17. bölüm / 19
PATLAMANöbet
Bölümler 19Şu an: Nöbet
- 1 Kanlı küvet581 kelime
- 2 Yeşil taş1.443 kelime
- 3 İlk karşılaşma2.513 kelime
- 4 Aura çarpışması878 kelime
- 5 Denizin evi1.613 kelime
- 6 Aliyle ilk karşılaşma anısı1.116 kelime
- 7 Furkan2.380 kelime
- 8 Denizin çocukluğu2.647 kelime
- 9 Günce1.938 kelime
- 10 Furkanın çalıştığı kafe3.134 kelime
- 11 Furkanın adresi663 kelime
- 12 Furkanın evi1.183 kelime
- 13 5.kişi2.572 kelime
- 14 Parkta ki çatlak2.634 kelime
- 15 Oyun gecesi2.082 kelime
- 16 Baskın2.261 kelime
- 17 Nöbet1.678 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 Geçmiş hafta 12.009 kelime
- 19 Geçmiş hafta 21.245 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gizem dönem başında tek ders vereceğini öğrenirken sınıflarının geçici olarak taşınması gerektiğini de öğrenmişti. Tek ders vermeye başlayacak olmasının avantajıyla koridordan geçerken hep gözü takılan dersliğe geçip geçemeyeceğini dekana sormuştu. Dekan Metinin atölye olarak kullandığı dersliğe hor davranıyor olmasından şikayetçi olduğu için kabul etmişti ama metin ders saatlerini sıkıştırmayı kabul etmeyerek dersliği ikiye bölmeyi teklif etmişti. Şimdiyse dönemin yarısına gelmişlerdi ve taşınmalarına sebep olan restorasyon tamamlanmışı. Eski dersliğine diğer hafta dönecek ve Denizle kampüste başka binalarda olacakları için muhtamelen denk gelmeyeceklerdi.
Atölyede ki son dersini vermiş çıkarken Denizle karşılaştılar. Elinde kocaman resim çantasıyla atölyeye girerken Gizemi görünce gülümseyip çantayı omzundan indirip duvara yasladı. "Tünaydın." İki kız sarılırken atölye Metin hoca ve öğrencileri tarafından Gizemden önce ki eski haline getiriliyordu.
"Akşam bana geliyorsun değil mi?" Ali bir haftadır ortalarda yoktu ve Gizem nerdeyse her gece Denizin evinde kalıyordu. Deniz Gizeme gittikçe ısınıyor ve evde tek kalmak istemediği için her akşam onda kalması için kıza ısrarcı oluyordu. Gizem de Denizle keyifli vakit geçiriyor aklında ki tüm soruları sorabiliyordu. Kız kıza vakit geçirmek ikisine de iyi gelmişti. Üstelik ikisi de bir haftadır kabus görmüyordu. Furkansa bir iki kere yanlarına uğramıştı. Bu aralar clupte ağır antrenmanların başladığını ve çok yorgun olduğu bahanesine sığınıyordu. Deniz bedeninin yorulduğuna pek ihtimal vermiyor olsa da kafa yorgunluğu olabilir veya gelmek istemiyordur belki diye Furkanın üstüne gitmiyordu.
"Çağırıyorsan geliyorum. Saat kaç gibi işin bitecek?" "Ders 16.00 gibi biter ama uzarsa yazarım olur mu?" Gizem başını sallayıp uzaklaştığında Deniz çantasını yerden alıp atölyeye girdi. Kocaman atölye neredeyse eski haline dönmüş geçici gelen sıralar kapının dışına taşınmıştı. Bu gün model geleceği için sandalyeler daire şeklinde ortaya dizilmişti. Metin Denizi görünce kıza el sallayıp "Hadi tut bir işin ucundan." Dedi. Deniz başını sallayıp Reiyle de selamlaştıktan sonra modelin oturacağı tabureyi ayarladı. Üstüne kumaş çekmecesinden aldığı beyaz kumaşı atıp Metin hocanın istemiyle yere eski kitapları dizerek modelin ayağını basacağı yükseltiler oluşturdu. İşleri bitmeden nerdeyse herkes gelmişti. Diğer günlerin aksine model gelen günler herkes derse gelir tüm gün soluksuz çizim yapılırdı. Deniz anatomide iyi olsa da insan çizerken sıkılıyor ama dersleri aksatmamaya özen gösteriyordu. Özellikle amorf şekillerle ve soyut çalışmalarla ilgilendiği için bu dersler aynı parasını aldığı işleri gibi sıkıcı ama gerekliydi. Sonunda model geldiğinde Reiyle yere oturmaya karar verdiler. Metin ikisininnde perspektif çalışması gerektiğini söylemişti. Rei kulak hizasında ki kısacık siyah saçlarını bandanayla tutturmuş savaşa hazırlanır gibi bir ciddiyetle modeli incelemeye daha o oturmadan başlamıştı. Daha önce gelmeyen bir model olduğu için bacak boyunu ve vücut ölçülerini gözüyle kestirmeye çalışıyordu. Kadın üstünde ki bornozu çıkardıktan sonra Metin hocanın terif ettiği şekilde oturup ayaklarını kitaplara koyarak pozunu verdi. Kadının üstünde kısa bir boxer ve ince askılı penye bir sütyen vardı. Deniz kalemini kaldırıp son pozunu veren kadının ölçülerini kabaca aldıktan sonra kağıdına eskiz atmaya başladı.
