SAHRA kitap kapağı

6. bölüm / 33

SAHRA

Düşen Kahraman

Yazar: Sümeyye Daşdemir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: Düşen Kahraman

İlahi Bakış Açısı

Sabah henüz tam aydınlanmamıştı. Kış dağları gibi soğuk bir sessizlik vardı etrafta. Nizamiyenin önünde dizilen tim, hazırlıklarını tamamlamıştı. Herkes yüzüne alıştığı o ciddi ifadeyi takmıştı. Yusuf, timin başında dimdik duruyordu. Komutan olmanın ağırlığı omuzlarında ama sarsılmaz bir duruşu vardı.

Kimse bilmezdi ama Yusuf'un zihninde geceye ait görüntüler capcanlıydı. Nilüfer'in ona sarıldığı o an... Sesi yoktu, kelimesi yoktu... ama sarılışı, Yusuf'un göğsünde bıraktığı sıcaklık sanki hala oradaydı.

Yusuf o anı içinde bastırdı. Görev başlamadan hiçbir duygu, hiçbir düşünce dikkatini bölemezdi. Yine de... bir insan bazı şeyleri unutmak istemezdi.
Unutamıyordu da.

Komutanlık telsizi omzunda hafifçe tıkırdadi. "Hazırız, çıkıyoruz."

Timin arkasında bot sesleri düzenli şekilde yükseldi. Yusuf, bir kez bile arkasını dönmedi. Çünkü dönse, aklı bir an bile olsa Nilüfer’e takılırdı. Göreve giderken kalbiyle değil, aklıyla yürümeyi öğrenmişti.

Giriş noktasına giderken hava gittikçe ağırlaşıyor, sessizce derinleşiyiyordu. Yusuf'un yüzünde en ufak bir tereddüt yoktu. Ama iç dünya... her zamanki gibi fırtınasını hiç kimseye göstermezdi.

***

Arazinin soğuğu, rüzgarın yüzlerini kesmesiyle daha keskin hissediliyordu. Timin ilerlediği patika dar, önleri görüş mesafesi düşük ve çevrede tehdit ihtimali fazlaydı. Yusuf, gözleri ile sürekli etrafı tarıyor; en ufak seste bile timi durdurabilecek kadar tetikte yürüyordu.

Erdem, her zamanki gibi Yusuf'un sağ arkasında yürüyordu. Genç askerin nefesi düzenliydi ama yüzündeki belirgin gerginlik diğerlerinden daha çok anlaşılıyordu. Tam bir şey söyleyecekmiş gibi dudaklarını kıpırdattığında Yusuf hafifçe elini kaldırdı.

"Sessizlik."dedi kısık bir sesle.

Tim durdu.
Birkaç saniyelik bir sessizlik.
Sonra uzaklardan gelen o kesik metal ses.

Kurşun.

Yusuf refleksle yere indi. Aynı anda silah sesleri ardı ardına patladı. Tim pozisyon aldı ama kurşunlardan biri sanki yön değiştirmiş gibi hedefini buldu.

Erdem'in kısa bir nefes alış sesi duyuldu.
Sanki biri onu. adını kısık bir sesle çağırdı.

"Erdem!"

Genç asker dengesini kaybedip dizlerinin üzerine çöktü. Omzundan sıcak kan süzülürken nefesi hızlandı. Yusuf, mermilerin arasındaki o kısacık boşluk anı yakalayıp hızla yanına süründü.

"Erdem, bam bana!" Yusuf'un yüzü soğukkanlıydı ama gözleri bir anlığına alev gibi keskinleşti. Erdem'in bakışları bulanıktı ama hâlâ canlıydı. "Komutanım... iyiyim." dedi inatla, dudaklarının kenarı titrerken.

"Konuşmayı kes, baskı uygula." diye fısıldadı Yusuf, eliyle yaranın üzerine bastırırken.

