SAHRA kitap kapağı

4. bölüm / 33

SAHRA

Bir Aşılık An

Vaveyla Yazarı: Sümeyye Daşdemir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: Bir Aşılık An

Güneş daha tam yükselmemişti.
Perdelerin arasından sızan soluk ışık, odanın içine sessiz bir sabah kokusu bırakmıştı.
Bir süre yatağın köşesinde oturup hiçbir şey düşünmeden öylece kaldım. Bazen uyanmak sadece gözlerini açmak değil, insanın içini toparlaması da gerekiyordu.

Bugün askeriyede ikinci günüm olacaktı.
Aşı günü.
Kalabalık, koşturma, eldiven sesi, metal tepsi tıkırtısı...
Hepsini gözümün içinde hissediyordum.

Üzerime beyaz formamı giydim.
Aynaya baktığımda yüzümde çok bir şey yoktu; ne yorgun, ne enerjik.
Sadece olması gereken.
Yüzüme renk gelmesi için çok ağır olmayan bir makyaj yaptım.

Telefonum masanın üzerinde titreşti. Hande yazmıştı.

Doktor Cool🩺😎: Geliyor musun?

Şimdi çıkıyorum.

Montumu giydim ve sadece çantamı ve telefonumu aldım, kapıyı kapattım ve apartman merdivenlerinde yankılanan adımlarımı dinledim. Dışarı çıktığımda hava serindi, insanın yüzünü hafifçe uyandıran cinsten.

Yol boyunca düşünmemeye çalıştım ama elde değildi. Dün Berfin'in de aldatıldığını öğrenmiştik. İkisi de aynanda geldi ve çok ağır oldu. İkisi de evde salya sümük ağladı. Zor teselli ettim. Bugün ise ikisi de izin almıştı, bense işim bittikten sonra gidecektim ve bir restorana gidecektik. İyi gelir diye böyle bir karar almıştık. Ben Handeyi de çağırmayı düşünüyorum ve çağıracağım.

Askeriyenin kapısına yaklaştığımda içeriden gelen komut sesleri ve adım ritimleri duyuluyordu. Dünya bizim üstümüze geliyormuş gibi hissettiğimiz günlerde bile hayat bir yerlerde hiç durmadan devam ediyordu.

Derin bir nefes aldım.

Askeriyenin içine girdiğimde Yusufu gördüm. Tüm yakışıklılığı ile revire yakın bir ağaca yaslanmış duruyordu. Yanından geçerken bana seslendi.

"Günaydın hemşire hanım."

"Size de günaydın yüzbaşım. "

O gülümsedi bende ona gülümseyip revire girdim. Kapıdan içeri adım attığımda, askerlerin hafif homurdanmaları ve ve ayak sesleri karışmıştı. Hande eldivenlerini giyerken bana göz kırptı.

"Hazır mısın, Nilüfer? Bu sabah biraz yoğun geçecek gibi."

Montumu asarken Handeye cevap verdim. "Hazırım tabi ki. Gel hızımızı gösterelim." İkimizde güldük.

İlk asker gelip oturduğunda Yusuf ve timi diğer askerlerin yanında durdu. Asker kolunu sıvarken hafif tedirgin gözüküyordu. "Hocam... iğne büyük değil, değil mi?"

Hande gözlerini devirdi ve alaycı bir şekilde konuştu. "Sen korkma, kalbin kadar büyük değil." Asker bir an durdu, sonra utangaç bir şekilde gülümsedi. "Peki... tamam." Bende sıradaki tepsiyi hazırlarken kendi kendime mırıldandım. " Bazen işler bu kadar basit olmalı, ciddi görünmek yetiyor ama."

Sıradaki asker geldiğinde biraz daha rahat gözüküyordu. "Hazırım! Anam beni böyle günler için yetiştirdi!" diye bağırdı. Hande kısık bir sesle bana fısıldadı. " Bu özgüveni biraz kesebilir miyiz?"