"Bu kadın niye daha önceden gelmemiş ki? Tam metin hocanın istediği gibi balık etli ve yaşlı." Deniz omuz silkti. "Belki yeni bulmuşlardır. Diğer gelenler oyuncu ajanslarından değil miydi? Bu kadın gibiler belki az vardır." Rei Denizin söylediğini mantıklı bulup önünde ki tabureye yasladığı ince tahtanın üstünde ki kağıdına döndü. Herkes 50×70 kağıtlara çalışıyordu. Metin hocaları en estetik görüntünün kusurlardan çıktığını öğretmişti. Kadının otururken katlanan karnı ve ifadesiz durmasına rağmen dudak kenarlarında çıkan kırışıklar tam hocanın istediği estetiğe uygundu.
Deniz modelin bacağının uzunluğunu ölçerken şakaklarında başlayan ısı ve karıncalanma hissiyle donup kaldı. His hızla yayılırken aceleyle kalkıp sınıftan çıkarken arkadaşlarının arasından geçmek oyalanmasına ve herkesin ona bakıp iyi olup olmadığını sormasını sağlamıştı. Zihninde yankılanan tek bir düşünce vardı. 'ALİ! ALİ! ALİ!'
Rei Denizi takip ederken Deniz koridora çıktığı an yere kapaklanıp titremeye başlamıştı. Bedeni tamamen titrerken Rei korkuyla sınıfa bağırmış ve herkesi Denizin başına toplamıştı. Deniz bilinci açık olsa da bedeninin kontrolünü kaybetmişken utanç içinde kendine gelmeye çalışıyordu. Ne yapması gerektiğini stresten kestiremiyordu. Başının altına sıkıştırılan kumaşın ne kadar gereksiz olduğunu ağzını açıp dilini kontrol etmelerinin saçmalığını kimseye söyleyemiyor kocaman açtığı gözlerle çaresizce başındakileri izliyordu. Titremesi gittikçe artarken bedenine yayılan ısıya tanıdık bir his eklenmişti. Adım adım yaklaşan hisle insanlar başından çekilmeye başladılar.
Ali Denizi kucağına alırken Denizin beneni gevşememiş kasılmaları azalmamıştı. Etraftakileri iki yana dağıtarak okuldan hızla çıkıp Denizi okula geldiği arazi arabasının arka koltuğuna koyup üstüne eğildi. Denizin gözleri açık bakışları korku doluydu. Ali yaptıklarının sonucunu Denizin çekmesinden bıkmıştı. Adımlarını korkarak atıyor, korkmadığı ilk anda da Deniz mütiş acılarla yüzleşiyordu. Kapıyı kapatıp sürücü koltuğuna oturduğunda ağzında aynı kelimeler peş peşe dönüyordu.
"İyisin, geldim, benimlesin, iyisin..."
Deniz arabanın tavanına bakarken kasılmaları canını yakıyor açık kalan çenesini kapatamıyordu. Gözlerinden akan yaşlar yanağından süzülüp kulağına dolarken araba durdu. Ali Denizi arabadan çıkarıp çimlerin üstüne bıraktığı an Denizin göğüsünde toplanan ısı tekrar bedenine yayılmaya başlamış dakikalar içerisinde bedeni gevşemeye başlamıştı. Ali avcunu Denizin alnına bastırırken kasılmalar tamamen geçmişti. Ali avcunu çektiğinde Denizin ağzının kapandığını ve bacaklarını kendine çektiğini görünce rahatlayarak Denizi kendine çekip sarıldı.
"Özür dilerim, Özür dilerim, özür dilerim."
