Bölümler 21Şu an: Furkanın çalıştığı kafe
- 1 Kanlı küvet581 kelime
- 2 Yeşil taş1.443 kelime
- 3 İlk karşılaşma2.513 kelime
- 4 Aura çarpışması878 kelime
- 5 Denizin evi1.613 kelime
- 6 Aliyle ilk karşılaşma anısı1.116 kelime
- 7 Furkan2.380 kelime
- 8 Denizin çocukluğu2.647 kelime
- 9 Günce1.938 kelime
- 10 Furkanın çalıştığı kafe3.134 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Furkanın adresi663 kelime
- 12 Furkanın evi1.183 kelime
- 13 5.kişi2.572 kelime
- 14 Parkta ki çatlak2.634 kelime
- 15 Oyun gecesi2.082 kelime
- 16 Baskın2.261 kelime
- 17 Nöbet1.678 kelime
- 18 Geçmiş hafta 12.009 kelime
- 19 Geçmiş hafta 21.245 kelime
- 20 GEÇMİŞ HAFTA 32.520 kelime
- 21 GEÇMİŞ HAFTA 42.205 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Furkan babasını eve getirene kadar canı çıkmıştı. Eve gelir gelmez yatağına uzanıp uyumayı düşünmüştü ama saatlerdir gözüne uyku girmiyordu. Telefonu eline alıp kağıttan baka baka ezberlediği Denizin numarasını bir kez daha girdi. Mesaj baloncuğuna 'merhaba' yazdı. Ne yazacaktı ki?
Merhaba yazmayacağı kesindi!
Mesajı silip telefonu tekrar kapatı. Denizin numarasını bile kaydetmemişti. Siması gözünün önünden gitmiyordu. İlk defa onu o kadar net görmüştü. Üstelik konuşurken Furkana gülümsemişti. Dudakları yukarı kıvrılırken nasıl da güzel görünüyordu.
Furkan kafasını sertçe sağa sola sallayıp kafasında ki fazlalık düşünceleri de etrafa saçarak aklından çıkarmak isterken Denizin melodik sesi zihninde yankılandı.
'Benim adım Deniz'
Furkan o kadar şaşkındı ki salak gibi kendi adını söylemeyi unutmuştu. Kız onun daha adını bile bilmiyordu.
Güneş doğmuş annesi kahvaltıyı hazırlamıştı. Oğlunu işe gitmesi için uyandırmaya odaya girince Furkanı yatakta telefonuna boş boş bakarken buldu. Furkan annesi odaya girince telefonu sanki numarayı görünce neler olduğunu anlayacakmış gibi hızlıca kapatıp sakladı.
"Noldu anne?"
"Uyanıkmışsın aşkım gel kahvaltı hazır." Annesi kapıyı geri kapadı. Furkan saate baktığında işe bir saat kaldığını görünce oflayarak ayağa kalktı. Kamptan dönüşte aile evine gelmek diğer gün iş olduğu için saçma olsa da bir aydır görüşmedikleri için annesini ve kardeşini görmek istemiş gece güzel bir uyku çekerek halledebileceğini düşünmüştü ama şuan ne doğru düzgün uyuyabilmişti nede eşyalarını önce işe sonra eve taşıma fikri sıcak geliyordu.
Kahvaltısını hızlı hızlı yaparken annesi Elif için öğle yemeği hazırlıyordu. "Anne babam Elifi bırakabilicek mi okula?" Annesi omuz silkti. "O domuz bırakacak kadar ayılamaz bu gün!"
Furkan sinirini içinde tutmaya çalışırken masadan kalktı.
"Ben bırakırım ama alamam."