Gülümseyerek omuz silktim. Asker hafifçe şaşkın bir ifade takındı. "Eee... keserseniz çökerim hocam."
Ortamda hafif bir kahkaha yükseldi, yorgun sabahın ortasında bile bir anlık enerji geldi. Her bir asker kolunu uzattığında ve iğneyi yaptığımızda, hem iş hem tempo hem de küçük espri... Hepsi bir aradaydı.

Hande eldivenlerini çıkarırken bana göz kırptı. Nedenini anlamadım ama daha sonra Yusuf'un aşı olmak için gelip karşıma oturduğunu gördüm. Bir anda revir aydınlandı sanki. Heyecanlandım nedensizce ama dışarıya belli etmedim.

Ben iğneyi alırken Yusuf kolunu sıvadı. Yusuf'a bakmadan, gülümseyerek konuştum. "Hazır mısın? Çok acıtacağım." Yusuf güldü ve bana cevap vermek için konuşmaya başladı. "Bende sen korkma diye dayanıyordum ama peki..."

Bir an durdum ve sonra gülmeye başladım.

"Tamam sustum, profesyonellik gidiyor şu an." Yusuf hafifçe omzunu kaldırdı. Baktığımda fark ettim, o da gülümseyerek izliyordu beni. "Gülmen güzelmiş." dedi bir anda. Gülümsemem sanki bir anda donduruldu ve içimde çiçek bahçesi açıp donan gülümsememi eritti.

"İlginç gözlem ama kolunu ver lütfen, yoksa üç saat sürecek bu." Yusuf kolunu uzattı. Koluna dokunduğumda Yusuf hafif kasıldı.

"Korktun mu yoksa?"

"Ben? Sadece hızlı yaptın."

"Hee tabii, tabii asker korkmaz falan."

Yusuf gülerek başını eğdi. İğneyi batırırken yumuşak bir tonda konuştum. "Bitti bile." Yusuf şaşırmış bir şekilde " Hiç hissetmedim." dedi. Gülümseyerek cevap verdim. "Demek ki iyi bir hemşireyim." Yusuf da gülümseyerek "Demek öyle" dedi.

Adam her kelimesi ile giderek kalbime taht kuruyordu. Bir an bakıştık. Ama uzun değil. Tam yeteri kadar. Pamuğu koluna bastırarak "Böyle tut. Yoksa şikayet yazarsın sonra bana." dedim. "Ben sana şikayet falan yazmam." dediğinde anlamayıp kaşımı kaldırdım. "Neden?"

Yusuf omzunu silkeleyerek gülümsedi. Sesi hafif, sanki çok basit bir şeyi söylüyormuş gibi konuştu. "Çünkü sen işini iyi yapıyorsun. Hem biri insanı rahat hissettiryorsa şikayet edemezsin."

Yüzüm ısındı, kalbim ısındı ama gizlemeye çalışarak cevap verdim. "Öyle mi?" bir an bile durmadan " Öyle." dedi. Yusuf gitmek için ayağa kalktığı sırada hemen konuştum. "Eğer kolun ağrırsa gel, ben bakarım."

"Tamam. Ama gerek olmasa da gelirim." gülümsedi ve gitti. Ben ise resmen eriyecektim. Yanaklarımın kıpkırmızı olduğundan eminim. Kalbimi yerinden çıkaracaktı neredeyse.

Aklıma gelen şey ile Handeye döndüm. "Hande bu akşam Berfin ve Yağmur ile restorana gidecektik. Sende gelir misin? Sana da iyi gelir."

"Tabii gelirim. Bende zaten uzun zamandır bir yere gitmiyorum."

Gülümseyerek başımı salladım ve işimize devam ettik.

***

Yusuf Akcan

Postallarımı alıp ranzaya oturduğum sırada koğuşa Demir girdi. Demir yanıma oturduğunda yüzüne bakıp daha sonra bakışlarımı postallarıma çevirdim. Demir ile uzun zamandır arkadaştık. Timdekiler ile Kara Harptan beri tanışıyorduk ama Demir ile arkadaşlığımız liseden geliyor.