Deniz hıçkırarak ağlarken Ali kızı sıkı sıkı sararak güvende hissetmesini sağlamaya çalıştı. Bir yandan Denizin sıkışan kanallarını yeteneğini kontrollü olarak kullanarak temizlemeye devam ediyordu. Vücudu hareket edebilir hale gelse de hala enerji sıkışmaları bedeninin dört bir yanını sarmıştı. Ali tek tek tüm düğümleri çözerken zorlansa da Denizi bırakmıyordu.
Ali bilerek boş bir araziye gelmiş arazide ki ağaçların altında, gözlerden uzak bir bölgeyi seçmişti. Okuldakilere çıkarken hastaneye gittiklerini söylemişti.
Bir kaç saat Deniz kucağında ona sarılmışken hava kararmıştı. Yoldan geçen bir araba kapıları açık olan lüks arazi arabasının sahibinini kontrol etmek için yanaştığında kendi arabasının ışığının çimleri aydınlatmasıyla sarmaş dolaş çifti görünce daha durmamışken hızla uzaklaşıp ard ardına kornaya basmıştı. Gelen ışık ve korna sesiyle irkilerek kendisine gelen Deniz gözlerini aralayıp Aliye baktı. Rahatmasının ardından ağlarken uyuya kalmış olmalıydı.
Ali transa girmiş halde hafif hafif sallanıyordu. Deniz ağırlaşan gözlerini kocaman açıp kapayarak doğrulup esneme hareketleri yapmaya başladı.
Başına gelenlere mecburen alışmıştı artık. Bu ilk oluşu değildi. Ne kadar olayın içerisindeyken canı yansa da önceden daha sık yaşıyorlardı bunu. Deniz dizlerini esnetirken kuruyan göz yaşlarının yanaklarında oluşturduğu gerginliği yeni yaşlar gevşetiyordu. İçini çekerken mecburen hızlı toparlanmak için esneme hareketlerini tamamlarken göğüsü sınıfın önündekileri hatırladıkça daha fazla sıkışıyordu. Tüm arkadaşlarının önünde nöbet geçirmişti. Çenesi titrerken rezil mi oldu başına bela mı aldı emin olamıyordu.
Bir an Aliye sinirlendi. Öğlen okulda olacağını biliyor olmasına rağmen neden güçlerini bu kadar zorlayarak kullanmıştı ki?
'Umarım başın gerçekten sıkışmıştır!' Diye içinden söylenerek Aliyi göz hapsine aldı. Hafif hafif zıplayarak esnetmesi gereken yer kalıp kalmadığını kontrol etti. Her kası kasılmaktan gerim gerim gerilmişti ve esneme hareketleri yaptığı için hızla eski haline dönüyordu. Bu taktiği keşfetmeden önce defalarca kez ağrıdan kıvranıp ilaç içmeye çalışmış ama insanlar için üretilen kas gevşeticileri tam olarak işe yaramamıştı. Özel ilaçlara ulaşmadan önce de esnemenin yeterli olduğuna karar verdi.
Ali Denizin bedeninden ayrıştığından beri ne zaman yeteneklerini fazla kullansa bağları kopmadığı için Deniz nöbet geçiriyordu. Deniz ve Alinin güçleri 7 yıl içinde iç içe geçmiş enerjileri birbirine karışmışken olması gerektiği kadar iyi ayrışmışlardı. Ali durumun farkındaydı. Planı ayrışmayı tek seferde yapmak değildi. Bir kaç aylık bir süreçle ayrışmaları gerekiyordu ve bunun için güçünü yeterince toparlaması gerekiyordu ama Deniz buna izin vermemişti. Kendine Denizin onu ayrışmaya zorlayarak aklını bulandırdığını söylüyor aylardır kendini kandırıyordu.
Alinin yeteneklerini normalden fazla kullanmasının Denizin nöbet geçirmesine sebep olduğunu daha ikinci seferde anlamışlardı. Anladıktan sonra Ali lazım olmadıkça vur kaç yaparak işlerini halletmeye başlamış olsa da Alinin bu öğlen kendi koyduğu bir çok kuralı yıkması gerekmişti. Denizin Gizem ve Furkanın zihninde bulduğu adamı ararken çok büyük bir baskın yapmışlardı.
