23. bölüm · SAHRA

Yeni Başlangıçlar

Sümeyye Daşdemir

Selamlar!
Bugün ki bölümde Nilüfer ve Yusuf yok. Genel olarak yan karakterler var.
Bol bol yorum yapmayı unutmayın.
Keyifli okumalar!

Hayatta her zaman yeni başlangıçlar olur. Bataklığa batsan bile umut duygusu her zaman yeni başlangıçlara yol açar. Pusu Timide bu yeni başlangıçlara yelken açmaya hazırlanıyor. Yeni yılın ilk gününe askeriyenin kantininde her zaman yaptıkları gibi çay içerek başlamışlardı. Farklı olan tek şey konuştukları konuydu. Bu sefer işlerinden değilde aşk hayatlarından konuşuyorlardı. Farklı olan şey buydu.

"Ben karar verdim. Cesaretimi de topladım. Yazacağım ona." Dedi Yiğit.

"Sen harbi seviyor musun lan bu kızı?" Demir, Yiğit'in bu haline şaşırıyordu.

"Seviyorum tabii, komutanım. Benim ona olan aşkım sert bir şekilde başladı." Dediğinde Mert ve Erdem gülmeye başladı. Çünkü Yiğit'in bahsettiği günü hiç unutmuyorlardı. Neredeyse her gün bununla dalga geçiyorlardı.

"Nasıl başladı?" Diye sordu Hakan.

"Sert bir tokatla." Diye itiraf edince timdekiler gülmeye başladı. "Gülmeyin. Bence çok güzel bir tanışmaydı. O tokadını hâlâ unutamıyorum. Acısı dün gibi."

"Eli ağır biri galiba." Dedi Altay.

"Öyle." Dedi Yiğit trip atarcasına. Yılbaşı günü Altay'ın oynadığı rolden dolayı ona hâlâ sinirliydi. En yakın arkadaşı sevdiği kadınla rol almıştı ve Yiğit bunu zor kaldırmıştı. Hatta kaldıramamıştı. Kıskançlıktan delirmişti.

"Sen bana sinirli misin?" Altay bunu tiyatroda anlamıştı ama bir türlü soramamıştı. Altay, Yiğit'in böyle bir şey düşünmesine kızıyordu. Çünkü Altay'ın kalbi başkasına aitti. Yaren. Altay, Yaren'i Kara Harp'ta ilk gördüğünden beri seviyordu. Yaren o sarı saçları rüzgarda uçuşmaya başlayınca, toz pembe dudağı kıvrılınca Altay'ın gönlü gidiyordu. Sadece bir türlü bunu söyleyecek vakit bulamamıştı. Başında Tuna gibi bir baş belası ikiz varken hiçbir şeye vakit bulamıyordu.

"Değilim, nereden çıkardın sinirli olduğumu?"

"Tiyatrodan beri salak gibi davranıyorsun. Fark etmediğimi falan düşünüyorsan yanılıyorsun çünkü sırıtıyor. Problemin varsa söyle."

"Var!" Bir anda yükselmişti Yiğit. "Tiyatroda Yağmur ile rol alman beni çok sinirlendirdi tamam mı?"

"Bunu neden söylemedin? Söyleseydin yemin olsun ki sevdiğin kadının yanına adımımı atmazdım." Altay açık açık kendini anlatmıştı.

"Yiğit anlatmak yerine odaya geçip sinir krizi geçirecek derecede kıskandı, bağırdı ve çağırdı." Dedi Mert. O anları bir bir gördüğü için lafını esirgemeden anlatıyordu. Kıskançlık konusunu kapatmak için Yiğit'in aşkına değindi Beren.

"Yiğit, bak biliyorum seviyorsun ama sakın Yağmur'u üzeyim deme. Kılına zarar verirsen seni parça pinçik ederim."

"Sakin ol, Beroni. Yiğit sevdiğini üzecek adam değil." Yiğit yerine Mert cevap vermişti.

