SİYAH KUĞU kitap kapağı

14. bölüm / 30

Güven

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: Güven

Gece boyunca dağ evini döven fırtına, sabaha karşı yerini dondurucu bir ayaza ve camları zorlayan buz gibi bir rüzgâra bırakmıştı. Gökhan, şöminenin başında geçirdiği uykusuz saatlerin ardından salondaki taba rengi koltukta yatan Lara’ya doğru yürüdü. Kızın düzensiz, kesik kesik nefes alıp verişi verandadaki rüzgârın uğultusuna karışıyordu.
Hızla yanına yaklaşıp diz çöktü. Avucunun içini Lara’nın alnına koyduğunda, parmakları adeta yandı. Lara’nın yanakları al al olmuş, kurumuş dudakları hafifçe aralanmıştı. Vücudu yüksek ateşin etkisiyle görünmez bir titremeyle sarsılıyordu.
"Lara..." Gökhan’ın sesinde daha önce hiç duyulmamış, katıksız bir panik çınladı. Onu battaniyesiyle birlikte kucağına aldığı gibi üst kattaki yatak odasına taşıdı.
Aşağıdan gelen gürültüyü duyup yukarı koşan Karan ve Defne, kapı eşiğinde duraksadı. Gökhan’ın kucağında kendinden geçmiş hâlde yatan Lara’yı gördüklerinde ortamdaki hava bir anda ağırlaştı. Dağ evindeki ecza dolabında güçlü bir ateş düşürücü yoktu ve en yakın kasaba, yoğun kar yağışıyla kapanmış yolların ötesindeydi.
"Ben gidip hallederim," dedi Karan, belindeki silahı düzeltip arabanın anahtarlarını kaparken.
"Tek başına gidemezsin, yollar karlı ve tipi var!" Defne üzerindeki montun fermuarını çekerken Karan’a dik dik baktı. "Bölgeyi bilmiyorsun, ben de geliyorum."
Karan itiraz etmek için dudaklarını araladı ama Defne’nin o geri adım atmayan kararlı gözlerini görünce başıyla onayladı. İkili, dondurucu soğuğun içine dalarak arazi aracıyla yola çıktı. Ancak kasaba yolundaki dik virajda tipi görüş mesafesini tamamen sıfırladı. Araç, kontrolden çıkarak yol kenarındaki kar birikintisine saplandı. Telefonlar çekmiyordu, şebeke tamamen çökmüştü.
Karan, aracın motorunu durdurup kaloriferin kalan son sıcaklığıyla baş başa kaldıklarında yanında büzüşen Defne’ye döndü. Defne soğuktan ve karanlıktan hafifçe titremeye başladığında Karan, asker geçmişinden kalan o sert mesafeyi ilk kez unuttu. Kendi deri eldivenlerini çıkarıp kızın donmuş, narin ellerini devasa avuçlarının içine aldı.
"Korkma," dedi Karan. Sesi dondurucu soğuğa tezat oluşturacak kadar yumuşak ve derindi. "Seni buradan çıkaracağım."
Defne, adamın sert ve nasırlı ellerinden yayılan o sıcaklıkla ilk kez sustu. Sert görünüşünün arkasındaki o koruyucu adama bakarken kalbinin ritmi düzensizleşmişti.
Dağ evinde ise zaman durmuş gibiydi. Gökhan, bir kase buzlu su ve tülbentle Lara’nın başucuna oturmuştu. Islattığı bezi kızın alnına, boynuna ve titreyen narin bileklerine saniyelerce uyguladı.
Lara ise ateşin ve sayıklamaların arasındaydı. Başını huzursuzca iki yana sallıyor, geçmişin kâbuslarıyla boğuşuyordu. "Anne... Neredesin? Beni de al..." diye fısıldadı çatallı, kırık bir sesle. Birkaç saniye sonra gözlerinden süzülen yaşlar yastığa damladı. "Herkes gitti Gökhan... Sen de bırakacaksın beni. Herkes gibi..."
Gökhan’ın göğsüne amansız bir sancı saplandı. Islak bezi kenara bıraktı. Lara’nın sıcak yüzünü iki avucunun arasına alıp alnını kızın alnına yasladı.
"Buradayım Kuğu," dedi Gökhan, sesi titreyerek. "Nefes aldığım sürece seni kimseye bırakmayacağım. Gitmiyorum. Buradayım."
Lara sayıklamaların arasında Gökhan’ın tütün ve çam kokan nefesini tanıdı. Yavaşça gevşedi, elini uzatıp Gökhan’ın siyah tişörtünün yakasını sımsıkı kavradı. Gökhan saatlerce o pozisyonda kaldı; kızın ateşinin düşmesi için dualar ederek, saçlarını okşayarak gecesini gündüzüne kattı.
Akşama doğru Karan ve Defne köylü bir çekicinin yardımıyla araçlarını kurtarıp ilaçları yetiştirmeyi başardı. İlaçların ve Gökhan’ın saatler süren bakımının etkisiyle Lara’nın ateşi nihayet düştü.
Güneş batarken kendine gelen Lara, gözlerini açtığında başucundaki sandalyede uyuuyakalmış, elini hâlâ bırakmamış Gökhan’ı gördü. Adamın gözlerinin altı morarmış, yüzü yorgunluktan çökmüştü. Lara içindeki o derin şefkat dalgasına engel olamadı, parmaklarını yavaşça Gökhan’ın elinden çekti.
