5. bölüm · SİYAH KUĞU

Gece Yarısı Sığınak

Yazarınız Nisoş

Aşağıdaki patırtı, Gökhan’ın soğukkanlı müdahalesi ve Karan’ın olay yerine intikaliyle yarım saat içinde son bulmuştu. Rüzgar’ın gönderdiği iki tetikçi, malikanenin güvenlik duvarını aşamadan etkisiz hale getirilmişti. Ancak Gökhan için bu ev artık güvenli değildi.
Lara odada volta atarken kapı aniden açıldı. Gökhan, üzerindeki siyah t-shirt’ün yakası hafifçe çekilmiş, nefes nefese içeri girdi. Elindeki silahı beline yerleştirirken gözleri doğrudan Lara’yı buldu.
"Gidiyoruz," dedi Gökhan, uzatmadan. "Hemen."
"Nereye? Aşağıda ne oldu?" Lara’nın sesi endişeliydi, ne kadar gizlemeye çalışsa da ellerinin titremesine engel olamıyordu.
Gökhan cevap vermek yerine Lara’nın kolunu incitmeden ama sıkıca kavradı. "Soru sorma Lara. Rüzgar sınırı aştı. Şimdi benim kurallarımla oynayacağız."
Garajdan çıkan siyah arazi aracı, Boğaz’ın karanlık virajlarını birer birer geride bıraktı. Yolculuk boyunca ikisi de konuşmadı; ancak arabadaki hava bu kez öfkeyle değil, ortak bir tehlikenin getirdiği o tuhaf kenetlenmeyle doluydu. Araç, Riva taraflarında, ormanın derinliklerine gizlenmiş, ahşap ve camın modernlikle birleştiği izole bir dağ evinin önünde durdu.
Fırtına dışarıda ağaçları devirecek gibi eserken, Gökhan evin şöminesindeki ateşi harlandırdı. Lara salondaki deri koltuğa oturmuş, üzerindeki geniş siyah hırkaya sarınmıştı.
"Rüzgar sorunu bitti," dedi Gökhan, elinde iki kupa sıcak kahveyle dönerek. Kahvenin birini Lara’ya uzattı. Sesi ilk kez bu kadar sakindi. "Karan ve ekibi şu an Rüzgar’ın elindeki tüm şantaj dosyalarını ve o sahte sözleşmeleri ele geçirdi. Polise teslim edilen belgelerle Rüzgar uzun bir süre bu şehre adım bile atamayacak."
Lara kahve kupasını iki eliyle kavradı. Sıcaklık parmaklarına yayılırken gözlerini ateşe dikti. "Sadece benim ailem yüzünden miydi tüm bunlar? Sen gerçekten beni korumak için mi yaptın?"
Gökhan, Lara’nın hemen yanına oturdu. Aralarındaki o sert, mesafeli duruş ilk kez eriyordu. Ahşap evdeki şöminenin kızıl ışığı, Gökhan’ın keskin yüz hatlarını yumuşatmıştı.
"Ailenin hataları vardı, doğru," dedi Gökhan, gözlerini Lara’nın gözlerine dikerek. "Ama seni o adamların önüne yem olarak atılmasına izin veremezdim. Yüzük sahte olabilir Lara... Ama seni koruma isteğim hiçbir zaman rol değildi."
Lara başını çevirip ona baktı. İlk defa Gökhan’ın gözlerinde o kibirli elit adamı değil, yalnız ve omzundaki yüklerle savaşan birini gördü. İçindeki o savunma duvarı bir tuğla daha eksildi.
"Bana en başından dürüst olabilirdin," diye fısıldadı Lara.
"Sana dürüst olsaydım," dedi Gökhan, hafifçe gülümsayarak—bu, Lara’nın onda gördüğü ilk gerçek ve içten gülümsemeydi. "Benimle bu kadar güzel atışamazdın. Kuğu’nun kanatlarını açması için biraz öfkelenmesi gerekiyordu."
Lara hafifçe kıkırdadı. Omuzlarındaki o ağır yükün kalktığını hissetti. Kahvesinden bir yudum aldı. "Senden hâlâ nefret ediyorum, biliyorsun değil mi?"
Gökhan eğildi, aralarındaki mesafeyi santimlere düşürdü. Ama bu kez tehditkâr değil, sığınacak bir liman arar gibiydi. "Biliyorum," dedi alçak bir sesle. "Ama artık aynı taraftayız."
Dışarıda fırtına koparken, içerideki o buzlar tamamen erimişti. Siyah Kuğu, kendi rızasıyla bu karanlık krallığın kollarında dinlenmeye çekiliyordu.