"Bana bir daha Beroni dersen." Beren sözünü bitiremeden Mert lafa girdi.

"Ne yaparsın?" Beren, Yaren'in çay kaşığını alıp Mert'e doğru fırlattı. Mert ise kendisine doğru gelen çay kaşığını havada yakalayıp konuşmaya başladı.

"Çok acıdı, lütfen bir daha yapma." Lafını bitirdi ve gülmeye başladı ancak gülmesi yarıda kesildi. Beren aralarında olan masayı umursamadan Mert'in üzerine atlamıştı. Mert'in yüzüne sert yumruklarını geçirip hıncını çıkarmaya çalışıyordu ki Yaren onu tutup ayırdı.

"Bırak beni! Bırakta göstereyim ona benimle dalga geçmenin ne olduğunu!" Yaren, Beren'i tutmakta zorlanıyordu. Mert patlak olan dudağına parmağını yaslayarak ayağa kalktı.

"Sakin ol biraz. Bir şey demedim." Daha fazla bir şey demeden yerine oturdu Mert. Beren ise üzerini düzelterek yerine geri döndü.

"Ben gidiyorum." Diyerek ayağa kalktı Yiğit.

"Nereye?" Diye sordu Tuna.

"Sevdiceğime yazmaya. Burada yazamam tek olmam gerekiyor." Daha fazla konuşmadan çıktı kantinden Yiğit. Yiğit'den sonra aşk hayatında yeni başlangıçlara yelken olacak bir diğer kişi Demir'di. Demir, Berfin ile arasını düzeltmişti ancak ona baştan başlamak istediğini söylemek istiyordu. Kendisini nasıl açıklayacağını ise bilemiyordu.

"Ben ne yapacağım?" Diye konuşmaya başladı Demir. "Kızlar siz bilirsiniz. Sizce nasıl söyleyebilirim."

"Açık açık söyle bence yeniden başlamak istediğini." Diye bir seçenek sundu Yaren.

"Bence de, Berfin öyle yalandan dolandan şeyler sevmez. Su gibi berrak ol." Diye katıldı Yaren'e Beren. Demir'de ayağa kalktı ve kantinden çıkmak için yürümeye başladı.

"O zaman bende gideyim bal saçlımı arayayım."

***

"Çok uslu bir kedisin sen." Dedi Yağmur tedavisini yeni bitirdiği kediyi beslerken. Yağmur kedileri severdi. Ne zaman kedi tedavi etse tedavi ettiği kediler ona hiçbir sıkıntı çıkarmazdı.

Yağmur yine her zamanki gibi klinikteydi. Kedinin tedavisi için açmıştı bugün kliniği. Normalde pazar günleri kliniği açmazdı. Arkadaşları boş olduğu için genelde arkadaşları ile vakit geçirirdi. Ancak bu sefer kediye çok üzülmüştü ve hemen iyileştirmişti kediyi. Kedinin sahibi gelince kediyi teslim edecekti ve eve gidip bir süre uyuyacaktı. Uyumayı çok seviyordu Yağmur.

Kliniğin kapısı açılınca dikkatini kediden ayırdı ve kapıya baktı. Kedinin sahibi olan Aslı hanım gelmişti. İçeri giren orta boylu kadın kısa sürede kedisinin yanına gelmişti. "Kızım iyileştin mi sen?" Diye konuştu yumuşak sesle kadın.

"Çok uslu ve tatlı bir kediniz var, Aslı hanım."

"Öyledir benim kızım. Artık yanıma alabilir miyim kızımı?" Bakışlarını Yağmur'a çevirdi kadın.

"Tabii ki götürebilirsini." Diye yanıtladı Yağmur. Kısa süre içinde kediyi sahibine teslim edip kadını göndermişti Yağmur. Elindeki eldivenleri çıkartıp rahat bir nefes vermişti ki kapı tekrar açıldı. Bu sefer kapıdan içeri giren kişiyi görünce şaşırmadan edemedim. Yiğit gelmişti. Yiğit'in gelmesini beklemiyordu.

