20. bölüm / 33
SAHRASon Bir Hafta
Bölümler 33Şu an: Son Bir Hafta
- 1 Sahra Yolculuğu3.430 kelime
- 2 Tanıdık Bir Yüz5.421 kelime
- 3 Eve Bırakılan Yol3.664 kelime
- 4 Bir Aşılık An1.548 kelime
- 5 Tesadüfün Masası1.235 kelime
- 6 Düşen Kahraman715 kelime
- 7 Tedavi Altında704 kelime
- 8 Beştaş1.201 kelime
- 9 Ölüm İçin Çalan Telefon801 kelime
- 10 Babam Mı Öldü?1.211 kelime
- 11 Sekiz Gün1.130 kelime
- 12 Soğuk Kan867 kelime
- 13 Kanlı El1.313 kelime
- 14 Serçe1.238 kelime
- 15 Üçüncü Günün Sabahı1.357 kelime
- 16 Neden Sakladın?2.079 kelime
- 17 Klinik2.066 kelime
- 18 Bileklik2.340 kelime
- 19 Komşu Kızı2.219 kelime
- 20 Son Bir Hafta1.287 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 Yeni Yıl Tiyatrosu3.011 kelime
- 22 Yeni Yılın İlk Günü2.031 kelime
- 23 Yeni Başlangıçlar1.854 kelime
- 24 Kötü Gece1.512 kelime
- 25 Kalbinde Değilim1.713 kelime
- 26 Kötü Kamp Günü2.062 kelime
- 27 Soğuk Takas2.253 kelime
- 28 Gün Sonu Haberi1.938 kelime
- 29 Aşıkların Son Vedası1.862 kelime
- 30 Yangın1.580 kelime
- 31 Yangın Sonrası Kalıntılar1.888 kelime
- 32 Doğum Günü3.751 kelime
- 33 Yeniden Mutluluk1.265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Özlem.
Özlem duygusunun ne olduğunu bilmiyordum, ta ki Yusuf'u tanıyana kadar.
Özlem duygusunu daha önce tatmamıştım ama Yusuf'u görmediğim her saniye özlem duygusu beliriyor kalbimde. Ve onu saatlerdir görmemiştim, şimdi ise onu görmemenin mutluluğunu yaşıyorum. Yağan bu yağmura rağmen asla umursamadan kendimi dışarı attım. Normalde çok fazla üşüyen biri olarak, bu saatte asla çıkmazdım dışarı ama Yusuf'u görünce aklım durmuştu ve düşünmeden dışarı çıkmıştım.
Aşk bu olsa gerek.
Ben fark ettim ki bundan önce iki sevgilimde asla aşkı yaşamamışım. Belki onlar beni sevdi ama ben asla onları sevmemişim. Çünkü Yusuf'a karşı hissettiğim duygular ile zamanında onlara karşı hissettiğim duygular bambaşka. Asla aynı değiller. Yusuf'a karşı hissettiğim duygular anlatılmıyor. Sanki dünyanın en önemli şeyi gibi kalbim koruyor onu. Kimse dokunamıyor.
Onun yüzüne bakarken suratımda nasıl bir ifade var bilmiyorum ama o bana aşkla bakıyor. Gözlerinin içi parlıyor bana bakarken. Bu yağmurun altında onun yanındayken soğuğu bile hissetmiyorum.
"Neden çağırdın beni?" Dedim.
"Yüzünü dünden beri görmedim. Özlemim arttı."
"Beni mi özledin?" Dedim cilve yaparak.
"Seni özlememek mümkün mü?" Dedi gülerken.
"Mümkün mü?"
"Değil. İki dakika bu güzel yüzünü görmesem hemen özlüyorum." Güldüm. Bende hemen özlüyorum ama bunu dile getiremem. Böyle şeyleri ben söyleyemiyorum.
"Niye böyle çıktın? Üstüne hırka giyseydin. Böyle üşürsün." Üstüme baktığımda gecelik vardı üstümde. İnce bir kıyafetti.
"Bir şey olmaz, üşümem ben." Diyerek bahane verdim ona.
"Bir şey olur. Sen buradan yüzünü görmüyorsun. Kıpkırmızı olmuşsun. Üşüdüğünü anlayabiliyorum." Dedi ve üstündeki deri ceketi çıkarttı ve bana uzattı. "Giy bunu."
"Gerek yok."
"Nasıl gerek yok? Var. Tir tir titriyorsun."
Daha fazla itiraz etmedim ve ceketi alıp giymeye başladım. Giydiğimde bana çuval gibi olan cekete güldüm. "Baksana şuna, çuval gibi oldu bende." Dedim gülerken. Oda gülerken ellerini ceketin fermuarına götürdü. Ceketin fermuarını çektiğinde ellerini geri çekti. "Böyle daha az üşürsün."
"Teşekkür ederim, yüzbaşım."
"Bir şey değil, hemşire hanım."