"Ben alırım oğluşum sen dert etme." Annesi onun yanaklarını sıkarken f
Furkan yüzünü çekmiyordu. Küçüklüğünden beri annesi Furkanı hep pohpohlar her zaman, her yerde böyle severdi. "Elif hazır mıydı?" Annesi unutmuş gibi "ayy hazırlamadık ya kızı. Odasında hala, dur ben sana yetiştiririm hemen" diyip Elifin odasına fırladı. Furkan da beklerken annesinin yarım bıraktığı öğle yemeğini kaba koyma işine devam etti. Elif bir kaç dakika sonra zıplaya zıplaya mutfağa gelip telefonuna dalmış olan Furkanın sırtına atladı. "Abiiiiiiiiii" Furkan gülerken ayağa kalkıp Elifi düşürmek için omuzlarını salladı ama kardeşi ellerini birbirine kenetlemişti.
"Abi sana okulda ki yeni arladaşımı göstercem sen yokken geldi." Furkan sonunda Elifi sırtından düşürebildiğinde kardeşini kucağına aldı.
"Kız mı?" Elif başını salladı. "Yooo niye ki?" Furkan gülüp Elifin karnını gıdıklamaya başladı. "Erkeklerden hani uzak durcaktın kız?" Elif gülerken konuşmaya çalışsa da başaramamıştı. Abisi durunca büyükçe bir nefes çekti küçük ciğerlerine. "Ama abi Ömer çok iyi biri. Kız gibi zaten hep ağlıyo." Furkan alınmış gibi yaptı. "Bende ağlıyorum Elif ben kız mıyım?" Elif elini abisinin gözlerine koyup yanlış yaptığında yaptığı gibi sesini inceltti. "Abiii öyle değillll."
Furkan evden çıkıp konuşa konuşa Elifi okula bırakırken daha okula gelmemiş olan ömer hakkında bir sürü şey dinledi. Elif abisine yeni arkadaşını gösteremediği için üzülmüştü ama Furkan işe yetişmesi gerektiği için Elife gitmesi gerektiğini söyleyip koşarak işe yöneldi. Furkan koşa koşa kafeye girdiğinde müdür gözlerini devirerek müşterilerin yanında tavır gösteremediği için sadece saatini göstermişti. Furkan tezhanın altından önlük çıkaran Sılaya teşekkür edip önlüğünü giydi. İşe geç kalmıştı. Hızla çıkan bulaşıkları yıkamaya başlayarken arkadaşı Sılayla sohbete dalmış ve zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı.
Bir kaç saat hızla geçti. Doğru düzgün müşteri olmadığı için ikisi de sıkılmıştı. Furkan her gelen bildirimde sanki Deniz telefon numarasını bir yerden bulup ona mesaj atmış gibi geriliyordu ama hala kendisi de ona mesaj atmıyordu. Sıla ikide bir telefona baktığını görünce aklına gelen soruyu sormak için müdürün içeri gitmesini bekledi. "Sen neye bakıyosun ikide bir?" Furkan telefonu Sıla gelince kapatıp önünde ki bardağa geri döndü. Boş görünmemek için yalandan sütleri sıralarken omuz silkti ama Sıla kolayca vaz geçmemişti. "Yo sende var bir haller. Seni bayadır böyle dalgın görmedim. Bu gün elini falan yakacaksın." Furkan Sılaya yandan bakıp konuyu değiştirmeye çalıştı. "Çikolata sosunu versene" Sıla sosu uzatırken ofladı. Merağı sinire dönmüştü. "Anlatmazsan anlatma karıyı koluna takıp geldiğinde görmeyeceğiz sanki" Furkan Sılanın uslubundan ilk defa çok rahatsız olmuştu. Yüzü düşerken eline aldığı bezle bir kaç masayı silmeye karar verip tezgahın arkasından çıktı. Neyse ki gündüz saati az müşteri vardı ve hiç biri de onun yüzüne bakmamıştı.
Sılanın yanına dönmek pek işine gelmiyordu. Muhtamelen birinden hoşlandığını sanıyordu. Furkanın dünden beri tek düşünebildiği şey buydu. Denizi görünce o an çok şaşırdığı için konuşamamıştı ama şimdi her aklına geldiğinde karnı kasılıyordu.
