7. bölüm / 33
SAHRATedavi Altında
Bölümler 33Şu an: Tedavi Altında
- 1 Sahra Yolculuğu3.430 kelime
- 2 Tanıdık Bir Yüz5.421 kelime
- 3 Eve Bırakılan Yol3.664 kelime
- 4 Bir Aşılık An1.548 kelime
- 5 Tesadüfün Masası1.235 kelime
- 6 Düşen Kahraman715 kelime
- 7 Tedavi Altında704 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Beştaş1.201 kelime
- 9 Ölüm İçin Çalan Telefon801 kelime
- 10 Babam Mı Öldü?1.211 kelime
- 11 Sekiz Gün1.130 kelime
- 12 Soğuk Kan867 kelime
- 13 Kanlı El1.313 kelime
- 14 Serçe1.238 kelime
- 15 Üçüncü Günün Sabahı1.357 kelime
- 16 Neden Sakladın?2.079 kelime
- 17 Klinik2.066 kelime
- 18 Bileklik2.340 kelime
- 19 Komşu Kızı2.219 kelime
- 20 Son Bir Hafta1.287 kelime
- 21 Yeni Yıl Tiyatrosu3.011 kelime
- 22 Yeni Yılın İlk Günü2.031 kelime
- 23 Yeni Başlangıçlar1.854 kelime
- 24 Kötü Gece1.512 kelime
- 25 Kalbinde Değilim1.713 kelime
- 26 Kötü Kamp Günü2.062 kelime
- 27 Soğuk Takas2.253 kelime
- 28 Gün Sonu Haberi1.938 kelime
- 29 Aşıkların Son Vedası1.862 kelime
- 30 Yangın1.580 kelime
- 31 Yangın Sonrası Kalıntılar1.888 kelime
- 32 Doğum Günü3.751 kelime
- 33 Yeniden Mutluluk1.265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nilüfer Sancak
Kışlanın kapıları açıldığında içime bir sıkıntı çöktü. Sanki hava bile ağırlaşmıştı. Araç avluya girdiğinde kalbim istemsizce hızlandı. Yusuf'u ayak basar basmaz gördüm.yorgundu. Gerçekten yorgundu. Gözlerinin altı çökmüş, yüzü solgundu ama yine de herkes gibi çöküp oturmamıştı; dimdik yürüyordu.
Tam ona doğru bir adım atacaktım ki bir asker bağırdı:
"Yaralı var! Çekilin!"
Kaşlarım istemsizce çatıldı. Askerle sedyeyle koştuklarında, sedyede yatan yüzü görünce duraksadım.
Yüzünü tanıyordum.
Yusuf'un yanında görmüştüm, kantinde bir an görmüştüm. hepsi bu.
Adını bile bilmiyordum.
Kan yeşil kamuflajını koyu bir kızıllığa boyamıştı, nefesi parçalı geliyordu.
Tanımadığım bir bile olsa içim çekildi.
Yusuf hemen yanıma geldi. "Nilüfer. biz ilk müdahaleyi yaptık ama acilen sizinde bakmanız gerekiyor." Sesini olduğundan daha sakin çıkarmaya çalıştığını anlamak zor değildi.
"Neresinden vuruldu?" derken gözlerimi sedyeden alamadım.
"Omzundan. Zamanında müdahale edildi ama çok kan kaybetti." Sesindeki gergin titreme beni bile ürküttü.
Yusuf sedyeye doğru gitti. Ben ise hemen revire koştum. Hande birkaç dosya ile uğraşıyordu.
Sedye revirin içerisinden girer girmez tüm duygu karmaşası bir anda kendini otomatiğe bıraktı. Mesai moduna geçtim. Hemşire Nilüfer moduna. Yusuf dışarıda kalırken ben içeride kaldım.
Hande kapı açılır açılmaz başını kaldırdı. O an Handenin yüzünün değiştiğini görmek. beni bile durdurdu.
Şok.
Korku.
Panik.
Hepsi bir anlığına gözlerinde parladı.
Ama bir saniye sonra yüzü nötrleşti. Doktor maskesi takılmış gibiydi.
Sedye içeri alınırken bir asker hızla konuştu. "Görev sırasında omzundan yaralandı, kanaması var!" Hande hemen eldivenlerini çekti, maskesini taktı. Sesi titremiyordu ama gözleri. çok şey anlatıyordu.
"Nilüfer, tansiyonunu bağla. Damar yolu aç. Hemen serum hazırlıyorum."
Ne olduğunu anlamaya çalışarak başımı salladım. "Tamam."