"Kardeşim, bu akşam restorana geliyorsun değil mi?" Akşama bütün tim ile beraber bir yemek ayarlamışlardı. Yarın göreve gidecektik ve ilk defa görevden önce böyle bir yemek ayarlamışlardı.

"Bilmiyorum kardeşim, pek sevmem kalabalık biliyorsun." Uzun süre kalabalıkta durunca sıkılmaya başlıyordum ve o ortamdan defolup gitme isteği ile yanıp tutuşuyordum.

"Kalabalık değil o bahane. Asıl mesele herkesin birbiri ile göz göze gelme ihtimali." Demir'e bakmadım ama durdum. Elimin hareketleri yavaşladı. Ne diyordu bu?

"Edebiyat kitabı falan mı okudun? Ne diyorsun sen? Açıkça söyle bizde bilelim."

Demir sırıtıyordu. "Ben bir şey demiyorum. Ama revirdeki hemşire kız güzel gülüyor." Fark etmişti piç Nilüfer ile aramda olan çekilmeyi. Yüzü çok tanıdık geliyor. Sanki onu görmüşüm gibi. Bir yerden hatırlıyorum ama nereden hatırladığımı hatırlayamıyorum.

Postallarımı bağlarken istemsizce bağcığını biraz sıkı çektim. "Her insan güler." Bulduğum bahane inandırıcı değildi ama yine de söylemekten çekinmedim.

"Hadi oradan. Aşı olurken suratın bile yumuşamıştı." Ben bile bunu fark etmedim o nasıl fark etmişti? Benim fark etmemem o an büyük ihtimalle aklım Nilüfer ile dolmuştu. Ona karşı içimde bir duygu oluşuyor gibi ama ben bu duygunun adını koyamıyorum. Daha dün geldi ama ben onu çok önceden görmüşüm gibi ona içim ısındı.

Dudaklarım farkında olmadan kıyısından yukarı kıvrılmıştı ama hemen topladım. "Gelirsem gelirim ama belli olmaz. Belki gelmem."

"Ha bu arada Beren ve Yaren bizle gelmeyecek."

"Neden?" Postallarımın bağcıklarını bağladıktan sonra ona döndüm.

"Hande çağırmış onları beraber restorana gideceklermiş. Bizim gideceğimiz restorana. Hande'yi de hemşire kız çağırmış."

"Tamam gelirim. Nereye gidiyoruz." Anında kararımı değiştirmem ile Demir gür bir kahkaha attı.

***

Nilüfer Sancak

Revirden çıkmadan önce Hande ile reviri topluyorduk. Aşı etrafı biraz dağıtmıştı.

Etrafı toplarken bile Yusuf'un sabah söylediği "Gülümsemen güzelmiş." cümlesini bir türlü aklımdan çıkaramıyorum. Ne yapsan aklıma geliyor, kalbimi hoş ediyor. Düşünürken kendi kendime gülümsediğim için Hande anlamış olacak ki " Aklından çıkaramıyorsun dimi." dedi bir anda. Anlamıştı. Anlaşılmayacak gibide değildi zaten.

"Başka bir şey düşünüyorum."

"Aynen başka bir şey düşünüyorsun, bende bunu yedim zaten."

İkimizde gülerken dışarıdan bir anda kavga sesi geldi. Bir kadınla bir erkek kavga ediyordu.

"Tacizci köpek seni gebertirim." diye bağırıyordu kadın. Sesi çok tanıdıktı. Sesler artınca Hande ile dışarı çıktık. Dışarı çıkınca gördüğüm kişi beni şok etti. Berfin gelmişti ve Yusuf'un timinden biri ile kavga ediyordu. Hemen koşmaya başladım.

Berfin'in yanına geldiğimde çıldırmış gibiydi. Tutmaya çalıştım ama olmuyordu. Yusuf da gelmişti ve arkadaşını korumaya çalışıyordu. Berfin'e durması için bağırdım."Berfin napıyorsun! Bir dur!"