Sıla öğle arasına çıktığında Furkan da kahve makinasını temizliyordu. Hafta içi olduğu için müşteriler oldukça azdı. Üniversiteye yakın olsalar gençler kafeyi doldururdu fakat bulundukları sokak üniversiteye yürüyerek neredeyse yarım saat uzaklıktaydı. Bu yüzden gençler ders arasında kahve almak için bu kafeyi tercih etmiyordu.
Yerlerini önce karıştırıp sonra karışan sosları düzenlerken kapının minik zili çaldı, müşteri gelmişti.
Kapının üstünde ki zilden geldiklerini duysa da siparişi kasadan alacağı için bakma gereği duymadan işine devam etti.
Bir kaç dakika sonra kasanın tehgahında ki zil çalınca kasaya geçti. Kısa sarı saçlı, oldukça sevimli ve kendinden belki küçük ama 20lerinde bir kız kasada bekliyordu. Bir yerden tanıdık gelse de her gün onlarca insana servis verdiği için bu hissi göz ardı etti.
"Hoş geldiniz, size ne verebilirim?" "Hoş buldum, ben bir mocha alayım. Sen ne alırdın?" Sarışın kız arkasına doğru seslenirken Furkan da onun baktığı yöne bakınca elinde ki bez heyecandan yere düşmüştü.
Karnı kasılmış yanaklarına kan hücum etmişti. Masalardan birinin yanında eşyalarını koltuğa bırakan kızın saçları uzun, siyah ve kıvırcıktı. Kafasını kaldırıp tezgahın tarafına döndüğünde Furkan mavi gözlerinden Deniz olduğuna emin oldu.
Deniz önünde ki sarışın kıza dönmüş Furkanı daha fark etmemişti.
Furkan da onunla beraber sarışın kıza tekrar dönünce tekrar çok tanıdık geldiğini hissetmişti.
Deniz Furkanı görmeden başını kaşıyarak dönüp kasaya yürümeye başlamıştı ki o da gözlerini baristaya çevirip Furkanla göz göze geldi.
Denizin gözleri büyürken şaşırmış olsa da daha çok sevinmiş gibiydi. Adımlarını hızlandırıp kasanın yanına geldi.
Deniz Gizemin okuldan ayrılmadan önce bu görece uzak kafeyi rasgele seçmediğine emin olmuş, bu durumu akşam Aliyle konuşmak için kenara kaldırmıştı. Gerçekten Gizemin yeteneğini kullanabilmesi onu rahatlatmıştı. Belki de büyürken Ali hariç çevresinde ki kimse onun gibi olmadığı için bu durum onu daha da heycanlandırıyordu.
"Mesaj atmadın!" Tezgahtan destek alıp Furkana daha yaklaştırabilmek için kendisini kaldırmıştı. Gülümsüyordu. Furkan onu bu kadar yakından görmenin verdiği heycanla konuşmayı unutmuştu.
Gizem de şaşkındı. Neler olduğunu anlamadan izlerken Denizin bahsettiği çocuğun bu olup olmadığını anlamak için dikkatle ikisini de izliyordu.
Furkan Denizin gözlerinden bakışlarını çekemiyordu. "Neden yazmadın?" Deniz gülerek kafasını sallıyordu. Cevap bekliyordu ama Furkanın aklı yerinde değildi.
Denizin atkısı tezgahtan içeriye sarkmış saçları da atkının içinde kalmıştı. Furkan saçlarını atkıdan çıkarmasına yardım etmek istedi ama daha ağzını açıp dün söylemesi gereken adını bile söyleyemiyordu.
Deniz ellerini serbest bırakıp yere geri indiğinde Furkan nefes almadığını fark edip derin bir nefes aldı.
Gizem Denizi dürtüp ne olduğunu sormuştu. Deniz bekle der gibi el işareti yaparken Sıla molasından dönüp kasaya geldi. Furkanı donmuş görünce ne olduğunu anlamasa da alttan onun bacağını cimcikleyip müşterilerle konuşmaya başladı. "Merhaba ben yardımcı olabilirim" furkan cimciğin etkisiyle hareket edebilmişdi ama ağzını hala açamıyordu.
