anda Deniz’i kucağına aldı. Deniz çığlık atmaya fırsat bulamadan Teoman ikisini birden teknenin üst güvertesinden serin sulara bıraktı!
Büyük bir su sıçramasıyla batan ikili, saniyeler sonra gülerek yüzeye çıktı.
Deniz yüzünü kaplayan ıslak saçlarını geriye atıp Teoman’ın göğsüne vurmaya başladı:
— "Teoman! Hain! Haber verseydin ya!"
Teoman gülerek Deniz’i belinden yakaladı, kendine çekti.
Su yüzeyinde ikisi birbirine sımsıkı sarılmıştı.
— "Haber verseydim atlasaydın gelmezdin ki güzelim," dedi Teoman, kızın ıslak dudaklarına yumuşacık bir öpücük kondurarak.
— "Gelirdim! Sen nereye ben oraya bilmiyor musun sanki?"
Teoman’ın bakışları bir anda derinleşti. Suda Deniz’in narin bedenini daha da kendine yaklaştırdı.
Ellerini kızın ıslak belinde gezindi.
— "Biliyorum..." dedi Teoman, sesi dalga seslerine karışarak. "İşte en çok da bunu seviyorum. Nereye gidersem gideyim yanımdasın."
Deniz kollarını Teoman’ın ıslak boynuna doladı. İkisi suda, diğerlerinden biraz uzaklaşarak baş başa yüzmeye başladılar.
Teoman, Deniz’i suyun üzerinde tutarken gözlerini bir an bile onun gözlerinden ayırmıyordu.

Sudan çıktıktan sonra teknenin üst güvertesindeki geniş minderlere kuruldu.
Güneş en tepedeydi ve ortalık iyice ısınmıştı.
Deniz, turkuaz bikinisinin üzerine yatıp güneşlenmek için uzandı.
Çantasından bronzlaştırıcı güneş kremini çıkardı. Sırtına sürmek için uzanmaya çalıştı ama tam yetişemiyordu.
— "Leyla, şu kremi sırtıma sürer misin canım?" diye seslendi Deniz.
Leyla o sırada teknenin alt katında Aras’la meyve tabağı hazırlıyordu: "Denizciğim Aras elimi kesti meyve soyarken, gelemiyorum şu an! Teoman sürsün!"
Deniz arkasını dönüp baktı. Teoman minderde oturmuş, soğuk içeceğinden yudumlarken doğrudan ona bakıyordu.
— "Bana bakıp duracağına gelsen de sürsen ya?" dedi Deniz cilveli bir edayla.
Teoman elindeki bardağı kenara bıraktı. Yavaş, ağır ve tehlikeli adımlarla Deniz’in yanına geldi.
Minderin üzerine diz çöktü. Kremi Deniz’in elinden aldı.
— "Uzan bakalım," dedi Teoman, sesi pürüzlü ve emredici çıkarak.
Deniz mindere yüzüstü uzandı. Bikinisinin sırtındaki bağını hafifçe gevşetti ki krem her yere eşit sürülsün.
Teoman kremden eline bir miktar aldı. Sıcak ve geniş avuç içleri Deniz’in çıplak sırtına temas ettiğinde, Deniz’in vücudundan bir ürperme geçti.
Teoman parmaklarını acele etmeden, ağır ağır kızın omurga kemiği boyunca aşağı indirdi.
Omuzlarından başladı, narin beline kadar krem sürerken dairesel hareketlerle masaj yapıyordu.
— "Ellerin çok sıcak Teo..." dedi Deniz fısıltıyla.
— "Senin tenin daha sıcak," dedi Teoman.
Dokunuşları gittikçe daha tutkulu ve sahiplenici bir hal alıyordu.
Tam o sırada, teknenin kaptanı elinde haritayla üst güverteye çıktı. Kaptan genç sayılabilecek, esmer, düzgün fizikli bir Ege yerlisiydi.
— "Teoman Bey, bir sonraki koy için rotayı onaylatacaktım ama..." dedi kaptan.
Ancak kaptanın gözleri bir anlığına mindere yüzüstü uzanmış, sırtı açık olan Deniz’e kaydı.
Teoman o an krem sürmeyi anında kesti!
Yüzündeki o tutkulu ifade bir salisede buz gibi bir nefrete dönüştü.
Teoman yerinden öyle bir fırladı ki, önündeki sehpa hafifçe sarsıldı. Krem kutusunu mindere fırlattı.
Doğrudan kaptanın üzerine yürüdü. Aralarındaki mesafe bittiğinde Teoman kaptanın gözlerinin içine bakarak gürledi:
— "Kaptan! Sen önündeki denize baksana kardeş! Rotayı nereye kırıyorsan kır, bir daha yukarı çıkarken haber vermeden adım atma!"
Kaptan Teoman’ın o devasa cüssesini, gözlerindeki o cinayet işleyecekmiş gibi bakan ifadeyi görünce geri adım attı:
— "Kusura bakmayın Teoman Bey, ben sadece... Tamam ben aşağıdayım, siz çağırırsınız," deyip hızla aşağı kaçtı.
Deniz panikle yerinde doğruldu, bikinisinin ipini sımsıkı tuttu:
— "Teoman! Adam sadece rota soracaktı, ne yapıyorsun Allah aşkına?!"
Teoman dönüp Deniz’e baktı. Göğsü sinirden körük gibi inip kalkıyordu. Gelip Deniz’in tepesine dikildi.
— "Kaptan mıdır nedir, gözü kaydı Deniz!" dedi Teoman, kıskançlıktan sesi kısılarak.
"Sırtın açık, ben sana krem sürüyorum, herif pat diye yukarı çıkıyor! Çıldırtacak mısınız siz beni bu memlekette?!"
— "Adam nereden bilsin benim sırtımın açık olduğunu Teo? İşi bu adamın!"
Teoman eğilip Deniz’in kolundan tuttu, hafifçe kendine çekti: "Bana bak... Bir daha benden izinsiz o ipi gevşetmeyeceksin! Kimsenin seni böyle görmesine tahammülüm yok, anladın mı beni?!"
Deniz Teoman’ın bu denli gözünün dönmesine hem şaşırıyor hem de için için deli gibi mutlu oluyordu.
Teoman onu dünyadaki her şeyden kıskanıyordu.
Deniz ayağa kalktı. İki elini Teoman’ın yanağına koydu.
Parmak uçlarında yükselip Teoman’ın sertleşmiş dudaklarına uzun, sakinleştirici bir öpücük kondurdu.
— "Sadece senin gözlerin görsün o zaman..." dedi Deniz, sesi bal gibi tatlı çıkarak. "Sadece sen bak bana."
Teoman derin bir nefes verip gözlerini kapattı.
Siniri o öpücükle buzun ateşte erimesi gibi eriyip gitti.
Kızın belini sarıp kendine gömdü: "Beni delirtiyorsun Deniz... Valla billa delirtiyorsun."

