SİYAH KUĞU kitap kapağı

28. bölüm / 30

Çifte Düğün

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: Çifte Düğün

Hastane odasının dondurucu sessizliği, tıkırdayan nabız cihazının ritmik sesiyle bölünüyordu. Pencereden süzülen solgun sabah ışığı, yatağın kenarında diz çökmüş, başını Lara’nın eline yaslamış olan Gökhan’ın üzerine düşüyordu. Koskoca Karahan, gözünü bile kırpmadan geçen altı saatin sonunda bitkin düşmüş; kızın parmaklarını bir an olsun bırakmamıştı. Yüzü kireç gibiydi, göz altları uykusuzluktan ve döktüğü gözyaşlarından morarmıştı.
Lara’nın uzun kirpikleri hafifçe titredi. Bilinci ağır ağır yerine gelirken, kasıklarındaki o hafif sızıyla gözlerini araladı. Tavanın beyazlığı gözlerini alırken boğazındaki kurulukla inledi.
"Gökhan..."
Gökhan, o cılız sesi duyduğu an bir yay gibi fırladı. Yüzünü Lara’nın yüzüne yaklaştırdı, elleri kızın yanaklarını titreyerek kavradı. "Kuğu’m! Açtın gözlerini... Buradayım, yanındayım!"
Lara’nın gözlerinden anında yaşlar boşaldı. Bakışları panikle kendi karnına kaydı. Ellerini karnına götürmeye çalışırken sesi hıçkırıkla kesildi: "Gökhan... Bebek... Bebeğimiz gitti mi? Kan vardı... Ben koruyamadım onu Karahan!"
Gökhan eğilip kızın alnını, gözyaşlarıyla ıslanmış yanaklarını öpücüklere boğdu. Sesi hıçkırıklarla kırılıyordu ama gözlerinde tarifsiz bir rahatlama vardı.
"Şşş... Sakın öyle söyleme Kuğu’m. Bebeğimiz iyi. Burada, bizimle..."
Lara donakaldı, ıslak gözlerini kocaman açtı. "Ne...?"
Gökhan kızın elini alıp yavaşça karnına koydu. "Doktorlar hemen müdahale etti. Yerleşme kanamasıymış, ağır bir stres ve yorgunluk tetiklemiş. Sadece birkaç gün sıkı bir yatak istirahati ve iğne tedavisi verdiler. Bebeğimiz çok güçlü Lara... Tıpkı annesi gibi, bize tutundu."
Lara başını Gökhan’ın göğsüne gömüp sesli bir şekilde ağlamaya başladı. Bu acının değil, mucizevi bir kurtuluşun ve rahatlamanın gözyaşlarıydı. Gökhan kızı göğsüne bastırdı, kokusunu ciğerlerine çekti. "Seni de o küçük mucizeyi de kaybetseydim ben yaşayamazdım Kuğu’m. Bitti geçti..."
Doktorun tam onay vermesinin ardından Gökhan, Lara’yı şehirdeki tüm stresten, düğün gürültüsünden ve meraklı gözlerden uzaklaştırmak için harekete geçti. Ege kıyılarında, çam ormanlarıyla çevrili, sadece denizden ulaşımı olan gözlerden uzak özel bir koyda yer alan ahşap taş ev kapılarını ikiliye açmıştı.
Güneş, masmavi denizin üzerinde altın sarısı pırıltılar saçarken Lara, verandadaki sallanan koltukta oturmuş, rüzgarın taşıdığı İyot ve kekik kokusunu içine çekiyordu. Yüzüne renk gelmiş, gözlerindeki o korku tamamen buharlaşmıştı.
Gökhan, elinde taze sıkılmış portakal suyu bardağıyla içeriden çıktı. Üzerinde keten beyaz bir gömlek ve şort vardı; o sert, koruyucu duruşu bu ıssız koyda yerini dingin bir huzura bırakmıştı. Gelip Lara’nın yanına, yere oturdu. Başını kızın dizlerine yasladı.
Lara parmaklarını Gökhan’ın koyu, gür saçlarının arasında gezdirdi. "Burası cennet gibi Karahan... Bana bu nefesi aldırdığın için teşekkür ederim."
Gökhan başını kaldırıp kızın yüzüne baktı. "Asıl ben teşekkür ederim Kuğu’m. Bana bir aile, bir gelecek ve yaşamak için bir sebep verdiğin için. Şehirdeki o fırtına bitti. Artık sadece biz ve minik mucizemiz var."
Gün boyunca dalga sesleri eşliğinde yürüyüşler yaptılar. Akşam olduğunda ise sahilde yakılan küçük bir ateşin etrafında, kumların üzerine serilen puf koltuklara uzandılar. Gökhan, Lara’yı arkasından sarıp sarmalamış, battaniyeyi üzerlerine çekmişti.
"Gökhan," dedi Lara usulca, başını adamın boyun kavisine gömerek. "Doktor 'her şey yolunda ama bir süre daha fazla efordan kaçının' dedi, biliyorsun değil mi? Yani... Karahan uslu durmak zorunda."
Gökhan tutkulu bir kahkaha attı, kızın omzuna sıcak bir öpücük kondurdu. "O doktoru ben satın alacağım en sonunda! Merak etme Kuğu’m, ben seni sadece izleyerek, seni koklayarak da dünyalara sahip olurum. Ama iyileşir iyileşmez o faturayı sana keseceğim, bilesin."
Lara kıkırdayarak adama daha da sokuldu. İki aşık, yıldızların altında, Boğaz’ın fırtınalı günlerini geride bırakarak ruhlarını ve bedenlerini dinlendirdiler.