Deniz başka hiç bir yere bakmadan doğrudan ona bakıyor inceliyordu. Onun bakışlarından hoşlanıyor mu, rahatsız mı oluyor anlayamamıştı. "Ben mocha alıyorum, Deniz?" Deniz gözlerini Furkandan ayırmadığı için Sıla da dönüp Furkana baktı.
Furkan kenara çekilmiş eline tezgahta ki ilk geçen şeyi yani boş bir süt şişesini almış iki eliyle tutuyordu. Neden öyle bir şey yaptığını kendisi de bilmiyordu.
İçinden 'konuş, bir şey söyle yada hareket et! Bari sütü bırak!' diye düşünüyor ama düşündüklerini gerçekleştiremiyordu.
Sıla sabahtan beri Furkanda bir haller olduğunun farkında olsa da üstüne pek bir gitmemişti ama şuan olan şeyi anlamak için müşterilerin gitmesini bile bekleyemiyordu. "Ben filitre kahve alayım" Sıla deyit etmek için ekledi. "Sade mi?" Deniz gözlerini ayırmadan kafasını salladı. Gizem cüzdanını çıkarmıştı ki Sıla gülümseyip "ödemeyi çıkarken de alabiliriz" dedi. Bir an önce gitmelerini böylece Furkanı sıkıştırarak ne olduğunu öğrenebilmeyi istiyordu.
Gizem Denizi çeke çeke masalarına götürürken Sıla da Furkana döndü. Süt kutusu içi boş olmasına rağmen sıktığı için dışarı bir kaç damla akıtmıştı. "Ne oluyor?" Sıla tek elini beline diğerini Furkanın yanında ki tezgaha koymuştu. Furkan zor bela gözünü masalardan çekip Sılaya döndüğünde Sıla Furkanın hafifçe gülümsediğini görünce biraz rahatladı. En azdından kötü bir şey değildi. "Hoşlandığın biri falan mı? Yada kıza borcun mu var?" Furkan gülümsediğinin farkında değildi. "Yerime bakabilir misin?"
Furkan cevabı beklemeden Denizin oturduğu masaya gitti. Sıla "ben kimim ki anasını- anlatma bana!" Diye söylenerek işine döndü.
Furkan kızların yanında durduğunda Gizem merakla ikisini izlerken bu sefer çocuğun da gülümsediğini görünce tanışık olduklarından emin olsa da bunun kötü bir tanışıklık olmadığından emin olmuş ve yaptığı çıkarımla Denizin ona sabah anlattığı çocuk olduğundan da emin olmuştu. Rahatlamanın verdiği hisle koltuğa biraz daha rahat oturdu.
Kafeye girdiklerinden beri diken üstünde gibiydi.
"Adım Furkan."
Deniz Furkanın adını duyunca kocaman gülümseyip elini uzattı. "Bende Deniz" Furkan adını ve numarasını şimdiden ezberlemiş olsa da bildiğini söylemek yerine elini uzattı. Parmakları birbirine değdiği an çok büyük bir elektrik çarpmış ikisi de acıyla elini çekmişti.
Gizemin ağzı açık kalırken kendi başına geleni de hatırladı.
"Bize de böyle elektirik çarpmıştı." Deniz onu onaylarken daha fazla üstünde durmayıp koltukta kayarak Furkana yer açtı. "Oturmanda bir sakınca var mı?" Furkan başını sallayıp koltuğa oturdu.
Karşısında ki sarışın kızın hala kim olduğunu çözememişti. "Ben Furkan." kıza elini uzattığında Denizle olan şey olmamıştı. Üçü de şaşkın şaşkın bakıştıktan sonra kızlar gülümsedi. "Sanırım her seferinde olmuyor. Bende Gizem"
"Tanıştığımıza memnun oldum." Deniz hevesle Gizeme döndü. "O gece patlamadan sonra hani ambulans çağırdığını seslenen biri vardı ya, sabah anlatmıştım hani dün gördüm diye." gizem kafasını sallayıp onayladı. Zaten kim olduğunu çözmüştü. "Sen beni kurtarmaya çalışan çocuksun." Gülüp ekledi. "Sabahın altısına kadar hastane polisine ifade vermem gerekti." Furkan biraz utanıp başını eğdi. Ambulanslar hepsine bela olmuştu o gece. İyi bir şey yaptığını sanarken hemde. "Özür dileme fırsatım olmadı bu arada. Aklıma öyle bir durumda ambulanslardan kaçmam gerekeceği hiç gelmemişti."