Güneş yavaş yavaş Ege’nin ufkunda batmaya başladığında, gökyüzü muazzam bir turuncu ve erguvan rengine büründü.
Tekne sessiz bir koyda demirlemiş, rüzgar tamamen dinmişti.
Aras ve Leyla alt güvertede yorgunluktan koltuklara uzanmış film izlerken, Teoman ve Deniz teknenin en ön kısmında, minderlerin üzerine uzanmış gün batımını izliyorlardı.
Deniz üzerine Teoman’ın lacivert geniş gömleğini giymişti.
Gömlek kızın dizlerine kadar geliyor, Teoman’ın kokusu buram buram Deniz’i sarıyordu.
Teoman ise arkasında oturmuş, Deniz’i iki bacağının arasına almış, kollarını kızın karnında birleştirmişti.
Elindeki kadehten bir yudum alan Deniz, başını Teoman’ın geniş göğsüne yasladı.
— "Çok güzel bir gündü Teo..." dedi Deniz, batan güneşe bakarak. "Hayatımın en güzel günüydü belki de."
Teoman çenesini Deniz’in başının üzerine koydu: "Daha dur, bu sadece başlangıç güzelim. Sana yaşatacağım o kadar güzel günler var ki..."
— "Okulu daha fazla asamayız..." dedi Deniz, hafif bir buruklukla. "İstanbul’a döneceğiz. Yine o koşturmaca başlayacak."
Teoman gülümsedi. Eğilip kızın kulağına fısıldadı: "Nereye dönersek dönelim, ben hep senin yanındayım. Okulda da, sokakta da, evde de... Artık aramızda hiçbir engel yok Deniz. O karanlık günler bitti."
Deniz arkasına dönüp Teoman’ın yüzünü ellerinin arasına aldı. Gözleri mehtabın ve gün batımının ışığında parıldıyordu.
— "Beni her şeyden, herkesten koruduğun için teşekkür ederim Teoman," dedi Deniz. "Kıskançlıklarınla beni çıldırtsan bile... Beni böyle sevdiğin için teşekkür ederim."
Teoman tutkuyla Deniz’in dudaklarına kapandı.
Bu öpücük günün bütün kıskançlıklarını, gerilimlerini siliyor; geriye sadece iki gencin birbirine olan saf ve derin aşkını bırakıyordu.
Tekne Ege’nin durgun sularında hafifçe sallanırken, gökyüzündeki ilk yıldızlar belirmeye başladı.
Tatil bitmek üzereydi belki ama onların hikayesi, daha yeni ve çok daha güçlü bir şekilde başlıyordu...
Arkadaşlar yorum yapmayı ve bağenmeyi unutmayın.
İyi gecelerrr.....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

150okunma 15beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18