"Hoş geldin." Dedi yumuşak bir sesle Yağmur. Elini deri ceketinin cebinden çıkaran Yiğit yürürken konuştu.

"Hoş buldum."

"Neden geldin?" Sormak istediği o soruyu sordu Yağmur.

"Normalde sana bunu yazarak söyleyecektim ama direkt karşına geçip söylemek istedim. Seninle bir yemeğe çıkmak istiyorum. Tabii sen kabul edersen?" Tek nefeste hızla konuşmuştu Yiğit.

"Ben." Bir an ne diyeceğini bilemedi Yağmur. Ama sonra karar verdi. Aşık olduğu adamla yemeğe çıkacaktı. Onunla ilk karşılaştığı gün kötü bir başlangıç yapmışlardı ancak şimdi yeni güzel bir başlangıç yapabilirlerdi. "Ben çok isterim." Sözünü tamamladı Yağmur.

Bir elini dizine koydu Yiğit. Boşta olan elini ise kalbine götürdü. Rahat bir nefes verdi Yiğit. "Bir an kabul etmeyeceksin sandım." Onun bu haline güldü Yağmur.

"O zaman ben üstüme bir şey alayım öyle çıkalım." Çok heyecanlıydı Yağmur.

"Tamam bekliyorum." Yağmur içeri gidip beline kadar gelen trençkotunu giydi. İçeriye astığı küçük aynasının karşısına geçti Yağmur. Saçını düzeltti ve sonra dudaklarındaki ruju yeniledi ve artık hazırdı. Çantasını alıp Yiğit'in yanına gitti.

"Hazırım, gidebiliriz." Yiğit, Yağmur'a baktığında nefes alamayacağını düşündü. Yağmur'un güzelliği onu ondan alıyordu.

"Gidelim." İkisi beraber kapıya doğru ilerledi. Klinikten çıktıklarında Yağmur kapıyı kilitlemek için çantasından anahtarı çıkardı. Yağmur kapıyı kilitlerken Yiğit konuşmaya başladı.

"Yürüyerek gideceğiz yalnız. Benim arabam yok. Yakışıklı bir adamım ama zengin bir adam değilim." Yağmur kapıyı kilitleyip Yiğit'e döndü.

"Paranın bir önemi insan insanı seviyorsa yalın ayakla dikenlerin üstünde bile yürür." Bunları söyleyerek mesaj vermeye çalışmıştı Yağmur. Yiğit ne diyeceğini bilemediği için sadece başını salladı. Yan yana yürümeye başladıklarında ikiside birbirinden utanıyordu. Çok fazla konuşmak istiyorlardı ama konu bulamıyorlardı. En sonunda konuşan kişi Yiğit oldu.

"Nasılsın?" Yiğit'in bu muhteşem konu açma yeteneğine Yağmur sessizce kıkırdadı.

"İyiyim, sen nasılsın?"

"Bende iyiyim," Yiğitte bu bu haline gülmeden edemedi. "Pardon, konu açmak için bir şey bulamadım." İkiside gülmeye başladı.

"Sıkıntı değil. Bende konuşacak bir şey bulamadım."

"Gideceğimiz yer çok uzak değil. En fazla on beş dakika sürer." Yiğit'in konuyu değiştirmesine güldü Yağmur.

"Güzel. Uzak olsaydı da problem değil. Taxiye binip giderdik."

"Geldik bile." Dediğinde durdular. Yağmur karşısındaki restorana baktı. İçini ısıtan bu yer onun gülümsemesine sebep oldu. Burası Yağmur'un her zaman geldiği bir yerdi. Yiğit Yağmur'a yol verdiğinde içeri girdi Yağmur. Yağmur'dan sonra Yiğitte içeri girdi.