Deniz önemli değil der gibi onun eline dokundu gülümseyerek.
"Nereden bilicektin ki? Gizemin sesine bende çok korkmuştum. Hem onun sesiyle kendime geldim, öbür türlü Ali beni eve taşısa da ayılmayabilirdim. Zaten eve gidince zombiye dönüşmüştüm."
Furkan duyduğu erkek adını çözemezken Gizem "Ben o geceyi pek hatırlayamıyorum. Biraz sisli gibi." Dedi. Furkan da katıldı. "Evet bende bir kaç şeyi hatırlıyorum. Acıyı çok az hatırlıyorum. Sonra çığlık sesiyle ambulansı aradığımı ve kırık bacağımın çok hızlı iğleştiğini görünce korktuğumu. Sonra da Denizi gördüm, sana koşarken. Sonrasında kaçmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Siz niye oradaydınız, patlama neden olmuş? Sonrasında, sizin başınıza ne geldi?" Furkan aniden ağzından çıkan çok sayıda ki sorulardan dolayı kendine kızmış olsa da cevaplarını gerçekten merak ediyordu.
Gizem masada ki tuzluğa dalmıştı. Kısa saçları yüzünü sarıyor, gizliyordu.
"Bende de o şekilde galiba... Ama bende başı yok. Sadece kolumu yanımda kopmuş olarak görünce çok korktuğumu, Deniz kolumu omzuma koyunca acımın hafifleyip iğleşmeye başladığımı hatırlıyorum. Öncesinde korkudan bağırmaya başlamışımdır. Deniz hatırlatmasa Aliyi gördüğümü bile unutmuştum ben."
Furkan ikinci kez Ali ismini duyunca patlamada ki diğer ölen kişiyi hatırladı. "Ölenin adı Ali miymiş?" Denizin yüzü asılmıştı. "Hayır. Onun kim olduğunu bulamamışlar. Cenazesini bile bulamadım. Galiba kimsesizler mezarlığına falan defnettiler. Sizi çok aradık sonrasında. Haberlere bile çıktınız ama ne yüzünüz ne soyadınız yoktu, ulaşamadık." Gizem de ölen biri olduğunu haberlerden öğrendiğini hatırlayınca onun da morali bozuldu.
Sosyal medyada ve haber sitelerinde araştırdığında patlamanın merkezine çok yakın olduğu için tanınmayacak hale gelmiş, bu yüzden de kimliği bile belirlenememiş diye yazdıklarını görmüştü. Haberlere de patlamadan zarar gören kişi sayısının 4 olduğu ama ölen 1 kişi olduğu yansımıştı. Haberlerde soyisimleri paylaşılmasa da kaza sırasında orda bulunan 5 kişi olduğu söylenmişti hep. Deniz bunun Safîlere karşı devlet tarafından yapılmış bir göz dağı olduğunu biliyordu. Herkesin kimliği devlet tarafından biliniyor ve gizleniyordu. Ali hepsinin yerine gerekli yerlerle konuştuğunu, kimliklerinin açıklanmayacağını söylemişti.
Deniz hala onun polislere ne diyerek hallettiğini ve kendi adını bile haberlere yansıtmamalarını sağladığını bilmiyordu.
"Ali kim o zaman?"
"Ali benim yakınım. O gece o da oradaydı. Sizin orda olmamanız gerekiyordu. Defalarca kontrol ettim parkı." Aliyi Furkana nasıl tanıtacağını bilememişti.