Diyecek bir şey bulamayınca sustum. Öylece yüzüne bakmaya çalıştım ama aşık olan kalbim buna izin vermedi. "Özlemini giderdin mi bari?" Dedim aklıma gelenlerle.
"Tam olarak değil." Dedi.
"Tam olarak nasıl giderirsin."
"Bilemiyorum, herhalde bir kaç aya kadar gideririm."
"Bir kaç aya?"
"Evet bir kaç aya. Ne var ki bunda, hemşire hanım."
"Yüzbaşım, sizce de süresi biraz fazla değil mi?"
"Bence az bile."
"Az." Dedim şaşırarak. Bana fazla gelmişti. Hava baya bir soğuktu. Üşümemek elde değildi. Donuyorum resmen. "Burada mı duracağız?"
"Seni bir kafeye götüreyim istersen." Hem üşüyorum hem de onun ile vakit geçirmek istiyorum. Dünden beri hiç görmedim. O bir kaç aya dedi ama benim özlemim daha uzun süreye bitecek gibi. Öyle böyle özlemedim onu. Bu yüzden kabul edeceğim. "Olur."
"Bu saatte açık olan tek bir yer var. Seni odaya götüreceğim." Başımı salladım ve beraber ilerlemeye başladık. Yolda giderken hiç konuşmadık. Biz giderken yağmur azalmıştı. O kadar azalmıştı ki resmen hissetmiyorum bile. Yusuf ile beraberken kendimi huzurlu hissediyorum. Güvende hissediyorum kendimi. Kimsenin yanında böyle hissetmemiştim. Sanki başıma dünyanın en kötü şeyi bile gelecekse o bunu önceden öğrenip beni korur gibi hissediyorum. Acaba o benim ile beraberken ne hissediyor? Bu sorunun cevabını çok merak ediyorum ama sormaya çekiniyorum. Onun beni sevdiğini biliyorum. Bende onu seviyorum ama bu soruyu sormaya çekiniyorum. Utanç duygusu bende çoğunlukla ağır basıyor.
Açık çay bahçesini görünce Yusuf adımlarını hızlandırdı. Yusuf hızını arttırınca bende adımlarımı hızlandırdım. Çay bahçesinin girişine gelince Yusuf durup benim ilk girmemi bekledi. Ben girince o da arkamdan girdi. Beraber ilerleyip boş olan iki kişilik masaya oturduk. Karşı karşıya oturduğumuz da konuşmak için ağzımı açmıştım ki garson geldi.
"Ne alırsınız?" Yusuf bana döndü.
"Sen ne içeceksin seç, ben sen ne içersen aynısını alırım." Gülümsedim. Bu adamın en küçük dediği şey veya hareketi bile kalbimi hızlandırıyor.
"O zaman iki çay alalım biz." Dedim ve önüme döndüm. Garson gittiğinde bu sefer konuşmaya başladım.
"Sen buraya çok gelir misin? Kızlar bana böyle güzel bir yer olduğunu söylememişti."
"Ben hep gelirim buraya. Şırnak'a geldiğimden beri neredeyse her görevden döndüğümde gelirim."
"Özellikle gece mi gelirsin?"
"Evet, geceleri daha az insan oluyor."
"Sıkılmıyor musun tek başına?"
"Sıkılmıyordum ta ki seninle tanışana kadar."
"Benimle tanışana kadar mı?"
"Evet, seninle tanıştıktan sonra ne zaman tek olsam aklıma sızıyorsun, Nilüfer. Aslında aklımdan hiç çıkmıyorsun ama tek olduğumda daha çok düşünüyorum seni." Gülümsedim. Bu içimi ısıtan bir gülümsemeydi.
"Çok mu seviyorsun sen beni?"
"Çok seviyorum seni, Nilüfer." Başımı eğdim gülümserken. Birinin beni sevdiğini söylemesi beni çok mutlu hissetiriyordu. Sevildiğimi hissetmek dünyanın en güzel duygusu gibi geliyordu. Öyle değil miydi zaten?
"Nilüfer, ben senden önce kimseyi seveceğime ve kimsenin beni sevebileceğine inanmıyordum." Kaşlarımı çattım.
"Neden?"
"Annemden dolayı."
"Annenden dolayı mı?"
"Evet, annem sevmezdi beni, bende onu sevmezdim. Bana 'hep yalnız kalacaksın, kimse seni sevmeyecek' derdi."
"Sevmezdi mi? Annen vefat mı etti?" Nedense aklıma bu gelmişti. Çok saçma soruydu. Şimdiden sorduğuma pişman oldum.
"Bilmiyorum."
"Ne?"
"Evet, bilmiyorum. Annem ben ilkokula giderken bizi terk etti. Bize katlanamadığı ve başka bir adama aşık olduğu için." Üzüldüm bu anlattıklarına. Üzücü bir şey. Anne sevgisi olmadan büyümek istemezdim.