Deniz Aliyi sarstı. 'Bu kadar uzun sürmemeli' diye düşünüyordu. Denizin kendine gelmesi için Ali Denizin tüm kaslarını gevşetiyor bunu yaparken dünyadan koparak transa geçiyordu. Ali sallanmayı durdurduktan sonra gözlerini yavaşça aralayıp Denizle göz göze geldi. Yorgun bakışlarla Denizin iyi olduğunu görünce rahatlayarak kendinden geçip geriye düşürken Deniz endişeyle Aliyi yakasından yapalayıp yere yavaşça bıraktı. "Ali! Ne oluyor? Alii!!" Daha önce Alinin bayıldığını görmemişti. Panikle omuzlarını sarstı. Güçlerini o kadar üst üste kullanmış olamazdı. Ali sınırını bilirdi. 'Ne oluyor?' Diye içinden tekrarlayarak Aliyi sarsıyor bir yandan paniğini bastırmaya çalışıyordu. 'Ya Ali bayılmadıysa?' Alinin yanında dizleri üstünde dururken önce Alinin nabzını ölçüp yaşadığından emin olduktan sonra gözlerini kapayıp avuçlarını Alinin kollarına bastırdı. Çıplak teninden ellerine yayılan enerji çok cansızdı. Gözlerinden süzülen yaşlardan nefret etmişti. Küçüklüğünden beri ağlamadığı kadar son aylarda ağlamıştı. Kendini çıkmazda hissediyordu. Daha önce yaşamadığı bir çok duyguyu kısa sürede yaşamıştı.
Alnını Alinin çenesine yaslayıp tanıdık kokusunu içine çekti. "Kendine gel..." Deniz avuç içlerinde ki titreşimlerin arttığını hissedince irkilip gözlerini açtı. Ali hala baygındı. Denizin paniği azaldı.
Alinin kendine geleceğini biliyordu ve kendisini bu kadar korkutmaya hakkı yoktu.
Aliyi tekrar sarstı.
Hareket etmemişti.
Geçen her saniye endişesi artıyor sinirini köklüyordu. Alinin göz kapaklarını açıp kontrol etti. Hareket etmiyordu. Ali ısrarla uyanmıyor Denizi sanki bilerek korkutuyordu. Deniz derin nefesleri arasında Alinin yüzünü iki eli arasına aldı. "Uyan artık!" Kafasını sarsmak da işe yaramayınca anlık bir dürtüyle Aliye tokat attı.
Avucu Alinin yanağına değdiği an ikisinini de elektririk çarpmıştı. Deniz irkilerek elini tutarken Ali gözlerini açıp anlamayan gözlerle etrafına baktı. Yanağı acıyor ve nerede olduğunu kavrayamıyordu.
Deniz kocaman açtığı gözlerle yanağında ki yaşları elinin tersine silerken Ali Denizle göz göze gelince çimlerde neden uzandığını anımsadı. Deniz lüks arabaya kaçamak attığı bakışla ürpererek arabaya döndü. Tüm bedeni az önce gördüklerinin şokuyla titriyordu.
Deniz duygularını açık yaşamaya alışık olmadığı için bedeninin titremesine anlam veremiyor öfkeden patlayacağını hissettiği kafatasının bu hale gelmesini manasız buluyordu. Zihnine yüklenen anılarla birlikte beliren şaşkınlık ve korku birleşip öfkeye dönmüştü ve Deniz öfkelendiğinde ne yapması gerektiğini bilmiyordu.
"Dolunay yaşıyor mu?" Deniz burnundan derin nefesler alarak Aliye döndüp gördüklerinin gerçekliğini sorguladığında Ali dirsekleri üzerine doğrulmaya çalışırken durup kaşlarını kaldırdı. "O nerden çıktı?" Ali daha demin ki elektirik çarpmasının ne olduğunu o an anlayarak gerildi.
Deniz daralan göğüsüyle ayağa kalkıp arabaya koşarken Ali Denizin arkasından doğrulup yalpalayarak koşmaya başladı. Kanı damarlarında daha hızlı akmaya başlamıştı. Denizin arkasından seslendi. "Nereye?" Sesinde ki panik Denizin arkasına bakmadan arabaya girip torpidoyu açmasını engellememişti. Şahit olduklarının gerçekliğinden emin olmak için küçücük bir teyide ihtiyacı vardı. Torpidoda ki ruhsatı çıkarıp sayfalarını karıştırdı. Doğru sayfayı açtığında arabanın kimin üstüne olduğunu görünce arabaya seke seke koşan Aliye hayal kırıklığıyla bakarak ruhsatı yerine koydu. Arabanın sahibi Aslan Lain'di. Ellerini yüzüne bastırıp Aliyi şok ederek çığlık atarken kafasının arkasını koltuğa bastırdı. Beyninde patlayan sıcaklık tüm organlarına yayılırken titremeleri arttı ve kendini tutamayıp sinir naraları atarak kafasını Ali onu durdurana kadar koltuğa çarpmaya başladı.
Bölüm etkileşimi