Deniz Furkanın patlamanın nasıl olduğunu sormasını beklemiş olsa da Furkan cebinde ki kağıdı çıkarıp masaya koydu.
"Bu kağıt nasıl bende olabilir?" Gizem kağıtta ki çizimin Furkanın aynısı olmasıyla ip uçlarını birleştirerek Denizin çizmiş olabileceğini düşünüp heycanlandı. "Bunu sen mi çizdin, aynısı." Deniz alaycı bir şekilde gülümseyip kağıdı kendine çevirdi. Gizem onun neden öyle güldüğünü anlamamıştı. "Burada olacağını bilsem asıl çizimi getirirdim yanımda. Dün onu bulamadım."
Gizeme dönüp ekledi. "Bunu ben çizdim. Furkan bir süre rüyalarımda gördüğüm bir yüzdü sadece. Bende aklımda kalanları çizerek rüyamda daha uzun görmeyi ve kim olduğunu çözmeye çalışıyordum ki dün önümde bir portal açıldı." Furkan şaşırmıştı. "O bir portal mıydı ve sen de mi beni rüyanda görüyordun?" Denizin de onu rüyasında gördüğünü algıladığı an karnı sıkışmıştı. Deniz gülümsedi "Evet, ve evet. Balkondan sarkıp elimi uzatnıştım ya-" Furkan başını sallayarak onayladı. "Sana ulaşamadım ama portaldan bileğimi geçirebildim. Benim olduğum yerde o andan bir kaç dakika sonrasına kadar rüzgar esmiyordu. Senin olduğun yerdeyse-" "çok rüzgarlıydı." Furkan şaşkınlıkla kağıdı eline aldı. "Yani gerçekten bu kağıdı ben alakasız bir yerdeyken kendi evinin balkonundan mı attın?"
Gizem merakla ikisini dinliyordu.
"İlk defa mı yaptın o gün?" Furkan kaşlarını çattı. "Ben mi? Sen yapmadın mı?" Deniz başını salladı. "Benim öyle bir yeteneğim yok. Sen yapmış olmalısın." Furkan nasıl yapmış olabileceğini anlamıyırdu. "Daha önce de bu tarz bir şey yaşamış mıydın?"
"Patalamadan bir ay kadar sonra görüntüler gözümün önünde belirmeye başladı. Netleşmeye başladıkça başıma daha büyük ağrılar girmeye başladı." Deniz hevesle başını sallayarak Furkanın koluna dokunup ona yaklaştı. Furkan Deniz ona yaklaşınca çaktırmadığını sansa da belirgin bir şekilde daha da geriliyordu. "Peki tetikleyen şey neydi, görüntülerde ne görüyordun?" "İlk başta sadece renkler vardı. Sonra netleştikçe bir kadın olduğunu anladım önce. Sonra senin yüzünü gördüm bir gün. Aynaya bakarken kendimi değil seni gördüm. Çok rasgele görüyordum ve kısa sürüyordu. Bir kaç saniye en fazla." Deniz Furkanın kolundan elini çekip dirseğini koltuğun sırtına elini de yanağına koydu.
"Yani beni dikizliyordun."
Deniz sırıtırken Furkan utanmıştı "Hayır amacı-" Deniz o kadar heycanlanmıştı ki ikisini de bulduğu için saçmalıyordu, şaka yaptığını anlasın diye omzuna hafifçe vurup sözünü kesti "Dünyada çok az sayıda ruh ırkı varken o gün parkta en azından dört ruh olması biraz garip değil mi?" Deniz sesli düşünmüştü. Ölen kişinin safî olup olmadığını bilmiyorlardı. "Ruh?" Furkanın sorusunu Gizem hevesle cevapladı. "Biz ruh ırkındanmışız. Hani safîlerden." Furkanın aklı daha da karışmıştı. Kendi derdinde olduğu için olan şeyleri bir şeye yormaya çalışmamıştı hiç. "Eski ırklardan mı bahsediyorsunuz?" Deniz barista kızın onları duyup duyamayacağından emin olmak için bir bakış attığında kız gözlerini kaçırıp işine dönmüştü. Furkan da Sılaya bakıp "Merak ettiği için izliyor ama bizi duyamaz." dedi.