Kurşun sesleri yeniden yükseldi. Yusuf'un içindeki fırtına dışarı hiç yansımıyordu. Komutan gibi duruyor, ama bir insanın yaralanması ona yinede dokunuyordu. Özellikle o kişi timindense.

Kurşunlar, taşların arasından yanıklanarak geçiyor, her biri toprağa gömüldükçe keskin bir koku havaya karışıyordu. Tim, siper almak için hızla iki yana açıldı. Yusuf, Erdem'in başını koruyacak şekilde konum aldı, diğer eliyle silahını sıkıca kavradı.

"Hakan, sağdan baskı ateşi! Mert görüş ver! Hadi hareket!"
Yusuf'un sesi keskin, komutları tartışmasızdı.

Timin ateşi karşı tarafa doğru yayılırken, düşman hala pozisyonunu koruyordu. Saniyeler, sanki ağır ağır akıyordu. Yusuf bir yandan Erdem'i göz ucuyla kontrol ederken bir yandan ateş hattını değerlendiriyordu.

Erdem nefes nefese,
"Komutanım... beni bırakın." dedi.

Yusuf, gözünü hedeften ayırmadan karşılık verdi. "Konuşma dedim sana. Bilincini açık tut."

Bir kurşun tam önlerindeki tasa çarpıp sekince toprak Yusuf'un yüzüne sıçradı. Ama gözleri bir an bile titremedi. Timin sol tarafında Yaren bağırdı.

"Komutanım, iki kişi daha yaklaşıyor!"

Yusuf hemen yön değiştir, kısa ve net üç atışla ateşi bastırdı.
"Yerlerini bozuyoruz! Baskı arttır!"

Beren ve Yaren eş zamanlı ateş açınca karşı taraftan gelen sesler azalmaya başladı. Birkaç saniyelik yoğum ateşten sonra düşmanın pozisyonundan gelen silah sesleri zayıfladı.

Son bir kurşun sesi, sonra... sessizlik.

Rüzgar bile yavaşlamış gibi.

Yusuf, gözlerini karanlık noktalardan ayırmadan fısıldadı. "Dikkatli olun. Çekiliyor olabilirler."

Telsizden kısa bir cızırtı geldi. "Komutanım, hareketlilik azaldı. Bölge temizleniyor gibi."

Yusuf hafifçe başını salladı. " Tam teyit alınmadan hareket yok." dedi. Ama gözleri hemen Erdem'e döndü. Erdem'in yüzü solgundu, nefesi düzensizleşmişti. Yusuf diz çöktü, elini Erdem'in ensesine koyup sabitledi. "Buradasın tamam mı gidiyoruz." diye söyledi yumuşamayan ama sakin bir sesle.

"Ben... yürürüm komutanım."

"Sende yürüyecek hâl mi kaldı? Sessiz ol."

Yusuf tek hamlede Erdem'i kolunun altından kavradı, bir eliyle Erdem'i kolundan tutup kaldırdı. Erdem hafifçe inledi ama dayanıyordu.

"Tuna önde yol aç. Altay arkamızı koru. Çıkıyoruz!"

Tüm hızlı adımlar ile geri çekilme hattına doğru ilerlerken Yusuf'un nefesi düzenliydi. Erdem'in ağırlığına rağmen adımları sarsılmıyor, yüzündeki kararlılık en ufak bir çatlak bile göstermiyordu.

Erdem'in her nefes alışında yüzünü buruşturması Yusuf'un içini sıkıyordu. Bir komutanın soğukkanlı durması gerekiyordu ama bir insanın içi bazen öylece susmazdı.

Güvenli bölgeye yaklaştıklarında Yusuf omzundaki askeri biraz daha sıkı kavradı. "Dayan Erdem... geldik."

Tüm çevre güvenliğini sağlarken Yusuf Erdem'i yavaşça yere indirdi, eldivenlerini çıkarıp hemen yarayı kontrol etti.
Ve içinden sadece bir cümle geçti:
"Bu timden kimseyi kaybetmeyeceğim."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

206okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…