Üç günlük rüyalar gibi tatil bittiğinde, İstanbul’a dönüş tam bir kaosa uyanmak demekti. Çünkü Ezgi ve Defne’nin ortak düğününe sadece dört gün kalmıştı ve organizasyon alanı kelimenin tam anlamıyla bir tımarhaneye dönmüştü.
Karahan Malikanesi’nin salonu; tüller, numune yemek tabakları, çiçek aranjmanları, davetiye listeleri ve düğün müzikleri listeleriyle savaş alanına dönmüştü.
Bora elinde iki farklı renkte tüy demetiyle salonda koşturuyordu. "Ezgi! Bak bu tüy şampanya sarısı, diğeri ise fildişi beyazı! Masa örtülerine hangisi uyuyor?! Ben bakmaktan kör oldum!"
Ezgi koltukta karnını tutarak oturmuş, önündeki tatlı tepsisinden profiterol yiyordu. "Bora, bana tüy sorma! Ben şu an düğün menüsündeki üç farklı çikolatalı pastayı tadıyorum. Eğer o masa örtüleri pembe olmazsa o tüyleri tek tek sana yediririm!"
Defne ise elinde devasa bir dosyayla Karan’ın etrafında dönüyordu. Karan salondaki berjerde oturmuş, sakinliğini korumaya çalışarak sigarasını yudumluyordu.
"Karan," dedi Defne, gözleri fal taşı gibi açık. "Sence giriş müziğimiz Klasik Keman mı olsun yoksa çello solo mu? Bir de yürüyüş yoluna 200 tane pembe gül mü dizelim yoksa beyaz orkide mi? Karar vermezsen ağlayacağım şimdi!"
Karan elindeki sigarayı kül tablasına bastırdı. Yavaşça ayağa kalkıp Defne’yi belinden kavradı, kendine çekti. "Defne’m... Benim için sen o yoldan ister güllerin üstünde yürü, ister çıplak ayakla yürü... Ben o yolun sonunda seni gelinlikle gördüğüm an dünyam duracak. Gülün rengi umrumda mı sanıyorsun?"
Defne’nin gözleri doldu, erimiş bir halde Karan’a sarıldı. "Ya ama sen niye böyle zamansız romantikleşip benim gardımı düşürüyorsun?"
O sırada içeri giren Gökhan ve Lara manzarayı görünce kahkahalarına engel olamadı. Gökhan, Lara’nın belini tutarak onu korumacı bir tavırla koltuğa oturttu.
Bora hemen Gökhan’ın üzerine atladı. "Gökhan! Kurtar beni bunlardan! Ulan ben nikah kıymaya mı gidiyorum, Dünya Savaşında cepheye mi belli değil! Ezgi sabah 'canım erik çekiyor' diye ağladı, öğlen 'düğün salonundaki kristal avizelerin açısı yanlış' diye olay çıkardı!"
Ezgi elindeki çatalı Bora’ya salladı: "Bora! Kızımızın canı çekiyor dedik herhalde! Ayrıca o avizeler masalara dik vurursa fotoğraflarda burnum kocaman çıkacak!"
Lara kıkırdayarak araya girdi. "Tamam sakin olun şampiyonlar! Ben geldim, her şeyi halledeceğiz. Defne, orkideler kesinlikle daha asil durur, onları seçiyoruz. Ezgi, pastayı çikolatalı yapıyoruz, Bora da sesini çıkarmadan tüyleri hallediyor!"
Bora ellerini havaya kaldırdı. "Yengem geldi, düzen geldi! Helal olsun Kuğu’m!"
Akşam saatlerinde kızlar gelinlik aksesuarları için üst kata çekildiğinde, erkekler bahçedeki barda baş başa kaldı.
Bora kadehini masaya vurarak, "Beyler," dedi. "İtiraf edin. Biz bu kadınlara resmen kul köle olduk. Koskoca Karan Koruma Şirketi sahibi adam orkide rengi tartışıyor, Karahan Holding patronu elinde meyve tabağıyla karısının peşinde geziyor, ben ise tüy seçiyorum. Karizmamız yerle bir!"
Gökhan hafifçe gülümsedi, kadehinden bir yudum aldı. Bakışları üst katın penceresinde, gelinlik duvağını deneyen Lara’ya kaydı.
"Karizma dediğin şey boş laf Bora," dedi Gökhan, sesi derin ve katıksız bir aşkla çıkarak. "Doğru kadını bulduğunda, onun tek bir tebessümü için dünyayı karşına alırsın. Ben hayatım boyunca o fırtınalı karanlıkta tek başımaydım. Şimdi Kuğu’m sayesinde evimin ışığı yanıyor. Onların mutlu olması, bizim bu dünyadaki en büyük karizmamızdır."
Karan da başını sallayarak Gökhan’a katıldı. "İlk kez doğru bir laf ettin Karahan. Defne benim karanlığımı aydınlattı. Onun için gerekirse o tüyleri kendi ellerimle toplarım."
Bora gözlerini devirdi. "Aman iyi ki iki romantik adam oldunuz! Tamam ulan, ben de seviyorum karımı ve cücemi! Yarın o düğünde en çok ben dans edeceğim, görün bakın!"
Bahçeden yükselen kahkahalar ve dostluk sesleri, yaklaşan devasa çifte düğünün neşe dolu müjdecisiydi. Tüm karanlık geçmiş, yerini yarın kıyılacak nikahların ve yeni başlangıçların coşkusuna bırakmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

67okunma 12beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…