Asker bilimci gelip giderek inliyordu. Ben damar yolu açarken Hande yaraya eğildi. Ellerinin hafif titrediğini gördüm ama profesyonelliği hiç bozulmuyordu. Yarayı temizlerken dişlerini sıktığını gördüm. Hiç konuşmadı. Hiç duygusunu belli etmedi. Ama onu tanıyan biri için kısa süreli de olsa,bu sessizlik çok şey söylüyordu.
Bir ara aske zorlukla gözlerini araladı. Bakışı doğrudan Handeye kaydı. Tanır gibi, huzur bulur gibi. "Hande..." diye fısıldadı ama sesi neredeyse yoktu. Hande bir an dondu. Ellerini çekmedi ama nefesini tuttu, sanki kalbi bir atıp geri durdu.
"Konuşma Erdem. Enerjini koru." dedi, sesi bir doktordan biraz daha yumuşak çıkarak. Ben aralarında bir şey olduğunu o an anladım. Bir şey saklanan. bir şey söylenmeyen.
Serumu bağlarken fark ettim. Hande gözlerini sürekli Erdem'in üzerinde tutuyordu ama her baktığında gözlerini kaçırıyordu.
Odaya tıbbi bir uğultu, kan kokusu ve saklanmaya çalışan bir duygu yayıldı. Ben ise görevime odaklanırken sadece şunu düşündüm.
Hande gerçekten çok zorlanıyordu.
Ama belli etmiyordu.
Erdem'de konuşmasa bile bunu hissediyordu.
***
Revirdeki uğultu yavaş yavaş azalmaya başladı. Erdem'in kanaması durmuş, tansiyonu normale dönmüş, yüzüne az da olsa renk gelmişti. Hande son değerleri ekrana bakarak kontrol ederken bende serum değişimini yapıyordum.
Elindeki kalemi bırakırken derin bir nefes verdi. O nefes. aslında "korkum bitti." nefesiydi. Ama yüzüne asla yansıtmadı.
"Nilüfer, birazdan çıkıyorum Yusuf ve tim bekliyor." dedi.
Başımla onayladım. "Durumu iyi, değil mi?"
Hande gözünü monitörden ayırmadan cevap verdi. "İyi. Stabil. Tehlikeyi atlattı." Bir saniyeliğine durdu, sesi yumuşadı. "Artık merak edecek bir şey yok." Bu cümleyi söylerken gözleri Erdem'in yüzüne kaydı. Kısa bir an... sadece o an, sevdiğini nasıl sakladığını gördüm. Ben ise hiçbir şey söylemedim. O onun sırrıydı.
Hande maskeyi çıkarıp derin bir nefes daha aldı. Kapıya doğru ilerlediğinde sesi oldukça kararlıydı. "Hadi, haber vermemiz gerekiyor." Bende arkasından çıktım.
Koridora adım atar atmaz timin bakışları üzerimize çevrildi. Timden herkes buradaydı. Üzerilerinde çamur, yorgunluk, toz. ama en çokta endişe vardı. Hande durdu. Ciddi ve profesyonel bir dilde konuşmaya başladı. "Erdem'in durumu stabil. Kanama durdu. Tehlikeyi atlattı." dedi. Timden biri derin bir "ohh" çekti. Bir diğeri gözlerini kapatıp başını arkaya yasladı.
Ama Yusuf...
O sadece bir adım geri çekildi, gözlerini yere çevirip kısa bir an durdu. Sonra küçük bir gülümseme belirdi yüzünde. Gülümsemesi çok güzeldi. Bana diyordu ama kendi gülümesemesi cennet gibiydi. "Sağ ol, Hande." dedi. Sesinde hem minnet, hem de rahatlama vardı.
Hande başını hafifçe eğdi. "Görevimiz bu." Ama ben onun Yusuf'a değil revirde yatağa uzanan adama borçli hissettiğini biliyordum. Tim dağılmaya başlarken Yusuf bana döndü. "Nilüfer sende emeğini esirgemedin. Sağ ol."
Mahçup bir gülümsemeyle, "Gerek yok böyle şeylere. Görevim." dedim.
Hande ise arkamdan kapıya doğru dönüp içeriye girdi. Erdem'e bir kez daha bakmak için. Belki nefesini duymak için. Belki sadece hayatta olduğunu görmek için.
Ve o an şunu fark ettim:
Birinin iyileşmesi bazen sadece hastayı kurtarmaz; bekleyenlerin kalbini de serbest bırakır...
Bölüm etkileşimi