"Safîler düşündüğün gibi yok olmadılar. Gayet içimizde yaşayanlar var. Benim gibi, ve belli ki ikiniz gibi." Furkan bir Denize bir Gizeme baktı. Gizem hevesle başını salladığına göre bu durumdan çok hoşnuttu. Furkan yüzü hafif asılmış bir halde ortaya "25 yaşındayım, yeteneklerim gerçek olsaydı daha erken çıkmalıydı diye düşünüyorum." Dediğinde Gizem dalga geçer gibi "Ben 28 yaşındayım, düne kadar sadece hızlı iyleştiğimi sanıyordum, birde kahin olabileceğimi öğrendim."
"Kahin mi? Gerçi belli ki bende portallar açabiliyorum." Deniz masaya yaslandığı sırada Sıla çok daha önceden hazırlamış olsa da bir süre bölmeden izlemek istediği için kahveleri geç götürdüğünde masadakiler onun gelişiyle sus pus oldu.
Furkanın gözüne bakarak ne olduğunu öğrenmeye çalıştığında Furkanın allak bullak olmuş yüzü olanları anlamasını engellemişti. Masada ki sarışın kızsa çok mutlu gibiydi. Kıvırcık saçlı kız kahveleri alırken sılaya çok kibar davrandığı için Furkanı biraz daha rahat bırakmaya karar verip tezgahın arkasında ki taburesine oturup telefonunda takılmaya başladı.
Sıla yeterince uzaktığında Deniz konuya girdi. "Bende bazı şeylerin nasıl işlediğini bilmiyorum açıkçası. Ben bebekliğimden beri yeteneklerime sahibim. Gittikçe arttı sadece. Nasıl kullanabileceğimi büyürken öğrendim. Sizin durmunuzun nasıl olduğunu bilemiyorum. İkiniz de patlamadan sonra başınıza geldiğini söylediğinize göre patlama tetiklemiş olmalı. Bu tetiklenen bir şey mi ondan da emin değilim. Standartta her safî de olan şeyler olur çünkü. Zor yaralanmak ve hızlı iyileşmek gibi, veya iç organlarınız ve kaslarımızın daha gelişmiş olmasından kaynaklı aklınıza gelebilecek her fiziksel aktivitede insanlardan daha iyi olmamız gibi. Bunun yanı sıra yetenekler de var. Belli ki sen portal açabiliyorsun. Gizemin de dediği gibi kahin olmasından şüpeleniyoduk, ben emin sayılırım. Okula uzak olmasına rağmen, daha önce hiç içeriye girmediği halde burada bir kafe olduğunu söyleyip buraya gelmek istedi. Hisleri güçlü."
Bir kaç dakikalık bir sessizlik olmuştu. Kızlar kahvelerini içerken Furkan kağıdı masada çeviriyordu. "Senin yeteneğin ne?" Deniz Furkan ona döndüğünde kahvesini masaya bıraktı. "Kısaca dokunduğum objelerin içerisinde biriken enerjiden şahit oldukları anılara ulaşabiliyorum."
Furkanın aklının karışmış olduğunu görebiliyordu. Gülümseyerek Furkanın kağıdın üstündeki elininin üstüne kendi elini bastırırken parmaklarıyla kağıda da dokundu. "Gözlerini kapa." Furkan Denizin elini tutmasıyla hafifçe utanmış olsa da elini çekmeyip denileni yaptı ve gözlerini kapadı. Elinden yayılan karıncalanma hissi hızla bedeninde gezerken Denizin onu bu kadar etkilemesine şaşırıyordu. Şaşkınlığından gözünü açmamak için kendini tuttu. Karıncalanma hissi kafasını sardığı gibi kesilmişti. Hissin hızla yok olmasından dolayı Denizin dokunuşunun onu bu denli etkilemediğine sevindi.