Berfin'i tutmaya çalışırken bana da vurmuştu. Yüzüme şamar yemiştim. Hande gülerek geldi ve sonunda beraber Berfin'i durdurduk. Durdurmuştuk ama hala sinirden çıldırıyordu.

"Berfin napıyorsun sen. Noldu lan."

"Ya! Ben buraya geldim bu tacizci köpek dik dik bana baktı!"

Aynı saniye Yusuf'un arkadaşı konuşmaya başladı.

"Ben bakmadım yalan söylüyor! Ağlaya zırlaya geldi. Yabancı tabi insanın dikkatini çekiyor! Zır deli tacizci diyip duruyor!"

"Ağlıyor muydun?" diye sordum.

"Evet! Evde sizi beklemekten sıkıldık Yağmur ile buraya gelelim dedik ama etraf tacizci dolu!"

"Sabır ya sabır! Hala tacizci diyor!" Yusuf da kendi arkadaşını sakinleştirmek için konuşmaya başladı. " Demir bir sakin ol kardeşim."

Berfin'e döndüm. " Yağmur nerede?"

"En son arabayı park ediyordu." demesi ile Yağmur geldi. "Ne oluyor lan. Bağırma sesleri falan geliyordu."

"Bu taciz-" Berfin'in konuşmasına izin vermeden ben konuştum onun yerine çünkü tekrar kavga çıkarabilirdi. "Berfin ağlayarak gelmiş askerin de tanımadığı biri olunca bakmış bu da kavga çıkarmış."

Yağmurun komiğine gitmiş olacak ki kahkaha attı. Berfin de siniri ile bana bağırır gibi konuşmaya başladı. "Nilüfer sende gelmedin bir. Saatlerdir seni bekliyoruz."

"Ben keyfimden mi gelmiyorum sanki. İşim vardı bitti çıkıyorduk şimdi."

"Tamam hadi gel gidelim. Biraz daha tacizcilerle aynı yerde durmak istemiyorum." diyip kolumdan çekiştirmeye başladı. Bu sırada Demir sabır çekiyordu.

Berfin'i durdurup konuşmaya başladım. "Ya bir dur eşyalarımı alayım."

"Tamam hadi al. Hızlı ol burası tacizci kokuyor çünkü!"

Gülüp Hande ile birlikte revire gidip eşyalarımızı aldık ve çıktık.

Eve gitmek için arabanın oraya gidiyorduk. Yanımıza Beren ve Yaren de gelmişti. Onlar ile önceden tanışmıştım ama Yağmur ve Berfin tanışmamıştı, onlarda tanıştı.Beraber arabaya binip eve doğru gittik.

***

Restorana gitmek için hep beraber yoldaydık.

Hepimiz çok güzel olmuştuk. Ben mavi kot pantolon, üstüne krem rengi sıfır kol crop giydim. Kahverengi deri ceket de vardı. Birde cekete uyumlu kahverengi topuklu botlarım. Güzelde bir makyaj yaptım.

Yağmur ve Berfin'i özellikle hazırlamıştık. Bu gece onların gecesiydi. Beren ve Yaren pantolon, sweat giyip gelelim dediler ama izin vermedik onlarıda hazırladık güzelce. Hande de şık bir elbise giydi tabi ki.

Şarkı eşliğinde restorana varmak üzereydik. Eğlenceli bir ortam vardı arabada ama Yağmur ve Berfin eğlenmiyordu. Suratları asıktı. Günün sonunda mutlu olacaklardı.

Restorana geldiğimizde lalabalık bir şekilde içeri girdik. Kalabalık duruyorduk ama bizden daha kalabalık sekiz kişilik bir grup daha vardı.

Oraya baktığımda tanıdık simalar gördüm. Pusu Timi. İkizler, Yiğit, Demir ve Yusuf. Onlarda gelmişti...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

235okunma 9beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18