***

Berfin hastaneden yeni çıkmıştı. İşini bitirdiği için mutluydu. Eve gidip Yaprak Dökümü izlemeye devam edecekti. Bir çok kez bitirse bile tekrar tekrar izlemeyi seviyordu. Yemek yapma günü Nilüfer'de olduğu için yemek yapma derdi yoktu. Rahat rahat dizisini izleyebilirdi.

Telefonundan ses gelmeye başlayınca çantasından telefonunu çıkardı. Birisi arıyordu. Arıyan kişiye baktığında şaşırmadı. Demir. Onun aramasını bekliyordu zaten. Telefonu açıp kulağına götürdü.

"Ne var?"

"Ne mi var? Biraz daha nazik olmaya ne dersin?" Demir'in bu sitemine sırıttı Berfin.

"Konuştuğum kişi sensen hayır derim."

"Haha." Yalandan güldü Demir. "Çok komiksin."

"Dimi öyleyim." Dedi Berfin gülerken.

"Çok uzatmadan söyleyeyim."

"Söyle." Çabucak eve giymek istiyordu Berfin.

"Yeniden başlayalım mı?" Demir'in bu ani çıkışına şaşırmıştı Berfin.

"Ne?"

"Sen ve ben diyorum. Yeniden başlayalım diyorum. Ben seni bir yere götüreyim diyorum." Demir'in dediklerini duyduktan sonra eve gitme fikri tamamen gitti aklından Berfin'in.

"Olur, neredesin?" Bir anda omuzuna bir el dokununca çığlık attı Berfin. Arkasına dönerken elinden kayan telefonu tutmaya çalıştı ama başaramadı. Onun yerine telefonu tutan kişi Demir olmuştu.

"Buradayım." Dedi Demir tuttuğu telefonu gösterirken. Telefonu kapatıp Berfin'e uzattı. Berin telefonu alırken konuştu.

"Ödümü koparttın." Güldü Demir. Arkasında duran elini fark etti Berfin. "Arkanda ne var?" Demir elindeki beyaz laleri Berfin'e uzattığında Berfin gülümsedi.

"Bu var." Berfin beyaz laleleri alırken konuşmaya başladı.

"Beyaz laleler. En sevdiğim çiçek. Sen nereden biliyorsun?"

"Ben sadece sevdiğin çiçeği değil her şeyini biliyorum."

"Öyle mi? O zaman söyle, doğum günüm ne zaman?" Demir düşünmeden cevap verdi.

"1 Ekim 1998."

"Doğru." Dedi elindeki çiçekleri koklarken Berfin.

"Nereye gidiyoruz peki?"

"Lunaparka gidiyoruz." Berfin şaşırmıştı. Lunaparka gitmeyi beklemiyordu. "İyiymiş. Neyle gideceğiz peki? Oraya kadar yürüyemeyiz." Demir cevap vermeden eli ile motorunu gösterdi. "Motorla gezmeyi severim." Dedi Berfin.

"Bunu bildiğim için Yusuf'un motorunu çaldım." Dediğinde gülmeye başladılar.

"Gidelim o zaman." Dedi Demir ve ikiside yürümeye başladı. Motorun yanına geldiklerinde Demir kaskın birini aldı ve Berfin'in kafasına taktı.

"Kendim takabilirdim." Dedi Berfin.

"Böyle daha romantik. Yeniden başladığımız için romantik davranmalıyım."

"Yeniden başlamasaydık nasıl davranırdın?"

"Normalde nasıl davranıyorsam öyle davranırdım."

"Tacizci gibi mi?" Berfin'in dedikleri ile Demir'in siniri tepsine çıktı. Elini kaldırıp hafifçe Berfin'in taktığı kaska vurdu. Ne kadar sinirli olsada Berfin'e kıyamıyordu.

"Şunu söylemeyi bırak artık." Berfin gülerken başını salladı. Demir motora bindiğinde Berfin arkasına oturup kollarında Demir'in beline sardı. Demir hızla gaza bastığında Berfin sevinçli bir çığlık attı. Motora binmeyi seviyordu. O adrenalini yaşamayı çok seviyordu.