"Babam hastalığından dolayı çalışamıyordu bende küçük yaşta hem okuyup hem de ailemi için çalışmaya başladım." Ayağa kalkıp sandalyeyi tuttum ve Yusuf'un yanına koyup sandalyeye oturdum. Onun yanına oturdum ve yüzüne bakıp buruk bir şekilde gülümsedim.
"Ne hissettiğini anlamadığım için belki sana teselli cümleleri söyleyemem ama sana sarılırım. Sarılmak insanı iyileştirir. Özellikle sevdiğine sarılırsan." Ona dolaylı yoldan onu sevdiğimi söylemiştim aslında. Ama ona daha güzel bir şekilde söylemek istiyorum. Başımı omuzuna koydum ve elini tuttum. Bu ona iyi gelebilirdi.
"Peki bu anlattıklarının birisinin seni seveceğine inanmaman ile ne alakası var?" Diyerek aklımdaki soruyu sordum.
"Yani şunu demek istiyorum. Annesinin bile sevmediği bir adamı hangi kadın sever?" Bu cümle içimde bir ağırlık yarattı. Hatta içimde değil üstüme adeta bir çığ gibi düştü. Nefes bile alamayacağım. Ona ben severim demek istedim ama diyemedim.
Çaylar geldiğinde konu dağıldı. Yeni bir konu açmak in yeni yıl bahanesini kullandım. "Yeni yıla bir haftadan az kaldı, heyecanlı mısın?" Çayımdan iki yudum aldım.
"Yok vallahi. Ben heyecanlanmam öyle şeylere. Benim için yine normal bir gün olur."
"Kutlama falan yapmaz mısın? Yani, çerez falan alıp tombala oynamaz mısın?"
"Yok yapmam. Sen yapar mısın?"
"Ben yaparım. Heyecanlanırım ben mutlu olurum."
"Ama her yıl askeriyede bir kutlama olur oraya giderim." Hemen başımı kaldırdım.
"Askeriyede kutlama mı yapılıyor?"
"Evet, her yıl yapılır neredeyse. Yani, kutlamadan kastım tiyatro oyunu falan yapılır."
"Çok eğlenceli oluyordur."
"Bu yıl sende gelmek ister misin?"
"Olur, tabii ki gelirim." Dedim ve çayımı dikip bitirdim. Saat çok geç olmuştu. Artık gitmem gerekiyor.
"Yusuf, kalkalım mı? Geç oldu."
"Sen istersen kalkalım." Başımı sallayıp ayağa kalktığımda oda kafaya dikip çayı bitirdi ayağa kalktı. Beraber ilerlediğimiz de Yusuf hesabı ödedi ve geri döndü. Beraber tekrar yürümeye başladığımızda elimi ceketin cebine soktum. Şimdi fark etmiştim Yusuf'un ceketi çok güzel kokuyordu. Kokusunu içime çektim ona fark ettirmeden.
Kısa sürede evin önüne geldiğimizde durdum ve Yusuf'a döndüm. Ellerimi cebimden çıkartarak cekete götürdüğüm sırada konuşmaya başladım. "Gitmeden ceketi vereyim sana."
"Sende kalsın."
"Olmaz geri vereyim sana." Elini elimin üstüne koydu ve durdurdu beni. Başımı kaldırıp ona baktım.
"Gerek yok, Nilüfer. Sende kalsın. Sonra verirsin istersen."
Gülümseyerek konuştum. "Tamam, o zaman ben güzelce yıkayıp sana geri veririm."
"Yok yıkama."
"Neden?"
"Kokun üstünde kalsın. Yıkarsan gider kokun." Gülümsemem genişledi. Başımı eğdim gülümsemem genişleyince. Başımı geri kaldırıp ona baktığımda bana güzel bir şekilde bakan bir çift yeşil gözle karşılaştım.
"O zaman görüşürüz." Dedim ve aşırı utanarak bir şey yaptım. Parmak ucuna çıkıp Yusuf'un yanağına küçük bir öpücük kondurdum. Hemen arkamı dönüp binaya doğru yaklaştığım da arkamdan seslendi.
"Yarın görüşürüz, Nilüfer." Geri arkamı dönüp ana gülümsedim ve elimi salladım. Hızla merdivenlerden çıktım ve evin olduğu kata geldim. Yavaş bir şekilde kapıyı açtım ve ayakkabımı çıkartıp eve girdim. Arkamdan çok yavaş bir şekilde kapıyı kapattım. Hızlı ama sessiz adımlar ile odama döndüm. Odama girince ceketi çıkartıp güzelce sandalyeye astım. Hemen yatağıma girdim. Cama baktığımda kırık cam ile karşılaştım ve kahkaha atmamak için çok zor durdum. Tam uyuyacağım sırada telefonuma mesaj geldi.
Yusuf: Ama bu sefer olmadı, özlemimi gideremedim. Başka bir zamana söz isterim, hemşire hanım :)
Bölüm etkileşimi