"Bakabilirsin." Denizin onayıyla gözlerini açtığında gece gördüğü balkonun daha önce görmediği bir açısında Denizin yere oturmuş Dizine koyduğu sert kartona benzer şeyin üstüne tutturulmuş bir kağıda hızlı hızlı çizim yaptığını görünce oturduğu yerde dönüp Denize baktı. Deniz hem yanında hem karşısındaydı. Üstelik oturdukları koltuk duruyor olsa da önlerinde ki kafenin masası yok olmuştu. "Nedir bu?" "Bu kağıda senin portreni çizdiğim anı, sana o anı gösteriyorum. Gözlerini kapa." Furkan şaşkınlığına rağmen Denize uyup gözlerini kapadı. Sanki bedeni aniden sürüklenmiş gibi hissettiğinde gözlerini dayanamayıp açtığında gözünün önünden hızla geçen renklerle havada asılı kaldığını ve düşmekte olduğunu sanıp irkildiğinde Deniz uyaran bir ses tonuyla "Gözünü kapat!" Diyince Furkan tekrar gözünü kapadı. Bir iki saniye sonra Deniz "Açabilirsin." Dediğinde tekrar gözlerini açtı. "Ne oldu öyle?" "Anılar arasında geçiş yaptım. Ben alışığım ama senin için kayan görüntüler zorlayıcı olabilir. Gözlerinin kapalı olması daha iyi." Furkan anlamaya çalışarak etrafına baktı. Aynı balkoldalardı. Deniz bakondan sarkmış havaya uzanırken furkan uzandığı yerde kendini gördü. Deniz tam görünmediğini düşünerek kağıdı dikkatle ikisinin eline de değecek şekilde tutarak ayağa kalkıp furkanın da kalkmasını sağladı. Furkan şimdi havada açılan portalı daha rahat görüyordu. Ciddi ciddi havada asılı duruyormuş gibi duruyordu. Anıda ki Deniz koşarak içeri girdiğinde Furkan onun arkasından eve baktı. Çok ilginç bir salondu. Salonun her yerinde resimler asılıydı. Bir köşesinde şovalede bir tuval arkası dönük duruyordu. Anıda ki Deniz balkon kapısına dayalı uzun masada bir şeyler karıştırırken hiç ses duymadığını farketti. "Ben hiç bir şey duymuyorum." Deniz omzunu silkti. "Biliyorsun olanları zaten." Deniz kağıdı o gece olduğu gibi katlayıp geçitten Furkana atmıştı. Bir kaç saniye sonra aniden kafasını tutup yere eğildiğinde Deniz panik olup elinde ki kağıdı bıraktı. Nedense Aliyle Furkanın şimdilik karşılaşmasına gerek olmadığını düşünüyordu ama yaptığı şeyin sonucunu düşünememişti. Görüntüler çok ani bir şekile kayarken Furkan düştüğünden emindi. Napacağını bilemeyerek üst üste irkilirken oturduğu koltuktan geriye düştü. Deniz yaptığı şeyi görünce elini ağzına götürme dürtüsünü bırakıp panikle kalkarak Furkana elini uzattı. Furkan korkuyla ilk başta ne olduğunu anlamamış Denizin elini tutmamıştı. Gizemde ikisinin konuşmalarını dinlerken birden Furkan düşünce korkmuştu. "Gözünü açtı diye mi oldu?" Gizem de elini uzattığında Furkan kendine gelmiş uzatılan ellere tutunarak ayağa kalkmıştı. Sıla o sırada kendine uğraş olsun diye depoyu düzenlemeye başladığı için olanları duymamıştı ama bir kaç müşteri onlara kısa süre dönüp bakmıştı. Deniz pişman bir halde Furkana bakıp "İyi misin? Özür dilerim gözünü kapa demeyi unuttum." Furkan allak bullak olmuş halde Denize bakarken "Bir dahakine hatırlarsan sorun olmaz." Demeyi başarabilmişti. Denizin içi rahatlamıştı. Bir dahakine demişti sonuçta.
Bölüm etkileşimi