Tam o sırada komodinin üzerindeki telefonu titredi. Rüzgar’dan gelen mesaj ekranda belirdi:
“Annenin hayatta olduğunu biliyorsun Kuğu... Ama onu Karahanların elinden kurtarmak istiyorsan, bu gece yalnız geleceksin. Verilen adreste ol.”
Lara mesajı okur okumaz derin bir nefes aldı. Eski Lara olsa bu riski tek başına alır, kaçardı. Ama başucunda onun için perişan olmuş adama baktı. Zırhlarını tamamen bir kenara bıraktı. Gökhan’ı hafifçe omuzundan sarsarak uyandırdı. "Gökhan... Uyan."
Gökhan anında gözlerini açtı, bakışları dumanlı ve endişeliydi. "Lara? İyi misin? Ateşin mi var yine?"
Lara cevaben telefonunu uzattı. "Rüzgar mesaj attı. Annen için gel diyor."
Gökhan mesajı okurken çene kasları kaskatı kesildi. Bakışları telefondan çıkıp Lara’nın dürüstçe yüzüne bakan gözlerine kaydı. Kızın gizlemek yerine bu mesajı onunla paylaşması, aralarındaki buzların tamamen eridiğinin kanıtıydı.
Gökhan ayağa kalktı, Lara’nın yüzünü ellerinin arasına alıp alnına uzun, derin bir öpücük kondurdu. "Teşekkür ederim Kuğu. Bana güvendiğin için," dedi Gökhan. "Şimdi o tuzağa birlikte gidiyoruz."
Gece yarısına doğru iki siyah araç, Rüzgar’ın konum attığı İstanbul Limanı’nın terk edilmiş depolarından birine yanaştı. Yağmur yeniden atıştırmaya başlamıştı. Karan ve ekibi deponun etrafını sarmak üzere gölgelere karışırken, Gökhan ve Lara deponun paslı devasa kapısından içeri adım attı.
İçerisi küf, deniz tuzu ve pas kokuyordu. Tepedeki tek bir sarı ampul, ortadaki boşluğu aydınlatıyordu. Rüzgar, arkasında üç silahlı korumasıyla birlikte gölgelerin arasından çıktı. Yüzünde o kibirli, iğrenç tebessümü vardı.
"Vay vay..." dedi Rüzgar, gözlerini Lara’nın üzerinde gezdirerek. "Yalnız gelmeni söylemiştim Kuğu. Ama bakıyorum da sahibini de yanında getirmişsin."
Gökhan tek bir kelime bile etmeden Lara’yı arkasına aldı. Adımları ağır ama bir dağın devrilmesi kadar tehditkârdı. "Lafı uzatma Rüzgar. Kadının yeri nerede?"
Rüzgar alaycı bir kahkaha attı. "Annesi mi? Gökhan, gerçekten Lara’ya hâlâ yalan mı söylüyorsun? Lara, senin o çok güvendiğin adamın babası anneni yıllardır bir kapatmada tutuyordu. Şimdi de Gökhan onu başka bir güvenli eve taşıdı ki seni parmağında oynatmaya devam etsin!"
Lara, Gökhan’ın arkasından öne doğru bir adım attı. Yüzünde ne bir korku ne de şüphe vardı. Rüzgar’ın gözlerinin içine buz gibi bir nefretle baktı.
"Senin o ucuz oyunlarına artık karnım tok Rüzgar," dedi Lara, sesi depoda çınlayarak. "Beni Gökhan’a karşı kışkırtıp annemi kendi kirli emellerine alet edeceğini mi sandın? O dosya da, annemin yeri de artık benim kontrolümde."
Rüzgar’ın yüzündeki tebessüm bir anda dondu. Beklediği nifak tohumu tutmamıştı. "Sen çıldırmışsın... Seni manipüle etmiş!" Rüzgar korumalarına elini kaldırdı. "Madem güzellikle gelmiyorsun, ikinizi de bu depoya gömeriz."
Korumalar silahlarına davrandığı an, deponun üst pencereleri büyük bir gürültüyle patladı. Karan ve ekibi halatlarla aşağı inerken, Gökhan tek bir seri hamleyle Rüzgar’a doğru fırladı. Rüzgar’ın silah tutan elini kavrayıp ters çevirdi, kemik kırılma sesi deponun tavanında yankılandı. Rüzgar acı içinde yere kapaklanırken Gökhan, adamın göğsüne basıp silahı doğrudan onun şakaklarına dayadı.
"Lara benim karım," dedi Gökhan, sesi cehennemin dibinden geliyormuş gibi boğuk ve öldürücüydü. "Ona bir daha 'Kuğu' dersen, adını anarsan ya da onun üzerinden bir oyun kurmaya kalkarsan... Seni bu limanın sularına gömerim ve kimse cesedini bile bulamaz."
Rüzgar acı içinde kıvranırken başıyla onaylamak zorunda kaldı. Gökhan silahın kabzasıyla adama sert bir darbe indirip onu bayılttı.
Gökhan arkasını döndüğünde, Lara ona bakıyordu. Yağmurun ve çatışmanın ortasında, gözlerinde ilk kez korku değil, katıksız bir hayranlık ve güven vardı. Gökhan adımlarını ona doğru attı, Lara’nın belinden tutup kendine çekti ve alnını kızın alnına dayadı.
"Bitti," dedi Gökhan.
"Biliyorum," diye fısıldadı Lara, ellerini adama sararak. "Birlikte bitirdik."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

194okunma 31beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…