Yol boyunca hiç konuşmadılar. Konuşacak vakit bulamadılar. Demir'in hızlı sürmesinden kısa sürede gelmişlerdi. Demir motoru park ettiğinde Berfin heyecandan yerinde duramıyordu. Demir'in elini tutarak hızla lunaparka girdi Berfin.

"Pamuk şeker alalım mı?" Diye sordu Berfin.

"Sen istiyorsan alalım." Gülümsedi Berfin. Demir pamuk şeker almaya gittiğinde onu izlemeye başladı. Demir'e bakarken onu ne kadar çok sevdiğini düşündü Berfin. Demir elinde pamuk şekerler ile döndüğünde düşüncelerini bir kenara bıraktı Berfin. Pamuk şekeri alırken konuşmaya başladı.

"Teşekkür ederim." Demir buna karşılık eline kalbine götürerek eyvallah der gibi başını eğdi. Demir'in bu hareketine güldü Berfin.

"Neye binelim?" Diye sordu Demir. Berfin ise hiç düşünmeden cevap verdi. "Çarpışan arabaya binelim." Tabii ki en sevdiğini söyledi. Başını salladı Demir. Çarpışan arabalara doğru ilerlemeye başladılar. Vardıklarında Berfin hızla kırmızı olan arabaya bindi. Ona karşılık Demir lacivert olan arabaya bindi.

"Yenilmeye hazır ol!" Dedi Berfin yüksek sesle.

"Karşımda sen varken yenmem mümkün değil ama zorlayacağım!"

İlk hamleyi Berfin yapmıştı. Demir'in arabasına hızla çarparak yönünü değiştirip ondan uzaklaştı. Arkasına bakmadan giderken kendisine hızla yaklaşan Demir hızla çarptı Berfin'e. Berfin'in cevabı gecikmemişti. Tüm gücünü toplayıp Demir'e vurdu. Demir ise yenilgiyi kabul ederek ellerini havaya kaldırdı.

"Yenemeyeceğimi söylemiştim." Dedi Demir.

"Karşında ben varken yenilmeye mahkumsun!" Arabasında çıkıp Demir'e doğru yaklaştı Berfin. Elini silah şeklinde yapıp ateş etti Berfin. Kafasını geriye atarak vurulmuş gibi yaptı Demir. Gülerek çarpışan arabalardan uzaklaştılar.

"Şimdi benim istediğim şeye bineceğiz." Dedi Demir.

"Neye bineceğiz?"

"Gel." Deyip Berfin'in elini tutup yürümeye başladı Demir. Dönme dolabın önünde durduklarında Berfin kabul etmedi.

"Olmaz, benim yükseklik korkum var."

"Bir şey olmaz. Ben yanındayım." Berfin kabullenerek başını salladı. Dönme dolaba bindiklerinde Berfin oturur oturmaz Demir'in eline yapıştı. Sıkı sıkı tuttu elini. Bir yandan da gözlerini sımsıkı kapatmıştı. Demir onun bu haline güldü. Dönme dolap çalıştığında Berfin daha sıkı tutundu.

"Gözlerini aç Berfin." Demir'in sözünü dinleyerek gözlerini açtı Berfin. Dönme dolabı daha da yukarılara çıkarken Berfin'in korkusu artmıştı. Demir Berfin'in elini okşadığında biraz da olsa rahatlamıştı Berfin.

Demir Berfin'e yaklaştığında Berfin olduğu yeri unuttu. Olduğu yeri unuttuğunda korkusuda gitti. Korkusu gidince kendini tamamen Demir'e teslim etti. Demir dudaklarını birleştirdiğinde ikiside gözlerini kapattı. Dudakları ayrıldığında Berfin güldü. Ancak sonra Demir tekrar birleştirdi dudaklarını. İkiside gün boyu eğlenmeye devam etti.